
Kıyı Karia’da bir ada yerleşimi
Günümüzde yaygın olarak Sedir Adası/ Kleopatra Plajı olarak bilinen Kedreai antik kenti, kültürel ve doğal varlıkları ile ülkemizde özel bir yere sahip arkeolojik alanlardan biri. Antik dönemde Karia bölgesinde yer alan, Ege Denizi’nin Akdeniz ile birleştiği Gökova/Kerme (Keramos) Körfezi’nin doğu ucunda konumlanan bir ada yerleşimi.
Yukarıdaki fotoğraf: Apollon Kutsal Alanı’nda kapsamlı temizlik ve plan hattını ortaya çıkarmaya yönelik kazı çalışmaları yapıldı. En geç MÖ 2’nci yüzyılda inşa edilmiş Dor düzeninde, peristilli plan artık net bir şekilde görülebiliyor.
Deniz yolları üzerindeki stratejik konumunun avantajı ile güneyde Dodekanes (On İki Adalar) Adaları’na, Ege ve Akdeniz dünyasına bağlanmıştı. Kent, Karialı ve Grek özelliklerini bir arada barındırıyor. Kedreai, yaklaşık 3 bin yıllık arkeolojik mirası ve günümüzde antik kentle bütünleşmiş doğal dokusuyla tanımlanır ve modern yerleşime kapalıdır. Adalardan oluşan kentin coğrafi şartları, yerleşim stratejisi üzerinde etkili olmuştu.

Fotoğraf: KEDREAI KAZI ARŞİVİ - Kedreai’nin korunabilmiş surları Sedir Adası’nda kıstağın doğu yarısını çevreliyor ve kulelerle desteklenerek güçlendirilmiş. Güney sur hattında Helenistik Dönem işçiliğine sahip Güney Kule yer alıyor.
Merkezî yerleşim alanı Sedir Adası olan kentin teritoryumu içerisinde, kuzeyinde Orata Adası ve kuzeydoğuda Küçük Ada’nın yanı sıra Sedir Adası’nın doğu yakasındaki ana karada nekropol alanı, tarım alanları, liman gibi yapıların bir bölümü yer alıyor. Yazılı kaynaklar ve arkeolojik araştırmalar, Kedreai’nin tarihte ticari ve dinî açıdan önemli bir merkez olduğuna işaret ediyor. Kazı çalışmaları henüz başlamış olmasına rağmen, 2023 ve 2024 kazı sezonlarında yerleşimin geçim kaynaklarına dair ipuçları elde ettik. Denizaşırı ticaretin yanında küçük ölçekli dokumacılık faaliyetlerine ilişkin arkeolojik buluntular tespit ettik. Kedreai gibi denizel kültürün hâkim olduğu bir ada yerleşiminde olta uçları, kurşun ağ ağırlıkları gibi balıkçılık faaliyetlerinin izlerinin de bulunması şaşırtıcı değildi.
Kazı çalışmaları ağırlıklı olarak kentin savunma sistemi, Apollon Kutsal Alanı, tiyatro alanı ve yerleşimin en erken arkeolojik verilerini barındıran Doğu Tepesi’nde sürdürüldü. 2024 yılı kazı çalışmalarında Helenistik döneme tarihlenen tiyatronun orkestra kazıları tamamlandı ve geç dönem yapıları ile tahrip olan tiyatronun sahne binasına dair ilk mimari verilere de ulaşıldı.
Sedir Adası ve çevresi, 19’uncu yüzyıldan itibaren gezginlerin, özellikle eski yazıtlar üzerinde çalışan epigrafların ziyaret ettiği bir yerleşim. Bu dönemden itibaren adanın arkeolojik mirası kayıt altına alınmaya başladı ve yerleşimin adının Kedreai olduğu, kentte bulunan eski Yunanca yazıtlar ile tanımlandı.
Eski Yunancada “sedir ağacı” anlamına gelen Kedros, (Latincesi Cedrus) isminden yola çıkarak kentin adının “sedir ağaçlı yerin halkı” olduğu öne sürülüyor. Türk döneminde ise “Şehiroğlu” ya da “Şehir Adaları” adları ile biliniyor. Kedreai, en erken MÖ 5’inci ve 4’üncü yüzyıllara tarihlenen yazılı kaynaklarda takip edilebilir. Helenistik dönemde Kedreai’nin, Rodos’un karşı kıyıdaki toprakları anlamına gelen “peraia”ya dahil olduğu 19’uncu yüzyıldan itibaren deşifresi yapılmış epigrafik belgelerden anlaşılıyor. Kedreai’de bulunan yazıtlardan, kentte tanrı Apollon kültünün varlığı ve bu kültler ile ilişkili oyunlar (agon) düzenlendiği biliniyor.
Günümüzde Kedreai antik kentinde yüzeyde, ayakta kalmış mimari yapıların çoğunluğu Helenistik ve Geç Roma/Bizans dönemlerine ait olsa da kazı çalışmalarında Geç Geometrik, Arkaik ve Klasik dönemlere tarihlenen seramik parçaları ve diğer küçük buluntular, daha erken dönemlere giden yerleşim varlığının izlerini gösteriyor.

Fotoğraf: Apollon Kutsal Alanı’nda kabartmalı silindirik altar.
Helenistik dönem, Kedreai’nin en parlak ve güçlü dönemini temsil ediyor. Bugün merkez yerleşim olan Sedir Adası’nda gördüğümüz antik tiyatro, surlar, Apollon Kutsal Alanı, liman unsurları gibi anıtsal kamu yapıları bu dönemde inşa edilmişti. Helenistik dönem dışında yüzeyde görülen yapıların büyük bir bölümü de Erken Hristiyanlık, Doğu Roma/Bizans dönemi dinî yapıları ve bunlarla ilişkili sarnıçlardan oluşuyor. Kedreai’nin Osmanlı dönemi içlerine değin iskân edildiği kısıtlı da olsa kazı verileri ile ortaya konulmuş durumda.
YAZI: DR. SEVİLAY ZEYNEP YILDIZ - Kedreai kazı başkanı, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi öğretim üyesi












