Haber kapak görseli
Kategori
5 dk okunma süresi
Elle

Onur Seyit Yaran İle Sahici Bir Yaz Sohbeti

İçeriği Paylaş

Bizi 90’ların o sahici ve çabasız atmosferine götüren Yaz Evi'nin başrol oyuncularından Onur Seyit Yaran ile yaz esintili nostaljik bir yolculuğa çıktık.

Bazen bir şarkı, bazen eski bir fotoğraf, bazen de tenimize değen o tuzlu rüzgar bizi hiç unutamadığımız bir mevsime geri götürür. Prime Video’nun yeni yerli yapımı Yaz Evi, bize tam olarak bunu hatırlatıyor. 90’ların o telaşsız, çabasız ve sahici dünyasını Bodrum’un yaz ruhuyla birleştiren film, izleyiciye sınırları aşan nostaljik bir gençlik hikayesi sunuyor.

Hikayenin kalbinde ise duygularıyla hareket eden, sadakati ve korumacı yapısıyla izleyiciyi yakalayan Sinan yani Onur Seyit Yaran var. Karakteriyle bağ kurarken mantığın ötesine geçip kalbin sesini dinlemeyi yeniden hatırlayan oyuncu, Yaz Evi'nin ve kendi samimi dünyasını ELLE ile paylaşıyor.


Başrolünde yer aldığın Prime Video’nun yeni yerli yapımı Yaz Evi, gençlik filmlerinin o tanıdık duygusunu yeniden hatırlatıyor. Seni senaryoya en çok çeken şey neydi? İlk okuduğunda sende bıraktığı his ne oldu?
Beni en çok çeken şey hikayenin samimiyeti oldu. Hepimizin hayatında unutamadığı bir yaz, dönüp baktığında gülümsediği anılar vardır. Senaryoyu ilk okuduğumda tam olarak bunu hissettim. İçinde nostalji var ama aynı zamanda çok sıcak ve umut veren bir tarafı da var. Hikayenin insanlara iyi geleceğini düşündüm.

90’lar gençliği demek; walkman’ler, karışık kasetler, mektuplar ve bambaşka bir zaman ritmi demek. Çabasız cool, kendine has, sıcak ve samimi gençlik enerjisi demek. 90’lar atmosferinde bir gençlik hikayesinin parçası olmak nasıl bir histi?
Çok keyifliydi. Ben o dönemi yaşamadım ama hep merak ettiğim bir dönemdi. İnsan ilişkilerinin daha sade ve gerçek olduğu bir zaman gibi geliyor bana. Set boyunca o atmosferi hissetmek, o dönemin müziklerini dinlemek ve o dünyanın içinde yaşamak oyuncu olarak da çok besleyiciydi.


Canlandırdığın "Sinan" karakterini senden dinleyebilir miyiz? Bu karakterle bağ kurarken kendi içinde neyi keşfettin, senin için neyi yeniden hatırlattı?
Sinan duygularıyla hareket eden, sevdiği insanlara karşı çok korumacı ve sadık biri. Onunla bağ kurarken, kalbinin sesini dinlemenin ne kadar önemli olduğunu hatırladım. Hayatta her şeyi mantıkla açıklayamıyoruz. Sinan bana bunu yeniden hatırlatan bir karakter oldu.

Karakterinin en kırılgan anı sizce hangi sahnede ortaya çıkıyor? O sahneyi oynarken nasıl bir duygusal deneyim yaşadın?

Sinan’ın ilk kez gerçekten kaybetme korkusuyla yüzleştiği anlar onun en kırılgan olduğu yerler. Güçlü görünmeye çalışsa da içinde çok yoğun duygular taşıyor. O sahneleri çekerken karakterin yalnızlığını ve çaresizliğini hissetmeye çalıştım. Oyuncu olarak benim için de duygusal açıdan yoğun anlardı.

Mina ve Derya ile ekrandaki enerjiniz çok doğal ve yüksek. Bize set günlerindeki bu sinerjiyi nasıl anlatırsın?
Mina ve Derya ile çalışmak gerçekten çok rahattı. Bir süre sonra ilişkimiz set arkadaşlığından çıkıp gerçek bir dostluğa dönüştü zaten. Özellikle bir sahnede çok ciddi olmamız gerekirken birimizin yaptığı küçük bir hata hepimizi gülme krizine sokmuştu. Dakikalarca toparlanamadığımızı hatırlıyorum. O anlar setin en güzel anıları arasında kaldı.

Mina Demirtaş, Onur Seyit Yaran ve Derya Pınar Ak, Yaz Evi'nin Bodrum'da düzenlenen özel gala gecesinde.

Yaz Evi, gençlik hikayesinin yanında Bodrum’un yaz ruhunu da taşıyor. Set süreci senin için nasıl bir deneyimdi?
Bodrum filmin atmosferine çok büyük katkı sağladı. Yazın enerjisini gerçekten hissediyorduk. Yorucu günlerimiz oldu ama deniz, gün batımı ve o yaz ruhu bütün ekibe iyi geliyordu. Sanki sadece bir film çekmiyor da gerçekten o hikayeyi yaşıyormuşuz gibi hissettim.

Eğer "Sinan" karakteri dışında filmden başka bir rolü oynama şansın olsaydı, bu kim olurdu?
Sanırım Selin’i canlandırmak isterdim. Çünkü hikayenin merkezinde onun yolculuğu var. Zamanda yolculuk fikrine onun gözünden bakmak çok ilginç olurdu.

Film, Türkiye’de büyük bir ilgi gördü. Ancak kısa süre içinde Prime Video’da dünya çapında en çok izlenen filmler arasına girdi ve 19 ülkede Top 10 listesinde yer aldı. Hikayenin farklı coğrafyalarda ve kültürlerde de bu kadar karşılık bulması sana ne hissettiriyor?
Bu gerçekten çok gurur verici. Çünkü anlatılan şeyler aslında hepimizin duyguları. Aşk, özlem, aile, arkadaşlık… Bunlar dünyanın neresine giderseniz gidin insanların bağ kurabileceği şeyler. Hikayenin farklı ülkelerde de karşılık bulması bizi çok mutlu etti.

Yaz Evi, sosyal medyada çok konuşuluyor. Filmi bir oyuncusu olarak değil de yeni izlemiş biri gibi düşünsen, sosyal medyaya nasıl bir yorum bırakırdın?
“Film bitti ama ben hâlâ o yazın etkisindeyim. İzlerken hem gülümsedim hem de geçmişe özlem duydum.”


1996, Türkçe Pop’un altın yıllarından biriydi. Senin için bu filmin seti, ruhu ve Bodrum gecelerinin 90’lar şarkısı hangisi?
Tarkan’ın “Kış Güneşi” diyebilirim. Şarkının içinde hem nostalji hem de çok güçlü bir duygu var. Filmin ruhuyla örtüştüğünü düşünüyorum.

Elinde Selin’inki gibi bir zaman yolculuğu bileti olsaydı, hangi yaz mevsimine dönmek isterdin?
Sanırım çocukluğumdaki yazlardan birine dönerdim. O zamanlar zaman daha yavaş geçiyormuş gibi geliyor. Küçük şeylerle mutlu olabildiğimiz, daha kaygısız dönemlerdi.

90’lar denince akla ikonik denimler, oversize kesimler ve cool bir çabasızlık geliyor. Kostüm provalarında kendini o dönemin kıyafetleri içinde ilk gördüğünde ne hissettin? Günlük stiline taşımak istediğin bir parça oldu mu?
İlk gördüğümde kendimi eski bir fotoğraf albümünün içindeymiş gibi hissettim. Özellikle oversize denim ceketleri çok sevdim. Günlük hayatımda da rahatlıkla kullanabileceğim parçalar olduğunu düşündüm.

Bir aşk üçgeninin içinde kalmak sence bir insanın en çok hangi duygusunu ya da değerini sınar?
Bence en çok dürüstlüğünü sınar. Hem kendine karşı hem de karşındaki insanlara karşı dürüst kalabilmek böyle durumlarda çok zor ama çok önemli.

Sence yaz aşkını diğer aşklardan ayıran, onu unutulmaz kılan o görünmez şey ne?
Belki de her şeyin biraz daha yoğun yaşanması. Yazın zamanı farklı akıyor gibi geliyor. O yüzden yaşanan duygular da hafızada daha özel bir yer ediniyor.

ONUR SEYİT YARAN İLE KISA KISA 

Yazı tek bir duyguyla anlatsan?
Özgürlük.

Favori yaz kokun?
Deniz, güneş kremi ve hafif tuzlu bir rüzgar kokusu.

Üç kelimeyle yaz stilin?
Rahat, sade, zamansız.

Gardırobunun “kurtarıcı” yazlık parçası?
Beyaz keten gömlek.

Favori 90’lar trendin?
Oversize denim ceketler.

Hayalindeki romantik bir yaz buluşması?
Kalabalıktan uzak bir sahilde, gün batımını izlerken uzun uzun sohbet etmek.

Her şeyden uzaklaşıp nefes aldığın o yaz anı?
Sabah çok erken saatlerde, herkes daha uyanmamışken denize girdiğim anlar.


 

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo