
Ruhun tedavisi için yeni bir yasaya ihtiyaç duyuluyor
Aklımızla var olduğumuzu düşündüğümüz modern ve koşturmacalı hayatlarımızda, aslında her birimizin özü olan ruhlarımızı — ne ilginçtir ki — en çok unuttuğumuz şey olarak görüyoruz. Ruhumuzu ne kadar yorduğumuzu ise ancak kendimizi manen kötü hissettiğimiz zaman fark edebiliyoruz maalesef.
“Ruh” kelimesi günümüzde nasıl tanımlanıyor diye merak ettiğimde, Vikipedi’de şu tanımla karşılaşıyorum:
“İnsan varlığının maddi olmayan tarafı, yani özü. Teolojide ruh, kişinin ilahiliğe iştirak eden kısmı olarak tanımlanır ve genellikle bedenin ölümünden sonra varlığını sürdüren yönü olarak ele alınır.”
Peki çoğu kez geri planda bıraktığımız ruhlarımızı nasıl ve ne şekilde tedavi ediyoruz? Bu sorunun peşine düştüğümde karşıma, ruh sağlığı yasasıyla ilgili çalışmalar çıktı. Ruh sağlığının hâlâ 1928 tarihli sağlık yasasıyla korunmaya çalışıldığını ve ruh sağlığı hizmeti veren mesleklerin bu yasada yer almadığını söyleyen Psikolog – Çift ve Aile Terapisti, DBE Davranış Bilimleri Enstitüsü Başkanı, EMDR Derneği Başkanı, ÇATED Çift ve Aile Terapileri Derneği Başkan Yardımcısı Emre Konuk ile süreci konuştuk.
Ruh Sağlığı Yasasına Neden Gerek Görülüyor?
Ülkemizde ruh sağlığı ile ilgili süreçler, 1928 tarihli **“Sıhhat ve Şuabatı Sanatlarının Tarz-ı İcrasına Dair Kanun”**a eklenen maddeler ve yönetmeliklerle yürütülüyor. Mevcut yasanın yol açtığı sıkıntıların başında, bu yasanın “ruh sağlığı”ndan, yani ruh sağlığı hizmetlerinin nasıl düzenleneceğinden tek kelimeyle bile söz etmemesi geliyor.
1928 tarihli sağlık yasası, özetle “tıbbi hastalıklarla hekimler uğraşır” der. Yasa açıkça belirtmese de “hastaya doktor bakar” anlayışıyla konuyu kapatır. Bu nedenle psikoterapi hizmeti “tıbbi müdahale” olarak yorumlanır. Böylece dünyada ruh sağlığı hizmeti veren pek çok meslek grubunun adı bu yasada geçmez; terapi hizmeti verdiklerinde ise ağır cezalarla karşılaşabilir, hatta iş yerleri kapatılabilir.
Yüksek lisanslarını tamamlayıp psikoterapi eğitimi ve süpervizyon süreçlerini bitiren gençler, neredeyse 100 yıllık bu yasaya dayanılarak cezalandırılmakta; serbest çalışmaları engellenmektedir. Bu yönüyle Türkiye, dünyada ruh sağlığı profesyonellerini böyle sınırlayan tek ülke konumunda.
İşte bu nedenle çağın gereklerine uygun, süreçleri açık ve net biçimde tanımlayan yeni bir ruh sağlığı yasasına ihtiyaç var.
Yasa Hazırlığı Hangi Aşamada?
Mevcut durumda ülkemizde yasa teklifleri milletvekillerinin sorumluluğunda. Gönül ister ki, bütün siyasi partilerin ortak bir görüş etrafında birleştiği bir yasama ortamında bu konu gündeme gelsin ve yasa hızla çıkarılsın.
Sağlık Bakanlığı ve ruh sağlığı hizmeti veren meslek örgütleri daha önce bir araya geldi ancak çağdaş bir yasa oluşturulamadı. Aslında alınacak “model” konusunda bir sıkıntı olmaması gerekir; çünkü Amerika, Avrupa, Avustralya, Güney Amerika, Afrika ve Orta Doğu’nun belli ülkeleri ile akademisyenler, uzun yıllardır ortak bir sistemde uzlaşmış durumda.
Bizim dikkat etmemiz gereken nokta şu: Geç kaldığımız için arayı kapatacak farkı iyi tanımlamamız gerekiyor. Şu anda meslek örgütleri yeni bir girişimde bulunuyor. Bu kez herkes daha hevesli ve motive. Umutluyuz.
Sağlık Bakanlığı’nın Yasaya ve Meslek Örgütlerine Bakışı Nasıl?
İlk hedef, yasa metninde uzlaşmak. İnsan ve hasta haklarında uzlaşılmayacak bir durum olmayacaktır. Ancak çok uzun yıllar hizmet verilmesini sağlayacak ve herkesin onaylayacağı bir yasayı oluşturmak elbette kolay değil.
Yasa metninde uzlaşıldıktan sonra, ruh sağlığı meslek örgütlerinin Mesleki Yeterlilik Kurulu’ndan mesleklerinin standartlarını ve yeterliliklerini geçirmeleri gerekecek. Bu süreçlerin ardından “odalaşma” konusu gündeme gelebilir; ancak önce temel düzenlemelerin yapılması gerekiyor.
Yeni Ruh Sağlığı Yasası Nasıl Olmalı?
Ruh sağlığı yasası, ruh sağlığı hizmeti alan kişilerin insan ve hasta haklarına uygun bir hizmet almasını güvence altına almalıdır. Bu konuda Dünya Sağlık Örgütü’nün yayımladığı 10 maddelik metin, tüm dünya ülkeleri tarafından model olarak benimsenmiştir.
Yeni yasa; akreditasyon, lisanslama ve sertifikasyonla ilgili düzenlemeleri içermelidir. Özetle, ruh sağlığı hizmeti bu alanda yetkinliğe sahip profesyoneller tarafından verilmelidir. Bu nedenle yasa, bu profesyonellerin asgari eğitim kriterlerini, faaliyetlerini, denetlenmelerini ve diğer önemli unsurları düzenlemelidir.
Ayrıca gizlilik, etik kurallar, acil durumlar, uzman görüşü, akıl hastalığı ve ceza kanunu, intihar, onam, çocuk istismarı ve ihmali raporlama, tehlikeli hastalardan üçüncü kişileri koruma, danışanlarla sınır ihlali, ayrımcılık, engelli kişilerin finansman ve tıbbi gereksinimleri gibi pek çok konu da ek yasa ve yönetmeliklerle netleştirilmelidir.
Hazırlanacak ruh sağlığı yasası, gelişmekte olan bir ülkenin ihtiyaçlarına cevap verebilmelidir. Ülkemizde ruh sağlığı hizmeti veren uzman açığı yaklaşık 300 bin civarındadır ve nüfus her yıl 1 milyondan fazla artmaktadır. Bu nedenle yasa, arz-talep dengesini düzenlemeli; serbest çalışma, merkez açabilme, ortak çalışma ve mekân paylaşımını desteklemelidir.
Son olarak, ruh sağlığı hizmetinin verimliliğini artırmak için kısa süreli ve etkin terapi eğitimlerine ağırlık verilmesi büyük önem taşımaktadır.
ASLI ÖRNEK


