Haber kapak görseli
Cem Gürdeniz
10 dk okunma süresi
Yacht

Asırlık klasik Nahlin’le bir karşılaşma

27 Nisan günü Hisarönü Körfezi’nde yelken yaparken Selimiye’ye yaklaşma sularında çok zarif bir klasik yat ile karşılaştım. Kuğuya benzeyen bu...

27 Nisan günü Hisarönü Körfezi’nde yelken yaparken Selimiye’ye yaklaşma sularında çok zarif bir klasik yat ile karşılaştım. Kuğuya benzeyen bu yat, 6 Eylül 1936 İngiltere Kralı VIII. Edward’ı İstanbul’a getiren Nahlin idi. 

Yakın zamanda Ege sularında heyecan verici bir karşılaşma yaşadım. 100 yaşına yaklaşan klasik yat Nahlin’den söz ediyorum. Rastlaştığımızda grandi direği cundasında Kraliyet Prenses Forsu vardı. Çanakkale Savaşları’nın 110. yıldönümü nedeniyle ülkemize gelen Prenses Anne’i ağırlıyordu. VIII. Edward da Prenses Anne’in annesi Kraliçe II. Elizabeth’in amcası idi. 27 Nisan’da Hisarönü Körfezi’nde yelken yaparken karşıma çıkan Nahlin beni neden çok heyecanlandırdı? İzah edeyim.

İLGİNÇ TARİHİ OLAYLARA SAHNE OLDU

Cumhuriyet henüz 1 yaşına yaklaşırken Atatürk’ün Eylül 1924’te Hamidiye Kruvazörü’nde Karadeniz gezisinde söylediği şu sözler çok önemlidir: “İlk beş senede kendimizi toplayıp devrimleri yaparız, ikinci beş senede dünyaya kendimizi tanıtırız, üçüncü beş senede İngiliz Kralı’na yurdumuzu ziyaret ettiririz.” Bu sözlerden tam 12 yıl sonra İngiltere Kralı VIII. Edward iki İngiliz muhribi refakatindeki Nahlin yatı ile İstanbul’a Atatürk’ü ziyarete gelmiştir. Bu ziyaret sıradan bir ziyaret değildi. Osmanlı tarihi dahil ilk kez bir İngiliz Kralı Türkiye topraklarına ayak bastı. Kral, Atatürk’e geldi. 1936 yılının Ağustos ve Eylül aylarında İngiltere Kralı VIII. Edward’ın Amerikalı sevgilisi ile Nahlin’de yaptığı Adriyatik ve Ege Denizi gezileri ve Atatürk’ü ziyaret ettiği İstanbul gezisinden üç ay sonra tahttan feragat etmesi yatın hikâyesini çok ilginç kılıyor. Başlayalım.

1930 yılında İskoçya Clydebank/Glasgow’da John Brown Tersanesi tarafından inşa edilen 100 metre boyunda dört sitim türbinine sahip yat; İskoç iş kadını, finansör ve at çiftlikleri sahibi Lady Annie Henrietta Yule’un kocasının vefatından iki yıl sonra verdiği siparişle kısa sürede tamamlandı. Nahlin, Amerikan Kızılderili dilinde “hızlı koşan” anlamındaydı. Başındaki gemi aslanı da bir Kızılderili reisi başlığı idi. Lady Yule ve kızı Gladys, 1930’ların başında Nahlin ile uzun ve pahalı bir dünya turuna çıktılar. Döneminin İngiltere’deki en pahalı yatıydı. Ancak yatın ortaya çıkardığı skandalın bedeli Kraliyet Ailesi’ne çok daha pahalıya mal olmuştu. 

SKANDAL BİRLİKTELİĞİN TANIĞI OLDU

Nahlin, 1936 yazında Kraliyet Yatı olarak kullanılmak üzere kiralandı. 20 Ocak 1936’da babası V. George’un ölümü üzerine tahta geçen yeni Kral VIII. Edward, Amerikalı sevgilisi Wallis Simpson ile Akdeniz seyahatine çıkacaktı. Edward bu yatta önceden bulunmuştu.  Babası V. George’un 1935 yılındaki Gümüş Yıldönümü’nde (Silver Jubilee) diğer yatlarla birlikte denizdeki törene katılanlardan birisi de Nahlin idi. Lady Yule o dönem Galler Prensi olan Edward’ı yata davet etmişti. Prens, Nahlin’e hayran kalmıştı. Tek sorun yatta içki olmamasıydı ve mürettebata içki yasaklanmıştı. Onun için kütüphanede küçük bir tadilat ile kitaplar yerine içkilerle bir bar yapıldı. Seyahat gizli yapılacaktı. Kral VIII. Edward, “Lancaster Dükü” takma ismiyle seyahat edecekti. 

Kral VIII. Edward İngiliz yakın tarihinin sorunlu bir dönemini temsil eder. Zira daha sonradan evlendiği kişi Amerikan vatandaşı Wallis Simpson’dır. Onun ilk eşinden boşanmış, ancak ikinci evliliğinden resmen boşanmamış statüde olması ciddi bir sorundu. Bu durum Anglikan Kilisesi tarafından kabul edilmiyordu. VIII. Edward’ın kilisenin başı olarak Simpson ile evlenmesi dini açıdan sorunlu görülüyordu. Hükümet, böyle bir evliliğin anayasal bir krize yol açabileceğini belirtiyordu. Ayrıca Wallis Simpson’ın Amerikalı olması ve aristokrat olmaması, Kraliyet Ailesi için uygun bir eş olarak görülmemesine neden oluyordu.

SEYİR SÜRÜYOR, ENDİŞELER BÜYÜYOR

Kral ve Wallis Simpson basından gizli şekilde Avusturya/Salzburg’a hava yolu ile gittiler ve oradan trenle Nahlin ile buluşmak üzere Yugoslavya’daki (şimdi Hırvatistan) sessiz ibenik Limanı’na gittiler. Kilise ve Kraliyet geleneklerine aykırı bu birliktelik İngiltere medyasında henüz bilinmiyordu. Ancak Sibenik’te Nahlin yatı ve refakatindeki HMS Grafton ve HMS Glowworm isimli iki İngiliz muhribinin bulunması halkın ilgisini çekti. 

İki muhribin küçük Sibenik Limanı’nda bulunması sorgulanıyordu. Neticede Kral’ın şehre geleceğini öğrenen 20 bin kişi onu ve Wallis Simpson’u görmek için limana yığıldı. Yugoslavya Prens Naibi Prens Paul bile VIII. Edward ve Wallis Simpson’u karşılamak için oradaydı. Nahlin’in sancak iskelesine ayak bastıkları anda her şey ortaya çıktı. Böylece yaşananlar İngiltere’de de duyuldu ve Kral’ın kural ve teamül dışı birlikteliği öğrenildi. 

Deniz seyahati 10 Ağustos 1936 günü başladı. Nahlin’de 60 personel ve çok sayıda yüksek sosyete misafir vardı. Dalmaçya kıyılarında ve Adriyatik Denizi’nde zaman geçirdiler. Rab Adası’nda demirleyip denize girdiler. Bu adada çıplak denize girmeleri büyük olay oldu, basında geniş yer aldı. Yat daha sonra Split’te demirledi. Daha sonra Korcula Adası’na gelen Nahlin, burada resmi top atışı ile selamlandı. Wallis Simpson’ın o günlerde Amerikalı ikinci eşinden ayrılmamış olması nedeniyle Kral ile bu birlikteliği büyük bir skandaldı. Ancak İngiliz basını Saray ile yaptıkları centilmenlik anlaşması gereği bu konunun üzerine çok gitmedi. İngiltere’nin aksine, ABD ve Avrupa basını skandalı tüm çıplaklığı ile verdi. Bu durum kaçınılmaz olarak İngiliz kamuoyunun gündemine hızla girdi ve hükümette ve saray çevrelerinde ciddi endişeler oluşmaya başladı. 

İNGİLTERE VE YUNAN DOSTLUĞUNUN İŞARETİ

17 Ağustos 1936 tarihinde Nahlin, Dubrovnik’e vardı. Şehir çifti coşku ile karşıladı. Yugoslavya ziyareti İngiltere için diplomatik başarı olmuştu. Yugoslav kamuoyu Kral’ı sevmişti. Gayri resmi diplomasi açısından ziyaret Londra için büyük başarıydı.  21 Ağustos 1936 günü ise yat İyon Denizi’ne geçti ve Yunanistan’ın Korfu Adası’na geldi. Kuzeni Yunan Kralı II. George karşılamaya gelmişti. Yunan Kral sürgünden dokuz ay önce dönmüştü. Kralın bu ziyareti Yunan monarşisine İngiltere’nin büyük destek verdiğinin bir mesajı olmuştu. Korfu’dan hareketle Korinth Kanalı geçilerek Pire’nin limanı Faler’e demirlendi. Kral ve sevgilisi Pire ve Atina’da turist olarak gayri resmi sıfatla bulundular. Şehri gezdiler. Kısa deniz gezileri yaptılar. Gayri resmi bir ziyaret olmasına rağmen İspanya İç Savaşı devam ederken bu ziyaret Akdeniz’de İngiltere ve Yunanistan dostluğuna verilen önemin bir işareti oldu. Faler’den sonra Ağustos son haftasına kadar Kiklad Adaları bölgesinde pek çok yerde demirleyerek denize girdiler, piknik yaptılar ve Kraliyetin sıkıcı protokolü dışında gemide bulunan pek çok yakın dostları ile vakit geçirdiler. 

ATATÜRK TARAFINDAN ÖZENLİ AĞIRLANMA

4 Eylül 1936 sabahı Atatürk, Kral’ı Tophane rıhtımında karşıladı. Kral ve sevgilisi Pera Palas Oteli’nde misafir edildiler. Nahlin daha sonra Dolmabahçe Sarayı önüne demirledi. Kral aynı gün öğleden sonra Dolmabahçe Sarayı’na intikal etti ve Atatürk tarafından kabul edildi. Yanında İngiliz Büyükelçisi Percy Loraine de bulunuyordu. Kral ve heyeti 5 Eylül günü tarihi yarımadayı gezdiler. Aynı gün öğleden sonra Nahlin ile Boğaziçi’nde Karadeniz’e doğru bir kısa seyir yapıldı ve Kandilli açıklarında demirlendi. Kısa mola sırasında Galatasaray Kulübü’ne ait tek çifte dümencili futası ile yata yanaşan kürekçi ve takım kaptanı Emin Dirvana’yı Kral yata davet etti. Dirvana, Kral’a Türkiye’nin sporcu bir subayı olarak takdim edildi. 

İstanbul ziyareti sırasında Atatürk, Wallis Simpson’a Kraliçe protokolü uygulattı. Bu durum Londra’yı tedirgin etse de Kral durumdan çok memnun kaldı. 6 Eylül 1936 günü Atatürk, Kralı Moda’da yelken ve kürek yarışlarında ağırladı. Moda Deniz Kulübü’ne gelen Kral, o yıllarda bölgede çokça bulunan İngilizler tarafından tezahüratla karşılandıktan sonra tekrar yata binerek açıkta demirli ve içinde Atatürk’ün bulunduğu Ertuğrul Yatı’na geçti. Burada gemi kazan tomarı yaparken beyaz ceketi lekelenmiş ve Atatürk bu duruma çok üzülmüştür. Savarona’nın alınma kararı bu olay ile gelişmiştir. 

Kral 7 Eylül 1936 günü Türkiye’nin tahsis ettiği lüks bir trenle İstanbul’dan ayrıldı. Ayrılışta Kral Atatürk’e bir teşekkür telgrafı çekti. Atatürk bu telgrafa “Majesteleri bütün kalpleri kendisine çekmiştir. Ben şahsen bu cazibeyi bütün genişliği ile hissetmenin büyük zevkini duydum” cevabını verdi. Kral, 10 Kasım 1936 tarihinde Ankara’daki elçisi vasıtası ile Atatürk’e doğum günü kutlama mesajı çekmek için Atatürk’ün yaş günü sordurmuş ve kendisine 12 Kasım 1936 günü verilen cevapta Atatürk’ün yaş gününün 19 Mayıs 1881 olduğu resmen bildirilmişti.

KRAL’DAN TÜRK DONANMASI’NA DAVET

Edward, dönüşte artık ayyuka çıkan ilişkisi çerçevesinde Wallis Simpson ile evlenme isteğinden vazgeçmeyince, hükümetle arasında ciddi bir anlaşmazlık çıktı. Bu durum, VIII. Edward’ın tahttan çekilmesine neden oldu. 11 Aralık 1936 tarihinde 326 gün sonra Krallık görevinden feragat etti ve tahtı kardeşi VI. George’a bıraktı. Tahttan çekildikten sonra Edward, “Windsor Dükü” ünvanını aldı ve Wallis Simpson ile 3 Haziran 1937’de Fransa’da evlendi. 

Nahlin’in Türkiye ziyaretinin bir önemi de 20 Temmuz 1936 yılında İsviçre, Montrö’de Türk Boğazları Sözleşmesi’nin imzalanması sonrasında İstanbul’a yapılan ilk yabancı savaş gemisi geçişine sahne olmasıdır. Ancak sözleşme 9 Kasım 1936’da yürürlüğe girdiğinden bu ziyarette Montrö Sözleşmesi’nin maddeleri uygulanmamıştır. Fakat Kral, Türk Donanması’nın Boğazlar’ı koruyacak seviyede gelişmiş olduğunun farkındadır ve ziyaret sona ermeden Atatürk’e Türk Donanması’nı Malta Deniz Üssü’nde misafir etmek arzusunda olduklarını ifade etmiştir. Aatürk bu teklifi kabul etmiş ve donanma Kasım 1936’da Malta’ya çok sayıda gemi ile resmi ziyarette bulunmuştur.

İSMİ DEFALARCA DEĞİŞTİ

Nahlin’in sonraki İstanbul’a gelişi iki yıl sonra gerçekleşti. Bu kez gelen Romanya Kralı II. Carol (Charles) idi. Nahlin ile Savarona ilk kez Dolmabahçe Sarayı açıklarında bu ziyaret sırasında yan yana geldi. 1 Haziran 1938 günü İstanbul’a intikal eden devlet yatı Savarona’ya Atatürk 2 Haziran 1938’de geçti. Altı haftalık bu kalış sırasında hastalığı arttı. Romanya Kralı II. Carol, 18 Haziran 1938 Cumartesi günü Nahlin yatıyla yurdumuza gelmişti. Yat İngiltere’deyken Romen Kraliyet Yatı olarak Lady Yule’dan 120.000 pound bedelle satın alınmıştı. Kral, Atatürk ile Savarona’da görüşmüş ve daha sonra Köstence’ye rota verilmişti. Nahlin’in adı daha sonra Romence’de “Akşam Yıldızı” anlamına gelen Luceafarul olarak değiştirildi. Bu isim, Mihai Eminescu’nun Romanya’nın zengin kültürel mirasını ve monarşinin ulusal kimlikle olan bağlantısını simgeleyen ünlü bir şiirine atıfta bulunuyordu. Daha sonra “Gündoğumu” anlamına gelen Rasaritul olarak yeniden adlandırıldı. Bir sonraki ismi Transilvania oldu. 1947’de ise Romanya Sosyalist Cumhuriyeti’nin kurulması ve Kral I. Mihail’in tahttan çekilmesinin ardından, yat Romen Donanması’na devredildi ve “Özgürlük” anlamına gelen Libertatea olarak yeniden adlandırıldı. Bu son yeniden adlandırma, yeni komünist rejimin monarşik yönetimden kurtuluşa ve sosyalist ideallerin desteklenmesine yaptığı vurguyla uyumluydu. Nahlin, 1937 sonrası İngiliz denizcilik kültür mirasından kayboldu. Pek çok İngiliz için o ya sökülmüş ya da batmıştı. 1989’da komünist Çavuşesku rejimi devrildi ve yat müzeye kondu. Ancak maddi sorunlar nedeni ile çok ihmal edildi ve SC Regal SA Galati isimli firmaya devredildi. 

