
Röportaj
4 dk okunma süresi
Hayallerinin peşinde bir yolculuk: Ebrar Karabakan
Zorlukları deneyime dönüştüren, kendinden güç alan ve hayallerini tutkuyla besleyen Ebrar Karabakan, kariyerine ve yaşamına dair samimi bir...
Zorlukları deneyime dönüştüren, kendinden güç alan ve hayallerini tutkuyla besleyen Ebrar Karabakan, kariyerine ve yaşamına dair samimi bir yolculuğun kapılarını aralıyor. Yayın Yönetim Danışmanı: Ferhan Kaya
Yayın Yönetmeni: Deran Çetinsaraç
Röportaj: Elif Gürsoy
Fotoğraf: Murat Sargın
Styling: Tülin Demir
Makyaj: Hamiyet Akpınar
Saç: Volkan Bayar
Styling asistanı: Jasmine Berkiş
Makyaj asistanı: Fatemeh Rahimi 2025’in ona kattığı deneyimlerle bugün kendini daha sakin, dengeli ve güçlü hisseden oyuncu Ebrar Karabakan, hem mesleğine duyduğu tutkuyu hem de kendi iç yolculuğunda keşfettiklerini içtenlikle anlatıyor. Karşılaştığı zorlukları kayıp değil, birer ders olarak görmesi, yalnızlığı huzurlu bir alana dönüştürmesi ve hayallerine sıkı sıkıya sarılması, onun hikayesini daha da ilham verici kılıyor. Paylaştıklarıyla sadece oyunculuk kariyerine değil, hayallerinden vazgeçmeyen herkesin hayatına da umut dolu bir dokunuş yapıyor.
Şu sıralar nasılsın? Kendinle ilgili, bu aralar geçirdiğin dönemi nasıl tanımlarsın?
2025 benim için oldukça öğretici bir yıl oldu. Kariyer, arkadaşlık ve sağlık alanlarında önemli dersler kazandırdı. Bugün daha dengeli ve sakin hissediyorum. Karşılaştığım olumsuzlukları kayıp gibi değil de birer deneyim olarak görmeyi tercih ediyorum. Bu yaklaşım hem pozitif bakış açımı besliyor hem de kişisel gelişimime katkı sağlıyor. Özellikle duygusal anlamda kendimi gözlemlemeye ve geliştirmeye özen gösteriyorum, bu da bana çok iyi geliyor. Set yoğunluğu yaşadığın zamanlarda bedeninden çok zihnin yorulduğunda, kendine nasıl bir alan açıyorsun?
Sevdiklerimle vakit geçirmek bana çok iyi geliyor. Bazen de sessizce rutinlerime dönmek, izlediğim bir diziye kaldığım yerden devam etmek ya da yalnızca kedimle vakit geçirmek... Eskiden ne kadar yorgun olursam olayım sosyalleşmeye açık hissederdim kendimi. Ama artık tek başıma olmaktan da keyif alıyorum. Yalnızlık bir zamanlar daha korkutucu gelirken, şimdi ise bana iyi gelen, huzur veren bir alan haline dönüştü. Meslek hayatınla ilgili kırmızı çizgilerin var mı? En çok nelere dikkat ediyorsun?
Çalışma etiği konusunda bazı kırmızı çizgilerim var. En başta saygı ve sevgi içinde çalışmaya çok önem veriyorum. Bu çizgilerle alakalı düşüncelerimde sadece kendim için değil, tüm ekip arkadaşlarım adına aynı hassasiyete sahibim. Bunun dışında ne kadar yorgun olursam olayım, bir sonraki güne sahnelerimi çalışmadan, ezberimi yapmadan asla sete gitmem. İşimizin en önemli parçasının, sorumluluk bilinci olduğuna inanıyorum. Bunlar dışında çok keskin kurallarım yok bence.
Spor ve sağlıklı yaşamla aran nasıl?
Artık hayatımda düzenli olarak yer vermek istediğim bu ikili, dönemsel olarak uğruyor ama henüz tam anlamıyla yaşamıma adapte edebildiğimi söyleyemiyorum ne yazık ki! Çalışma düzenim, set saatleri, yemek araları ve boşluklar her gün aynı düzende olamadığı için spor ve sağlıklı beslenmeyi, bu düzende süreklilik şeklinde ilerletmek pek mümkün olmuyor maalesef. Şu an bu şekilde olsa da çocukluğumdan beri sporla alakalı hep bir uğraşım oldu aslında. Uzun yıllar yüzdüm, voleybol oynadım; bir zamanlar bu alanlar benim için büyük bir tutkuydu. Yoğun tempoda, kendine iyi bakmak için vazgeçmediğin en küçük ama en etkili alışkanlığın nedir?
Kesinlikle bakım yapmak! Bu tempoda uzun vakit ayıramasam da yüzüme maske yapmak ya da saçlarıma farklı yağlarla uyguladığım 15 dakikalık maskeler bile bana adeta ilaç gibi geliyor. Kendimle ilgilenmeyi ve bu küçük ritüelleri yaşamıma katmayı seviyorum.
Ebrar Karabakan’ın bugünkü haline, “İyi ki yapmışım” dedirten dönüm noktası neydi?
Bundan üç sene önce daha kalacak bir evim veya tanıdığım neredeyse kimse yokken İstanbul’a geldiğimde, yalnızca hayallerim için yola çıkmıştım. Hiç bilmediğim bir şehri öğrenirken, bir yandan da kendimi büyütmek beni gerçekten zorladı. Bu durum, yanında maddi ve manevi pek çok zorluk da getirdi tabii ki ama üstesinden geldiğimi düşünüyorum ve her gün hayallerimle birlikte büyümeye devam ediyorum. İyi ki yapmışım. Seni en çok hangisi motive ediyor? Başarı mı, yoksa süreç içinde öğrendiklerin mi?
İlk aklıma gelen şey “başarı” demek çünkü tüm odağım ve isteğim o yönde ama düşündükçe fark ediyorum ki süreçte öğrendiklerim olmasa, başarıyı elde etmek bana aynı şekilde hissettirmezdi. Aslında benim için bunlar birbirini besleyen şeyler. Her başarımdan sonra yaşadığım o soluklanma anını çok seviyorum; işte o an, beni en çok motive eden şey.
Biraz hayallerinden bahsedelim...
Genellikle hayallerim işimle ilgili. Mesleğimde bir gün “en”lerden biri olmak, önce ülkemde, ardından yurt dışında önemli projelerde yer almak, izleyicilerin kalbine dokunmak en büyük hedeflerim arasında. Mesleki hayallerimin dışında da bir gün global bir markayla koleksiyon çıkarmak, kendi kıyafetlerimi ve takılarımı tasarlamak çocukluğumdan beri hayal ettiğim şeyler. Gezebildiğim kadar çok yer görmek de istiyorum. Hayatım hayal ettiğim gibi giderse bir gün imkanları kısıtlı çocuklar için bir okul yaptırmayı da çok istiyorum. Kısacası, naçizane birilerine dokunabileceğim her alanda bir şekilde var olmak istiyorum. Anlayacağınız ben hayal kurmayı gerçekten çok seviyorum!
Şu sıralar nasılsın? Kendinle ilgili, bu aralar geçirdiğin dönemi nasıl tanımlarsın?
2025 benim için oldukça öğretici bir yıl oldu. Kariyer, arkadaşlık ve sağlık alanlarında önemli dersler kazandırdı. Bugün daha dengeli ve sakin hissediyorum. Karşılaştığım olumsuzlukları kayıp gibi değil de birer deneyim olarak görmeyi tercih ediyorum. Bu yaklaşım hem pozitif bakış açımı besliyor hem de kişisel gelişimime katkı sağlıyor. Özellikle duygusal anlamda kendimi gözlemlemeye ve geliştirmeye özen gösteriyorum, bu da bana çok iyi geliyor. Set yoğunluğu yaşadığın zamanlarda bedeninden çok zihnin yorulduğunda, kendine nasıl bir alan açıyorsun?
Sevdiklerimle vakit geçirmek bana çok iyi geliyor. Bazen de sessizce rutinlerime dönmek, izlediğim bir diziye kaldığım yerden devam etmek ya da yalnızca kedimle vakit geçirmek... Eskiden ne kadar yorgun olursam olayım sosyalleşmeye açık hissederdim kendimi. Ama artık tek başıma olmaktan da keyif alıyorum. Yalnızlık bir zamanlar daha korkutucu gelirken, şimdi ise bana iyi gelen, huzur veren bir alan haline dönüştü. Meslek hayatınla ilgili kırmızı çizgilerin var mı? En çok nelere dikkat ediyorsun?
Çalışma etiği konusunda bazı kırmızı çizgilerim var. En başta saygı ve sevgi içinde çalışmaya çok önem veriyorum. Bu çizgilerle alakalı düşüncelerimde sadece kendim için değil, tüm ekip arkadaşlarım adına aynı hassasiyete sahibim. Bunun dışında ne kadar yorgun olursam olayım, bir sonraki güne sahnelerimi çalışmadan, ezberimi yapmadan asla sete gitmem. İşimizin en önemli parçasının, sorumluluk bilinci olduğuna inanıyorum. Bunlar dışında çok keskin kurallarım yok bence.
Spor ve sağlıklı yaşamla aran nasıl?
Artık hayatımda düzenli olarak yer vermek istediğim bu ikili, dönemsel olarak uğruyor ama henüz tam anlamıyla yaşamıma adapte edebildiğimi söyleyemiyorum ne yazık ki! Çalışma düzenim, set saatleri, yemek araları ve boşluklar her gün aynı düzende olamadığı için spor ve sağlıklı beslenmeyi, bu düzende süreklilik şeklinde ilerletmek pek mümkün olmuyor maalesef. Şu an bu şekilde olsa da çocukluğumdan beri sporla alakalı hep bir uğraşım oldu aslında. Uzun yıllar yüzdüm, voleybol oynadım; bir zamanlar bu alanlar benim için büyük bir tutkuydu. Yoğun tempoda, kendine iyi bakmak için vazgeçmediğin en küçük ama en etkili alışkanlığın nedir?
Kesinlikle bakım yapmak! Bu tempoda uzun vakit ayıramasam da yüzüme maske yapmak ya da saçlarıma farklı yağlarla uyguladığım 15 dakikalık maskeler bile bana adeta ilaç gibi geliyor. Kendimle ilgilenmeyi ve bu küçük ritüelleri yaşamıma katmayı seviyorum.
Ebrar Karabakan’ın bugünkü haline, “İyi ki yapmışım” dedirten dönüm noktası neydi?
Bundan üç sene önce daha kalacak bir evim veya tanıdığım neredeyse kimse yokken İstanbul’a geldiğimde, yalnızca hayallerim için yola çıkmıştım. Hiç bilmediğim bir şehri öğrenirken, bir yandan da kendimi büyütmek beni gerçekten zorladı. Bu durum, yanında maddi ve manevi pek çok zorluk da getirdi tabii ki ama üstesinden geldiğimi düşünüyorum ve her gün hayallerimle birlikte büyümeye devam ediyorum. İyi ki yapmışım. Seni en çok hangisi motive ediyor? Başarı mı, yoksa süreç içinde öğrendiklerin mi?
İlk aklıma gelen şey “başarı” demek çünkü tüm odağım ve isteğim o yönde ama düşündükçe fark ediyorum ki süreçte öğrendiklerim olmasa, başarıyı elde etmek bana aynı şekilde hissettirmezdi. Aslında benim için bunlar birbirini besleyen şeyler. Her başarımdan sonra yaşadığım o soluklanma anını çok seviyorum; işte o an, beni en çok motive eden şey.
Biraz hayallerinden bahsedelim...
Genellikle hayallerim işimle ilgili. Mesleğimde bir gün “en”lerden biri olmak, önce ülkemde, ardından yurt dışında önemli projelerde yer almak, izleyicilerin kalbine dokunmak en büyük hedeflerim arasında. Mesleki hayallerimin dışında da bir gün global bir markayla koleksiyon çıkarmak, kendi kıyafetlerimi ve takılarımı tasarlamak çocukluğumdan beri hayal ettiğim şeyler. Gezebildiğim kadar çok yer görmek de istiyorum. Hayatım hayal ettiğim gibi giderse bir gün imkanları kısıtlı çocuklar için bir okul yaptırmayı da çok istiyorum. Kısacası, naçizane birilerine dokunabileceğim her alanda bir şekilde var olmak istiyorum. Anlayacağınız ben hayal kurmayı gerçekten çok seviyorum!








