
Toronto’da Demet Özdemir rüzgarı
Okul Tıraşı ile uluslararası sinema dünyasında dikkat çeken yönetmen Ferit Karahan, Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü desteğiyle çekilen yeni filmi ‘Cinlerin Düğünü / Djinn Wedding’ ile dünya sinemasının önemli buluşma noktalarından Toronto Uluslararası Film Festivali’ne konuk oldu. Film, 16 Eylül’de TIFF Lightbox’ta gerçekleştirilen dünya prömiyeriyle ilk kez seyirci karşısına çıktı. Üstelik yalnızca festival programında yer almakla kalmadı; TIFF’in yönetmen sinemasına odaklanan ve bu yıl yalnızca 12 filmin seçildiği Platform yarışmasına kabul edildi. Adının çağrıştırdığının aksine ‘Cinlerin Düğünü’ bir korku filmi değil. Ferit Karahan filmi daha çok üç kuşağa yayılan bir ‘aile tragedyası’ olarak tanımlıyor. Hikayenin merkezindeki Ceren karakterine Demet Özdemir hayat veriyor. Toronto’daki dünya prömiyerine İlhan Şen, Kaan Yıldırım, Sarp Bozkurt, Evliya Aykan, Tuba Ünsal ve Erol Babaoğlu ile birlikte giden Demet Özdemir, International Cinephile Society’de çıkan film yazısında “Ceren’in içinde bulunduğu çıkmazı ve karakterin bastırılmış duygusal çatışmasını güçlü biçimde taşıyor” şeklinde tanımlanıyor.
Demet Özdemir, Ceren’i oynamanın kendisi için neden önemli olduğunu anlatırken, bu coğrafyada kadın olmanın ağırlığına vurgu yapıyor. Özdemir, Toronto’daki gösterim sonrasında Ceren’e hayat vermeyi, “bu topraklarda bir kadının varoluşunun ne kadar güçlü olduğunu hisseden ve anlayan biri olarak” çok etkileyici bir deneyim şeklinde tarif etmiş. Ceren’i ayrıca kendisine dayatılan öğretileri kırmaya çalışan ve ‘kendi itaatsizlik biçimini’ bulan bir kadın olarak görüyor. Özdemir ayrıca, bağımsız sinemada yer almayı uzun zamandır istediğini, Ferit Karahan’dan teklif geldiğinde şaşırdığını; tanınmış bir televizyon oyuncusu olmasının böyle bir projede kendisi için dezavantaj oluşturabileceğini düşündüğünü anlatıyor. Ceren’in de şimdiye kadar canlandırdığı karakterlerden farklı olduğunu ve bu rolle o coğrafyada yaşayan bir kadının duygularını anlamaya çalıştığını söylüyor.

Toronto seyahati boyunca siyah ve beyaz ağırlıklı monokrom seçimler yapan Demet Özdemir, All Saints midi elbisesini Manolo Blahnik stiletto’larla tamamlarken (4), Acne Studios minik fiyonklu elbisesi ile Saint Laurent yüksek topuklu ayakkabılar giymişti (5). Bir başka gece ise beyaz Alaïa üst ve pantolon takımının altına siyah-beyaz Chanel ayakkabılar giydi (3). Balenciaga straplez korse üst ile asansörde fotoğraf verirken (2) Trendyolmilla’dan beyaz maksi ceketli takımıyla maskülen bir şıklık sergiledi.












