
“Vadi’nin en hızlı 10 şirketinden biriyiz”
2021 yılında San Francisco’da kurulan Fal.ai, kısa sürede yapay zeka dünyasının en dikkat çekici girişimlerinden biri oldu. Küçük bir ekip ve sınırlı kaynaklarla yola çıkan şirket, bugün 200 milyon dolarlık yatırım, 40’ı aşkın çalışan ve 1,5 milyar dolarlık değerlemeyle unicorn seviyesine ulaştı.
Hande Yavuz Çalık / hyavuz@capital.com.tr
Start-Up Dergisi / Eylül-Kasım 2025
Üretken medya pazarının ismini koyan, yönünü çizen ve küresel ölçekte liderlik konumuna hızla tırmanan Fal.ai, Shopify, Adobe ve Canva gibi devlerle iş birlikleri yapıyor. Silikon Vadisi’nin en hızlı büyüyen ilk 10 şirketinden biri olduklarını belirten Fal.ai Kurucu Ortağı Görkem Yurtseven, bu başarının sırrını doğru zamanda doğru pazara yönelmelerine bağlıyor. “Kimsenin mevcut pastasından pay almıyoruz, tamamen yeni bir sektör yaratıyoruz. Yatırımcıların da en heyecan verici bulduğu nokta bu” diyen Yurtseven, “Pazarın ne kadar büyüyeceğini kimse bilmiyor ama hedefimiz, bu yeni alanda liderliği sürdürmek” diyor. Fal.ai Kurucu Ortağı Görkem Yurtseven, girişimcilik yolculuğunu,
Fal.ai ile yakaladıkları hızlı büyümeyi ve kendilerini geleceğe taşıyacak yeni planlarını Start Up’a anlattı:
Fal.ai’yı 2021’de San Francisco’da kurdunuz. Fal.ai fikri nasıl ortaya çıktı?
Ortağım Burkay ve ben liseyi Türkiye’de okuduk. Ardından üniversite için Amerika’ya geldik. Ben 8, Burkay 10 yıl olmak üzere San Francisco’daki büyük teknoloji şirketlerinde çalıştık. COVID-19 döneminde işimizden sıkıldık. Önce Burkay işini bıraktı, birkaç ay sonra ben de onu takip ettim. O sırada Fal.ai fikri henüz ortada yoktu. “Bir şeyler deneyelim, kendimize uygun bir alan bulalım” diye düşündük. Küçük bir ekip kurduk ve 3-4 kişiyle çalışmaya başladık. Küçük projeler ürettik. Bazen bunları open source olarak paylaştık, bazen belirli şirketlere satmaya çalıştık. Ancak bu, bugünkü yapay zeka rüzgarının öncesindeydi. Daha çok klasik “machine learning” projelerine yoğunlaştık. O dönemde de bu alanın sonuna geldiğimizi fark ettik, yeni fırsatlar yoktu. İlk yıl bu nedenle zorlu geçti, birkaç kez başarısız olduk.

Bu başarısızlık sizi nereye taşıdı?
2022’nin başında yapay zeka alanında büyük bir kırılma yaşandı: Dall·E 2, Stable Diffusion ve ChatGPT gibi modeller arka arkaya ortaya çıktı. Biz de rotamızı bu alana çevirdik. Çünkü girişimcilikte zamanlama çok kritik. Makro düzeyde büyük değişimlerin olduğu dönemlerde küçük fırsat pencereleri açılıyor ve bunları yakalamak gerekiyor. Bizim için de böyle oldu. Eskiden herkes kendi modelini sıfırdan geliştirmek zorundaydı. Stable Diffusion ile birlikte büyük modeller open source paylaşılmaya başlandı. Artık sıfırdan veri toplamadan, başka araştırmacıların ürettiği modelleri kullanarak yeni ürünler geliştirmek mümkündü. Bu, pazarda büyük bir hareketlilik yarattı. Biz de bu fırsatı değerlendirdik. Fal.ai’ın bugünkü haline ulaşma süreci böyle başladı.
Bu süreçte neler yaşandı?
Yaklaşık bir yıllık deneme yanılma sürecinden sonra 2022’de ilk gelirimizi elde ettik. Hızlı ve dinamik çalışmaya özen gösterdik. Küçük projeler geliştirerek insanların satın almak isteyip istemediğini test ettik. Bu noktada hızlı geri bildirim almak çok önemliydi. İlk etapta 3-4 müşterimiz oldu. Henüz halka açık bir ürünümüz yokken bile onlarla çalıştık ve ihtiyaçlarını karşılayarak ilk kazancımızı sağladık. Sonrasında bu taleplerin daha geniş bir pazara hitap ettiğini gördük. Bu nedenle dışa dönük pazarlamaya başladık, web sitemizi yeniledik. İki yıl içinde de oldukça büyük bir ölçeğe ulaştık.
Fal.ai tam olarak ne yapıyor?
Geliştirilen yapay zeka modelleri ya kurumların kendi bünyelerinde tutuluyor ya open source olarak paylaşılıyor. Fal.ai, bu modelleri hızlıca ölçeklendirebildiğiniz ve üzerine ürünler geliştirebildiğiniz bir pazaryeri. Tamamen yazılımcılara yönelik bir platform. Yazılımcılar, bu modellerin API’lerini kullanarak ürün geliştiriyor ve kullanım miktarı kadar ödeme yapıyor. Bu pazarın en ilgi çekici yanı, son derece yeni olması. Geçmişe dönüp “eksiklik vardı” diyebileceğimiz bir alan yok. Çünkü başlangıçta kimse bu modellerin nasıl kullanılacağını bilmiyordu. Ortada yerleşmiş bir oyuncu bulunmadığından tamamen sıfırdan oluşan ve çok hızlı büyüyen bir pazar ortaya çıktı. Bu da bizim için büyük bir fırsat yarattı. Üstelik bu modellerin büyüklüğü, kullanım biçiminde de bir paradigma değişikliğine yol açtı. Önceden insanların manuel olarak yaptığı işler artık yapay zeka tarafından gerçekleştiriliyor. Bu dönüşüm hem kullanım alışkanlıklarını değiştirdi hem yeni ürünlerin önünü açtı.
Yani hedef kitleniz son kullanıcıdan çok yazılımcılar?
Evet, öncelikli olarak yazılımcılara yönelik. Ancak modeller çok yenilikçi olduğu için bireysel kullanıcılar da sitemizi ziyaret ediyor. Yeni bir model yayınlandığında ilk bizde yer aldığı için denemek isteyen birçok kişi oluyor. Yine de gelirimizin yüzde 99’unu yazılımcılardan yani B2B kanaldan elde ediyoruz.
Bundan sonraki hedefiniz de B2B üzerinden ilerlemek mi? Yoksa farklı müşteri segmentlerine de açılacak mısınız?
B2B modelinde devam etmeyi planlıyoruz. Çünkü yazılım satmanın en kolay yolu yazılımcılara satmak. Ayrıca yazılımcılar çok daha yaratıcı olduğu için bizim işimizin üzerine yeni katmanlar ekliyor. Bu da işimizi büyüterek devam ettiriyor. Bizim için oldukça verimli bir model.
Girişimde ilk momentumu nasıl yakaladınız?
Çok büyük bir makro dalganın ardından kendi ürünümüzü geliştirdik ve süreç çok hızlı ilerledi. Stable Diffusion open source olarak yayınlandığında küçük ama heyecanlı bir geliştirici topluluğu onun üzerine ürün geliştirmek istiyordu. Biz de onlara en iyi hizmeti sunmaya odaklandık. Niş bir alanda başladık ama hızla büyüyeceğini düşündüğümüz bir fırsatı erken yakaladık.
Başlangıçta ekibiniz kaç kişiydi? Şu anda kaç kişilik bir ekibe sahipsiniz?
İlk başta beş kişiydik ve uzun süre bu şekilde devam ettik. Seri A yatırımı aldıktan sonra ekip 15 kişiye çıktı ve bir süre bu sayıda kaldık. Ardından yeni bir büyüme aşamasıyla 25 kişiye ulaştık. Geçtiğimiz mayıs ayında gerçekleşen Seri C yatırım turunun ardından bugün 43 kişilik bir ekibiz. San Francisco’daki ofisimizde 17 kişi çalışıyor, geri kalan ekip üyeleri ise dünyanın farklı ülkelerinden uzaktan bize katılıyor.
125 milyon dolarlık Seri C yatırımıyla unicorn oldunuz. Sizi bu noktaya taşıyan en önemli unsurlar nelerdi?
Arkamızdaki makro dalga çok güçlüydü. En doğru yaptığımız şey, küçük ama hızla büyüyen bir pazara odaklanmaktı. Start up’lar için bu, en kritik başlangıç noktasıdır. Biz “generative media” adını verdiğimiz bu pazarı hem yakaladık hem tanımladık. Terimi ilk kez biz kullandık. Bugün Google bile kendi ekiplerini “generative media” olarak adlandırıyor. Konferanslarda “generative media” oturumları yapılıyor. Pazara ismini vermek ve şekillendirmek bizim için önemli bir fırsat oldu.
Bu süreçte dönüm noktası diyebileceğiniz aşamalar oldu mu?
Evet, birkaç kritik kararımız var. Örneğin ilk resim modeli çıktığında aynı zamanda büyük dil modelleri (LLM) de open source olmuştu. Biz resim modellerine yoğunlaşmayı seçtik. O dönemde çoğu şirket LLM’lere yöneldi. Ancak bu alanda rekabet çok yoğundu. Google ve büyük teknoloji şirketleri pazarın en güçlü oyuncularıydı. Onlarla doğrudan rekabet etmek yerine daha küçük ama hızlı büyüyen görsel modeller pazarına odaklanmamız bugün geldiğimiz noktanın en önemli dönüm noktalarından biri oldu.
Pazarı siz yarattınız, ismini siz koydunuz. Bugün rekabet ne durumda?
Bizim yaptığımız gibi farklı model geliştiricilerini bir araya getiren başka bir girişim yok. Küçük birkaç start up var ama biz onlardan onlarca kat daha büyüğüz. Google ve OpenAI gibi devler kendi modellerini geliştiriyor. Ancak onlarla da iş birliği yapıyoruz. Örneğin Google yeni bir model çıkardığında ilk kez bizim platformumuzda da yayınladı. Blog yazılarında Fal.ai’ın adını anmaları bizim için çok değerliydi. Bugün için en büyük risk, büyük model geliştiricilerinin tek başına çok güçlü ürünler çıkarması ve bizim bu yarışta geride kalmamız olabilir. Ancak iş birliklerimiz sayesinde ekosistemin önemli bir parçasıyız. Kendi alanımızda pazarın büyük bölümünü kontrol ediyoruz.
OpenAI sizin rakibiniz mi?
Onu doğrudan rakip olarak görmüyoruz. Biz yazılımcılara altyapı sağlıyoruz, OpenAI ise kendi modellerini çalıştırıyor. Ayrıca sürekli yeni modeller çıktığı için kullanıcılar tek bir modele bağlı kalmak istemiyor. Özellikle resim ve video alanında birden fazla modeli aynı anda kullanma eğilimi var. Başlarda OpenAI’den çekiniyordum, “Ya kendi modeli çok gelişirse biz ne yaparız” diye düşünüyordum. Bugün onu doğrudan rakip olarak bile görmüyorum.
Rakiplerinize kıyasla nasıl bir değer yaratıyorsunuz?
Üç temel farkımız var. Birincisi, yazılımcılar için çok kolay kullanılabilir bir platformuz. Farklı model sağlayıcılarıyla tek tek entegrasyon yapmak yerine yalnızca Fal.ai üzerinden entegre olabiliyorlar. İkincisi, open source ekosisteminin güçlü bir parçasıyız. Açık kaynak modellerin büyük kısmı bizim altyapımızda çalışıyor. Normalde oldukça zor ve zahmetli olan bu süreci biz kullanıcılar adına üstleniyoruz. Üçüncüsü, kendi geliştirdiğimiz altyapıyı şirketlere kiralıyoruz. Kendi özel modellerini ya da farklı yapay zeka iş akışlarını kullanmak isteyenler bizim altyapımızdan yararlanabiliyor. Bu üç özellik, bizi rakiplerimizden ayırıyor.
Önümüzdeki dönemde odak nerede olacak?
Üç ürünümüz var ve bunları geliştirmeye devam ediyoruz. Gelecek için daha fazla altyapı yatırımı planlıyoruz. Ancak altı ay sonrasını öngörmek zor. Çünkü yeni modeller çok hızlı çıkıyor ve her yeni model planlarımızı değiştirebiliyor. Esnek kalmak ve yeni gelişmelere hızlı tepki verebilmek önceliğimiz olacak.
4 yılda unicorn olmayı bekliyor muydunuz?
Açıkçası hayır. Hatta tam olarak 4 yıl bile değil. İlk 2 yıl daha çok araştırma geliştirme ve yön arayışıyla geçti. Asıl büyüme son iki yılda, hatta özellikle son bir yılda gerçekleşti. Bugün en hızlı büyüyen 10 Silikon Vadisi şirketinden biriyiz. Değerlememiz 1,5 milyar dolara ulaştı. Bizim için gurur verici bir tablo ama en başta ne biz ne çevremiz böyle bir gelişme bekliyordu.
Unicorn olana kadar toplamda kaç yatırım turuna katıldınız?
2022’nin başında küçük bir yatırım turuyla başladık. O dönemde piyasa oldukça kötüydü, bu nedenle çevremizden küçük bir destek aldık. Yaklaşık 6 ay boyunca open source projeler geliştirip bir şeyler kanıtladıktan sonra iki önemli yatırım şirketinden destek bulduk. Bu bize ilk ivmeyi kazandırdı. Tohum öncesi yatırımımız 1,5 milyon dolardı. Ardından 8 milyon dolarlık çekirdek yatırım geldi. Toplamda 23 milyon dolar olarak duyurduğumuz çekirdek ve Seri A süreci, büyümemizi hızlandıran önemli bir aşamaydı. Bunun üzerine 49 milyon dolarlık bir yatırım daha aldık. Son turda ise 125 milyon dolarlık bir yatırım daha aldık. Bugün toplamda yaklaşık 200 milyon dolara ulaştık. Bu kaynakların en büyük katkısı, bize risk alma imkanı sağlaması oldu. Ekibi büyüttük, güçlü bir GPU altyapısı kurduk. Son dönemde kâr ettiğimiz aylar da oldu, yani bankadaki paranın tamamını kullanmadık. Yine de yatırımcılarımız, bu kaynağı daha cesur projelerde değerlendirmemizi istiyor. Bizim için en değerli tarafı, bu yatırımların hem güven vermesi hem daha büyük fırsatlara hızlı adım atabilmemizi sağlaması.
Yatırımları ağırlıklı olarak hangi alanlarda değerlendireceksiniz?
Öncelik teknoloji ve pazarlama olacak. Mühendislik ekibimizi büyütüyoruz. Şimdiye kadar daha kısa vadeli projelere yatırım yapıyorduk. Artık orta ve uzun vadeli projelere de kaynak ayıracağız. Bu daha maliyetli olacak ama stratejik olarak önemli. Pazarlama tarafında ise bugüne kadar neredeyse tamamen “gerilla pazarlama” yaptık. Twitter ve Reddit gibi platformlarda yeni modelleri ilk kez biz duyurduğumuz için sürekli görünür olduk. Bu bize avantaj sağladı. Ancak bundan sonra daha düzenli ve planlı bir pazarlama bütçesiyle hareket etmeyi hedefliyoruz.
Son turda aranıza Sales Ventures, Shopify Ventures ve Google AI Features Fund gibi güçlü yatırımcılar katıldı. Bundan sonraki beklentileri neler?
Beklentileri büyümemizi sürdürmemiz. Onların formülü net: Yatırım şirketin büyümesini hızlandırmak için yapılır. Ayrıca pazardaki liderlik konumumuzu korumamız gerekiyor. Çünkü her pazarda liderin değeri daha yüksektir. Deniz kenarındaki ev nasıl daha pahalıysa, pazarda lider olan şirket de daha değerlidir. Yarın Disney veya Netflix bir üretken medya şirketiyle çalışmak istediğinde akıllarına sadece Fal.ai gelmeli. Yatırımcılarımızın en temel beklentisi, bu konumumuzu güçlendirerek sürdürmemiz.
Fal.ai’I Türkiye’de kursaydınız aynı sürede unicorn olabilir miydiniz?
Çok zor olurdu. Çünkü yatırımcıların beklentileri ve güven ilişkileri büyük ölçüde kendi şehirlerindeki ekosisteme bağlı. Yatırımcılar tanıdıkları insanlar üzerinden güven tesis ediyor. Bir sonraki yatırımcıya, mühendis ya da satışçıya San Francisco’da ulaşmak çok daha kolay. Bu nedenle girişimi orada kurmak, zaten zorlu olan sürecin en azından bir kısmını kolaylaştırdı.
Bundan sonraki en büyük hedefleriniz neler? Fal.ai’ı nerede görmek istiyorsunuz?
Üretken medya pazarında liderliğimizi sürdürmek istiyoruz. Pazar çok hızlı büyüyor. Artık bu teknolojilerle filmler ve oyunlar üretilmeye başlandı. Hangi yöne evrilirse evrilsin, orada konumumuzu korumak ve güçlendirmek istiyoruz. Ayrıca en büyük kurumsal şirketlere güvenilir hizmet sunmak ve markamızı küresel ölçekte öne çıkarmak bizim için kritik. Biz kimsenin mevcut pastasından pay almıyoruz, tamamen yeni bir sektör yaratıyoruz. Yatırımcılar açısından da en heyecan verici olan bu… Pazarın nereye kadar büyüyeceği henüz bilinmiyor. Bizim hedefimiz de yeni bir alanda liderliği sürdürmek.
Exit planınız var mı?
Şu an için böyle bir planımız yok. Şirketin büyümesinden memnunuz ve yolumuza bu şekilde devam etmek istiyoruz.

“PLATFORMUMUZDA 2 MİLYON YAZILIMCI VAR”
ODAK KURUMSAL MÜŞTERİLER
Platformumuzda yaklaşık 2 milyon yazılımcı var. Bunların bir kısmı bireysel geliştirici, bir kısmı ise büyük şirketlerde çalışan mühendisler. Uzun vadede gelirimizin sürdürülebilirliği için kurumsal müşterilere odaklanmamız gerekiyor.
BÜYÜK İŞ ORTAKLARI
Bu noktada birkaç büyük iş ortağımız var. Aynı zamanda yatırımcımız olan Shopify ile Adobe ve Canva gibi 100 milyar doların üzerinde değerlemeye sahip şirketlerle çalışıyoruz. Ayrıca Perplexity ve Genspark gibi hızlı büyüyen AI girişimleriyle de iş birliklerimiz var. Bundan sonraki hedefimiz, bu büyük kurumsal şirketlerle ilişkilerimizi derinleştirmek ve yeni kurumsal müşteriler kazanmak.
YATIRIMCILAR NEDEN GÜVENDİ?
“YENİ BİR PAZAR KURDUK”
Daha önce 8 yıl Amazon’da yazılım geliştiricisi olarak çalıştım. Ortağım Burkay’ın da Oracle ve Coinbase deneyimi var. Bu deneyimlerin başarımızda dolaylı katkısı oldu. Bazı girişimciler, kurumsalda yaptıkları işi girişime taşır. Bizim durumumuz farklıydı, çünkü tamamen yeni bir pazar kurduk. Ancak büyük yazılım ekiplerini yönetme tecrübesi ve o dönemdeki network yatırım süreçlerinde çok değerliydi.
REFERANSLAR
Yatırımcılar çoğu zaman fikirden çok ekibe yatırım yapıyor. Coinbase veya Amazon gibi kurumlarda çalışmış olmamız, eski yöneticilerimizin ya da sektör bağlantılarımızın bize referans olması, yatırımcılar için güven vericiydi. Silikon Vadisi’nde geçirdiğimiz 8-10 yıl hızlı yatırım bulmamızda ve doğru yatırımcılarla çalışmamızda önemli rol oynadı.
“TÜRKİYE’DE BİR MERKEZ KURABİLİRİZ”
“YETENEKLİ MÜHENDİSLER VAR”
Şu anda Türkiye’den çalışan 8 kişilik bir mühendis ekibimiz var. Henüz ofis açmadık. Türkiye’de çok yetenekli mühendisler var ve fırsat buldukça onlarla çalışmayı tercih ediyoruz.
OFİS NEREDE OLACAK?
Türkiye’de de bir merkez kurabiliriz. Şu anda en çok çalışanımız Ankara’da, üç mühendisimiz orada görev yapıyor. Bu nedenle ilk ofisi Ankara’da açmayı planlıyoruz. İstanbul da seçenekler arasında. Nerede daha çok çalışanımız olursa ofisi orada açmamız daha doğal görünüyor.
CİDDİ POTANSİYEL
Türkiye’de dikkate değer bir pazar var. Özellikle oyun sektöründen çıkan ekiplerin kurduğu uygulama geliştirme stüdyoları çok güçlü. Coldway, Hub Edge, AppNation ve Feraset gibi stüdyolar resim ve video tabanlı yapay zeka teknolojilerini yoğun şekilde kullanıyor. Türkiye’de bu anlamda ciddi bir potansiyel bulunuyor. Yine de bizim esas hedefimiz Shopify, Amazon ve Canva gibi küresel ölçekteki kurumsal müşteriler. Büyümemizi oraya yönlendirmek zorundayız.












