
Fitness
10 dk okunma süresi
Güç bende! Hyrox ile sınırları zorlayanlar
Hyrox, fonksiyonel antrenman ile dayanıklılığı birleştiren dünyanın en hızlı yükselen yarışlarından biri. Spor salonunda yaptığınız...
Hyrox, fonksiyonel antrenman ile dayanıklılığı birleştiren dünyanın en hızlı yükselen yarışlarından biri. Spor salonunda yaptığınız hareketleri yarış atmosferine taşıyan bu deneyim, son yılların en merak edilen etkinliklerinden biri haline geldi. Hazırlayan: Selen Tanyeri Son günlerde sosyal medyada çok sık karşımıza çıkan Hyrox dosyasını biz de aralamak istedik. Güç, kondisyon ile kan, ter ve gözyaşı... Farklı şehirlerde gerçekleşen bu yarışın çıkış ülkesi Almanya! Alman spor organizatörü Christian Toetzke ve olimpik hokey şampiyonu Moritz Fürste tarafından başlatılan bu etkinlik, ilk olarak Nisan 2018’de Almanya’nın Hamburg şehrinde gerçekleşti. Etkinlik, 8 km koşu + 8 fonksiyonel egzersiz istasyonundan oluşuyor. Her 1 km koşudan sonra bir egzersiz istasyonu bulunuyor. İster tek başına, isterseniz de ekip olarak katılabiliyorsunuz. Profesyonel sporculardan amatörlere kadar herkese açık. Bugün, Almanya dışında yaklaşık 11 ülkede ve 30’dan fazla metropolde bu etkinlik düzenleniyor. Hatta Şubat ayında da İstanbul’da gerçekleşmesi planlanıyor. Daha önce farklı şehirlerde bu etkinliğe katılan dört isme tüm merak ettiklerimizi sorduk.
Sporla olan yolculuğunuz nasıl başladı?
1984’te Almanya’da doğdum ve 41 yaşındayım. 13 yıldır özel bir bankada çalışıyorum. Spor, çocukluğumdan bu yana her zaman hayatımda büyük bir rol aldı. Altı yaşında tenis ile başlayan yolculuk, ortaokul ve lisede 400 m ve 800 m koşuları ile devam etti. Yaşım ilerledikçe 10K, 15K, 21K ve 42K uzun mesafe koşularına başladım. Garanti BBVA koşu kulübünün kaptanıyım. Yeni merakım ise üç yıldır bir gün dahi aksatmadan Hyrox antrenmanları yapmak ve uluslararası yarışlara katılmak. Son yarışım da 2 Kasım’da Stuttgart’taydı. Sizce Hyrox’u diğer yarışlardan (triatlon, crossfit games gibi) ayıran şey ne?
En başta Hyrox yarışına herkes katılabilir. Herkesin ulaşabildiği ve uygulayabildiği bir yarış formatı. Herhangi bir bitirme süresi yok. Crossfit kadar teknik bir yarış formatına sahip değil. Hızlı öğrenilebilen basit teknikler ve sakatlıklardan uzak bir formata sahip. Hyrox, sürdürülebilir ve kendin ile yarıştığın bir yarış metodu. Bireysel (single veya pro), çiftler (doubles) veya takım (relay) olarak yarışabiliyorsun. Hyrox, bir kondisyon yarışıdır ama standart ve ölçülebilir bir yapıya sahiptir, etapları sabittir. İlk yarış deneyiminiz nasıldı?
İlk yarış deneyimim Milano’da oldu. Kendimi fiziksel olarak hazır hissediyordum ama tabii ki tüm ilklerdeki gibi belirsizlik ve işin en keyifli yanı heyecan vardı. Kendimce iyi sonuç elde ettim; bir kez tadını aldım, alışkanlık olacağından emindim ve öyle de oldu. Nasıl bir antrenman programı uyguluyorsunuz?
Pazar günü dışında her gün antrenman yapıyorum. Profesyonel koç ile çalışıyorum. Kendisi hayat arkadaşım ve en büyük destekçim. Mehmet Çetin ile birlikte çalışıyor ve yarışıyoruz. Buradan kocaman bir teşekkür!
Yarışta hem kuvvet hem de kardiyo dayanıklılığı gerekiyor. Bu iki alanı nasıl dengeliyorsunuz?
Derler ya “Koşmadan koşamazsın”, kuvvet tarafı da öyle! Antrenman yapmadan ve kendini geliştirmeden zorlanırsın. Profesyonel biri ile çalışmak en doğrusu. Değişkenlik gösteren ve tüm vücudu geliştiren bir programa ihtiyaç var. Mental olarak da “Burcu keyif al, gerisi önemli değil” diyorum. Kendine inanmak ve keyif almak benim için mental hazırlık unsurudur. Yarış atmosferini nasıl tanımlarsınız?
Atmosfer tek kelime ile muhteşem. Bana göre festival havasında. Her adım, her saniyesi, her detayı inanılmaz profesyonel, planlı ve programlı. Bekleme yok. Atletler sırayla start alıyor. Yarışa katılmak isteyen ama çekinen biri için neler söylemek istersiniz?
İlkler her zaman korkutucu olabilir ama odak noktamız keyif almak. Yarış takviminizde yeni bir Hyrox var mı?
2026 Amsterdam ve Şubat 2026 İstanbul.
Sporla olan yolculuğunuz nasıl başladı?
Spor fizyoterapistiyim. Kırmızı kuşak seviyesindeki tekvando geçmişimin ardından son 10 yıldır koşu, kürek ve fonksiyonel antrenman alanlarında aktif olarak spor yapıyorum. 2021 yılında arkadaşlarımla birlikte Winka Kürek Kulübü’nü kurduk. Bu süreçte milli takımlarda spor fizyoterapistliği yaptım. Ardından 2023 yılında Katar’ın başkenti Doha’ya gittim ve CrossFit Games atletlerinin tedavisi için 2,5 yıl orada yaşadım. Aynı dönemde Türkiye Cumhuriyeti Doha Büyükelçisi’nin özel fizyoterapisti olarak da görev aldım. Mart 2025’te arkadaşlarımla birlikte Sporlax adlı fonksiyonel antrenman stüdyosunu açtım ve Türkiye’ye döndüm. Bugüne kadar hangi yarışlara katıldınız?
CrossFit yaptığım ve kürek geçmişim olduğu için yüksek kondisyon gerektiren sporlara her zaman ilgim vardı. Head coach’umun yönlendirmesiyle ilk Hyrox yarışına Katar’da katıldım ve bu deneyim benim için dönüm noktası oldu. Sizce Hyrox’u diğer yarışlardan ayıran şey nedir?
Hyrox, koşu ve kuvvetin birleşim noktası. Hibrit antrenman yaklaşımını temsil ediyor. Gözlemlediğim kadarıyla hibrit atletler daha dengeli bir gelişim gösteriyor, sakatlık riski azalıyor ve bu denge, sporu uzun vadede sürdürülebilir kılıyor. Bu yüzden ben de bu sistemi hem sevdim hem de benimsedim. İlk yarış deneyiminiz nasıldı?
Zor ama bir o kadar da keyifliydi. Ekip ruhunu hissettiren bir yarış. Biz çift olarak katıldık. Kalabalık olmasına rağmen yarış boyunca aslında kendinizle yarıştığınızı fark ediyorsunuz. Ayrıca yarışın akışı, sizi sürekli canlı tutuyor, yorulmaya fırsat bırakmıyor. Nasıl bir antrenman programı uyguluyorsunuz?
Hyrox sadece koşudan ibaret değil. Evet, koşu önemli bir parçası ama temelinde kuvvet ve kondisyon var. Bu da kuvvet odaklı antrenmanları sevenler için programı oldukça keyifli hale getiriyor. Yarışta hem kuvvet hem de kardiyo dayanıklılığı gerekiyor. Bu iki alanı nasıl dengeliyorsunuz?
Kuvvet, vücudun sigortasıdır; bunu bir fizyoterapist olarak rahatlıkla söyleyebilirim. Hyrox, “ego lifting” içermeyen, temel kuvvet ve dayanıklılığa dayalı bir yarış. Bu yönüyle oldukça dengeli. Bence ihtiyacımız olan tek şey disiplinli bir çalışma. Düzenli yapılan antrenmanlar hem fiziksel hem de mental olarak ciddi destek sağlıyor. Yarış boyunca “bitti” dediğiniz bir an oldu mu?
Yarış bitmiyor ama “wall ball” kısmı sizi bitiriyor. Belki de son aşama olduğu için.
O noktada pes etmeden, tamamen disiplinle devam etmek gerekiyor. Yarışın karakteri tam da burada ortaya çıkıyor zaten. “No rep”. Beslenme ve toparlanma (recovery) rutini için neler söylemek istersiniz?
Recovery, sürecin en önemli parçası. Düzenli olarak manuel terapi ve fizyoterapist eşliğinde toparlanma seansları yapılmalı. Bu, sadece kasları değil; sinir sistemini de yarış temposuna hazırlıyor.
Hyrox, her seviyeden sporcunun katılabildiği, kapalı alanda yapılan bir dayanıklılık yarışıdır. 16 bölümden oluşuyor.
Sporla olan yolculuğunuz nasıl başladı?
1987 yılında Edremit’te doğdum. Sporla ilişkim dokuz yaşında atletizm ile başladı. Üniversite yıllarına kadar orta mesafe koşular ile iç içeydim. Antrenörümün yönlendirmesiyle spor lisesi ve sonrasında Kocaeli Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi’nde eğitimimi tamamlayıp kariyerime başladım. Kuvvet antrenörlüğü ve grup dersi koçluğu yaptım. Son yedi yıldır orta ve uzun mesafe trail koşulara katılıyorum, sporcularımı bu yarışlara hazırlıyorum. Bu branşta hizmet veren Merrell markasının koşu takımında Head Coach olarak görev yapıyorum. Hyrox Performance Coach olarak yaklaşık bir yıl önce kurduğum R.O.M. Athletic takımında sporcularımı hem koşulara hem de Hyrox yarışlarına hazırlıyorum, kamplar düzenliyorum. Ayrıca Balaban Hybrid Training-Hyrox Performance Coach olarak görev yapıyorum. Bugüne kadar hangi yarışlara katıldınız?
Bir sene önce Hyrox Frankfurt ve sonrasında Abu Dhabi yarışlarına katıldım. Elbette unutulmazı ilkiydi. Çünkü yeni bir branş ve ülkemizde deneyimlemiş çok sporcu olmadığı için benim için bir bilinmez ve sürprizdi! Yarıştım ve dedim ki: “İşte bu, tam benim işim!” Sizce Hyrox’u diğer yarışlardan ayıran şey ne?
Benim için tam anlamıyla “challenge” kelimesinin karşılığıydı ama dünyada ve ülkemizde yayıldıkça şunu gördüm ki oldukça birleştirici bir gücü var. Çünkü bir crossfit atleti de bir triatlet de bir koşucu da bu branşta kendine ait bir şeyler bulabiliyor. Dayanıklılık, hız ve güç... Hibrit bir sporcuda olması gereken her şey!
İlk yarış deneyiminiz nasıldı?
Bunu şöyle yorumlayacağım; tek kelimeyle büyülendim. Kocaman bir Expo alanına kurulmuş bir fitness lunaparkı gibiydi. İçeride binlerce fit ve aynı heyecan için orada bulunan sporcu, müzik ve sen yarışırken seni her istasyonda destekleyebilen yakınların... Bu olağanüstü motivasyon, performansının önüne geçiyor. Nasıl bir antrenman programı uyguluyorsunuz?
Ben koşucu olduğum için koşu antrenmanlarıma devam ediyorum ama bunun yanında güçlü tutmaya gayret ettiğim dayanıklılık antrenmanlarım oluyor. Yüksek yoğunluklu interval antrenmanlar en sık yaptığım antrenman türü. Yarışta hem kuvvet hem de kardiyo dayanıklılığı gerekiyor. Bu iki alanı nasıl dengeliyorsunuz?
Yarışta koşu etapları benim için diğer istasyonlardan daha rahat geçiyor, biraz dinleniyorum diyebilirim. İstasyonlara odaklanıyorum ve 1 km koşudaki pace’imi gelecek istasyona göre ayarlıyorum. Bence Hyrox’un mental kısmı yarışta değil, antrenmanda. Antrenman süreci yoğun ve sert geçebiliyor. Geliştirmen gereken pek çok dinamik var. Antrenmanları yaptıysan yarışa da mental olarak hazırsın demektir. Yarış boyunca “bitti” dediğiniz bir an oldu mu?
Benim kırılma anım “Row” etabı oluyor. Tükenişin başladığı an. Yarış takviminizde en son hangi Hyrox vardı?
28 Kasım Hyrox Madrid’te ben ve 20 sporcum ROM Athletic takımı olarak yer aldık, büyüleyici bir atmosferdi! Yarışa katılmak isteyen ama çekinen biri için neler söylemek istersiniz?
Hyrox’un çıkış amacı, herkesin bu “challenge”a dahil olabilmesini sağlamak. Marka politikası bu yönde. O yüzden de yarışlarda Cut-off yok, yaş sınırı yok. 77 yaşında finisher olan katılımcılar var!
Sporla olan yolculuğunuz nasıl başladı?
31 yaşındayım ve İstanbul’da eğitmenlik yapıyorum. Küçüklüğümden beri hep hareketin içindeydim ama profesyonel spor yolculuğum atletizmle başladı. Koşu disiplinini, yarış heyecanını ve sınırlarımı zorlamanın ne demek olduğunu ilk kez pistte öğrendim. Uzun yıllar atletizmle uğraştım. Profesyonel sporculuğu bıraktıktan sonra kariyerime pilates eğitmeni ve bireysel antrenör olarak devam ettim. Zamanla yarışmayı, adrenalini özlediğimi fark ettim. Bu sefer geri dönüşüm sadece koşuyla olmadı. O yıllarda kazandığım dayanıklılık, mücadele ruhu ve çalışma disiplini, bugün halen en güçlü parçalarım. Bugüne kadar hangi yarışlara katıldınız?
2024’te bir arkadaşımın ısrarı üzerine ilk biletimi Londra’ya aldım. Bugüne kadar Paris, Londra, Madrid ve Berlin’de yarışma fırsatım oldu. Her biri farklı bir enerji taşıyor ama Londra benim için bambaşkaydı. Genelde fuar alanında yarışmak çok cezbedici gelmez ama ilk yarışım olduğu için benim için yeri ayrı. Atmosferi ve kalabalığın enerjisi çok farklıydı. Londra’yı çok seviyorum. Sizce Hyrox’u diğerlerinden ayıran şey ne?
Fonksiyonel gücü ve koşuyu mükemmel bir şekilde birleştiriyor. Harika bir denge. Ayrıca topluluk ruhu, rekabet seviyesinin yüksekliği ve kendi sınırlarını gerçek anlamda test edebilme şansı Hyrox’u diğer tüm yarışlardan ayırıyor.
İlk yarış deneyiminiz nasıldı?
İlk yarışım inanılmaz keyifliydi. Bitirdiğimde “Ben bunu daha iyi yaparım” dedim. Vücudumun ne kadar dayanıklı olduğunu görüp, mental olarak da ne kadar güçlü olduğumu fark ettim. Bitirdiğimde bir sonraki yarışı planlamaya başlamıştım. Nasıl bir antrenman programı uyguluyorsunuz?
Programımı haftalık olarak planlıyorum. Koşu antrenmanları, güç antrenmanları, interval çalışmalar, pilates ve teknik antrenmanlar yapıyorum. Özellikle koşu-istasyon geçişleri üzerine çalışmak, yarışın en kritik noktalarından biri. Yarış heyecanına kapılıp penaltı almamak gerekiyor. Antrenman tekrarları o yüzden çok önemli. Kuvvet ve kardiyoyu nasıl dengeliyorsunuz?
Haftayı bölerek ilerliyorum. Bazı günler kondisyon ve hız, bazı günler ise güç odaklı oluyor. Yarışa yaklaştıkça seviyeyi biraz düşürüp daha çok hız, teknik ve recovery odaklı çalışıyorum. Biraz panik biriyim aslında, yarışmayı düşünmek bile beni heyecanlandırıyor. İstasyonlarda ne yapacağınız belli olsa da koşularda bazen ikinci turda istasyona giriyorsunuz, bazen tek turda. Parkurlar her seferinde farklı olduğu için kafanızda canlandırıp plan yapamıyorsunuz. Ben son haftalarda programıma nefes egzersizi ve yürüyüşü ekliyorum. Yarış sırasında “Bitti artık” dediğiniz bir an oldu mu?
Evet, özellikle son istasyon olan “Wall ball” tam bir “mental challenge”. Yarışmayı bitirmenin hissiyatı o kadar güzel ki, o anı yaşamak için yavașladığım an kendime “Bu an için çalıştın’ dedikten sonra devam ediyorum. Yarışmak isteyen ama çekinen biri için ne söylersiniz?
Kimse ilk yarışına hazır hissetmiyor. Başlamak için mükemmel zaman yok. O yüzden “Hazır değilim!” düşüncesi çok normal. Önemli olan başlamak ve kendine bir şans vermek. İlk adım her şeyi değiştiriyor. Hazırlık süreci bile sizi bambaşka bir seviyeye taşıyor. Hazırlanırsın, geliştirirsin ve inan bana, herkes aynı heyecanı yaşıyor. Yakın tarihte yeni bir Hyrox var mı?
