Haber kapak görseli
Genel
2 dk okunma süresi
B-Mag

Neandertal iskeletleri ilk keşfedildiğinde nasıl karşılandı?

İçeriği Paylaş

Homo neanderthalensis terimi, resmi olarak 1864 yılında İrlandalı jeolog William King tarafından bilim dünyasına kazandırıldı. Ancak dönemin bilim camiası, soyu tükenmiş farklı bir insan türünün varlığı fikrini benimsemekte hayli zorlandı...

Evrim kuramının henüz emekleme aşamasında olduğu 19. yüzyılda, ilk Neandertal fosillerini açıklamak adına birbirinden tuhaf ve şaşırtıcı iddialar ortaya atıldı.

Esasen ilk Neandertal buluntularının önemi uzun süre anlaşılamadı ve gözden kaçtı. Bunların ilki 1829'da Belçika’da çıkarıldı; ancak genç bir çocuğa ait bu kafatasının arkaik bir hominine ait olduğunun resmiyet kazanması 1936’yı buldu. Benzer şekilde 1848’de Cebelitarık’ta bulunan ikinci örnek de ilgi görmedi. Bilim insanlarının bu tuhaf kemikler üzerine kafa yorması, ancak 1856’da Almanya’daki Neander Vadisi’nde yeni bir fosil bulunduğunda başladı.

Mağara Ayısı Sanılıp Zemin Fırlatıldı

Neander örneğine dair ilk yorum, fosili bulan taş ocağı işçilerinden geldi. İskeletin bir mağara ayısına ait olduğunu düşünen işçiler, kemikleri etrafa fırlattı; bu sırada fosillerin büyük bölümü kayboldu veya hasar gördü.

Aynı fosil parçalarını inceleyen yerel öğretmen Johann Carl Fuhlrott ise çok daha ileri bir görüş ortaya koydu. Fuhlrott, bu kemiklerin Keltler ve Germenlerden çok önce Kuzey Avrupa’da yaşamış kadim bir insan türüne ait olduğunu savundu. Fuhlrott’un bu tespiti, Charles Darwin’in Türlerin Kökeni adlı eserini yayımlamasından iki yıl önce yapıldığı için dönemine göre oldukça devrimsel bir adımdı.

"At Sırtında Yaşamış Hasta Bir Kazak Askeri"

O dönemde türlerin kademeli değişimlerle evrimleştiği fikri yaygınlaşmadığı için, birçok bilim insanı "Neandertal insanı" konseptine sert biçimde karşı çıktı. En sıradışı teorilerden biri Alman anatomist August Franz Josef Karl Mayer’den geldi. Mayer, iskeletin 1814’te Rus ordusundan kaçıp ölmek için bir mağaraya sığınan "Moğol bir Kazak askerine" ait olduğunu iddia etti. Mayer'e göre kemiklerdeki bacak eğriliği at binmekten, kafatasındaki tuhaf yapı ise geçirilmiş hastalıklardan kaynaklanıyordu.

"Darwin’in Buldoğu" olarak tanınan İngiliz biyolog Thomas Huxley bu iddiayı kesin bir dille reddetse de Mayer yalnız değildi. Dönemin nüfuzlu Alman patoloğu Rudolf Virchow da bu kemiklerin raşitizm ve eklem iltihabı (osteoartrit) gibi hastalıklardan deforme olmuş bahtsız bir Homo sapiens’e ait olduğunu öne sürdü.

Tüm bu fikir ayrılıklarına rağmen, William King’in 1864’te örneği Homo neanderthalensis olarak sınıflandırması bilim dünyasında dönüm noktası oldu. King’in teorisi zamanla kabul gördü ve insan soy ağacındaki diğer türlerin tanımlanmasına zemin hazırladı.

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo