Haber kapak görseli
Genel
6 dk okunma süresi
HELLO!

Bir şehir, iki yaka: Porto

İçeriği Paylaş

Bazı seyahatler vardır ki insanı kalpten etkiler ve gezdiğiniz yerlerde hiç yabancılık çekmezsiniz. Portekiz’in Lizbon’dan sonra ikinci büyük şehri Porto da böyle bir şehir. Douro Nehri’nin iki yakasına yayılan bu renkli şehir, ilk karşılaşmadan itibaren tanıdık ve sıcak bir his bırakıyor. Şehrin azulejo’larla süslü cepheleri, taş sokakları, eski kafeleri ve nehir kıyısındaki canlı hayatı, onun zamansız karakterini her adımda hissettiriyor. Belki de bu yüzden Porto, görülüp geride bırakılan bir şehirden çok, kısa sürede kendinizi ait hissettiğiniz bir yer gibi hafızada kalıyor.

Yazı ve Fotoğraflar: Rana Korgül

Porto, ilk bakışta insanı görkemli anıtlarından çok, kendine özgü dokusuyla yakalıyor. Douro Nehri’nin Atlantik Okyanusu’na kavuştuğu bu şehirde renkli cepheler, azulejo’larla süslü yapılar, taş sokaklar, yokuşlar, eski tramvaylar, köprüler ve nehir kıyısındaki hareketli yaşam iç içe geçiyor. Yaklaşık iki bin yıllık geçmişe sahip tarihi merkezi, 1996’dan bu yana UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde; kentin asıl büyüsü ise geçmişin gündelik hayatın içine doğal biçimde karışmasında saklı. Dar sokaklarında yürürken bir köşede yüzyıllık bir kafeye, diğerinde mavi-beyaz çinilerle kaplı bir şapele rastlamak; Ribeira’dan Gaia’nın şarap mahzenlerine uzanan rotada Porto’nun geçmişiyle bugününü aynı manzarada izlemek mümkün. Şehir kompakt olsa da yokuşları ve yer yer dik kaldırımları nedeniyle Porto’yu yürüyerek keşfetmek biraz kondisyon istiyor; iyi bir çift ayakkabı bu nedenle seyahatin en önemli eşlikçisi. Hava da zaman zaman sürpriz yapabildiğinden, yaz aylarında bile akşamları için ince bir kazak ve hafif bir yağmurluk bulundurmakta fayda var. Yağmurun bile kendine yakışan bir atmosfer kattığı Porto’da, Douro üzerinde tekne turu planlıyorsanız açık havayı kollamak ve gün batımını nehir kıyısında karşılamak ise şehrin tadını çıkarmanın en güzel yollarından. Haydi gelin, Porto’nun kalbine doğru yolculuğa çıkalım…

Porto’yu gezmeye Avenida dos Aliados’tan başlamak iyi bir fikir. Porto’nun kalbi sayılan bu geniş meydan, tarihi dokusu ve görkemli binalarıyla kentin ritmini hissettiriyor. Buradan Clérigos Kulesi’ne geçilebilir. 75 metre yüksekliğindeki Barok ve Rokoko etkili kule, 1700’lü yıllarda inşa edilmiş. Zirveye ulaşmak için 225 basamak çıkmak gerekiyor; karşılığında ise Porto’nun çatılarına uzanan etkileyici bir manzara var. Clérigos’un karşısında Livraria Lello bulunuyor. Süslü iç mekanı, ahşap detayları ve kıvrımlı merdiveniyle şehrin en ünlü duraklarından biri. Ardından São Bento Tren İstasyonu’na geçmek iyi olur. İstasyonun duvarlarını kaplayan mavi-beyaz seramik panolar, Portekiz tarihinden sahneler taşıyor ve kentin azulejo geleneğini görmek için en güçlü adreslerden biri olarak öne çıkıyor. Porto’nun seramiklerle kurduğu bağ, sokaklarda da devam ediyor. Rua de Santa Catarina alışveriş için öne çıkan caddelerden. Cadde üzerindeki Capela das Almas, dış cephesini kaplayan mavibeyaz çinileriyle fotoğraf molasını oldukça hak ediyor. Yakındaki Mercado do Bolhão ise yerel hayatı izlemek, Portekiz ürünlerine göz atmak ve küçük gastronomik hediyeler almak için güzel bir durak. Burada deniz ürünlerinden bir tabak yapın ve lokallerin hayatına tanıklık edin. Minerva’nın konserve balıkları da burada karşılaşılabilecek klasik Portekiz tatlarından olup hediyelik için ideal… Santa Catarina Caddesi’ndeki 1922’de açılan Café Majestic’e uğramak geziye nostaljik bir mola katacaktır. Belle Époque atmosferi, gösterişli dekorasyonu ve tarihi havasıyla Porto’nun simge mekanları arasında. Kahvenin yanına Pastel de Nata eklemek günün temposuna çok yakışıyor. Bir öğle yemeğinde Porto’nun meşhur Francesinha’sını denemek iyi fikir. Et, erimiş peynir ve baharatlı sosla hazırlanan bu güçlü sandviç, şehrin en karakteristik lezzetlerinden biri. Brasão, Francesinha için öğle yemeği önerisi olabilir. Portekiz mutfağını daha çağdaş bir çizgide merak edenler için ünlü şef José Avillez adı da gastronomi notları arasında önemli yer tutuyor. Biz Cantinho Do Avillez’de harika bir akşam yemeği yedik.

Porto’da günün en güzel bölümlerinden biri Ribeira’da başlıyor. Douro kıyısındaki bu tarihi bölge; renkli evleri, küçük restoranları, kafeleri ve nehre açılan manzarasıyla şehrin hafızasını taşıyor. Köprünün altından uzanan sahil hattındaki ufak restoranlar özellikle akşam yemeği için sıcak bir atmosfer sunuyor. Ribeira’dan yürüyerek Dom Luís I Köprüsü’ne çıkınca Porto’nun en ikonik görüntülerinden biri karşınıza geliyor. Çift katlı demir köprü Porto ile Vila Nova de Gaia’yı birbirine bağlıyor. Gün batımında köprüden yürümek, nehrin iki yakasını izlemek için güçlü bir deneyim. Gaia tarafı daha sakin bir ritme sahip; kıyı boyunca Porto şarabı mahzenleri sıralanıyor.

Sandeman gibi ünlü üreticilerin mahzenlerinde tadım yapılabilir, üretim hikayesi dinlenebilir. Kopke, Taylor’s Port, Graham’s, Cálem ve Cockburn’s Port Wine Lodge; bölgedeki en popüler ve en eski markalardan bazıları… Porto şarabının ünü Douro Vadisi’ne dayanıyor. Şarap, fermantasyon sırasında üzüm kökenli distile içki eklenmesiyle güçlendiriliyor; böylece tatlı, yoğun ve yüksek alkollü bir karakter kazanıyor. Ruby, Tawny, Late Bottled Vintage ve White Port gibi farklı türler bulunuyor. Şarap merakı olanlar için Gaia’daki mahzen ziyareti şehrin kültürünü anlamanın en lezzetli yollarından biri. Hava güzelse Douro üzerinde tekne turu Porto’ya başka bir açıdan bakma imkanı veriyor. Nehirden bakıldığında yamaçlara yayılan evler, köprüler ve tarihi siluet çok daha etkileyici görünüyor. Merkezde dolaşan turistik şehir trenleri de kısa sürede genel bir fikir edinmek isteyenler için pratik bir alternatif. Gaia tarafında teleferik, manzarayı yukarıdan izlemek isteyenlere farklı bir rota açıyor. Elbette biz bu teleferiğe de bindik… Tarih meraklıları Porto Katedrali ile Palácio da Bolsa’yı programa eklemeli. Porto Katedrali Romanesk, Gotik ve Barok izleri bir arada taşıyor. 19. yüzyılda inşa edilen Palácio da Bolsa’nın en dikkat çekici bölümü Arap Salonu; yaldızlı süslemeleriyle Granada’daki Elhamra Sarayı’nı hatırlatan görkemli bir iç mekana sahip… Rua do Rosário, Rua das Flores ve Miguel Bombarda çevresi yaratıcı alışveriş için gezilebilir.

Konaklama için çok alternatif olsa da biz Lizbon’da tanıştığımız mimar Nicolas Cartier’in tavsiyesiyle JAM Porto’da kaldık. Bu otel, Campanhã Tren İstasyonu’na yakın konumuyla Porto’yu keşfetmek için pratik bir başlangıç noktası sunarken, eski bir endüstriyel yapıyı modern ve yaratıcı bir anlayışla yeniden yorumluyor. Arquitectos Aliados imzalı iç mekanlarda ahşap, deri ve vintage esintili parçalar, müzik odaklı genç ve dinamik bir atmosferle buluşuyor. Odalarındaki Hi-Fi sistemlerinden konser salonuna, restoranından sezonluk havuzuna uzanan detaylarıyla JAM Porto, konaklamayı şehrin yaratıcı ruhuyla birleştiriyor. Tasarım ve modern mimari sevenler bu otel ve zincirine bayılacak…

Açıkçası Porto, uzun programlar isteyen bir şehir izlenimi vermiyor. İki gece, ana durakları görmek ve Ribeira’nın tadını çıkarmak için yeterli olabilir. İlk kez Porto’ya gidiyorsanız: São Bento, Clérigos, Livraria Lello, Ribeira, Dom Luís I Köprüsü, Gaia rotasını yürüyerek keşfedin. Şarap için Gaia’da bir mahzen ziyareti ekleyin; gün batımını ise Parque das Virtudes veya nehir kıyısında karşılayın. Porto’nun merkezini birkaç günde görmek mümkün olsa da şehrin asıl keyfi acele etmeden, yokuşları ve ara sokakları keşfederek çıkıyor. Burada yapılacak en güzel şeylerden biri rotayı biraz gevşek bırakmak: bir yokuşun sonunda manzaraya rastlamak, azulejo’lu bir cephede durmak, Douro kıyısında kahve içmek, akşamı Porto şarabıyla kapatmak. Şehrin karakteri tam da bu küçük anlarda ortaya çıkıyor.

Porto’da bize şehri başka bir gözle keşfetme fırsatı veren ve gezimizin ruhunu bambaşka bir noktaya taşıyan kişi, arkadaşımız Emre Çelik oldu. Birkaç yıldır bu şehirde yaşayan Kareme Events ortağı Emre Çelik, Porto’nun sokaklarını, gündelik hayatını, lezzetlerini ve saklı kalmış detaylarını kendi deneyimleri üzerinden bizimle paylaştı. Onun sanatçı bakışı ve enerjisi sayesinde bir lokal gibi şehre biraz daha yakından, biraz daha içeriden baktık. Porto’yu onun payıyla keyifle hatırlayacağız...

Porto'nun en iyi 20 adresi

  1. Ribeira bölgesi
  2. Dom Luís I Köprüsü
  3. São Bento Tren İstasyonu
  4. Clérigos Kulesi
  5. Livraria Lello kitapçısı
  6. Capela das Almas Şapeli
  7. Mercado do Bolhão pazarı
  8. Café Majestic kafesi
  9. Palácio da Bolsa binası
  10. Graham’s Port Lodge ya da Caves Cálem tadımları
  11. Cantinho Do Avillez restoranı
  12. Apego restoranı
  13. Brasão ya da Café Santiago bistroları
  14. Time-Out Market Porto yemek mekanı
  15. Parque das Virtudes parkı
  16. Patch konsept mağazası
  17. Flores Creative konsept mağazası
  18. Cork Matters ya da Almada 13 dükkanı
  19. Mercado Loft Store ya da Mercado 48 dükkanları
  20. Douro Nehri tekne turu

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo