
Rachel Araz Kiresepi: “Hayatım planlı, ruhum hep son dakika”
Röportaj: Sinem Kın
Fotoğraf: Fırat Koçak
Saç: Burhan Çılgın
Makyaj: Ali Rıza Özdemir
Video: Zorlu Çetin
Fotoğraf asistanı: Çağdaş Sezgin, Eralp Yılmaz
Styling asistanı: Gönül Soyçeri, Serra Yılmaz
Saç asistanı: Mehmetcan Yılmaz
Makyaj asistanı: Onur Kaya
Mekân için Kemer Golf & Country Club’a teşekkür ederiz.
Onu yıllardır renkleri, desenleri ve modaya oyunbaz yaklaşımıyla tanıyoruz. Ancak Rachel Araz Kiresepi’nin bugün bulunduğu yer yalnızca stilindeki değişimle ilgili değil. Üç çocuk annesi, içerik üreticisi ve girişimci olarak hayatının belki de en yoğun dönemlerinden birini yaşarken, artık neye yetişmek istediğini ve neyi geride bırakacağını daha iyi bildiğini söylüyor. “Eskiden her şeye yetişmeye çalışıyordum” diyen Kiresepi, bugün daha seçici ama aynı zamanda daha yaratıcı olmanın peşinde. Kemer Golf & Country Club’da bir araya geldiğimiz Rachel ile sosyal medyada kusursuzluk çağının sonundan kişisel stile, annelikten Sami Kiresepi ile ilişkisine, mahremiyet sınırlarından gelecek planlarına uzanan samimi bir sohbet gerçekleştirdik.

HELLO!: Bugün hayatının tam olarak nasıl bir dönemindesin?
Rachel Araz Kiresepi: Çok dolu ama çok ‘ben’ olduğum bir dönemdeyim. Hayatımın temposu yüksek ama sanırım artık o temponun içinde kendime ait ritmi bulmayı öğrendim. Eskiden her şeye yetişmeye çalışıyordum; şimdi neye yetişmek istediğimi, neleri önceliklendirmeyi seçtiğimi daha iyi biliyorum. Bence aradaki fark büyük.
HELLO!: Kendini birkaç yıl önceki Rachel’den en çok hangi yönlerinle farklı hissediyorsun?
R. A. Kiresepi: Kendimi, sınırlarımı, neyi sevip neyi sevmediğimi, kiminle aynı masada kahve içmek isteyip istemediğimi daha iyi biliyorum. Eskiden bir şeyleri kanıtlama ve herkesi memnun etmeye çalışma enerjim ve “Aman kimseye ayıp olmasın” çabam daha fazlaydı. Ama artık en başta kendimi mutlu etme çabasındayım. Asıl, Rachel’e sakın ayıp olmasın.
HELLO!: Sosyal medyanın en büyük dönüşümü ne oldu? Seni heyecanlandıran ve uzak durmak istediğin şeyler neler?
R. A. Kiresepi: Başladığımda sosyal medya çok daha spontane bir yerdi. Özellikle Instagram’da anlık, sıradan paylaşımlar yapıyorduk. Zaten adı da buradan geliyor: instant + telegram = Instagram. Şimdiyse başlı başına dev bir sektör oldu. Bunun çok güzel tarafları var ama bazen fazla formüllü hale gelebiliyor. Ben hep sosyal medyayı oyun alanım gibi görmeye çalışıyorum. Beni heyecanlandıran taraf her zaman yaratıcılık. Uzak durmak istediğim tarafsa herkesin birbirine benzediği, algoritma için yaşamaya başladığımız o filtreli dünya.
HELLO!: İnsanların seni bu kadar uzun süre takip etmesinin sırrı ne?
R. A. Kiresepi: Beraber büyüdük. Ben hayatımın farklı dönemlerini yaşarken onlar da kendi hayatlarını yaşadılar. Çok uzun zamandır orada olan, gerçekten beni benden bile iyi tanıyan bir kitle var. Çok değerli, çok nitelikli, gerçekten çok farklı bir kitleye sahip olduğumun farkındayım. Bunun sorumluluğunu da alıyorum; çok müteşekkir hissediyorum. Bu kitleyi milyonlarca başka insana değişmem. Küçük siyah ekranların arasından bulaşan o samimiyet, bu bağı güçlü kılan en sağlam ve en değerli şey.

HELLO!: Dijital dünya nereye evrilecek? Sen bu değişimin neresinde olmak istiyorsun?
R. A. Kiresepi: Bence kusursuzluk biraz yordu ve yoruldu. İnsanlar artık gerçek bir ses, gerçek bir duygu arıyor. Yapay zekayla birlikte kusursuz görüntü üretmek zaten giderek kolaylaşıyor; o yüzden kesinlikle insan tarafı daha kıymetli oluyor. Ben de tam orada olmak istiyorum: Estetik olsun ama ruhu da olsun.
HELLO!: Stilinin değişimini nasıl tarif edersin? “Bu tam Rachel” dedirten şey nedir?
R. A. Kiresepi: Benim stilim hiçbir zaman çok kurallı olmadı. Zaten moda konusunda en sevdiğim şey de bu. Çok şık bir parçanın altına alakasız bir şey giyebilirim, renkleri karıştırabilirim, vintage bir şeyi çok yeni bir şeyle kullanabilirim. “Bu tam Rachel” dediğim şey genelde içinde biraz oyun olan her şey. Çok doğru, çok kusursuz, çok klasik kombinler çoğunlukla bana göre değil. Farklı, eğlenceli olmayı seviyorum; bu da beden dilime yansıyor. Her şeyden önce ben çok eğleniyorum.
HELLO!: Geçmişte stilini ‘aşure’ diye tanımlamıştın. Bugün nasıl tanımlarsın?
R. A. Kiresepi: Hâlâ aşure. Belki bugün biraz daha rafine aşure. İçinde yine her şey var ama artık hangi malzemeyi ne kadar koyacağımı daha iyi biliyorum. Renk var, desen var, feminenlik var, kurdeleler, kalpler, fiyonklar, danteller var. Ama sonunda bir şekilde hepsi birleşip ben oluyor.
HELLO!: Rachel Araz üniforması yarat desek?
R. A. Kiresepi: İyi bir jean, çok iyi bir ceket ve “Ben buradayım” diyen bir aksesuar. Çanta, ayakkabı, takı… Bir şeyin biraz konuşması lazım. Çok sessiz giyinmek bana göre değil sanırım.

HELLO!: Instagram’da kimlerin stilinden ilham alıyorsun?
R. A. Kiresepi: Ben tek bir kişinin stilini baştan sona takip etmekten ziyade çok farklı insanlardan küçük şeyler almayı seviyorum. Birinin renk kullanımını, diğerinin gömleğinin kolunu kıvırmasını, başka birinin hiç düşünmediğim bir saç modelini… Sokakta gördüğüm biri de bana çok ilham verebiliyor. Hatta çoğunlukla çocukların bir araya getirdiği renkler, çizimler bile, bir çizgi filmdeki eğlenceli bir karakter bile…
HELLO!: Kişisel stil sahibi olmak daha mı değerli hale geldi?
R. A. Kiresepi: Kesinlikle. Çünkü trendler sosyal medya sayesinde artık eskisinden bile hızlı değişiyor. Bir parçayı daha yeni trend diye görüyorsun, üç hafta sonra bitmiş oluyor. Bence stil, trendleri takip etmek değil; trendlerin içinden sana benzeyeni seçebilmek. Kendi stilini bulmanın yolu da biraz yanlış giyinmekten geçiyor. Deneyeceksin, bazen kötü olacak, sonra “Bu ben değilmişim” diyeceksin. Stil biraz böyle oluşuyor.
HELLO!: Üçüncü çocukla birlikte anneliğe bakışında ne değişti?
R. A. Kiresepi: İlk çocukta insan gerçekten her şeyi doğru yapabileceğini düşünüyor. Üçüncüde biraz hayatın kendi akışına güvenmeye başlıyorsun. Daha az panik, daha fazla içgüdü var. İlkinde herkesin kişisel deneyimini genel geçer doğru gibi kabul ediyordum, şimdi çocukların zaten birbirinden ne kadar farklı olduğunu biliyorum. Aynı annesin ama üçüne de bambaşka annelik yapıyorsun. Çünkü sen de büyüyorsun.
HELLO!: Anneliğin seni en çok şaşırtan tarafı ne oldu?
R. A. Kiresepi: Bir insanın aynı anda bu kadar çok duygu hissedebilmesi. Çok yorulup beş dakika sonra çok özleyebilmek mesela. Çocuklar, bana kontrol edemediğim şeylerle yaşamayı öğretti. Yapamam dediğim her şeyi yapabileceğimi, devam edemem dediğim her an, şartlar ne olursa olsun devam edebileceğimi gösterdi. Bir de anda olmayı. Çünkü çocuk için dün yok, yarın yok, sadece şu an var.

HELLO!: Bütün bunların arasında yalnızca ‘Rachel’ kalabildiğin alanı nasıl yaratıyorsun?
R. A. Kiresepi: Arabada tek başıma müzik dinlemek, arkadaşlarımla olmak, giyinmek bir şeyler keşfetmek, seyahat etmek, sanat derslerime devam etmek, dizi izlemek, anneannemin domatesli pilavını yapmak… Anne, eş, çalışan kadın kimliklerimin dışında hâlâ sadece Rachel olduğumu hatırlatan şeyleri kaybetmemeye çalışıyorum. Bence her kadının buna ihtiyacı var.
HELLO!: İyi bir evliliğin sırrı galiba bu dediğin şey?
R. A. Kiresepi: Hayat değişiyor, insanlar değişiyor, çocuklar geliyor, işler değişiyor… Ama hâlâ birlikte gülebiliyorsanız işte bu en kıymetlisi. Bence iyi bir evliliğin sırrı hiç kavga etmemek ya da hep aynı fikirde olmak değil. Aynı takımda olduğunuzu unutmamak. Birbirini değiştirmeye çalışmadan kabul etmek, hâlâ merak etmek, kırıldığında susup biriktirmek yerine konuşmak… Bir de hayatın koşturmacası içinde sadece anne-babaya dönüşmeyip sevgili kalabilmek. Bazı dönemlerde biri yüzde 50 veremez. Biri yüzde 20’deyken diğeri yüzde 80 olur. İyi evlilik bence hesabı her gün eşitlemek değil, uzun vadede birbirinin yükünü taşıyabilmek.
HELLO!: Üç çocuklu bir ailede Rachel ve Sami olarak ilişkinizi nasıl koruyorsunuz?
R. A. Kiresepi: Genel olarak çok iyi koruyoruz; ama bazen gün geliyor WhatsApp’ta sadece çocukların programını konuşup birbirimize fotoğraf atıyoruz. Gerçek hayat bu. Ama mümkün olduğunca yalnız kalmaya, baş başa seyahat etmeye, dışarı çıkıp yemek yemeye çalışıyoruz. Her akşam baş başa dizi izleriz mesela. Günün en huzurlu ve konfor alanımda hissettiğim saatleridir.
HELLO!: Paylaşmak ile mahremiyet arasındaki çizgiyi nerede çekiyorsun?
R. A. Kiresepi: Bu konuda yıllar içinde çok netleştim. Her şeyi paylaşabilirim diye her şeyi paylaşmak zorunda değilim. Özellikle ailem ve çocuklarım konusunda benim için çok net sınırlar var. Ben buna biraz ‘kabukluluk’ diyorum. (Hatırlayanlar olacaktır, Sami beni soğana benzetir.) Hayatımın bana ait bir kabuğu olması gerekiyor. Sosyal medyada çok şey paylaşabilirim ama hayatımın tamamı asla sosyal medya olamaz. Bence beni uzun süre burada tutan şeylerden biri de bu.

HELLO!: Bu yazdan aklında en çok hangi an kalacak?
R. A. Kiresepi: Bu yaz çok hareketliydi. Ama yaşarken “Bu anı hatırlayacağım” dediğim; çekirdek ailece denizde gün batımı izlediğimiz bir andı.
HELLO!: Seyahat ederken stilin değişiyor mu? Bavulunda mutlaka ne olur?
R. A. Kiresepi: Kesinlikle değişiyor. Gideceğim yer beni çok etkiliyor. Bol aksesuar ve gereğinden fazla ayakkabı benimle her yere geliyor. “Belki giyerim” diye bavula koyduğum eşyalara -her seferinde- Sami’den “Taşınıyor muyuz?” tepkisi geliyor.
HELLO!: İnsanları şaşırtabilecek bir Rachel özelliği?
R. A. Kiresepi: Proje yönetimi konusunda şaşırtıcı derecede başarılı olduğumu söyleyebilirim. Çok güzel yemek yaparım, çok iyi taklit yaparım. Bir de kafama bir şey taktığım zaman, onu gerçekleştirene kadar çabalarım ve yaparım.
HELLO!: Kameralar kapandığında Rachel nasıl biri? Seni ne dinlendiriyor?
R. A. Kiresepi: Daha sessiz. Gerçekten sessizlik seviyorum. Çünkü gün içinde çok fazla ses, insan, mesaj, görüntü var. Evde olmak, çocuklarla vakit geçirmek, hiçbir şey yapmamak… Bazen telefonun olmadığı birkaç saat benim için gerçekten terapi gibi.
HELLO!: Son dönemde keşfettiğin yeni bir şey var mı?
R. A. Kiresepi: Beni çok güldüren yabancı bir parodi sayfa ve yeni bir müzik grubu.

HELLO!: Kızlarına güzellik, beden algısı ve kıyaslama konusunda nasıl bir yaklaşım kazandırmak istiyorsun?
R. A. Kiresepi: Bunu çok düşünüyorum. Çünkü bizim büyüdüğümüzden çok farklı bir dünyanın içinde büyüyorlar. Onların aynaya baktıklarında ilk düşündükleri şeyin “Güzel miyim?” olmamasını çok isterim. Güçlü müyüm, eğleniyor muyum, iyi hissediyor muyum, merak ediyor muyum, iyi biri miyim? Bunların daha önemli olduğunu bilmelerini çok istiyorum. Bir de bunları sadece söyleyerek öğretemiyorsunuz. Ben kendi bedenim hakkında onların yanında nasıl konuşuyorum, beden dilimi ve ruh halimi nasıl yönetiyorum, başka kadınlar hakkında nasıl konuşuyorum… Bunların hepsini duyuyorlar. O yüzden önce kesinlikle kendimize dikkat etmemiz gerekiyor.
HELLO!: Bundan sonraki Rachel döneminde seni en çok ne heyecanlandırıyor?
R. A. Kiresepi: Daha seçici ama daha yaratıcı olmak. Uzun zamandır bu işi yapıyorum ve hâlâ yeni bir şey üretme fikri beni çok heyecanlandırıyor. Ama artık sadece daha fazlasını yapmak değil, daha anlamlı ve daha çok bana ait şeyler yapmak istiyorum. Bir de çocuklar büyüdükçe hayatın yeni bir dönemi açılıyor. Ben de değişiyorum. O yüzden bu sorunun cevabını tam bilmiyorum. Zaten beni heyecanlandıran kısmı da gerçekten bu.

Kısa Kısa
Kahve mi, matcha mı?
Kahve. Matcha ile hâlâ tam bir gönül bağımız oluşmadı. Ama matcha’da ısrarcıysanız lütfen çilekli olsun.
Topuklu mu, sneaker mı?
Topuklu. Ama günün sonunda sneaker’a dönme hakkımı saklı tutuyorum.
Renk mi, desen mi?
Bu bana sorulacak soru mu? İkisi de.
Asla hayır diyemeyeceğin yemek?
Etli yaprak sarma, mantı.

Tekrar tekrar gitmekten sıkılmayacağın şehir?
New York ve Tokyo.
En son okuduğun ve sevdiğin kitap?
En son ‘Gece Yarısı Kütüphanesi’ne başladım ama yalan söyleyemem, ilerleyemedim. Konsantre olamadığım için son dönemde kitap okuyamıyorum. Düzenli takip ettiğim makaleler ve YouTube yayınları var.
Son zamanlarda diline dolanan şarkı?
Spotify’ımdan gelsin. Powers’tan ‘Sunshine’.
Dolabında gereğinden fazla olan şey?
Çanta ve ayakkabı.
Telefonunda en çok kullandığın emojiler?
Gülmekten yumuşayan gülen yüz.
Volkanik patlama. Kalp. Ve ışıltılar.
Kimsenin senden beklemeyeceği bir yeteneğin?
Beklenmedik seviyede girişimci ruhum.
Sabah insanı mı, gece insanı mısın?
Gece. Sabah insanı olmaya çalışan gece insanı.

Planlı programlı mı, son dakika mı?
Hayatım planlı, ruhum hep son dakika. Bir günlüğüne başka birinin gardırobuna sahip olabilsen?
Phoebe Philo’nun kişisel arşivine ışınlanmak isterdim.
Çocuklar uyuduktan sonra ilk yaptığın şey?
Hemen dizilerime başlamak.
Gün içinde en çok söylediğin kelime ya da cümle?
“Bence.”
“Çok teşekkür ederim.”
“Bakıp dönüyorum.”
Çocuklarına gün içinde en çok söylediğin cümle?
“Oğlum yapma”, “Önce kim başlattı?”, “Herkes tabağını bitirsin”, “Kimse birbirine dokunmasın!”












