
Viewfinder incelemesi: Fotoğraflarla bükülen bir dünya
Birinci şahıs bulmaca-platform türünde gerçekten “yeni” bir fikirle karşılaşmak artık zor. Ancak Viewfinder, Portal gibi türün zirvesine adını yazdırabilecek kadar özgün bir mekanik sunuyor. Oyun, klasik “point & click” anlayışını tersyüz ederek oyuncunun eline eski usul bir fotoğraf makinesi veriyor. Bu makineyle yalnızca çevrenin fotoğrafını çekmiyor, aynı zamanda dünyayı fiziksel olarak değiştirip yeni yollar yaratıyorsunuz.
Yaklaşık 6 saatlik oynanış boyunca sürekli evrilen bu perspektif temelli bulmaca sistemi, hikâyesi aynı ölçüde derinleşmese bile, baştan sona ilgiyi canlı tutmayı başarıyor.
Perspektifin Gücü: Fotoğrafla Gerçekliği Değiştirmek

Viewfinder’ın en çarpıcı yanı, fotoğrafçılığı doğrudan oynanışın merkezine koyması. Oyundaki yüzen adalarda gördüğünüz hemen her şeyi fotoğraflayabiliyor, bu 2D görüntüyü başka bir noktaya yerleştirerek tam ölçekli 3D bir nesneye dönüştürebiliyorsunuz.
Örneğin açık bir kapının fotoğrafını çekip düz bir duvara yerleştirerek içinden geçebilir ya da uzakta kalan bir çatıya ulaşmak için köprü fotoğrafını eğimli bir rampa hâline getirebilirsiniz. Başta basit görünen bu fikir, ilerleyen bölümlerde ciddi bir yaratıcılık sınavına dönüşüyor. Öyle ki bazı çözümler, tabloları aratmayacak kadar akıl karıştırıcı olabiliyor.
En güzel tarafıysa şu: Oyunun size sunduğu tek bir “doğru çözüm” yok. Kendi yolunuzu gerçekten siz icat ediyorsunuz.
Özgürlük Hissi ve Akıcı Deneyim
Bu fotoğraf tabanlı sistemin en etkileyici yönlerinden biri de ne kadar akıcı ve özgür hissettirdiği. Oyunda neredeyse hiç “sınır dışı” uyarısıyla karşılaşmıyorsunuz ve yerleştirdiğiniz görüntüler teknik açıdan rahatsız edici hatalar yaratmıyor.
Elbette bazı sınırlamalar var: Fotoğraf sayısı makinedeki filmle kısıtlı ve çıkış kapısını bozacak yerleştirmelere izin verilmiyor. Bunun dışında ise deneme-yanılma tamamen teşvik ediliyor. Hata yaptığınızda devreye giren hızlı geri sarma (rewind) özelliği, adeta Photoshop’ta CTRL+Z yapıyormuş hissi veriyor.
Bulmacalarda Sürekli Yenilenen Fikirler

Oyunun ilk saatlerinde kapılar, duvarlar ve basit objelerle ilerlerken; kısa sürede fotokopi makineleri, zamanlayıcılı kameralar ve zorunlu perspektif oyunları devreye giriyor. Bazı bölümlerde hiç fotoğraf çekmeden, sadece gözünüzün önündeki gizli yolu fark etmeniz gerekiyor.
Viewfinder’ın en güçlü yanlarından biri de aynı numarayı uzun süre tekrarlamaması. Bu çeşitlilik, her alanı farklı açılardan inceleme isteğini sürekli canlı tutuyor.
Resmin İçine Girmek
Sadece sizin çektiğiniz fotoğraflar değil; tablolar, ekran görüntüleri ve çizimler de oyun dünyasına taşınabiliyor. Bir anda eski bir DOS zindan oyununa düşebilir ya da karakalemle çizilmiş bir manzaranın içinde yürüyebilirsiniz. Bu bölümler bazen tamamen eğlence amaçlı olsa da, kimi zaman oynanışa doğrudan katkı sağlıyor.
Bulduğunuz görsellerin neredeyse tamamı, ister işe yarasın ister sadece eğlendirsin, oyuncuyu ödüllendiren bir deneyim sunuyor.

Viewfinder, anlatı tarafında eksik kalsa da bunu akıl büken bulmacalarıyla fazlasıyla telafi ediyor. Finaldeki zamanla yarışılan bölüm, oyunun öğrettiklerini sınayan etkileyici bir kapanış sunuyor. Opsiyonel bulmacalar ise gerçekten düşünmeye zorlayan cinsten.
Altı saatlik süresi bu tür için ideal olsa da, insan daha fazlasını istemeden edemiyor.
Yazı: Harika Pelin Şengül
Benzer Haberler

Peak: The Roots güncellemesiyle ilgili her şey! Yeni biyom, düşmanlar ve eşyalar

Begraved: Valheim geliştiricilerinden karanlık ve mizahi zindan macerası

Crime Simulator incelemesi: Suçun ritmini yakalayın