Aralık ayında Nike Training ekibiyle tekrar Londra’da yarışıyor olacağım. Bu yarış 2025’in son yarışı. 2026 hedeflerimde şubat ayında İstanbul var, ilk kez Türkiye’ye geliyor. Ailem, arkadaşlarım ve öğrencilerimin önünde yarışmak çok keyifli olacak eminim. Martta da Glasgow’da yarışacağım. Yeni yılı heyecanla bekliyorum.
Burcu Kanpara
Sporla olan yolculuğunuz nasıl başladı?
1984’te Almanya’da doğdum ve 41 yaşındayım. 13 yıldır özel bir bankada çalışıyorum. Spor, çocukluğumdan bu yana her zaman hayatımda büyük bir rol aldı. Altı yaşında tenis ile başlayan yolculuk, ortaokul ve lisede 400 m ve 800 m koşuları ile devam etti. Yaşım ilerledikçe 10K, 15K, 21K ve 42K uzun mesafe koşularına başladım. Garanti BBVA koşu kulübünün kaptanıyım. Yeni merakım ise üç yıldır bir gün dahi aksatmadan Hyrox antrenmanları yapmak ve uluslararası yarışlara katılmak. Son yarışım da 2 Kasım’da Stuttgart’taydı. Sizce Hyrox’u diğer yarışlardan (triatlon, crossfit games gibi) ayıran şey ne?
En başta Hyrox yarışına herkes katılabilir. Herkesin ulaşabildiği ve uygulayabildiği bir yarış formatı. Herhangi bir bitirme süresi yok. Crossfit kadar teknik bir yarış formatına sahip değil. Hızlı öğrenilebilen basit teknikler ve sakatlıklardan uzak bir formata sahip. Hyrox, sürdürülebilir ve kendin ile yarıştığın bir yarış metodu. Bireysel (single veya pro), çiftler (doubles) veya takım (relay) olarak yarışabiliyorsun. Hyrox, bir kondisyon yarışıdır ama standart ve ölçülebilir bir yapıya sahiptir, etapları sabittir. İlk yarış deneyiminiz nasıldı?
İlk yarış deneyimim Milano’da oldu. Kendimi fiziksel olarak hazır hissediyordum ama tabii ki tüm ilklerdeki gibi belirsizlik ve işin en keyifli yanı heyecan vardı. Kendimce iyi sonuç elde ettim; bir kez tadını aldım, alışkanlık olacağından emindim ve öyle de oldu. Nasıl bir antrenman programı uyguluyorsunuz?
Pazar günü dışında her gün antrenman yapıyorum. Profesyonel koç ile çalışıyorum. Kendisi hayat arkadaşım ve en büyük destekçim. Mehmet Çetin ile birlikte çalışıyor ve yarışıyoruz. Buradan kocaman bir teşekkür!
Yarışta hem kuvvet hem de kardiyo dayanıklılığı gerekiyor. Bu iki alanı nasıl dengeliyorsunuz?
Derler ya “Koşmadan koşamazsın”, kuvvet tarafı da öyle! Antrenman yapmadan ve kendini geliştirmeden zorlanırsın. Profesyonel biri ile çalışmak en doğrusu. Değişkenlik gösteren ve tüm vücudu geliştiren bir programa ihtiyaç var. Mental olarak da “Burcu keyif al, gerisi önemli değil” diyorum. Kendine inanmak ve keyif almak benim için mental hazırlık unsurudur. Yarış atmosferini nasıl tanımlarsınız?
Atmosfer tek kelime ile muhteşem. Bana göre festival havasında. Her adım, her saniyesi, her detayı inanılmaz profesyonel, planlı ve programlı. Bekleme yok. Atletler sırayla start alıyor. Yarışa katılmak isteyen ama çekinen biri için neler söylemek istersiniz?
İlkler her zaman korkutucu olabilir ama odak noktamız keyif almak. Yarış takviminizde yeni bir Hyrox var mı?
2026 Amsterdam ve Şubat 2026 İstanbul.
İhsan Taha Torğut
Sporla olan yolculuğunuz nasıl başladı?
