
Velikoretski Hac Yürüyüşü: Aziz'in yolculuğu
Rusya Federasyonu’nun başkenti Moskova’dan yaklaşık 15 saat önce kalkan tren, sabah erken saatlerinde Kirov şehrine yaklaşıyor. Yol arkadaşım Murat Ünal ile yataklı trenin ranzalarından zorlukla aşağı sarkıyor, altta yatan iki yaşlı teyzeyi uyandırmadan yataklarının kenarlarına usulca oturup ayakkabılarımızı giymeye çalışıyoruz. Tren Sibirya’ya devam edeceği için sadece 10 dakika istasyonda duracak. Hızlıca çantalarımızı toparlıyor ve trenden iniyoruz.
İstasyonda bizi Andrey Nadaev karşılıyor. Andrey ile aylar önce iletişime geçmiş, benim az Rusçam, onun ise az İngilizcesine rağmen anlaşmayı başarmış ve hem Kirov şehri hem Velikoretski (Velikoretsky) Hac Yürüyüşü konusunda yardımını rica etmiştim. Çok önceden konuştuğumuz gibi tam trenin geliş saatinde istasyonda bizi bekliyor. Andrey’in arabasıyla, geceyi geçirmek üzere ailesine ait kır evine yol alırken, bir yandan da bize yarın başlayacak ve altı gün sürecek hac yolculuğunu, nelerle karşılaşabileceğimizi ve en önemlisi nasıl hazırlanmamız gerektiğini anlatıyor.
Rus geleneklerine bağlı, inançlı bir Ortodoks olan 57 yaşındaki Andrey, Velikoretski Hac Yürüyüşü konusunda oldukça tecrübeli, 20 yıldır her sene bu alaya katılarak yürüyor. Kahvaltı masasında onu dinlemeye devam ediyoruz.

Her yıl haziran başında düzenlenen hac yolculuğu Kirov’da başlıyor, Aziz Nikolay’ın ikonasını Velikaya Nehri yakınındaki Velikoretskoye kasabasına taşıyor, sonra da şehre geri getiriyor. Hac yolculuğu gidiş-dönüş toplam altı gün ve 170 kilometre sürüyor. Yürüyüşçüler üçüncü günün sonunda Velikaya Nehri’ne ulaşıyor, dördüncü gün burada vaftiz olduktan sonra bu kez farklı bir rotadan iki gün sürecek dönüş yolculuğuna başlıyor. Azizin ikonasının geçmişte mucizevi bir şekilde nehrin yakınındaki bir ağaç kovuğundan ışıklar saçarak ortaya çıktığına inanılıyor. Rusya’da büyük önem verilen bu dini etkinliğin amacı da -günümüzde Kirov’da saklanan- ikonayı her yıl ilk bulunduğu yere taşımak, ardından da geri getirmek. Katılımcılar yürüyüşün sonunda “hacı” oluyor.
ŞEHİRDEN ÇIKIŞ
Sabah erkenden kalkıp evden çıkıyoruz. Andrey arabayı şehir merkezinde bir otoparka bıraktıktan sonra Kirov merkezindeki Aziz Serafim Sarovski Kilisesi’ne doğru yürüyoruz. Rusya’nın batısındaki yaklaşık 543 bin nüfuslu kentte bu sabah başka bir hareketlilik var. Yolda mat ve uyku tulumu taşıyan sırt çantalı, hac yürüyüşüne katılacak gruplarla karşılaşıyoruz. Kilisenin önü kalabalık; Andrey bize dışarıda beklememizi, dua edip geleceğini söylüyor ve kiliseye giriyor. Dışarıda hac alayına katılacak insanları izliyorum. Kadınlar eski zamanların Rus köylüleri gibi giyinmiş, çoğu saçlarını örtmüş, uzun eteklerinin altındaki taytları -böcek ısırmalarına karşı- çorapların içine sokulmuş. Erkekler ise genellikle hafif kıyafetler giymiş, çoğu yakıcı güneşe karşı şapka takmış. Bazılarının sırt çantalarına karabinalarla çizme ve botlar tutturulmuş, yürüyüşün ikinci ve üçüncü günü ormanda devam edeceği için bunlara ihtiyaçları olacak.
Etrafta çocuklar, hatta bebek arabalarında bebekler bile var; yedi-sekiz yaşındaki katılımcılar da uyku tulumu ve matları sırtlamış. Ayrıca 60’larının üzerinde katılımcı sayısı da oldukça fazla. Andrey geri geldikten hemen sonra ellerinde haçlar taşıyan bir grup dualar eşliğinde kiliseden çıkıyor. Kalabalıkla birlikte yakındaki Kutsal Uspenski Trifonov Manastırı’na doğru yürüyoruz. Aziz Nikolay’ın ikonasının Kirov’da sürekli tutulduğu Aziz Nikolay Kilisesi bu manastırın avlusunda yer alıyor. Asıl kalabalık da orada toplanmış. Binlerce insan, kimilerinin ellerinde haçlar, Hz. İsa figürleriyle bezeli flamalar, bayraklar, heykeller ve diğer dini simgelerle manastırın etrafını doldurmuş, yürüyüşün başlamasını bekliyor. Üzerlerinde Rusya İmparatorluğu’nun son çarı Nikolay Aleksandroviç Romanov’un fotoğraflarının olduğu bayraklar da görüyorum.

Manastırın avlusunda Murat’la bir aradayız ancak bir süre sonra Andrey’i kaybediyoruz. Dualar okunuyor, dışarıdaki kalabalık içeriye girmeye çalışan kalabalık içeriyi bastırıyor. İkonanın bir süre sonra manastırdan çıkacağını anlıyor ve kalabalığı yararak ana giriş kapısından çıkıyoruz. Derken güvenlik görevlileri gelip yolu açıyor. Birkaç dakika sonra sarı kıyafetler içinde, ellerinde haçlarla din görevlileri görünüyor, arkalarındaki gönüllüler arasından seçilen dört kişi omuzlarındaki tahtırevanla Aziz Nikolay’ın ikonasını taşıyor. İkona en önde gidiyor ve kalabalık onu takip ediyor. Yaklaşık 25 bin kişinin katıldığı hac yürüyüşü böylece başlıyor.
Bu esnada bazıları sırt çantalarını kamyonlara veriyor. Çantaları küçük bir ücret karşılığında her gece yürüyüşün mola vereceği noktaya taşınacak. Biz de yükten kurtulmak için yanımıza bir miktar su, yiyecek ve hava şartlarına göre kıyafet alıp çantalarımızı kamyona veriyoruz.
Kirov’un ana caddesi hac yürüyüşü için trafiğe kapatılmış. Hacı adayları ilahiler söyleyerek şehrin içinden geçiyor ve Vyatka Nehri Köprüsü’ne doğru yol alıyor. Şehir sakinleri, yol kenarında, pencere ve balkonlarında yürüyüşçüleri izliyor ve bazıları ilahilere katılıyor. Köprüyü geçip şehrin çeperlerine doğru ilerliyoruz. Kortejin arkalarındayız, gücümüzü doğru kullanmamız lazım, o yüzden çok da acele etmiyoruz. Bu şekilde yaklaşık 5 kilometre kadar yürüdükten sonra yolun sağ ve solunda çimlere uzanmış hacıları görüyor ve ilk molanın başladığın anlıyorum. Bazıları yemek yerken, bir kısmı ilahiler söylemeye devam ediyor. Yarım saat kadar dinlenip yeniden yola koyuluyoruz.

Yaklaşık 7 kilometre daha yürüdükten sonra Aziz Nikolay’ın ikonasının ilk durağı olan Hayat Veren Üçlü Birlik Kilisesi’ne ulaşıyoruz. Hacı adayları kilisenin içinde ve dışında uzanarak dinleniyor. Kilise bahçesindeyse uzun bir kuyruk var, sırası gelen ikonayı öpüyor ve başında dualar okuyup istavroz çıkarıyor. Bir görevli de sıklıkla elindeki bezle ikonanın camını temizliyor. Velikoretskoye kasabasına varana kadar molalarla duracağımız kasabaların kiliselerinde bu sahne sıklıkla tekrarlanacak.
Bir süre sonra ikona kiliseden çıkarılıyor ve binlerce insan yürümeye devam ediyor. Hâlâ Kirov’un banliyölerindeyiz. Bu defa biraz hızlanıp kortejin ortalarına geçiyoruz. Kortej içindeki farklı gruplar, diğerleriyle aralarında biraz mesafe bırakarak yürüyor. Yine ilahiler duyuyoruz; önce tek bir kişi söylüyor, sonra tüm grup tekrar ediyor. Yanlarından geçtiğimiz evlerin bahçelerinden insanlar hacı adaylarına su uzatıyor. Önümde yedi-sekiz yaşlarında bir erkek çocuk neredeyse kendisinden büyük bir sırt çantası taşıyor, babasıyla birlikte ilahiler söyleyerek kararlılıkla yürümeye devam ediyor.
KONUNUN TAMAMI ATLAS’IN EKİM 2025 SAYISINDA
YAZI: SERKANT HEKİMCİ
FOTOĞRAFLAR: SERKANT HEKİMCİ, MURAT ÜNAL












