Haber kapak görseli
Mehmet Bezdan
7 dk okunma süresi
Yacht

Denizcilerin tanrıçası: APHRODITE

Farklı uygarlıklar farklı dönemlerde denizler için birçok tanrı ya da tanrıçaya inanmışlar. Peki ama denizcilerin de bir tanrıçası olduğunu...

Farklı uygarlıklar farklı dönemlerde denizler için birçok tanrı ya da tanrıçaya inanmışlar. Peki ama denizcilerin de bir tanrıçası olduğunu biliyor musunuz? Bu ay denizcilerin tanrıçasının izinde bir rotayı takip ediyoruz.

Antik Çağ boyunca denizciler birçok tanrı ya da tanrıçaya inanmışlar. Örneğin; Yunan mitolojisinde Poseidon, denizlerin tanrısıdır. Oğlu Triton ise dalgaları kontrol eder. İskandinav mitolojisinde karşımıza Ægir çıkar. Deniz gibi kişileştirilmiş olan bu tanrı denizciler arasında saygı görür fakat aynı zamanda korkulur. Aynı Poseidon gibi tehlikelidir. Ægir’in eşi Rán ise denizde boğulanların ruhları toplar. Bir diğer deniz tanrısı ise sadece Doğu Akdeniz’in değil belki de tüm Akdeniz’in en usta denizcilerinin inandığı Yamm’dır. Fenike mitolojisinde gördüğümüz bu tanrı genellikle kaotik ve yıkıcı unsurlar içerir; dahası zorba ve yıkıcı sıfatlarıyla ön plana çıkar.

Görüyoruz ki tüm bu tanrılar, insanın deniz ile ilişkili korkularının tam odağında yer alır. Onlara tapınılmasının, adaklar adanmasının, sunular gerçekleştirilmesinin temelinde korku vardır. Fakat bir tanrıça var ki yukarıda saydığım tüm isimlerden farklı şekilde denizcilerin yanında yer almış, onlara uğur getirdiğine inanılmış. Bu tanrıça Yunan mitolojisinde aşk, güzellik, cinsellik, şehvet, cazibe ve doğurganlık tanrıçası olarak bilinen Aphrodite’den başkası değil. Roma mitolojisindeki karşılığı Venüs olan tanrıçanın denizden doğuşu, kendisine adanmış birçok kıyı tapınağının yapılmasına da neden olmuş.

Denizle ilişkisi nedeniyle Aphrodite Pontia (derin deniz) ve Aphrodite Euploia (iyi yolculuk) gibi sıfatlarla anılmış. Aphrodite, denizcilerin inanışlarında kendilerine öylesine yer bulmuş ki birçok yerde iyi yolculuk anlamına gelen sıfatıyla tapınım görmeye başlamış. Korku yerine, saygı duyulan tanrıçanın kült merkezlerini ziyaret eden denizciler adaklar sunarak hacı olmuşlar. Tanrıçanın etkisi öyle büyüktür ki Antik Çağ’dan kalan denizcilerin mezarlarında dahi ona dair betimlemeler görülebilir. Derin Mavi’de bu ay Anadolu’nun güney kıyılarında bir yolculuk yaparak denizcilerin tanrıçası Aphrodite’nin izlerini takip ediyoruz. 

UĞURLU DENİZ SEFERİ 

Antik dünyanın önemli şairlerinden Hesiodos, Aphrodite’nin denizden, köpüklerin arasından doğduğunu anlatır. Bu nedenle tanrıça denizle ilişkilidir. Betimlemede bir deniz kabuğu içinde yükselerek kıyıya çıktığı aktarılır ki, Botticelli’nin “Venüs’ün Doğuşu” tablosu da tam olarak bu betimlemeyi resmeder. Denizciler arasında da saygı gören tanrıça güvenli deniz yolculuğu sağlayan Aphrodite anlamına gelen “Aphrodite Euploia” ile sık sık anılır. Euploia, kelimesi “iyi yolculuk” veya “uğurlu deniz seferi” anlamına gelir. Antik Çağ’da denizciler Aphrodite’nin deniz üzerindeki etkisinin yolculuklarını güvenli hale getireceğine inandıkları için ona dualar eder, sunular yaparlardı. 

KNİDOS ANTİK KENTİ

Rodos, Korinthos, Delos, Kyrene, Paphos’da gördüğümüz Afrodit Euploia kültünün en etkileyici örneği ise Knidos’ta görülür. Bu nedenle denizcilerin tanrıçasına ziyarette bulunmak için Bodrum’dan demir alıp güneye, Datça Yarımadası’nın en batı ucundaki Knidos Antik kentine gidiyoruz. Eğer rotanın devamında daha güneye inecekseniz, Knidos Feneri’ni ardınızda bırakarak güney limanını tercih etmelisiniz. Zira güney limandan Knidos’a girmek şehrin ruhunu hissetmenizi sağlar. Bu limandan girince sizi şehrin küçük tiyatrosu karşılar. Tiyatronun oturma sıralarında yerinizi alarak Antik Çağ’daki bir tiyatro oyununu izlediğiniz hayal edebilirisiniz. Eğer binlerce yıl önce bu sıralarda otursaydınız antik çağın en işlek limanlarından bir tanesinde onlarca ticaret teknesini bir arada görebilirdiniz. Çünkü onlar da bizim gibi tanrıça Aphrodite’yi görmeye gelmişlerdi.

Onlardan farklı olarak burada olma nedenimiz Aphrodite’ye adanmış tapınağın günümüzde kalan izlerini görmek. Kıyıya çıktıktan sonra dik bir yamaca inşa edilen tapınağa doğru kısa olmayan bir yürüyüş yapıyoruz. Knidos Feneri’nin de selam verdiği noktaya ulaştığınızda yuvarlak yapısıyla tapınağın kalan izlerini görebilirsiniz. Tapınağın bulunduğu bu noktadan şehrin her iki limanı da görülebiliyor. Bu noktanın denizciler için özellikle seçilmiş olduğu açık. Aphrodite Euploia Tapınağı, tanrıça Afrodit'e adanmış kutsal bir alandı. MÖ 365 yılında Praxiteles tarafından çıplak olarak tasvir edilen Aphrodite heykeline ev sahipliği yapıyordu.

Tapınak bu nedenle kısa zamanda bir haç noktası haline geldi ve Roma İmparatorluğu döneminde de bu özelliğini korudu. Alışılagelmiş yapıdan farklı olarak sütunlu dizilerle çevrili dairesel bir tapınaktı. Bu dairesel tapınağın tam ortasına da Knidoslu Aphrodite heykeli yerleştirilmişti. Bu da hacıların heykeli her açıdan görmesini mümkün kılıyordu. Sadece tapınağa gelerek hacı olan denizciler değil aynı zamanda yelkenlerini şişirerek kentin açıklarından geçen denizciler de tapınağı görür ve dua edebilirlerdi. Pek tabi tanrıçanın da onları görebildiği düşünülüyordu. 

KNİDOS APHRODİTE

Knidos Aphrodite heykeli başlı başına bir şaheserdi. Atinalı ünlü heykeltraş Praxiteles tarafından yapılan tanrıça heykeli çıplak kadın formunun ilk gerçek boyutlu temsillerindendi. Bir tanrıçanın çıplak betimlenmesi kahraman erkek heykellerindeki çıplaklığa alternatif bir düşünceyi temsil ediyordu. Heykeli orijinali günümüze ulaşmasa da birçok Roma kopyası günümüze ulaştı. Knidos’a gelen antik yazarların, filozofların ve sanatçıların heykele hayran kaldığı biliniyor. Yaşlı Plinius “Doğa Tarihi” isimli eserinde Knidos Aphrodite’sinin, Praxiteles’in en güzel eseri değil, tüm dünyadaki en güzel heykel olarak kabul edildiğini yazar ve ekler “Heykelin ünü öyle büyüktür ki, onu görmek için insanlar Knidos’a seyahat ederler.” 

SANAT TARİHİNE 

GEÇEN SEÇİM

Heykelin ardındaki hikâye ise daha da ilginç. Praxiteles iki Aphrodite heykeli yapar. Bu heykellerden biri giyinik diğeri ise çıplak olarak betimlenmiş. Kos halkı, çıplak olan tanrıça heykelini uygunsuz bularak seçimleri giyinik tanrıça heykelinden yana yaparlar. Knidos’a halkı ise çıplak Aphrodite’ye itiraz etmezler. Kosluların bu seçimi sanat tarihine geçer. Kos Aphrodite’si günümüze ulaşmaz. Knidos Aphrodite’si ise şehrin ününe ün katarken; heykelin günümüze ulaşan yaklaşık 50 kopyası yapılır. İşte bu seçimiyle öne çıkan Knidos’tan ayrılıyor ve denizcilerin tanrıçasının izlerini takip etmek için bir diğer önemli kente, Olympos’a doğru yelken açıyoruz. 

OLYMPOS 

Antalya’ya seyir esnasında binlerce yıl önceki denizciler için en korkulu noktalardan biri olan Gelidonya Burnu’nu arkanızda bıraktıktan hemen sonra Adrasan Körfezi’ni gördüğünüzde Olympos’a yaklaştığınızı anlarsınız. Yüksek kayalıklar, çamlarla kaplı yamaçlar, koylar... Denizden ulaşmak sanıldığından daha zor olsa da ayak bastığınız andan itibaren antik kentin ruhu sizi ele geçirir. Sizden önce de sayısız korsan ve tüccar gibi görkemli şehrin doğasına kendinizi kaptırabilirsiniz.

OLYMPOS’TA BİR KHALKEDONLU (KADIKÖYLÜ)

Tanrılar dağı olarak bilinen Olympos’un karşısında, denizin hemen kenarındaki Olympos, MÖ 2. yüzyıldan itibaren hem politik hem ticari hem de dini açıdan önemli bir merkez oldu. Zaman içinde de önemli bir deniz ticaret merkezi haline geldi. Bunun en belirgin kanıtlarından biri Olympos’a farklı yerlerden gelip yerleşen ve burada ölen kişilerin mezar yazıtlarında görülür. Bu yazıtlardan biri, Khalkedon (Kadıköy) vatandaşı da olan Kaptan Eudemos’un mezarında yer alır. Mesleği ve kat ettiği denizlerdeki tecrübesi, saygınlığı belirtilen yazıt oldukça tahrip edilmiştir. Lahitin sağ tarafında ise şu dizeler yer alır:

Son limana girdi demirlerdi gemi, çıkmamak üzere

çünkü ne rüzgardan ne de gün ışığından medet var artık;

ışık taşıyan şafağı terk ettikten sonra Kaptan Eudemos

oraya gömüldü gün misali kısa ömürlü gemisi, 

kırılmış bir dalga gibi…

KAPTAN EUDEMOS’UN MEZARI

Olympos ile Karadeniz arasında ticaret yapan Eudemos, Khalkedon (Kadıköy) vatandaşlığı elde eder. Olympos’ta olduğu kadar Lykia Birliği’nde de tanınan bir bu ünlü kaptana ait MS 2. yüzyıla tarihlenen lahdin üzerindeki gemi kabartması ise bize çok şey söyler. Yelkensiz, direksiz ve küreksiz şekilde resmedilmiş geminin dikkatle incelendiğinde kıç bordasında bir Aphrodite kabartması görülür. Bu kabartma onun başarılı bir denizci olmasına atıf olabilir. Diğer yandan deniz tanrılarının korkusuna karşın, tanrıçanın denizcilere uğur getirmesine bir atıf da olabilir. Yeni yaşamında da şansın onunla olmasını dileyen bir düşünce Khalkedonlu Eudemos’un mezarına tanrıçayı resmetmiş olabilir. 

Aphoradite, denizcilerin inanışlarında kendilerine öylesine yer bulmuş ki şehirlerdeki tapınaklarda, heykellerde, mezarlarda kendisine yer bulmuş. Hatta yüzlerce yıl sonra gemilerin baş bodoslamalarındaki kadın figürlerinde de onun izleri görülebilir. Orta Çağ sonlarıyla birlikte Avrupa'da yaygınlaşan Yeni Çağ’da ise doruğa ulaşan baş bodoslamadaki kadın figürleri; tanrıçanın ölümsüzlüğünün ve binlerce yıl sonra bile denizcilerin yanında yer aldığının kültürel yansımasıdır.

Derin Mavi sayfalarında izlediğimiz rotadan geçerseniz sizler de denizcilerin yanında olan tanrıçayı ziyaret edebilirsiniz. Eğer Arşipel’in bambaşka bir notasında yelken açıyorsanız, bu defa başınızı gökyüzüne kaldırarak tanrıçayı izleyebilirsiniz. Zira Afrodit, en parlak gezegen Venüs ile ilişkilendirilirdi. Aynı Roma Dönemi’ndeki ismi gibi. Bu gezegen açık denizde her zaman değerli bir yol gösterici olmasa da uğurun sizinle olduğunu bilmek her zaman iyi gelecektir.☸

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo