
Sağlık
7 dk okunma süresi
Gençlik molekülü: NAD
Enerji üretiminden hücresel yenilenmeye kadar birçok kritik süreçte rol alan NAD, son dönemin en merak edilen “gençlik molekülü.” Peki gerçekten...
Enerji üretiminden hücresel yenilenmeye kadar birçok kritik süreçte rol alan NAD, son dönemin en merak edilen “gençlik molekülü.” Peki gerçekten vadettiği etkiyi yaratıyor mu? Hazırlayan: Selen Tanyeri
Portre fotoğrafı: Nurdan Usta Sosyal medyada her gün yeni bir trend, yeni bir takviye, yeni bir yöntem karşımıza çıkıyor. Zaman zaman “olmazsa olmaz” beslenme listeleri, dönem dönem popülerleşen takviyeler... İlk başta çok ilgimizi çekmese bile, o kadar sık karşımıza çıkıyor ki sonunda merakımıza yenik düşüyoruz. Peki bunun sebebi ne? Daha genç görünmek, daha sağlıklı yaş almak, enerjimizi artırmak ya da daha canlı, daha genç bir cilde sahip olmak gibi ortak arzularımız mı bizi bu keşiflere yönlendiriyor? Son dönemde adını sık duymaya başladığımız “gençlik molekülü” NAD da tam olarak bu merakın merkezinde yer alıyor. Biz de NAD hakkındaki tüm sorularımızı İç Hastalıkları Uzmanı ve Fitoterapist Uzm. Dr. Mustafa Nafiz Karagözoğlu’na yönelttik. Gençlik molekülü NAD için böyle dememiz doğru mu?
“Tek kelime ile cevap ver” derseniz; evet, NAD (tam adıyla Nicotinamide adenine dinucleotide, NAD+/NADH) hücrelerimizin “merkezi enerji ve onarım” para birimidir diyebiliriz. Yaşlanmayla ilişkili pek çok hücresel bozulmanın ortak paydası, NAD havuzlarının azalmasıdır. Para azalınca tadilat ve yenilenme yapamadığımız gibi NAD havuzu azaldığında, hücre yenilenmesi ve enerjisi de yenilenemez. Bu nedenle popüler basın tarafından “Gençlik molekülü” etiketi yapıştırıldı. Bu da abartı değil; biyolojik yaşlanma süreçlerinin önemli bir düğüm noktası olduğu, bilimsel çalışmalarda güçlü biçimde gösterildi. NAD aslında nedir? Neden “gençlik molekülü” olarak anılıyor?
NAD, bir taşıyıcıdır. Hücre içi redoks tepkimelerinde elektron taşıyıcısı olarak görev yapan küçük bir koenzimdir. Ancak hücredeki rolü bundan çok daha geniş. Enerji santrali olan mitokondriyal ATP üretiminden DNA tamirine, sirtuin gibi yaşlanma ile ilişkili düzenleyici enzimlerin çalışmasına kadar birçok kritik süreci destekler. Yaş ilerledikçe NAD üretim hızı azaldığından, üretilen NAD seviyeleri de düşer. Gençleşme, yenilenme ve enerji yeterli olmaz. Biyolojik yaş ilerler. Tam da bu yüzden “Gençlik molekülü” ifadesi doğru. NAD seviyelerinin yaşla birlikte azalması vücudumuzda hangi değişikliklere yol açıyor?
Enerji üretiminde düşüş➝ Kronik yorgunluk, egzersiz kapasitesinde azalma.
DNA onarım kapasitesinin azalması➝ Genom istikrarı ve hücre işlevleri bozulur.
Sirtuin ve mitokondri fonksiyonlarının zayıflaması➝ Metabolik esneklik kaybı, mitokondriyal disfonksiyon.
Bağışıklık ve doku yenilenmesinde zayıflama ➝ İnflamasyon yani her türlü iltihap artışı ve onarımının yavaşlaması.
Bu etkiler, NAD düşüşünü “tek başına her şeyi açıklayan” faktör yapmaz ama yaşlanma tablosunun güçlendirici bir parçasıdır. NAD, enerji üretiminde ve hücre yenilenmesinde nasıl bir rol oynuyor?
NAD+; hücre enerji santrali olan mitokondride elektron taşıyıcı olarak enerji ürünü olan ATP üretiminin ana yakıtıdır. Ayrıca NAD+, sirtuinler gibi enzimlerin çalışması için şarttır. DNA kırıklarının onarımında görev yapan PARP dediğimiz unsurlar da NAD tüketir. Hasar çoksa NAD tüketilmesi artar. Yani NAD hem enerji sağlıyor hem de temizleme ve onarım makinelerini çalıştırıyor. Hücre yenilenmesinin yakıt ve kontrol düğmesi olarak görev yapıyor. Peki, NAD seviyemizi nasıl öğrenebiliriz? Yüksek olması sadece fiziksel enerjiyi değil, zihnimizi ve ruh halimizi de etkiliyor mu?
Nasıl ölçülür?: Araştırma laboratuvarları ve bazı özel klinikler, kan/plazma ya da hücresel örneklerde NAD+/NADH ve üstündeki metabolitleri LC-MS/MS veya HPLC gibi hassas yöntemlerle ölçer. Ev tipi güvenilir bir “standart” test yaygın değil ama bazı merkezler parmak ucu/sensör tabanlı prototip çözümler sunuyor.
Zihin/ruha etkisi: NAD düzeyleri beyin metabolizmasını ve nörolojik onarım yollarını etkilediği için bilişsel performans, dikkat ve duygu durumuyla ilişkilendiriliyor; hayvan ve bazı insan çalışmaları bilişsel fonksiyonlarda iyileşme sinyalleri gösteriyor. Ancak burada kesin “antidepresan” veya “beyin gençleştirici” yargılarına varmadan önce daha büyük, kontrollü çalışmalar gerekiyor.
Yorgunluk, odaklanma güçlüğü, stres gibi şikayetlerde NAD’ın rolü var mı? Doğal yollarla artırmak mümkün mü?
Buna “evet” diye cevap verebiliriz. NAD düşüklüğü hücresel enerji üretimini zayıflattığı için kronik yorgunluk ve dikkat problemiyle ilişkilendirilebilir. Ayrıca stres ve inflamasyon NAD tüketimini artırır yani kısır döngü oluşabilir. Doğal yollarla desteklenebileceğine dair güçlü kanıtlar var. Bunlar:
Kaliteli uyku: NAD metabolizması sirkadiyen ritimle ilişkili, iyi uyku NAD yenilenmesini destekleyebilir.
Düzenli egzersiz: Mitokondriyal fonksiyonu ve NAD döngüsünü olumlu etkiler.
Beslenme: B3 vitamini (niasin, nikotinamid) ve NAD öncüllerini içeren diyetler; aralıklı oruç/ kalori kısıtlaması benzeri metabolik stres uyaranları sirtuinleri aktive ederek, NAD aracılı yolları tetikleyebilir.
Bu yaşam tarzı müdahaleleri genellikle güvenli, aynı zamanda NAD yoluyla hücresel esnekliği artırma potansiyeline sahip. NAD takviyeleri veya infüzyonları gerçekten işe yarıyor mu? Bilimsel durum nedir, kimler için öneriliyor?
NAD, bilimin gözlem altına aldığı yeni süreçlerden... Yapılan çalışmalarda ilk dikkat çeken ortak payda, zarar vermediği. Faydalarına ait tanımlamalar ise her geçen gün yeni bilgilerle çoğalıyor. Hangi şekilde alınabiliyor?
Oral NAD ürünleri: Ağızdan alınan NAD ürünleri içerik olarak NAD+’ın yapı taşlarıdır. Birkaç insan çalışması, bu ürünlerin kan NAD düzeylerini yükselttiğini ve metabolik/enerji belirteçlerinde sınırlı ama vadeden etkiler gördüğünü gösterdi. Ancak büyük, uzun dönemli, klinik sonlanımı (örneğin morbidite, yaşam-sağlık süresi) iyileştirdiğini kanıtlayan çalışmalara ihtiyaç duyuluyor.
İnfüzyonlar (IV NAD): Popülerliği yüksek bir süreç. Uygulama içerik ve teknik çok önemli. Oral formlardan daha uzun süredir kullanımda. Bu konuda da kanıta dayalı, standardize doz ve içeriklerle yapılan çalışmalara ihtiyaç duyuluyor. Bazı çalışmalar veya gözlemsel raporlarda kısa süreli enerji ya da ruh hali düzelmesi bildirildi. Daha güçlü kanıtlar için ülkelerin ve kliniklerin, randomize kontrollü çalışmaları artırması gerekiyor. Kimler kullanmalı?
Genel popülasyona herkes hemen almalı demek için erken. İleri yaş, belirgin metabolik disfonksiyon veya araştırma çerçevesinde kullanımı makul olabilir; kronik hastalıklar, ilaç etkileşimleri veya hamilelik durumlarında mutlaka tıbbi değerlendirme gerekir. Doktor kararına göre kişiye özel tedavi ve takiplerin planlanması önem taşır. NAD takviyesiyle glutatyon veya koenzim Q10 gibi antioksidanları birlikte almak daha güçlü bir etki yapar mı?
Teorik olarak evet. Mantık şöyle; NAD mitokondri fonksiyonunu ve onarımı destekler. Koenzim Q10 mitokondri içi elektron taşınmasını destekler. Glutatyon ise hücresel antioksidan savunmayı güçlendirir. Bu yüzden kombinasyonların sinerjik olabileceğine dair biyolojik gerekçe ve hayvan/ön klinik veri var. Ancak insan klinik çalışmalarında bu kombinasyonların net, üstün ve güvenli bir fayda sağladığını gösteren büyük çalışmalar henüz sınırlı. Yani uygulamada “akıllı kombinasyon” mantıklı ama kesin klinik reçete için daha fazla kanıt gerekiyor. Genç kalmak artık sadece estetik değil, biyolojik bir strateji mi oldu?
Kesinlikle! Doğum yaşımız değil, hücre yani biyolojik yaşımız önemli. Ayrıca güzel görünmek ve sağlığı korumak aynı anda hedefleniyor. “Sağlıklı yaş alma” (healthy aging) kavramı öne çıktı. Amaç sadece daha genç görünmek değil; doku dayanıklılığını, metabolik rezervi, bağışıklık kapasitesini korumak... NAD’ın antiaging dünyasındaki geleceğini nasıl görüyorsunuz?
NAD yollarını hedefleyen takviyelerin ve kombinasyon protokollerinin popülerliği artacak; NR/NMN içeren ürünler ve klinikler yaygınlaşacak. Ancak tıp camiası daha büyük, kontrollü klinik veriler isteyecek. Uzun vadede ise yetişkinler üzerinde yapılan çalışmalar arttıkça ve sağlık-süre (health span) anlamında anlamlı faydalar gösterirse, NAD odaklı tedaviler preventif ve tedavi edici programlarda yer alır. Ayrıca hücre tipi/özgü yaklaşımlar (örneğin; bağışıklık hücreleri, nöronlar) ve kombinasyon stratejileri önem kazanacak.
Önümüzdeki yıllarda başka hangi moleküller öne çıkacak?
Bilimsel çalışmaları takip ederken, bazı süreçlerin gelecekte önem kazanacağını düşünüyorum. Örneğin;
Yorgunluk, odaklanma güçlüğü, stres gibi şikayetlerde NAD’ın rolü var mı? Doğal yollarla artırmak mümkün mü?
Buna “evet” diye cevap verebiliriz. NAD düşüklüğü hücresel enerji üretimini zayıflattığı için kronik yorgunluk ve dikkat problemiyle ilişkilendirilebilir. Ayrıca stres ve inflamasyon NAD tüketimini artırır yani kısır döngü oluşabilir. Doğal yollarla desteklenebileceğine dair güçlü kanıtlar var. Bunlar:
Kaliteli uyku: NAD metabolizması sirkadiyen ritimle ilişkili, iyi uyku NAD yenilenmesini destekleyebilir.
Düzenli egzersiz: Mitokondriyal fonksiyonu ve NAD döngüsünü olumlu etkiler.
Beslenme: B3 vitamini (niasin, nikotinamid) ve NAD öncüllerini içeren diyetler; aralıklı oruç/ kalori kısıtlaması benzeri metabolik stres uyaranları sirtuinleri aktive ederek, NAD aracılı yolları tetikleyebilir.
Bu yaşam tarzı müdahaleleri genellikle güvenli, aynı zamanda NAD yoluyla hücresel esnekliği artırma potansiyeline sahip. NAD takviyeleri veya infüzyonları gerçekten işe yarıyor mu? Bilimsel durum nedir, kimler için öneriliyor?
NAD, bilimin gözlem altına aldığı yeni süreçlerden... Yapılan çalışmalarda ilk dikkat çeken ortak payda, zarar vermediği. Faydalarına ait tanımlamalar ise her geçen gün yeni bilgilerle çoğalıyor. Hangi şekilde alınabiliyor?
Oral NAD ürünleri: Ağızdan alınan NAD ürünleri içerik olarak NAD+’ın yapı taşlarıdır. Birkaç insan çalışması, bu ürünlerin kan NAD düzeylerini yükselttiğini ve metabolik/enerji belirteçlerinde sınırlı ama vadeden etkiler gördüğünü gösterdi. Ancak büyük, uzun dönemli, klinik sonlanımı (örneğin morbidite, yaşam-sağlık süresi) iyileştirdiğini kanıtlayan çalışmalara ihtiyaç duyuluyor.
İnfüzyonlar (IV NAD): Popülerliği yüksek bir süreç. Uygulama içerik ve teknik çok önemli. Oral formlardan daha uzun süredir kullanımda. Bu konuda da kanıta dayalı, standardize doz ve içeriklerle yapılan çalışmalara ihtiyaç duyuluyor. Bazı çalışmalar veya gözlemsel raporlarda kısa süreli enerji ya da ruh hali düzelmesi bildirildi. Daha güçlü kanıtlar için ülkelerin ve kliniklerin, randomize kontrollü çalışmaları artırması gerekiyor. Kimler kullanmalı?
Genel popülasyona herkes hemen almalı demek için erken. İleri yaş, belirgin metabolik disfonksiyon veya araştırma çerçevesinde kullanımı makul olabilir; kronik hastalıklar, ilaç etkileşimleri veya hamilelik durumlarında mutlaka tıbbi değerlendirme gerekir. Doktor kararına göre kişiye özel tedavi ve takiplerin planlanması önem taşır. NAD takviyesiyle glutatyon veya koenzim Q10 gibi antioksidanları birlikte almak daha güçlü bir etki yapar mı?
Teorik olarak evet. Mantık şöyle; NAD mitokondri fonksiyonunu ve onarımı destekler. Koenzim Q10 mitokondri içi elektron taşınmasını destekler. Glutatyon ise hücresel antioksidan savunmayı güçlendirir. Bu yüzden kombinasyonların sinerjik olabileceğine dair biyolojik gerekçe ve hayvan/ön klinik veri var. Ancak insan klinik çalışmalarında bu kombinasyonların net, üstün ve güvenli bir fayda sağladığını gösteren büyük çalışmalar henüz sınırlı. Yani uygulamada “akıllı kombinasyon” mantıklı ama kesin klinik reçete için daha fazla kanıt gerekiyor. Genç kalmak artık sadece estetik değil, biyolojik bir strateji mi oldu?
Kesinlikle! Doğum yaşımız değil, hücre yani biyolojik yaşımız önemli. Ayrıca güzel görünmek ve sağlığı korumak aynı anda hedefleniyor. “Sağlıklı yaş alma” (healthy aging) kavramı öne çıktı. Amaç sadece daha genç görünmek değil; doku dayanıklılığını, metabolik rezervi, bağışıklık kapasitesini korumak... NAD’ın antiaging dünyasındaki geleceğini nasıl görüyorsunuz?
NAD yollarını hedefleyen takviyelerin ve kombinasyon protokollerinin popülerliği artacak; NR/NMN içeren ürünler ve klinikler yaygınlaşacak. Ancak tıp camiası daha büyük, kontrollü klinik veriler isteyecek. Uzun vadede ise yetişkinler üzerinde yapılan çalışmalar arttıkça ve sağlık-süre (health span) anlamında anlamlı faydalar gösterirse, NAD odaklı tedaviler preventif ve tedavi edici programlarda yer alır. Ayrıca hücre tipi/özgü yaklaşımlar (örneğin; bağışıklık hücreleri, nöronlar) ve kombinasyon stratejileri önem kazanacak.
Önümüzdeki yıllarda başka hangi moleküller öne çıkacak?
Bilimsel çalışmaları takip ederken, bazı süreçlerin gelecekte önem kazanacağını düşünüyorum. Örneğin;
- Sirtuin aktivatörleri/ SIRT hedefleyiciler (NAD ilişkisinin devamı),
- Mitokondri hedefli antioksidanlar (Yeni jenerasyon Koenzim Q10 türevleri )
- PARP regülatörleri (DNA onarım dengesi),
- Metabolik öncüller (ileri NAD öncüleri ya da biyoyararlanımı artırılmış NMN/NR formları gibi),
- Mikrobiyom-metabolitler (bağırsak-karaciğer-beyin eksenini etkileyen yeni metabolitler).
Benzer Haberler
Çörek otunun faydaları nelerdir? Çörek otu yağı nasıl tüketilir?
07.02.2020Sağlık
Ünlü şarkıcı Justin Bieber'ın yakalandığı Lyme hastalığı nedir?
10.06.2020Sağlık

Ramazan'da su tüketimi: Miktar mı önemli zamanlama mı?
10.02.2026Sağlık

Sıkışan bedene çekiç titreşimleriyle müdahale: Hammer masajı
03.02.2026Sağlık








