Haber kapak görseli
Kültür
3 dk okunma süresi
Atlas

Pançonun yolculuğu: Latin Amerika’nın kesilmeyen damarı

Bir zamanlar kabile reislerinin ve ileri gelen kişilerin giysisi olan, tanrılara sunulan, cenazelerde öte dünya yolculuğunun parçası yapılan panço, daha sonra çiftçiler ve çobanlar için pratik bir kıyafet oldu, en sonunda da ünlü markaların koleksiyonlarına girdi.

İnsanın yeryüzündeki yolculuğunu onurlandıran pek çok şey var. Onlardan biri, binlerce yıldır And Dağları’nın güzeller güzeli lama ve alpakalarının yünleriyle dokunan, ağaçların, çiçeklerin renklerine, desenlerine bürünen, kadim toplulukların ellerinde hayat bulan panço.

Yağmur bulutlarının indiği buz gibi And yamaçlarında lamalarını otlatan çoban Juan’ın üzerinde rengârenk ipliklerle sıkı sıkı dokunmuş pançosu var. Tıpkı babasının, dedesinin, dedesinin dedesinin ve onun da dedelerinin olduğu gibi. Zira panço, binlerce yıllık geçmişiyle Güney Amerika’nın en eski giysisi.

Tam olarak ne zaman, nerede ortaya çıktı? İlk kim dokudu, giydi? Bilen yok. Daha doğrusu hemen her Latin Amerika ülkesinin buna farklı bir yanıtı var. Perululara, Bolivyalılara, hatta Ekvadorlulara sorsanız hiç kuşkusuz Paracas halkını -ama And Dağları’nın kendi tarafında yaşayan Paracas topluluklarını- işaret edecekler. Arjantin ve Şilililer ise yine And Dağları’nda kendi taraflarında kalan Mapuche halkında ısrar edecekler. İşin içine bir de göçebelik, iklimin tekstil ürünlerini arkeolojik kalıntıya dönüşmeden yok edebilecek ölçüde sert oluşu da girince gerçek bir yanıt bulmak zor.

Yine de ilk pançoların And Dağları’nda İnka ve diğer Kolomb öncesi yerli halklar tarafından kullanılmaya başladığına inanılıyor. Bir arkeolojik kalıntı, MÖ 500 yılına ait. Ancak giysinin geçmişinin daha önceye gitme olasılığı çok yüksek. Öyle sade, işlevsel ve basit ki sanki ilk insanla ortaya çıkmış gibi geliyor insana. Zira “orijinal panço” dediğimiz şey aslında 1.5 metreye 1.5 metre boyutlarında kalın bir kumaşın tam ortasına başın geçmesi için delik açılmasından ibaret. Renkler, desenler, geometrik figürler, püsküller, hep zamanla eklenen unsurlar belli ki. İlk günden bugüne kolsuz, yanları açık kesiminden ötürü çok rahat ve sıcak tutan bu giysi, bir giysi olmanın da ötesinde üstelik. Çünkü yeri geldiğinde battaniye, yeri geldiğinde yatak bile olabiliyor. Vücut şeklini saklaması da günümüzün kilo takıntılı nesillerine geçmişin hediyesi adeta.

ATA MİRASI

Tasarımının tüm bu basitliğine rağmen panço, bu topraklarda binlerce yıldır yaşayan farklı kabilelerin özgün kimliklerini, geleneklerini ve doğaya karşı direnişlerini sembolize ediyor; kullandıkları değişik renkler, farklı hayvan, bitki desenleri ve geometrik şekiller doğayla ve atalarıyla bağlarını tekrar tekrar kuruyor. Her etnik topluluk bunu kendi meşrebince yapıyor.

Güney Amerika’nın And Dağları bölgesinde en iyi bilinen ve en yaygın olarak Peru, Bolivya, Ekvador ve Kolombiya ile Şili’nin bazı bölgelerinde kullanılan And Dağları pançoları, alpaka veya lama yününden elle dokunuyor, her topluluğun imzası niteliğinde farklı karakteristik desenler taşıyor örneğin. Kolombiya kökenli Ruana pançosu, yanlardan daha uzun olan ön ve arka kısmıyla ayrılıyor. Genellikle yünden yapılan bu pançonun artık önünde fermuarı da var. Şili ve Arjantin’deki Mapuche halkının pançoları ise genellikle koyun yününden dokunup doğal boyalarla renklendiriliyor. Mapuche pançosu geometrik desenleriyle farklılaşıyor. Meksika pançosu ya da pançoları ise ülkenin pek çok yerinde kullanılan kumaşların çeşitliliğiyle dikkat çekiyor ama asıl çarpıcı yanları rengârenk nakışları. Arjantin, Uruguay ve Brezilya’nın bazı bölgelerinde sığırtmaçlık yapanların alâmet-i farikası ise Gaucho pançoları. Dokuma yünden yapılma bu uzun pançolar, soğuk ve yağışlı hava koşullarında çalışmayı kolaylaştırıyor.

Dünyanın bu tarafından baktığımızda, oradaki etnik topluluklar için büyük olan bu farklar, bizim için ufak tefek görünüyor elbette. Bir panço, bizim için panço. Ama onlar için atalarından kalan miras, kuşaktan kuşağa rüyalarında kendilerine fısıldanan hikâyenin uyandıklarında dokunabildikleri parçası...

Fotoğraf: BETO SANTILLAN / SHUTTERSTOCK

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo