
MACARİSTAN: Denizi olmayan “denizci ülke”
Üç tarafı denizlerle çevrili yurdumuzda denize erişim gitgide daha da sorunlu bir hâl alırken ve deniz kıyısını kullanmaya yönelik anayasal hakkımız çeşitli şekillerle elimizden alınırken, bazı ülkelerin vatandaşlarının böyle bir hakkı hiç olamıyor. Zira dünyada 44 ülkenin denize kıyısı bulunmuyor. Bunlardan biri olan Macaristan’ı geçtiğimiz haftalarda ziyaret ettim ve bana yabancı olan bu diyarı bir denizci gözüyle inceledim.
Öncelikle “landlocked” kavramına bir bakmak gerek. Bu kavram aslında ticari olarak denizleri direkt kullanamamak gibi anlaşılmalı. Denize kıyısı olmayan ülkeler mümkün olduğunca başka su yolları ile bu en önemli taşımacılık kaynağından faydalanmayı amaçlıyor. Direkt olarak denizlere açılabilmek ticari açıdan büyük avantaj. Tabii bazı ülkeler bunu çok iyi kullanırken bazıları denize sırtını dönebiliyor. Biz kendimize denizci ulusları örnek alalım.
CRUISE VE TAŞIMACILIK BÖLGESİ TUNA NEHRİ
Buradaki örneğimiz olan Macaristan, denizi olmayan bir denizci ulus. Ülke sınırları içinde 400 km kadar bir uzunlukta olan Tuna Nehri ve bağlantılı su yolları toplamda 1300 km’lik seyir yapılabilir bir su alanı oluşturuyor ve bu alan taşımacılık için etkin şekilde kullanılıyor. Özellikle Budapeşte, cruise faaliyetlerinde önde gelen bir destinasyon. Cruise gemilerinin çoğunda ise yine bir landlocked ülke olan İsviçre bayrağı bulunmakta! Not edelim: İsviçre bayrağı okyanus yarışlarında da sıklıkla dalgalanıyor. Bizim bayrağımızı dalgalandırmaya çalışan Erden Eruç ise halen bir destek bulabilmiş değil.
Macaristan’ı bir uçtan diğerine kateden Tuna Nehri, yaklaşık 2000 km’lik uzunluğu boyunca Avrupa’nın Volga’dan sonra en büyük ikinci nehri. Dört ayrı ülke başkenti bu nehrin kıyılarında yer alıyor: Viyana, Bratislava, Budapeşte ve Belgrad. Nehrin ismi Kelt su tanrıçası Danu’dan geliyor. Çamurlu suları ve zaman zaman yükselen akıntı hızıyla zor bir su yolu olan Tuna, bu açıdan ilginç bir denizcilik/navigasyon deneyimi sunabilir. Ayrıca özellikle Romanya Tuna’sında sivrisinek mevcudiyeti mersin balıklarının sayısını artırmak için destekleniyor, bu amaçla Rusya’dan sivrisinek yumurtası ihraç ediliyor. Tuna’da seyir yapacaklara bir uyarı!
BÖLGEDE 19. YÜZYIL ETKİSİ
Budapeşte mimari özellikleri, parkları, yemekleri ve gece yaşamıyla çok revaçta olan, turistik açıdan gözde bir şehir. Şehrin güzelliği, temizliği, ulaşımın rahatlığı ve fiyatların makul seviyede oluşu burayı gezginler, gençler ve aileler için çok iyi bir hafta sonu gezisi alternatifi haline getiriyor. Biz de ailece çok keyif aldık, geziye dair notlarımı www.haritadabiryer.com’da paylaştım. Şimdi değineceğim konular ise tamamen denizcilik gözlüğünden:
1. Özellikle iskeleler ve deniz kıyısına erişim konusunda nerede olduğumuza dikkat çekmek istiyorum. Ülkemiz kıyıları çok sayıda “beach club” ile adeta istila edilmiş durumda. Bu oluşumlara ayak basma parası olarak istenen fahiş ötesi rakamlar da denizi kullanmanın anayasal hak olduğu bir ülkede abes bir durum. Budapeşte’nin Tuna kıyısında gördüğüm ise halkın su kıyısına inişini kolaylaştıran çeşitli basamaklı oluşumlar, mini plajcıklar, çok sayıda iskele ve en önemlisi su kenarına görsel ulaşımı engellemeyen yapı planı-suyun kenarına binacıklar doluşmamış.
2. İstanbul’da özel bir tekne ya da ticari bayraklı bir yat Boğaziçi boyunca yolcu indirip bindirmek istese nereleri kullanabilir? Ben bu sorunun yanıtını bilmiyorum, ayrıca İstanbul’da çoğu yat kaptanında da bu soruya yanıt olmadığını iyi biliyorum. Türlü tanışıklıklar ve yönlendirmelerle “şuradan buradan” çözüm oluşturulmaya çalışılıyor. Acı bir örnek: Sabancı Öğretmenevi önünde bir iskele var. En azından iki bita konmuş ama iskelenin etrafı demir çitle tamamen sarılı. Kim nasıl yanaşır, oradan yolcusunu indirip bindirmeyi nasıl yapar belli değil. Tuna Nehri üzerinde ise çok sayıda iskele bulunuyor. Her biri numaralandırılmış ve kendine ait giriş kapıları var. Kullanım şeklini ya da aidiyet bilgilerini bilemiyorum ama İstanbul Boğazı ile karşılaştırdığımda şu açıdan çok iyi göründü: İskele var. İstanbul Boğazı’nda çok sayıda vapur iskelesi ya da rıhtım bulunmakta. Ancak hâlâ özel bir yatın yolcu indirip bindirebileceği pek bir yer yok. Elbette çöpü, suyu vb. ihtiyaçları için her tekne bağlama adresini kullanmalı ama sadece misafir indirip bindirmek için belirlenmiş yerler olsa fena mı olur? Bu şekilde kullanılabilecek iskelelerin bir listesi, haritası yayımlansa mesela?
3. Tuna Nehri gezisi için açıldık, etrafı dolaştık ama yanımızdan geçen tarihi yandan çarklı gemileri daha çok izledim; 19. yüzyılın ilk yarısından fırlayıp gelmiş gemiler var. Bizim Boğaz turlarımızın en yoğun kullanılan araçları elbette ticari kaygılarla şekilsiz mutsuz yolcu motorları. Eski vapurlarımız halen güzel ama bazı yeni vapurlar da korkunç. Bir adet restoran vapur var, Karaköy kalkışlı çok keyifli görünüyor. Fakat genel kullanımda olan “tecrübeli” tekneler hiç göremiyorum. Bu amaçla birçok tecrübeli tekneyi alan, refit yapan ve charter için kullanan MCE Yachts geçen aylarda sayfalarımızda yer almıştı. Bu şekilde başka teknelerin, özellikle yerli üretim klasik teknelerin Boğaziçi turlarında daha sık kullanılması ne güzel olur. Ve hatta -hayal bu ya- bir tasarım yarışması ile “Boğaziçi sınıfı” tekneler yapılsa…
4. Nehir gezisi esnasında nehrin iki yakasını bir araya getiren köprülerin ilkinin 19. yüzyıl sonlarında inşa edildiğini öğrendim. Öncesi ise kaos, bir adet yüzer köprü vasıtasıyla geçişler düzenleniyormuş. Arada nehrin bir kısmı buz tuttuğunda da iki yaka bir araya gelemiyormuş. Bugüne baktığımızda iki yakası üç köprü ile bağlı olan İstanbul’u bir de Avrupa tarafında anakaradan kanal ile ayırma düşüncesinden bahsediliyor, akıl alır gibi değil. Bir yarımadanın anakara ile var olan doğal bağlantısını yarıp araya köprüler yapmak, bu şekilde ülkenin en kalabalık yerini geri kalanından ayırmak. Hem şehrin lojistiğini sağlamak açısından hem de ulusal güvenlik açısından çok yanlış bu düşünceden vazgeçilmesi gerek. Alanım olmadığından olası hidrografi, fauna-flora ve jeolojik zararları saymıyorum bile.
Sonuç olarak; Macaristan yolculuğumuz hiç beklemediğim şekilde denizci kimliğimle ayrı bir şekilde deneyimlediğim, keyifli, bilgilendirici, hayal kurmaya yol açan bir hafta sonu oldu. Meşhur Macar gulaşının bizim güvecimizden çok çok geride bir tat olduğunu belirtmem gerek. Şehrin ulaşımı, parkları, yemekleri ve palinka’sını www.haritadabiryer.com’da okuyabilirsiniz.☸







