Haber kapak görseli
Arkeoloji
2 dk okunma süresi
Atlas

4400 yıllık Sümer öyküsü

Tilkinin kurnazlığına dair bilinen en eski yazılı anlatı. Fırtına tanrısı İşkur’un baş karakterlerden biri olduğu tek Sümer miti. İstanbul Arkeoloji Müzeleri koleksiyonundaki Ni 12501 numaralı Sümer tabletinin tam deşifresi, metnin dünya mitolojisindeki istisnai yerini ortaya koydu. Deşifreyi yapan Sümerolog Dr. Öğretim Üyesi Jana Matuszak Akpınar, Atlas’a anlattı.

Günümüzden 4 bin 400 yıl önce Sümer şehri Nippur’da bir yazıcı yumuşak, nemli kili eline aldı, ona dörtgen biçimi verdi ve üzerine bugün “çivi yazısı” dediğimiz işaretleri çizmeye başladı. Yeraltında tutsak kalan fırtına tanrısı, çaresiz kalan diğer tanrılar ve yardımlarına gelen kurnaz tilkinin hikâyesini döktü tablete. Zaman aktı, Sümerler tarihe karıştı, tablet kumlara gömüldü ve binlerce yıl boyunca varlığı unutuldu. 1800’lerin sonlarında, Pennsylvania Üniversitesi’nden bir araştırmacı ekibi Irak’ın güneyindeki Divaniye şehri yakınlarında onu topraktan çıkardığındaysa öyküsünü kırık dökük de olsa anlatmaya hazırdı. Ama üzerindeki eski yazı bunu güçleştiriyordu. Ona bir numara verildi: Ni 12501...

TABLET NE ANLATIYOR?

Hikâye bolluk ve mutluluk dönemiyle başlar: Nehirler bol su taşır ve sular balıklarla doludur. Anadolu tanrıları Teşup ve Tarhunta’nın Sümer karşılığı olan fırtına tanrısı İşkur ve inek sürüleri refah içinde yaşar. Ancak kozmik düzen bir nedenle bozulur (metindeki eksik kısımlardan dolayı nedeni bilinmiyor). Ancak hikâye akışından, İşkur’un ve ineklerinin yeryüzünün altındaki ölüm ve yokluk dünyasına hapsedildiği anlaşılır. Bu durum doğal süreçlerle ilgili bir krize yol açar: Fırtına tanrısı esir alınıp yeraltında tutulduğu için yağmur yağmaz, kıtlık baş gösterir.

Bunun üzerine tanrılar kralı Enlil, tanrılar meclisini toplar ve oğlu İşkur’u kimin geri getirebileceğini sorar. Hiçbir tanrı bunu yapacak cesareti gösteremez ancak bu sırada Tilki ortaya çıkar (metin burada kesiliyor). Hikâye akışından, Tilki’nin muhtemelen bir ödül karşılığında tanrı Enlil’e yardım teklif ettiği anlaşılıyor. Metnin devamında tanrılar meclisinden izin çıktığı ve Tilki oraya vardığında, geleneksel karşılama armağanı olan yiyecek ve içeceklerin sunulduğu anlaşılıyor. Ancak bu bir tuzaktır. Yeraltı dünyasının yiyecek ve içeceğini tatmanın yeryüzüne geri dönmeyi imkânsız kıldığını bilen kurnaz Tilki, hediyeleri kabul etmiş gibi yapar ama onları gizlice deri torbalara saklar.

Hikâyenin kalan kısmı kayıp. Jana Matuszak Akpınar, “Tilki’nin bu hileyi başarıyla bertaraf ettiği ve İşkur ile ineklerinin yeraltından kurtarıldığını tahmin etmek zor değil” diyor.

KONUNUN TAMAMI ATLAS’IN EKİM 2025 SAYISINDA

SÖYLEŞİ: ÖZLEM NUMANOĞLU

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo