
Hollywood’a karşı tarih: Anthropoid adlı film tarihi gerçekler karşısında nasıl bir sınav veriyor dersiniz?
Anthropoid, tarihî gerçeklere büyük ölçüde sadık kalan bir yapım. Bu da onu hem etkileyici hem de değerli kılıyor.
(Puan: 10 üzerinden 9)
Yönetmen: Sean Ellis Başroldekiler: Cillian Murphy, Jamie Dornan, Charlotte Le Bon, Anna Geislerová, Harry Lloyd
Ülke: İngiltere/Fransa/Çek Cumhuriyeti
Yıl: 2016
01
Filmde dramatik etkiyi artırmak ve kahramanlık hikâyesini daha çarpıcı kılmak için Jan Kubiš (Jamie Dornan), silah tutarken elleri titreyen, sürekli korku içinde biri olarak gösterilmiş.
Oysa gerçekte Kubiš, 1940 Fransa Muharebesi’nde Fransız Yabancı Lejyonu saflarında çarpışmış, cephe görmüş tecrübeli bir askerdi. Filmdeki ürkek portre, tarihsel gerçeklikle örtüşmüyor.
02
Filme kısmen romantizm katan yan hikâye size de biraz yapay geldi, değil mi? Çünkü gerçekten öyle...
Kubiš ile Marie Kovárníková arasında duygusal bir yakınlık yaşanmış olabileceğini gösteren kayıtlar mevcut ancak Gabcík ile Lenka Fafková arasındaki böyle bir ilişkiye dair hiçbir tarihî kanıt yok. Görünen o ki, senaryonun dramatik etkisini artırmak için hayalî bir aşk eklenmiş.
03
Sırf eleştirmiş olmak için basit hatalara dikkat çektiğimizi düşünebilirsiniz ancak bunlara değiniyor olmamız, filmin diğer öğelerinin tarihî gerçeklere ne denli uygun olduğunu gösteriyor.
İşte bu küçük hatalardan biri de Gabčík radyoyu açtığında hemen çalışması ve suikast haberini vermesi. Aslında bu tip lambalı radyolar, açıldıktan sonra yaklaşık bir dakikalık ısınma süresine ihtiyaç duyuyordu.
04
Açılış sekansı Münih Krizi’ni biraz fazla basite indirgemiş; ancak asıl sorun, Çekoslovakya’nın “işgal altındaki” bir ülke olarak tanımlanması.
Gerçekte yalnızca Çekya bölgesi Nazi işgaline uğramış, Slovakya ise yerel faşist lider Jozef Tiso’nun yönetiminde bağımsız görünümlü bir kukla devlete dönüştürülmüştü. Bu ayrım, dönemin siyasî dengeleri açısından önemli.
05
Anthropoid’in tarih karşısındaki belki de en büyük kusuru, hikâyenin arka planına yeterince değinmemesi.
Film, Reinhard Heydrich’in işlediği korkunç suçlara dair çok az şey söylüyor; hatta onun Holokost’un başlıca mimarlarından biri olduğu gerçeğine bile neredeyse hiç değinmiyor. Bu da izleyicilerin, Heydrich suikastının neden bu denli önemli olduğunu anlamasını güçleştiriyor.