Spor fizyoterapistiyim. Kırmızı kuşak seviyesindeki tekvando geçmişimin ardından son 10 yıldır koşu, kürek ve fonksiyonel antrenman alanlarında aktif olarak spor yapıyorum. 2021 yılında arkadaşlarımla birlikte Winka Kürek Kulübü’nü kurduk. Bu süreçte milli takımlarda spor fizyoterapistliği yaptım. Ardından 2023 yılında Katar’ın başkenti Doha’ya gittim ve CrossFit Games atletlerinin tedavisi için 2,5 yıl orada yaşadım. Aynı dönemde Türkiye Cumhuriyeti Doha Büyükelçisi’nin özel fizyoterapisti olarak da görev aldım. Mart 2025’te arkadaşlarımla birlikte Sporlax adlı fonksiyonel antrenman stüdyosunu açtım ve Türkiye’ye döndüm. Bugüne kadar hangi yarışlara katıldınız?
CrossFit yaptığım ve kürek geçmişim olduğu için yüksek kondisyon gerektiren sporlara her zaman ilgim vardı. Head coach’umun yönlendirmesiyle ilk Hyrox yarışına Katar’da katıldım ve bu deneyim benim için dönüm noktası oldu. Sizce Hyrox’u diğer yarışlardan ayıran şey nedir?
Hyrox, koşu ve kuvvetin birleşim noktası. Hibrit antrenman yaklaşımını temsil ediyor. Gözlemlediğim kadarıyla hibrit atletler daha dengeli bir gelişim gösteriyor, sakatlık riski azalıyor ve bu denge, sporu uzun vadede sürdürülebilir kılıyor. Bu yüzden ben de bu sistemi hem sevdim hem de benimsedim. İlk yarış deneyiminiz nasıldı?
Zor ama bir o kadar da keyifliydi. Ekip ruhunu hissettiren bir yarış. Biz çift olarak katıldık. Kalabalık olmasına rağmen yarış boyunca aslında kendinizle yarıştığınızı fark ediyorsunuz. Ayrıca yarışın akışı, sizi sürekli canlı tutuyor, yorulmaya fırsat bırakmıyor. Nasıl bir antrenman programı uyguluyorsunuz?
Hyrox sadece koşudan ibaret değil. Evet, koşu önemli bir parçası ama temelinde kuvvet ve kondisyon var. Bu da kuvvet odaklı antrenmanları sevenler için programı oldukça keyifli hale getiriyor. Yarışta hem kuvvet hem de kardiyo dayanıklılığı gerekiyor. Bu iki alanı nasıl dengeliyorsunuz?
Kuvvet, vücudun sigortasıdır; bunu bir fizyoterapist olarak rahatlıkla söyleyebilirim. Hyrox, “ego lifting” içermeyen, temel kuvvet ve dayanıklılığa dayalı bir yarış. Bu yönüyle oldukça dengeli. Bence ihtiyacımız olan tek şey disiplinli bir çalışma. Düzenli yapılan antrenmanlar hem fiziksel hem de mental olarak ciddi destek sağlıyor. Yarış boyunca “bitti” dediğiniz bir an oldu mu?
Yarış bitmiyor ama “wall ball” kısmı sizi bitiriyor. Belki de son aşama olduğu için.
O noktada pes etmeden, tamamen disiplinle devam etmek gerekiyor. Yarışın karakteri tam da burada ortaya çıkıyor zaten. “No rep”. Beslenme ve toparlanma (recovery) rutini için neler söylemek istersiniz?
Recovery, sürecin en önemli parçası. Düzenli olarak manuel terapi ve fizyoterapist eşliğinde toparlanma seansları yapılmalı. Bu, sadece kasları değil; sinir sistemini de yarış temposuna hazırlıyor.
Hyrox, her seviyeden sporcunun katılabildiği, kapalı alanda yapılan bir dayanıklılık yarışıdır. 16 bölümden oluşuyor.
- 1 km koşu
- 1. istasyon: SkiErg (1000 m)
- 1 km koşu
- 2. istasyon: Sled Push (ağırlık itme)
- 1 km koşu
- 3. istasyon: Sled Pull (ağırlık çekme)
- 1 km koşu
- 4. istasyon: Burpee Broad Jump
- 1 km koşu
- 5. istasyon: Rowing (1000 m)
- 1 km koşu
- 6. istasyon: Farmers Carry (ağırlık taşıma)
- 1 km koşu
- 7. istasyon: Sandbag Lunges (kum torbası ile yürüyüş)
- 1 km koşu
- 8. istasyon: Wall Balls (topla çömelme-itme)
Selin Sargut
Sporla olan yolculuğunuz nasıl başladı?
1987 yılında Edremit’te doğdum. Sporla ilişkim dokuz yaşında atletizm ile başladı. Üniversite yıllarına kadar orta mesafe koşular ile iç içeydim. Antrenörümün yönlendirmesiyle spor lisesi ve sonrasında Kocaeli Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi’nde eğitimimi tamamlayıp kariyerime başladım. Kuvvet antrenörlüğü ve grup dersi koçluğu yaptım. Son yedi yıldır orta ve uzun mesafe trail koşulara katılıyorum, sporcularımı bu yarışlara hazırlıyorum. Bu branşta hizmet veren Merrell markasının koşu takımında Head Coach olarak görev yapıyorum. Hyrox Performance Coach olarak yaklaşık bir yıl önce kurduğum R.O.M. Athletic takımında sporcularımı hem koşulara hem de Hyrox yarışlarına hazırlıyorum, kamplar düzenliyorum. Ayrıca Balaban Hybrid Training-Hyrox Performance Coach olarak görev yapıyorum. Bugüne kadar hangi yarışlara katıldınız?
Bir sene önce Hyrox Frankfurt ve sonrasında Abu Dhabi yarışlarına katıldım. Elbette unutulmazı ilkiydi. Çünkü yeni bir branş ve ülkemizde deneyimlemiş çok sporcu olmadığı için benim için bir bilinmez ve sürprizdi! Yarıştım ve dedim ki: “İşte bu, tam benim işim!” Sizce Hyrox’u diğer yarışlardan ayıran şey ne?
Benim için tam anlamıyla “challenge” kelimesinin karşılığıydı ama dünyada ve ülkemizde yayıldıkça şunu gördüm ki oldukça birleştirici bir gücü var. Çünkü bir crossfit atleti de bir triatlet de bir koşucu da bu branşta kendine ait bir şeyler bulabiliyor. Dayanıklılık, hız ve güç... Hibrit bir sporcuda olması gereken her şey!
İlk yarış deneyiminiz nasıldı?
Bunu şöyle yorumlayacağım; tek kelimeyle büyülendim. Kocaman bir Expo alanına kurulmuş bir fitness lunaparkı gibiydi. İçeride binlerce fit ve aynı heyecan için orada bulunan sporcu, müzik ve sen yarışırken seni her istasyonda destekleyebilen yakınların... Bu olağanüstü motivasyon, performansının önüne geçiyor. Nasıl bir antrenman programı uyguluyorsunuz?
Ben koşucu olduğum için koşu antrenmanlarıma devam ediyorum ama bunun yanında güçlü tutmaya gayret ettiğim dayanıklılık antrenmanlarım oluyor. Yüksek yoğunluklu interval antrenmanlar en sık yaptığım antrenman türü. Yarışta hem kuvvet hem de kardiyo dayanıklılığı gerekiyor. Bu iki alanı nasıl dengeliyorsunuz?
Yarışta koşu etapları benim için diğer istasyonlardan daha rahat geçiyor, biraz dinleniyorum diyebilirim. İstasyonlara odaklanıyorum ve 1 km koşudaki pace’imi gelecek istasyona göre ayarlıyorum. Bence Hyrox’un mental kısmı yarışta değil, antrenmanda. Antrenman süreci yoğun ve sert geçebiliyor. Geliştirmen gereken pek çok dinamik var. Antrenmanları yaptıysan yarışa da mental olarak hazırsın demektir. Yarış boyunca “bitti” dediğiniz bir an oldu mu?
Benim kırılma anım “Row” etabı oluyor. Tükenişin başladığı an. Yarış takviminizde en son hangi Hyrox vardı?
28 Kasım Hyrox Madrid’te ben ve 20 sporcum ROM Athletic takımı olarak yer aldık, büyüleyici bir atmosferdi! Yarışa katılmak isteyen ama çekinen biri için neler söylemek istersiniz?
Hyrox’un çıkış amacı, herkesin bu “challenge”a dahil olabilmesini sağlamak. Marka politikası bu yönde. O yüzden de yarışlarda Cut-off yok, yaş sınırı yok. 77 yaşında finisher olan katılımcılar var!
Ege Erdoğdu
Sporla olan yolculuğunuz nasıl başladı?
31 yaşındayım ve İstanbul’da eğitmenlik yapıyorum. Küçüklüğümden beri hep hareketin içindeydim ama profesyonel spor yolculuğum atletizmle başladı. Koşu disiplinini, yarış heyecanını ve sınırlarımı zorlamanın ne demek olduğunu ilk kez pistte öğrendim. Uzun yıllar atletizmle uğraştım. Profesyonel sporculuğu bıraktıktan sonra kariyerime pilates eğitmeni ve bireysel antrenör olarak devam ettim. Zamanla yarışmayı, adrenalini özlediğimi fark ettim. Bu sefer geri dönüşüm sadece koşuyla olmadı. O yıllarda kazandığım dayanıklılık, mücadele ruhu ve çalışma disiplini, bugün halen en güçlü parçalarım. Bugüne kadar hangi yarışlara katıldınız?
2024’te bir arkadaşımın ısrarı üzerine ilk biletimi Londra’ya aldım. Bugüne kadar Paris, Londra, Madrid ve Berlin’de yarışma fırsatım oldu. Her biri farklı bir enerji taşıyor ama Londra benim için bambaşkaydı. Genelde fuar alanında yarışmak çok cezbedici gelmez ama ilk yarışım olduğu için benim için yeri ayrı. Atmosferi ve kalabalığın enerjisi çok farklıydı. Londra’yı çok seviyorum. Sizce Hyrox’u diğerlerinden ayıran şey ne?
Fonksiyonel gücü ve koşuyu mükemmel bir şekilde birleştiriyor. Harika bir denge. Ayrıca topluluk ruhu, rekabet seviyesinin yüksekliği ve kendi sınırlarını gerçek anlamda test edebilme şansı Hyrox’u diğer tüm yarışlardan ayırıyor.
İlk yarış deneyiminiz nasıldı?
İlk yarışım inanılmaz keyifliydi. Bitirdiğimde “Ben bunu daha iyi yaparım” dedim. Vücudumun ne kadar dayanıklı olduğunu görüp, mental olarak da ne kadar güçlü olduğumu fark ettim. Bitirdiğimde bir sonraki yarışı planlamaya başlamıştım. Nasıl bir antrenman programı uyguluyorsunuz?
Programımı haftalık olarak planlıyorum. Koşu antrenmanları, güç antrenmanları, interval çalışmalar, pilates ve teknik antrenmanlar yapıyorum. Özellikle koşu-istasyon geçişleri üzerine çalışmak, yarışın en kritik noktalarından biri. Yarış heyecanına kapılıp penaltı almamak gerekiyor. Antrenman tekrarları o yüzden çok önemli. Kuvvet ve kardiyoyu nasıl dengeliyorsunuz?
Haftayı bölerek ilerliyorum. Bazı günler kondisyon ve hız, bazı günler ise güç odaklı oluyor. Yarışa yaklaştıkça seviyeyi biraz düşürüp daha çok hız, teknik ve recovery odaklı çalışıyorum. Biraz panik biriyim aslında, yarışmayı düşünmek bile beni heyecanlandırıyor. İstasyonlarda ne yapacağınız belli olsa da koşularda bazen ikinci turda istasyona giriyorsunuz, bazen tek turda. Parkurlar her seferinde farklı olduğu için kafanızda canlandırıp plan yapamıyorsunuz. Ben son haftalarda programıma nefes egzersizi ve yürüyüşü ekliyorum. Yarış sırasında “Bitti artık” dediğiniz bir an oldu mu?
Evet, özellikle son istasyon olan “Wall ball” tam bir “mental challenge”. Yarışmayı bitirmenin hissiyatı o kadar güzel ki, o anı yaşamak için yavașladığım an kendime “Bu an için çalıştın’ dedikten sonra devam ediyorum. Yarışmak isteyen ama çekinen biri için ne söylersiniz?
Kimse ilk yarışına hazır hissetmiyor. Başlamak için mükemmel zaman yok. O yüzden “Hazır değilim!” düşüncesi çok normal. Önemli olan başlamak ve kendine bir şans vermek. İlk adım her şeyi değiştiriyor. Hazırlık süreci bile sizi bambaşka bir seviyeye taşıyor. Hazırlanırsın, geliştirirsin ve inan bana, herkes aynı heyecanı yaşıyor. Yakın tarihte yeni bir Hyrox var mı?
Aralık ayında Nike Training ekibiyle tekrar Londra’da yarışıyor olacağım. Bu yarış 2025’in son yarışı. 2026 hedeflerimde şubat ayında İstanbul var, ilk kez Türkiye’ye geliyor. Ailem, arkadaşlarım ve öğrencilerimin önünde yarışmak çok keyifli olacak eminim. Martta da Glasgow’da yarışacağım. Yeni yılı heyecanla bekliyorum.