YENİDEN “NAHLİN” OLMA SÜRECİ

1990’larda İngiliz Cooper çifti yatı Tuna Nehri'nde Galati’de yüzen bir restoran olarak demirlemiş halde keşfetti. İngiltere’de meraklı kesimler gemiye ilgi gösterdiler. 1998 yılında İngiliz Yat Brokeri Nicholas Edmiston Libertatea’yı 265.000 USD karşılığında satın aldı. Romenler geminin orijinal planlarını da vermeyi kabul ettiler. Yat aynı yıl Swift isimli ağır yük gemisi ile GL Watson & Co tarafından tamir edilmek üzere İngiltere’nin Manş Denizi’ndeki Cornwall/Farmouth limanına getirildi. Daha sonra restorasyon için Plymouth ve ardından Liverpool’a Clarence Dock’a getirildiyse de restorasyon Cammel Laird isimli firmanın 2001 yılındaki iflası ile gerçekleşemedi. 27 Temmuz 2005’te Liverpool’dan ayrılıp Almanya’da Rendsburg’a getirildi. Burada Nobiskrug firması modernizasyona devam etti. Bu arada yeni sahibi Sir Anthony Bamford oldu. Onarım bittiğinde 14 lüks yolcu kamarası ve 47 kişilik mürettebat yatma yeri tadilatı yapılmıştı. 2006 yılında Sir Anthony Bamford, kabaca 20 milyon sterlin harcadığı Nahlin’i elektrik süpürgesi firması sahibi Sir James Dyson’a sattı. Yat daha sonra Hamburg’daki Savarona’nın da yapıldığı Blohm-Voss tersanesine götürüldü. 2007‘de başlayan ve 2010 yılında biten büyük tadilat ile sitim türbinleri yerine dizel-elektrikli modern tahrik sistemi monte edildi. Romanya’dan satın alındıktan sonra yapılan tüm tadilat ve yenileme masraflarının 30 milyon sterlin olduğu değerlendiriliyor. Bu arada 60 yıldır kayıp olduğu düşünülen orijinal maun gövdeli 6,4 metre boyundaki vasıta motoru, sahibi Willie McCullough tarafından tamamen restore edilmiş halde İskoçya’da bulundu. Dyson yenilenmiş yat için 30 milyon sterlin harcadı. 2010 yılında yatın adını resmen Nahlin olarak kaydettirdi. Nahlin’in iç tasarımı Waring & Gillow firması ve Charles Allom tarafından yapıldı. 1901-1910 döneminin zarif stilini yansıtan yatta 14 misafir ve 47 kişilik mürettebata yetecek yaşam alanı mevcut. Yenileme sürecinde ana salon, yemek salonu, kütüphane, spor salonu ve yüzme havuzu gibi alanlar yenilendi veya eklendi. Nahlin ile Nisan ayındaki karşılaşmamızda iskele borda mataforasında 6 metrelik bir sabit salmalı yelkenli teknenin direği ve tam donanımı ile askıda bulunması nadir bir tablo oluşturuyordu. 1377 grostonluk, 91 metre boy ve 12 metre ene sahip yat, azami 18 knot sürat yapabiliyor. Dünya denizcilik kültür mirası ve Atatürk’e İngiliz Kralı’nı getiren bu tarihi yata bundan sonraki seyirlerinde açık talih dileyelim.☸

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo