Haber kapak görseli
Yaşam
4 dk okunma süresi
Maison Française

Mobilyanın heykelle buluştuğu yer: ‘Beauregard’

İçeriği Paylaş

Heykelsi hacimler, titiz zanaatkarlık ve Paris’ten yükselen rafine bir duruş… ‘Beauregard’ mobilya koleksiyonu, Pierre Yovanovitch’in tasarım evreninde yeni bir eşik.

Ünlü iç mimar Pierre Yovanovitch, iç mimarlık pratiğinde uzun yıllardır mimari disiplin ile duyusal inceliği bir arada taşıyan bir tasarımcı. ‘Beauregard’ adını verdiği yeni koleksiyonuyla mobilyayı salt bir işlev nesnesi olmaktan çıkarıp mekanın karakterini kuran bir anlatıya dönüştürüyor. Dokuz parçadan oluşan bu seri, Yovanovitch’in tasarım dilinde belirgin bir kırılma noktası yaratırken, malzeme üzerinden kurduğu estetik sorgulamayı daha da derinleştiriyor. Koleksiyon adını, Paris’te grubun merkezine ev sahipliği yapan 18. yüzyıldan kalma Beauregard konaklarından alıyor.

Bu tarihsel referans, tasarımların çizgilerine doğrudan yansıyor. Yumuşak eğriler, heykelsi hacimler ve ışıkla temas eden parlak yüzeyler, geçmiş ile bugünü aynı düzlemde buluşturan bir zarafet dili kuruyor. Yovanovitch, mimari kesinliği maddesel yumuşaklıkla dengeleyen bir üslup öneriyor; göz alıcı olduğu kadar dingin bir varlık hissi yaratıyor. ‘Beauregard’ koleksiyonunun en belirgin özelliği, Yovanovitch Mobilier için ilk kez kullanılan lake yüzey tekniği. Tasarımcı için bu malzeme, bir süsleme aracı değil, başlı başına bir anlatım biçimi. Doğal ya da koyu tonlu aerogommé kestane ağacıyla kurulan yapı, lake ile vurgulanan ayaklar sayesinde çizgisel saflığını daha görünür kılıyor. Mavi, kahverengi, kırmızı ve siyah seçenekleriyle sunulan lake; her parçada ışığı yakalayan, formu derinleştiren bir katman gibi çalışıyor.

Pierre Yovanovitch, ‘Beauregard’ koleksiyonuyla mobilyayı mimari bir anlatıya dönüştürürken, lake yüzeyler aracılığıyla ışık, form ve hafıza arasında güçlü bir bağ kuruyor.

Seride yemek masası, sandalyeler, çalışma masası, üç farklı ölçüde sunulan sehpa, konsol, şezlong ve masa lambası yer alıyor. Oturma elemanlarında kullanılan tekstiller, farklı renk alternatifleriyle koleksiyonun ifade alanını ge nişletiyor. Her ayağın ucunda yer alan pirinç sabot detayı, mobilyalara sessiz bir incelik ekliyor. Hatta gözle fark edilen ama bağırmayan bir zarafet duygusu yaratıyor. Mobilyaların üretim süreci, çağdaş tasarım ile geleneksel ustalık arasında kurulan bir köprü gibi ilerliyor. Fransız zanaatkarlar her bir parça için yirmi ila otuz kat lake uyguluyor; tek bir mobilyanın tamamlanması elli saati aşan bir emeği gerektiriyor. Bu titiz süreç, art deco döneminin efsanevi atölyeleri Saïn ve Tambuté’nin mirasına saygı duruşu niteliği taşıyor. Üretimin sipariş üzerine gerçekleşmesi ise Yovanovitch’in nicelikten çok nitelik odaklı yaklaşımının doğal bir sonucu. Koleksiyonun ardında kişisel bir hikaye de bulunuyor. Yovanovitch, sekiz yıl boyunca Pierre Cardin ile sürdürdüğü işbir liğinin, özellikle 1970’lerde geliştirilen ‘Sculptures Utilitaires’ anlayışının bu seriye ilham verdiğini vurguluyor. Bununla birlikte 1940’ların lake sanatının altın çağına, Emilio Terry gibi Fransız dekoratörlerin mirasına gönderme yapı yor. Tasarımcı, lake yüzeyi biçim, renk ve ışık üzerinden yeniden yorumlayarak malzemenin heykelsi potansiyelini görünür kılıyor.

Yovanovitch’in tasarım anlayışı, modadan iç mimariye uzanan bir yolculuğun izlerini taşıyor. Pierre Cardin için erkek giyimi tasarladığı yıllardan bu yana Yovanovitch, haute couture disiplini ile mimari düşünceyi aynı potada eriten bir bakış açısı geliştirmiş. Bugün Paris ve New York’ta ofisleri bulunan tasa rımcı, Central Park’ta bir penthouse, Fransız Alpleri’nde bir otel, Provence’ta 17. yüzyıldan kalma bir şato gibi farklı ölçek ve bağlamlarda projeler üretiyor. Çağdaş sanata duyduğu tutku, iç mekanlarında sanat eserlerinin kurucu rol üstlenmesini sağlıyor. 2021’de kurduğu Pierre Yovanovitch Mobilier mar kası, bu birikimin mobilya ölçeğine taşındığı bir alan olarak dikkat çekiyor.

Sürdürülebilir kaynaklardan elde edilen ahşaplar, doğal lifler, elde üflenmiş camlar ve zararsız yapıştırıcılar ile oluşturulan koleksiyonlar, lüks kavramına etik bir boyut kazandırıyor. Fransa ve İsviçre’de çalışan usta zanaatkarlarla yürütülen üretim süreçleri, markanın kalitesini belirleyen temel unsur olmuş. Özetle geçmişin ustalığını bugünün estetik diliyle yorumlayan ‘Beauregard’, çağdaş tasarımda zamansızlık fikrini yeniden tanımlıyor; malzemenin şiirle buluştuğu, mobilyanın mekanı sessizce dönüştürdüğü bir koleksiyon olarak öne çıkıyor. Koleksiyon, Paris’te Mart 2026 sonuna dek sergilendikten sonra Amerika yolculuğuna çıkacak. Bu sergi, bir mobilya koleksiyonundan öte, Pierre Yovanovitch’in estetik evrenine açılan bir pencere gibi okunabilir. Geçmişin bilgeliğini bugünün zarafetiyle buluşturan, form ile duyguyu aynı çizgide yürüyen bir tasarım anlatısı söz konusu...

Yapım Rana Korgül.

Fotoğraflar Pierre Yovanovitch Mobilier Arşivi.

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo