Haber kapak görseli
Fitness
6 dk okunma süresi
Formsante

Vazgeçmediler, dönüşmeyi seçtiler!

Formsante Haziran – Temmuz 2025 sayısından Başak ve Ece... Yıllar önce minik ama kararlı adımlarla girişim yolculuklarına başlamış iki...
Formsante Haziran – Temmuz 2025 sayısından Başak ve Ece... Yıllar önce minik ama kararlı adımlarla girişim yolculuklarına başlamış iki başarılı kadın. Şimdilerde, tohumları pandemi döneminde atılmış ve zaman içinde durmaksızın gelişmeye devam eden fitness stüdyosu 7.15 ile kartları yeniden dağıtıyorlar! Konfüçyüs, “Sevdiğin işi yaparsan, ömür boyu çalışmazsın!” demiş. 7.15’i hatırı sayılır bir süredir ve yoğunlukla deneyimlemiş biri olarak, ne istediğini bilen bu iki kadın için de geçerli buluyorum. Başak Öztahtacı, hayallerinin peşinden tutkuyla gitmeyi seçerek, 16 yaşında ailesinin yanından ayrılıp, Amerika’da yatılı eğitime başlamış. Boston Üniversitesi’nde psikoloji okuyup, araştırma laboratuvarlarında çalışmış ve birçok öğrenci kulübünde aktif görev almış. Amerika’da geçirdiği yedi yıl, güçlü okul kültürlerinin ve toplulukların bireyler üzerindeki dönüştürücü etkisini keşfetmesini sağlamış. “Hayatımın enerjisi, harekette saklı” diyor. Kendini tam anlamıyla bir cycle fanatiği olarak tanımlıyor. Kardiyoya bayılıyor, voleybol, sörf, hiking ve müzik festivallerinden vazgeçemiyor. Ece Bulak ise kendini çok yönlü oluşuyla tanımlıyor. Türkiye ve Amerika arasında geçen üniversite yıllarında (Koç Üniversitesi ve UCLA-University of California, Los Angeles), “tek bir alana sıkışmadan” öğrenmeye çok aç bir öğrenci olduğunun altını çiziyor. Sanat tarihi, arkeoloji ve işletme gibi birbirinden uzak görünen ama aslında birbirini tamamlayan alanlarda eğitim almış. Hayali ise hep kendi işini kurmakmış. Bu yüzden akademik hayatını da iş hayatını da o hayalin çevresinde örmüş. İstanbul’a döndüğünde bambaşka bir keşfe çıkmış: Kendisine! Spor, hayatında hep varmış ama İstanbul’a dönüşü, spora ve bedenine gerçekten alan açtığı bir dönüm noktası olmuş ve bunu da “Indoor cycling’e tutkuyla bağlıyım” sözüyle anlatıyor. Gelin, Başak Öztahtacı ve Ece Bulak’tan üniversite sıralarında başlayıp, 7.15’e devam eden hikayelerini dinlemeye başlayalım... “Bizim hikayemiz, ‘Hayat, sen plan yaparken başına gelenlerdir’ sözünün vücut bulmuş hali gibi...” Hikayeniz nasıl başladı ve gelişti? Başak Ö.- Ece B.: Bizim hikayemiz, “Hayat, sen plan yaparken başına gelenlerdir” sözünün vücut bulmuş hali gibi! Pandemide spor salonları kapanınca, spor yapmaktan vazgeçmek yerine online bir birliktelik kurduk. Her gün aynı saatte dijital kanallar üzerinden spor yapmaya başladık. Bu hem fiziksel hem de psikolojik bir dayanıklılık egzersizi gibiydi. Sonra ikimiz küçük bir tatil planladık. Çok istikrarlı, birbirimize yeni perspektifler katıp, güçlü bir dostluk yarattığımız Halil Kılıç da bize katıldı. 10 günlük tatilde, bir anda iş fikri ortaya çıktı. Evimiz spor stüdyosuna, sohbetlerimiz iş planına, hayallerimiz somut bir projeye dönüştü. İstanbul’a döndüğümüzde bir adım geri atmadık. Fiziksel bir mekan kurduk, gece gündüz çalışarak büyüttük. Online platformla başladık ve en zorlu koşullarda bile en kaliteli dersleri sunmak için yılmadan çalıştık. Disiplinli ve çalışkan yönlerimizle birbirimizi mükemmel şekilde tamamladık, iyi bir takım olduk. Ancak uzun bir süre ekibimiz yoktu. Halil tek hocamızdı ve tüm antrenmanları o veriyordu. Biz de stüdyo açılış ve kapanışlarından operasyon ve müşteri ilişkilerine kadar her şeyi yönetiyor, web sitemizi kuruyor, sosyal medyayı oluşturuyor, tüm yaratıcı ve işletme süreçleriyle ilgileniyorduk. Bu sayede sağlam bir altyapı ve marka kimliği kurmayı başardık. 7.15 isminin hikayesi nedir? Başak Ö.- Ece B.: Her şey Halil’in sabah 07.15 derslerinde başladı. Üç kurucu ortak olarak bu derslerde tanıştık, bağ kurduk ve aramızdaki ilişki zamanla ortak bir tutkuya dönüştü. Fiziksel sınırlarımızı, mental gücümüzü, kararlılığımızı o saatte yeniden inşa ettik. O saatler sadece bir antrenman değil; dönüşümün, gelişimin, kendine dair yeni farkındalıkların saatiydi bizim için. Fiziksel gücümüzü zorladığımız kadar, mental dayanıklılığımızı da yeniden inşa etmemizi sağladı. Her sabah 07.15’te buluşmak, bir noktadan sonra “Bugün yine kendime söz verdim!” demekti. 7.15’i marka ismi yapmamızın nedeni, o saatin kişisel dönüşümün simgesi olmasıydı.
Ece Bulak - Başak Öztahtacı Sadece bir spor kulübü değil, aynı zamanda bir marka ve topluluk yaratmış oldunuz. Bu kimliği oluşturmanıza yardımcı olan ilham kaynaklarınız nelerdi? Başak Ö.: 7.15’in kimliği aslında tamamen kendi ihtiyaçlarımızdan ve arayıp bulamadıklarımızdan doğdu. Ece’yle birlikte saatlerce spor yaptık. Bu süreç sadece fiziksel değil, aynı zamanda zihinsel ve duygusal olarak da bizi besledi. Kazandığımız güç, dayanıklılık ve tatmin duygusu, 7.15’in temel taşlarını oluşturdu. Kendi deneyimlerimizi ve taleplerimizi doğrudan işimize yansıttık. Her antrenman, bize nereden güç aldığımızı ve neleri başarabileceğimizi yeniden gösterdi. Kuvvetin nasıl üretildiğini, sınırların nasıl aşılabildiğini yaşayarak öğrendik. Ece B.: Marka kimliği oluşturmak kolay bir yolculuk değil. Çok iyi anlamak, hissetmek ve o markayı en derininden yaşamak gerekiyor. Başarımızın sırrını burada görüyorum. 7.15’i kurarken en büyük ilham kaynağımız, kendimizdik. Sporun bize kattığı güç, mental dayanıklılık, dönüşüm duygusu o kadar büyüktü ki bunu başkalarına da yaşatmak istedik. Benim için ilham, dışarıdan alınan değil; içeriden çıkan bir şey. O yüzden önce kendime iyi geleni bulmam, sonra bunu bir deneyime dönüştürmem gerekiyordu. Hatırı sayılır bir süredir hayallerinin peşinden durmaksızın çalışarak koşan iki kadın girişimcisiniz... Bu konudaki motivasyon kaynaklarınızdan bahseder misiniz? Başak Ö.: Beş yıldır bu yolculuktayız. En büyük motivasyonum, etrafımdaki insanlarla hayal etmeye ve inşa etmeye devam eden güç olmak. Ekibim, üyelerimiz ve kurucu ortaklarım için bu güç, onlara ilham vermek ve daha iyi versiyonlarına ulaşmalarını sağlamak adına çok değerli. Yarattığım dünyanın bir parçasıyım, bu dünyaya olan sadakatim çok büyük bir motivasyon kaynağı. En büyük engel sayılabilecek pandemi döneminden de başarıyla çıktık, şimdi neden duralım? Ece B.: Benim motivasyon kaynağım “dönüşüm” kelimesinde gizli. Bir kişinin kendisini fiziksel ya da mental olarak dönüştürdüğünü görmek, o anlara tanıklık etmek, beni her zaman daha fazlasını yaratmaya teşvik ediyor. İş kurmak bir yolculuk. Zorlukları, iniş çıkışları, belirsizlikleri var. Ama şunu biliyorum ki bizim kurduğumuz dünya, insanlara iyi geliyor. Ayrıca kendi potansiyelimi ve sınırlarımı keşfetmek de büyük bir motivasyon. Her gün öğrenmek, her gün daha iyi bir versiyonuma yaklaşmak... “Disiplinli ve çalışkan yönlerimizle birbirimizi mükemmel şekilde tamamladık ve iyi bir takım olduk.” Girişimcilik deneyiminiz boyunca yaşadığınız olumsuzluklar elbette vardır. Üstesinden gelme gayretini nasıl gösterdiniz? Ya da halen nasıl gösteriyorsunuz? Başak Ö.- Ece B.: Girişimcilik, başlı başına zorlu bir yolculuk. Ülkemizin koşullarında, erkek egemen bir sektörde genç iki kadın olarak yola çıkmak ve sektördeki dinamikleri değiştirmek hiç kolay olmadı. Ama biz bu zorluğun bilinciyle ilerledik. İnandık! Ne olursa olsun, kurduğumuz dünyanın insanlara iyi geldiğini, bir boşluğu doldurduğunu biliyorduk. Ortaklık ilişkimize çok inanıyoruz. Başak, Ece ve Halil olarak kurduğumuz güçlü bağ, yalnız olmadığımızı hissettiren en büyük güç kaynağıydı. Aramızdaki güven, motivasyon, dayanışma ve arkadaşlık sayesinde birçok zorluğun üstesinden birlikte geldik. Biz önce arkadaşız, sonra iş ortağıyız. O yüzden her fırtınayı, birlikte yelken açarak geçtik. 7.15’in sizi en çok mutlu eden, besleyen, iyi ki yaptık bu işi dedirten kısmı ne oldu? Başak Ö.: 7.15, insanların ömür boyu unutamayacağı eşsiz anlar yaşamasını ve değerli anılar biriktirmesini sağlıyor. Ekibimize katılan herkesin -antrenörlerimiz ve çalışanlarımız dahil- dönüşümünü görmek bizim için büyük bir anlam taşıyor. Buraya gelenler kişilerden, “Dünyanın birçok yerinde spor yaptım ama böyle bir derse girmedim!” gibi geri bildirimler almak da büyük bir mutluluk kaynağı. Ece B.: En büyük mutluluğum, insanların burada kendini bulduğunu görmek. “Burası bana iyi geliyor” diyen yüzler, her dersin sonunda gözlerindeki o parıltı... İşte o anlar, bu yolculuğun en büyük ödülü. Birinin kendi potansiyelini keşfettiğine, bir dönüşüm yaşadığına şahit olmak bana “iyi ki...” dedirtiyor. Çünkü 7.15; sadece bir spor stüdyosu değil, bir ruh alanı. İnsanlara bu alanı açabilmek ise işimin en kıymetli tarafı.

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo