Haber kapak görseli
Süha Umar
7 dk okunma süresi
Yacht

Kitab-ı Bahriye’nin Dümen Suyunda -57- KIBRIS ADASI (1)

“Bu fasıl Kıbrız nam cezireyi1 beyan ider.” Piri Reis Kıbrıs Adası’nı uzun anlatmış. Denizci tayifesi sabırsız olur. Biz iki kısımda...

“Bu fasıl Kıbrız nam cezireyi1 beyan ider.” Piri Reis Kıbrıs Adası’nı uzun anlatmış. Denizci tayifesi sabırsız olur. Biz iki kısımda anlatalım ki sıkılmayalar. 

Piri Reis söze “Mezkûr Kıbrız Adası hakikatde sayir Cezayir2 gibi degüldür” diye girer Kıbrıs Adası’nı anlatırken. “Çünkü” der Reis, “bu adanın cümle çevresinde Anadolu kıyıları, Şam kenarları ve İskenderiye kıyıları hep müslümandır” diye devam eder ve “Cezire-i mezbûrun heman bütün bu cümlenün ortasında tereddüdde kalmışdur (Bu ada bütün bunların ortasında şaşkın vaziyette kalmıştır)” diye devam eder. Ve ben bu tanımlama karşısında Reis’in anlatım güzelliğine bir kez daha hayranlık duyarım. 

Piri Reis son günlerde pek de hayırlı olaylarla gündeme gelmeyen Kıbrıs Adası için güzel laflar eder. “Özellikle çok verimli ve bayındır bir adadır. Çevresi altı yüz mil kadardır. Dağları, suları çok boldur. Hatta yedi bin adet köyü olduğu söylenir” der ama hemen arkasından ilave eder: “Ama bir tarihte, padişahın savaş gemileri ile dolaşırken, bu adaya gelip yanaştığımızda, adanın tanınmış kişilerinden, adanın yedi bin köyünün olup olmadığını sorduğumda, ‘önceleri vardı ama şimdi köylerin sayısı dört bindir’ diye cevap verdiler. Her köyünde çeşitli meyveler, turunç ve şeker imalathaneleri çoktur.” 

KARPAZ DAĞLARI TUZLA 

Piri Reis haklıdır. Kıbrıs Adası narenciye yetiştirmeye çok uygundur. Başta, İskenderun’u işaret eder gibi, sipsivri uzanan Karpaz Yarımadası boyunca uzanan Karpaz (Girne) Dağları olmak üzere, (Reis’in tabiriyle) tepeleri sivri, yüksek dağları vardır. Dereleri, suları boldur. Zaten biz de Kıbrıs’ı “Yeşil Ada” diye biliriz. Adanın bir şeyi daha ünlüdür: Kıbrıs Eşeği.

Reis, Ada’nın kıblesinde bir tuzla bulunduğunu, gemilerin gelerek oradan her yıl tuz yüklediklerini not ettikten sonra, “Bundan sonra denizcilere gerekli yerlerini anlatalım” der. Piri Reis çizdiği haritada, sözünü ettiği tuzlayı, bugün Limasol (Lemesos) Akrotiri Körfezi olarak bilinen körfezin kıyısında göstermiştir. Kıbrıs Adası’nın en büyük tuz gölüdür. Adanın daha küçük olan ikinci tuz gölü de adanın keşişlemesinde, Larnaka’dadır. İkisi de bütün tuz gölleri gibi, pembe kanatlı, uzun bacaklı flamingoların yaşam alanıdır. Sığ, tuzlu sularda bugün de salına salına dolanırlar. 

ALA KUSİYE GİRNE KALESİ  

Reis, “Kıbrıs Adası büyük bir adadır ancak adanın yıldız tarafında gemi yatacak yeri azdır. Bu tarafta, Girne Buferi dedikleri bir kale vardır. Bu kalenin önünde küçük bir liman vardır. Bu limana, Ala Kusiye derler. Adanın yıldız tarafında, ondan daha ünlü bir liman yoktur” diyerek Girne Kalesi’ni ve kalenin eteğindeki küçük ama şirin limanı anlatır. Reis haklıdır. Kıbrıs Adası’nın Anadolu’ya bakan, kuzeyli rüzgârlara açık, uzun kıyısında gemilerin sığınabileceği yer azdır. Yeri gelmişken yazayım. “Ala Kusiye” Girne Limanı’nın değil Girne Kalesi’nin Orta Çağ’daki adıdır. Ancak liman kaleye bitişik olduğu için büyük olasılıkla kalenin adı ile anılıyordu. Girne Limanı bugün de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin en önemli limanıdır. Ala Kusiye, Kıbrıs’ın eski adı Akadca Alashia veya Ugaritce, Alasiya sözcüğünden gelmektedir. Kıbrıs Adası, Geç Bronz Çağı’nın, Alasiya veya Alashia Krallığı’dır. “Buferi” sözcüğünün kökenini bulamadım ama Kıbrıs Fatihi Lala Mustafa Paşa’nın Kıbrıs’taki vakıflarının gelir getiren malı mülkü arasında, “Buferi toprağı. 20 Dönüm” diye bir not var. Böyle bilinsin vesselam. 

Reis, Girne’den günbatısı rotasında seyre devamla, “Bu limanın (Girne) kırk mil günbatısı tarafında, adına Pendiye dedikleri bir körfez vardır. Bu körfezde döküntüler bulunmaktadır. Bu döküntülerin poyraz tarafından içeri girerler. Küçük gemiler yatar” diyerek, bugün Güzelyurt kasabasının önündeki Güzelyurt (Morfu) Körfezi’ni anlatır. Güzelyurt’un tepeleri Erenköy, Kıbrıs Barış Harekâtı öncesinde, bir bölümü Türkiye’deki okullarını bırakıp, vatanlarını savunmak için gizlice Kıbrıs’a dönen Kıbrıslı genç üniversite öğrencilerinin, EOKA ve Kıbrıs Rum silahlı çetelerinin saldırılarına günlerce direndikleri bir noktadır. Bu kahramanlar arasında, sonraki yıllarda Türk ve İngiliz basınında kendisine yer yapacak, gazeteci dostum sevgili Metin Münir de vardı. Yıllar sonra, Piri Reis’in dümen suyunda Kıbrıs’a gittiğimde, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni birlikte dolaştık. Reis’in anlattığı dağlarına, kalelerine çıktık, kıyılarında yüzdük. Mülkiye’deki ve sonra Ankara’da aynı daireyi paylaştığımız güzel günlerimizi andık. Ne yazık ki Metin artık aramızda değil. Işıklar içinde uyusun.

HACISOFU KÖRFEZİ

“Bundan sonra Furna Kanto Burnu’nu batı tarafına dolaşınca Pendaya Körfezi’ni bulurlar. Bu körfezin içinde bir ırmak vardır. Bu ırmağın karayel tarafında Pendaya’nın küçük bir adası vardır. Bu küçük ada ile Kıbrıs Adası’nın arası ufak gemiler için iyi limandır. İçme suyuna ihtiyaç duyulduğunda, bu adanın karşısındaki Kıbrıs kıyısından bulunur” diyerek devam eder Piri Reis. “Furno Kanto” Burnu, “Kokkino Burnu”i adı Pentageia sözcüğünden gelen Pendaya Körfezi ise Yeşilyurt (Pallis) kasabasının önündeki Hacısofu Körfezi’dir. 

Piri Reis “Bundan sonra, “Santofan Burnu, Kıbrıs Adası’nın günbatısı tarafındaki Yıldız Burnu’dur. Bu burnun bir mil karşısında, küçük bir ada vardır. Bu ada ince uzun bir adacıktır. Tıpkı kadırgaya benzer. O küçük ada ile burnun arası, onaltı kulaç sudur.” diye devam eder. Santofan veya Yıldız Burnu, bugün haritalarda, Arnavut Burnu olarak kayıtlıdır. Kıbrıs Adası’nın,  kuzey kıyılarının en batı ucudur. 

“Mezkûr Kavu Santofanu’nun yigirim mil kıble tarafında bir küçük limancuk var. Ol limancuğa Eli Keser dirler. Mezkûrun önünde iki adacuklar vardur. Yassıca adacuklardur. Ol adacuklardan tekrar on mil kıble trafnda bir adacuk dahi var. Terapite dirler. Anun beri yanında bir körfez var. Ol körfez demir yeridür. Hem içecek suyu bulunur.”

DALGALARIN KÖPÜĞÜNDEN DOĞAN AŞK TANRIÇASI 

Piri Reis’in bu paragrafta anlattığı kıyılar, Yıldız (Arnavut) Burnu’ndan kıble yönünde seyirle geldiği Drepano Burnu, burnun önünde, Reis’in büyük olasılıkla yine Drepano sözcüğünden bozma Terapite Adası, Drepanu Limanı ve çevresidir. Son yıllarda Antik Çağ’dan Bizans dönemine kadar ticari, dini ve stratejik bir merkez olan Drepano Burnu kazılarında önemli eserler bulunmuştur. Bu da doğaldır çünkü Kıbrıs, Antik Çağ’dan beri birçok halkın gelip yerleştiği ve iz bıraktığı, arkeolojik açıdan zengin bir adadır. Unutmadan yazayım. Mitolojinin güzeller, güzeli, heykellerinin sayısını kimselerin bilmediği Aşk Tanrıçası Afrodit’in Güney Kıbrıs’ta dalgaların köpüğünden doğduğu bilinir.  

GAZİ BAF SIĞLIKLARI

Piri Reis adanın günbatısı kıyıları boyunca güneye doğru iner. “Bu körfezden (Drapanu Limanı) on mil kıble doğrultusunda gidilirse, Bafa Burnu’na gelinir. Bafa Burnu alçak bir burundur. (O nedenle) Bu burna bir palamar3 kadar yakın geçmeleri uygundur. Eğer burnun kıble tarafında demir atarlarsa, yirmi kulaç derinlik iyi demir atma yeridir” der ve devam eder: ”Eğer Bafa’ya varmak dileseler, Bafa lodosa karşu bir köydür. Ol köyün önünde deniz kenarında iki birgoslar (Kuleler) vardur. Ol birgosların önü yatakdur. Mezk’ûr yirün şuluk (keşişleme) tarafında üç balamar uzunu (üç palamar uzunluğunda) sığlık yir vardur. 

Ol sığun üzerinde on yedi karış su var. Birgosla mezb’ûr sığun ortasında (arasında derinlik) dört kulaç sudur. Zikr olan (sözü edilen) ol sığdan gayri ol sığun yanunda bir sığ dahi (daha) vardur. Bu sığdan ol sığ, bir balamar uzun yirdür (uzaklıktadır). İki sığın ortasında (arasında) üç kulaç su vardur. Ve lâkin (ama) evvelki sığ gibi sonraki sığ üzerinde de onyedi karış sudur (Derinlik onyedi karıştır)” diyerek, bu kıyıyı neredeyse karış karış anlatır, topukları (sığlık) dikkatle not eder. Piri Reis, su yüzeyinde görünmeyen, ama üstünde çok az su bulunan bu tür sığlıkların gemiler için ne denli tehlikeli olduğunu bilir. Bu özeni ondandır. Piri Reis’in kıyılarını bütün ayrıntısı ile anlattığı Bafa bugün Gazi Baf (Paphos) diye bilinen kasabadır.  

MULİNE ADALARI

Reis seyrine ve anlatmaya şöyle devam eder: “Fakat bunlardan başka Bafa’nın üç mil keşişleme tarafında, Muline denilen iki küçük ada vardır. Bu küçük adaların günbatısı tarafında bir sığlık bulunur. Bu sığlığın üzerinde altı karış su vardır. Gündoğusu tarafında üç palamar uzunluğunda bir sığlık daha vardır. Bu sığlık su içinde görünür. O küçük ada ile Kıbrıs’ın arasındaki derinlik, üç buçuk kulaçtır. Eğer Bafa’dan Muline’ye gelmek isterlerse, bir mil kadar denizden (açıktan) dolaşsınlar ki, bu sığlıklardan kurtulmuş olsunlar Eğer Muline’ye gelip yatmak isterlerse, bütün bunların gündoğusu tarafında küçük bir adacık var. O adacığın lodos tarafındaki sığlıklardan bir palamar uzak geçsinler. O zaman beş kulaç derinlikten geçebilirler. O küçük adanın gündoğusu tarafına yarım palamar uzak geçerek, altı kulaç derinlikte demir atsınlar. Buranın karşısında bir burun vardır. O buruna karşı demir atarlarsa, derinlik iki kulaçtır. Bu küçük adacıktan altı mil gündoğusu tarafında da bir burun varır. O burnun ucu sığlıktır. Bu burnun üzerinde, adına İstihali dedikleri kayalık bir dağ vardır. Bu dağ tıpkı puhu kuşuna benzer. Ondan ileride, altı mil gündoğusu tarafında tek bir dağ daha vardır. Bu dağa da Petira Tulsi derler. Oradan on iki mil gündoğusu-keşişleme yönünde Biyanko Burnu bulunur.”

Kıbrıs Adası’nın yıldızdaki Ala Kusiye (Girne) Kalesi’nden adanın kıblesindeki Biyanko Burnu’na kadar olan kıyıları ve denizleri böyle bilinsin vesselam.☸

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo