Haber kapak görseli
Yaşam
3 dk okunma süresi
Start Up

Bir telin izinde: Pierre Babolat ve fırsatları okuma sanatı

Bazen tarih, bir telin titremesiyle yazılır. 1875 yılı. Fransa’nın Lyon şehrinde, genç bir usta zanaatkar: Pierre Babolat. Mesleği, keman telleri üretmek. İncecik, hassas, müziğin ruhunu taşıyan teller…

Her şey yolunda giderken beklenmedik bir ziyaretçi kapısını çalar. Dönemin önde gelen tenisçilerinden biri ona farklı bir taleple gelir: “Bu dayanıklılıkta bir teli raketimde kullanabilir miyim?” İşte Babolat’ın girişimcilik hikayesi tam olarak burada başlar. Bir ürünü olduğu gibi üretmeye devam etmek yerine, başka bir ihtiyacı fark eder.

Bugün girişimciler arasında sıkça dile getirdiğimiz, bir nevi pivot eder. İşini büyütebileceği yeni bir alana doğru gemisinin dümenini çevirmek üzere denemelere başlama kararı alır. Pierre Babolat, denemeler yapar. Hayvan bağırsağından elde edilen doğal telleri geliştirir. Sonuç? Tenis dünyası için devrim niteliğinde bir ürün olan ilk profesyonel tenis teli üretilir. Ve o gün, Babolat’ın kaderi değişir.

Bir pazardan bir endüstriye

Pierre Babolat, sadece yeni bir ürün üretmez. Aynı zamanda yeni bir pazarın kapısını aralar. O dönem tenis aristokratların sporu gibi görünse de hızla genişleyen bir alanın sinyallerini verir. Babolat, bu sinyalleri doğru okur. Keman telleri yavaş yavaş yerini tenis tellerine bırakır. Risk alır. Odak değiştirir. Ve en önemlisi: Zamanın ruhunu yakalar. Bugün baktığımızda Babolat sadece bir tel üreticisi değil raketten ayakkabıya, çantadan kordaja, amatörden Grand Slam şampiyonlarına kadar uzanan küresel bir tenis markası. Rafael Nadal’dan Carlos Alcaraz’a kadar dünyanın en iyileri Babolat’la oynadı ve hala oynamakta.

Aslında hemen hemen hepimizde dünyayı değiştirecek küçücük de olsa bir yetenek var. Ancak o yeteneği nerede kullanacağımız en kritik soru. Hayatımızı değiştirecek ivmelenme işte o tek bir fırsatın doğru okunmasıyla başlıyor.

Bu hikaye bize ne söylüyor?

Her zaman girişimcilere ve yatırımcılara içimden aynı soruyu sormayı seviyorum: “Sizin hayatınızdaki ‘artık tenis teli yapmalıyım’ anı hangisi?” Pierre Babolat bize şunları öğretiyor:

1- Fırsatlar çoğu zaman mevcut işimizin hemen yanında durur. Yeni bir sektör aramak zorunda değilsiniz. Bazen çözüm, zaten bildiğiniz işin farklı bir kullanım alanındadır.

2- Talebi küçümseyenler trendi kaçırır. Tek bir sporcunun talebi, bugün milyar dolarlık bir markaya dönüşüyor. Büyük dönüşümler bazen küçük isteklerle başlar.

3- Cesaret, yön değiştirebilmektir. Pierre Babolat geçmişine takılı kalmadı. “Ben keman telcisiyim” demedi. “Ben tel işindeyim” dedi. Bakış açısını genişletti.

4- Marka olmak, üründen sonra başlar. Babolat önce işe yarayan ürünü yaptı. Marka olmayı sonra inşa etti. Bugün hala aile şirketi olarak yoluna devam etmesi de ayrıca dikkat çekici.

Girişimciye ve okura bir not

Bugün yatırım sunumlarına baktığımızda da benzer refleksi arıyoruz: Pazarın sinyalini erkenden yakalayan, küçük bir problemi büyük bir vizyonla çözen, cesur yön değişikliklerinden korkmayan ekipler… Pierre Babolat, 150 yıl önce bugünün “start up mantığını” sezgisel olarak uyguladı. Belki de bu yüzden Babolat sadece bir marka değil zamana karşı dayanıklı bir girişimcilik dersi. Geminin dümeni sizin elinizde…

Yazı: Ata Uzunhasan

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo