
Gündem
5 dk okunma süresi
Parker Uzay Aracı'ndan ilk keşifler: Güneş’le yakın temas
Güneş’e çok yakın geçişler yapıp neredeyse dokunacak kadar yaklaşan Parker Güneş Aracı, yıllardır merak edilen sorulara yanıtlar getiriyor....
Güneş’e çok yakın geçişler yapıp neredeyse dokunacak kadar yaklaşan Parker Güneş Aracı, yıllardır merak edilen sorulara yanıtlar getiriyor. Yazı: Dr. Umut YILDIZ Parker Güneş Aracı’nın bir yıldır gönderdiği verilerle ulaşılan ilk sonuçlar, Nature’da yayınlanan dört makale ile duyuruldu. Araç hakkındaki detaylara geçen yıl Atlas’ın Ağustos sayısında değinmiştik. NASA Goddard Uzay Merkezi’nin yayınladığı basın bildirisinden, bu imkânsız görünen Güneş yolculuğunun ilk sonuçlarından bahsedeceğim. Güneş’in de Dünya gibi katmanları olan bir atmosferi vardır. Işıkküre adı verilen Güneş yüzeyi 5 bin 505 derece gibi gayet soğuk denecek bir sıcaklığa sahiptir. Ancak yüzeyden 2 bin 100 kilometre yukarıdan itibaren birkaç yüz kilometre içerisinde bir geçiş bölgesiyle beraber korona (corona) adlı katmanda sıcaklık hızla 1-2 milyon dereceye kadar yükselir. Aracın gönderilme amacı, bu ani sıcaklık yükselmesine nelerin sebep olduğu ve Güneş’ten çıkan fırtınaları ilk çıkış anında yakalayıp Güneş’in atmosferi, yapısı ve bu fırtınaların Dünya ile diğer gezegenleri nasıl etkilediği sorularına yanıt getirmekti. Çünkü Güneş fırtınalarını önceden tespit etmek, uzaydaki uyduların yüksek enerjili parçacıklardan en az seviyede etkilenmesi için tedbir alınmasına yardımcı oluyor. Güneş’in korona tabakası her ne kadar birkaç milyon derece sıcaklığa kadar yükselen bir değere sahip olsa da, Parker Güneş Aracı bu ortamın az yoğun olmasından dolayı vur-kaç taktiğiyle Güneş’e olabilecek en yakın mesafeye kadar yaklaşıp, ölçümlerini yapıp hemen uzaklaşacak şekilde tasarlandı. Bunun için yedi yıllık görev süresinde, yedi kez Venüs’e kadar yaklaşıp bu gezegenin kütle çekim kuvveti sayesinde sapan etkisiyle Güneş’e her seferinde daha da yaklaşarak
yörüngesini gittikçe küçültecek, sonuncusu 14 Haziran 2025’de olmak üzere 24 kez yakın geçiş yapacak. En yakın geçişinde de Güneş’in yüzeyine yaklaşık 6 milyon kilometre kadar yaklaşacak. Parker’ın elde ettiği sonuçları okurken, onun yüksek sıcaklıktaki fırın içinde gözlem yapmaya çalışan bir araç olduğunu unutmamamak gerek.

KAYNAK: NASA/NAVAL RESEARCH LAB
GÜNEŞ RÜZGÂRLARI
Güneş fırtınalarıyla Güneş’ten ayrılan iyonize maddeler gaz halinde bütün Güneş Sistemi boyunca neredeyse 16 milyar kilometre uzaklara yayılır. Bu uzaklık Voyager’ların Güneş Sistemi dışına olan yolculuğu sonrasında kaydedilmişti. Parker Güneş Aracı, Güneş atmosferine girdiğinde bu rüzgârların bildiklerimizden çok farklı, daha aktif ve karmaşık bir sisteme sahip olduğunu saptadı. İlk geçişlerinde Güneş yüzeyine yaklaşık 24 milyon kilometre yakından geçtiğinde Güneş rüzgârlarının Dünya çevresinde görüldüğünden daha impulsif (atılgan) ve düzensiz olduğu bulundu. Güneş rüzgârları da aynı Güneş’in yapısı gibi negatif yüklü elektronların pozitif yüklü iyonlardan ayrıldığı bir parçacık çorbası gibi plazma halindedir ve elektrik ve manyetik alanlar da bu parçacıklar tarafından taşınır. Plazmadaki değişimler de bu elektrik ve manyetik alan üzerinde izler bırakır. Parker Güneş Aracı’nın FIELDS isimli bilim enstrümanı, araç koronada hareket ederken bu Güneş rüzgârlarının zaman içerisindeki hareketini gözlemleyebildi. İlginç olan sonuçlardan birisi, önceden rüzgârların Güneş’ten çıkıp doğrudan yayıldığı düşünülürken (çünkü biz 150 milyon kilometre ötede sadece doğrusal bir rüzgar görüyoruz), aslında Güneş’ten çıktıktan sonra sanki Indiana Jones kamçısı gibi ileri-geri hareket yaptığı bulundu. Switchback diye adlandırdıkları bu hareketin Güneş’in kendi ekseni etrafında dönerken, dışarı yayılan rüzgârların da dönerek yayılmasından kaynaklandığı düşünülüyor. Daha yakın geçişlerde büyük ihtimalle daha karmaşık hareketlere sahip rüzgârların görülmesi bekleniyor.
KAYNAK: NASA/NAVAL RESEARCH LAB












