
Op. Dr. Dilek Avşar sağlıklı yaş almanın peşinde! “Golf benim için mucize bir terapi"
Hazırlayan: Sinem Kın
Yoğun çalışma temposunun içinde golf, Op. Dr. Dilek Avşar için yalnızca bir spor değil; zihnini boşalttığı, doğayla buluştuğu ve günlük hayatın stresinden uzaklaştığı özel bir alan. Eşi Yakup Avşar’la paylaştığı bu tutku, zaman içinde hayatlarının önemli bir parçasına dönüşmüş. Estetik, plastik ve rekonstrüktif cerrahi uzmanı Dilek Avşar’ın sağlıklı yaşam anlayışı da benzer bir denge üzerine kurulu: Spor, beslenme ve ruh halini bir bütün olarak ele alırken estetikte ise artık yaşlanmayı geri çevirmekten çok, sağlıklı yaş almayı ve mevcut iyilik halini korumayı önemsiyor.
HELLO!: İkiniz de yoğun bir çalışma temposuna sahipsiniz ama golf hayatınızda önemli bir yer tutuyor. Golfle yollarınız nasıl kesişti, bu sporda sizi en çok çeken şey ne oldu?
Dilek Avşar: Golf, bir spor gibi görünse de aslında uzun vadede insanı çok güzel dinlendiren, sakinleştiren, adeta meditasyon etkisi yaratan bir aktivite. Aynı zamanda doğayla iç içe olduğunuz, stresinizi atabildiğiniz mucize bir terapi diyebilirim. Yakup ve kızım, ekstrem doğa sporlarına inanılmaz meraklı. Ben ise risk almaktan hoşlanan biri değilim. Onlarla birlikte güzel zaman geçirip spor yapmak istediğim için tesadüfen başlayan golf serüvenimiz, zamanla hayatımızda önemli bir yer edinmeye başladı. Golf sırasında hem zihninizi sıfırlayabiliyor hem de inanılmaz bir heyecan yaşayabiliyorsunuz. Çimlerin üzerinde yürümek, ağaçların, doğanın ve tüm canlıların etrafınızı sarmasının insanda çok güzel bir etkisi var. Ayrıca kulüp hayatının yoğun olması, istediğiniz anda güzel bir sosyal çevrenin parçası olabilmenizi sağlıyor. Bu da golfün ayrı bir keyfi.
HELLO!: Antalya’daki turnuvadan da çok keyifli kareler gördük. Turnuvalara katılmak golfü sizin için bir hobinin ötesine taşıdı mı? Rekabetçi tarafınız sahada ortaya çıkıyor mu?
D. Avşar: Rekabeti meslek hayatımda, sporda ya da özel hayatımda hiçbir zaman negatif bir şekilde yaşamak istemiyorum. Hayat zaten yeterince zor ve stresli; bir de rekabetin olumsuz taraflarını eklediğimizde her şey daha da yorucu hale gelebiliyor. Bu bakış açısını kazanmamda önce ailemin, ardından da Yakup’un çok büyük etkisi oldu. Zaman içinde kendimizi törpüleyip rekabetin olumlu tarafını ve yarattığı tatlı heyecanı yaşamayı öğrendik. Bu nedenle golfte de gereğinden fazla strese girmek istemiyorum. Bana çok fazla stres yaşatacağını düşündüğüm bir turnuvaya katılmıyorum. Ama ekip arkadaşlarımla keyifli bir turnuvada yenmek de yenilmek de inanılmaz eğlenceli olabiliyor. Hayatımda olduğu gibi sporda da sade, rahat ve keyif aldığım ortamların içinde olmayı seviyorum.

HELLO!: Golf; sabır, konsantrasyon ve disiplin isteyen bir spor. Hekimlikte ve estetik uygulamalarda gereken hassasiyetle golf arasında benzerlik kuruyor musunuz?
D. Avşar: Kesinlikle. Golf inanılmaz bir disiplin ve konsantrasyon gerektiriyor. Ancak bu konsantrasyonu sağladığınızda zihninizi gerçekten boşaltabiliyor, zihninizle birlikte vücudunuzu da dinlendirebiliyorsunuz. Cerrahiyle de çok güzel bir uyumu olduğunu düşünüyorum. Cerrahide ihtiyaç duyduğunuz dikkat ve konsantrasyon, spor hayatınızda da devam ediyor. Ayrıca golfü hiçbir zaman tek başına yapılan bir aktivite olarak görmemek gerekiyor. Yanına farklı spor aktivitelerini de ekleyebilmek hayatınıza renk katıyor.
HELLO!: Birlikte golf oynamak ilişkinize nasıl yansıyor? Sahada birbirinizi destekleyen bir çift misiniz, yoksa aranızda tatlı bir rekabet de var mı?
D. Avşar: Biz hem meslek hayatımızda hem de özel hayatımızda birlikte yürüyen ama her zaman tatlı bir rekabeti de olan bir çiftiz. Bu durum golfte de değişmiyor. Aynı takımda oynuyorsak inanılmaz bir dayanışma sergiliyoruz; karşı takımlardaysak bu kez gerçekten rakip olabiliyoruz. Bence bu tatlı rekabet ilişkiye de ayrı bir keyif katıyor.
HELLO!: Yazın ardından eylül ayıyla birlikte estetik uygulamalara ilginin arttığı bir döneme giriyoruz. Sonbahar-kış sezonunda danışanların size en sık hangi beklentilerle geleceğini öngörüyorsunuz?
D. Avşar: Günümüzde estetikte ‘longevity’ kavramını çok daha fazla kullanmaya başladık. Çok kısa bir süre öncesine kadar ‘anti-aging’ amacıyla yaptığımız birçok gençleştirme operasyonunu artık ileri yaşları beklemeden, daha erken dönemlerde koruma amacıyla uyguluyoruz. Özellikle yüz cerrahisinde çok fazla deformasyon oluşmasını beklemeden, ihtiyaç görüldüğü anda cerrahi uygulamalara başvurabiliyoruz. Medikal uygulamalara ise daha erken dönemde başlayarak yaşlanmanın etkilerini mümkün olduğunca geciktirmeyi hedefliyoruz. Eskiden yüz gençleştirme ameliyatları için 60-65 yaş sonrasına yönelik planlar yapılırken bugün 30’lu yaşlardan itibaren ihtiyaç halinde koruma amaçlı yüz ve vücut şekillendirme operasyonları yapılabiliyor. Yaşı geriye almaya yönelik ameliyatlarda ‘anti-aging’ kavramını kullanırken; bugün mevcut yaşı ve görünümü korumaya, yaşlanma sürecini yavaşlatmaya yönelik uygulamalar ‘longevity’ yaklaşımının bir parçası haline geldi. Özellikle bu sezon, zayıflama ilaçlarının yoğun kullanımı ve buna bağlı hızlı kilo kayıpları nedeniyle yüz ve vücutta gelişen sarkmaların daha fazla gündeme geleceğini düşünüyorum. Bu nedenle yüz germe, kol ve bacak içi germe, karın germe gibi operasyonların daha sık uygulanacağını öngörüyorum. Medikal tarafta ise cilt kalitesini artırmayı ve yaşlanmanın etkilerini geciktirmeyi hedefleyen hücresel tedavilerin yalnızca bu sezona değil, önümüzdeki uzun döneme de damgasını vuracağına inanıyorum.
HELLO!: Son yıllarda estetikte ‘yapılmış’ görünümden uzaklaşıp daha doğal, kişinin kendi yüzünü koruyan sonuçlara doğru belirgin bir değişim var. Sizce 2026-2027 Sonbahar-Kış döneminin estetik anlayışını hangi yaklaşım belirleyecek?
D. Avşar: Kesinlikle doğal estetik bu yıla damgasını vuracak. Son dönemde estetik estetik operasyonlarına ilginin artmasının en önemli nedenlerinden birinin, doğal güzellik algısının güçlenmesi olduğunu düşünüyorum. Yapıldığı belli olmayan, izlerin mümkün olduğunca saklı kaldığı ve kişinin kendi yüzünün yaklaşık 10-15 yıl önceki halini yakalamayı hedefleyen sonuçlar ön planda. Amaç kişinin yüzünü değiştirmek değil; doğal ama daha canlı ve dinlenmiş bir görünüm elde etmek. Bu doğal sonuçlar, erkeklerin de estetik uygulamalara ve cerrahi işlemlere daha sıcak bakmasını sağladı.
HELLO!: Yeni sezonda öne çıkmasını beklediğiniz uygulamalar ya da teknolojiler neler? Özellikle cilt kalitesini artıran, yenileyici ve yaşlanma karşıtı uygulamalarda hangi yenilikleri takip ediyorsunuz?
D. Avşar: Yeni dönemde hücresel tedavilerin medikal uygulamaların başında yer alacağını düşünüyorum. Vücudumuzun temel taşı hücre ve yaşlanma da hücrelerin içindeki besleyici yapı taşlarının azalmasıyla başlıyor. Hücrenin ihtiyaç duyduğu suyu ve elementleri yerine koyarak, bu süreci yavaşlatmayı hedefliyoruz. Estetikte ‘longevity’ dediğimiz yaklaşım da aslında yalnızca bir uygulamadan ibaret değil. Kişinin sağlıklı beslenmesi, spor yapması ve ruh haline dikkat etmesiyle başlayan bütünsel bir süreç. Hücrelerin gençliğini mümkün olduğunca koruyarak yaşlanma sürecini yavaşlatmak önemli bir hedef haline geldi. Yaş almış ve hücresel deformasyonun başladığı kişilerde ise hücresel tedaviler anti-aging amacıyla kullanılabiliyor. Bu yıl medikal uygulamalarda, hücresel tedavilerle birlikte ‘sandviç’ yöntemlerin de öne çıkacağını düşünüyorum. Cilt altındaki kolajeni uyarmak, gözenek görünümünü azaltmak ve cilde daha gergin bir görünüm kazandırmak amacıyla lineer ultrason ve radyofrekans teknolojilerinden yararlanılacak. Bunun yanında cildin ihtiyacına göre multivitamin enjeksiyonları ve cildin üst tabakasındaki dengeyi destekleyen lazer tedavileri temel bakım protokollerinin bir parçası olacak.
Cerrahi uygulamalarda ise özellikle vücut şekillendirmede yağ bazlı yöntemler öne çıkacak. Kişinin kendi vücudundan alınan yağ dokusu özel sistemlerle işlenerek saflaştırılıyor ve nanoteknolojik yöntemlerle daha akışkan bir forma getirilebiliyor. Bu doku; yüzdeki hacim kayıplarını gidermek, cilde daha canlı ve parlak bir görünüm kazandırmak amacıyla başta yüz olmak üzere dekolte, boyun, eller ve ihtiyaç duyulan farklı bölgelerde kullanılabiliyor. Ayrıca zayıflama ilaçlarına bağlı hızlı kilo kaybı sonrasında yüz ve vücutta oluşan sarkmalar nedeniyle yüz germe, karın germe, kol içi ve bacak içi germe operasyonlarının da bu sezon daha yoğun uygulanacağını düşünüyorum.












