
Denizlerin dev efsanesi: Seawise Giant’ın yükselişi ve çöküşü
İnsanlık, tarih boyunca gücünü ve teknolojik kapasitesini devasa yapılarla göstermeye çalıştı. Antik çağın piramitlerinden Çin Seddi’ne, modern çağın uzay istasyonlarına kadar uzanan bu miras, mühendisliğin sınırlarını zorlayan projelerle şekillendi. Ancak karada ve uzayda yükselen bu yapıların yanında, bir dönem denizlerin üzerinde süzülen ve boyutlarıyla tüm dünyayı şaşkına çeviren bir başka dev daha vardı: Seawise Giant.
2010 yılında sökülerek tarihe karışmış olsa da, bu dev tanker hâlâ insan eliyle üretilmiş en büyük hareketli nesne olarak anılıyor. Guinness Dünya Rekorları’nda en uzun gemi ve en yüksek taşıma kapasitesi gibi kategorilerde zirveye yerleşen Seawise Giant’ın hikâyesi, 1979 yılında Japonya’da başladı.
İlk adım: Oppama’dan Seawise Giant’a

Gemi, Japonya’daki Sumitomo Heavy Industries tersanesinde inşa edildi ve başlangıçta “Oppama” adıyla anıldı. Ancak teslimat süreci beklenildiği gibi ilerlemedi. Siparişi veren Yunan armatör Stavros Niarchos’un finansal sorunlar yaşadığı ya da gemide tespit edilen titreşim problemleri nedeniyle teslimatı reddettiği yönünde farklı iddialar ortaya atıldı. Net nedeni belirsizliğini korusa da, bu durum geminin daha ilk günlerinde sıra dışı bir geçmişe sahip olacağının işaretiydi.
Daha sonra Hong Konglu armatör C.Y. Tung tarafından satın alınan gemi, kapsamlı bir uzatma operasyonundan geçirildi. Yapılan eklemelerle birlikte geminin boyu 458 metreye ulaştı ve “Seawise Giant” adını aldı.
Karadaki gökdelenleri geride bırakan boyut
458 metrelik uzunluğu, onu yalnızca bir tanker değil, adeta yüzen bir endüstri kompleksine dönüştürdü. Eğer dik konuma getirilebilseydi, yüksekliği New York’taki Empire State Binası’nı ve Kuala Lumpur’daki Petronas Kuleleri’ni geride bırakacaktı.
Geminin güvertesinde bir uçtan diğer uca yürümek yaklaşık yarım saat sürüyordu. Bu nedenle mürettebat, gemi içinde ulaşımı kolaylaştırmak için bisiklet kullanıyordu. İçerisinde bulunan 46 dev tank, tek seferde 4 milyon varilden fazla ham petrol taşıyabiliyordu. Bu kapasite, günümüzde faaliyet gösteren en büyük tankerlerin dahi ötesindeydi.
Teknik detaylar da en az boyutları kadar çarpıcıydı. 50 tonluk pervane ve 230 tonluk dümen, geminin devasa ölçeğini gözler önüne seriyordu. Çapasının zincir halkalarından biri bile sıradan bir otomobilden daha ağırdı. Tam hızla ilerlerken motorları durdurulduğunda tamamen durması yaklaşık 10 kilometre sürüyordu. Yön değiştirebilmesi için ise 3 kilometreden fazla açık alana ihtiyaç duyuyordu.
Ancak bu büyüklüğün ciddi bir dezavantajı vardı. Seawise Giant, Panama ve Süveyş kanalları gibi stratejik su yollarından geçemiyordu. Bu nedenle rotasını kıtaların etrafından dolaşacak şekilde planlamak zorunda kalıyor, bu da sefer sürelerini uzatıyordu.
Savaşın hedefi oldu

Seawise Giant’ın kaderi yalnızca ticaretle değil, savaşla da şekillendi. 1988 yılında İran-Irak Savaşı sırasında Hürmüz Boğazı’ndan geçerken Irak tarafından füzelerle vuruldu. Saldırı sonucunda gemi sığ sularda battı ve büyük hasar aldı.
Birçok kişi için bu, dev tanker için sonun başlangıcıydı. Ancak Norveçli bir şirket gemiyi satın alarak suyun altından çıkarma ve onarma kararı aldı. Milyonlarca dolarlık yatırım ve binlerce ton çelik kullanılarak gerçekleştirilen kapsamlı onarımın ardından gemi yeniden denizlere döndü. Bu kez adı “Happy Giant” oldu.
Daha sonra “Jahre Viking” ismini alan gemi, yaklaşık on yıl daha aktif şekilde petrol taşımaya devam etti. Ancak 2000’li yıllara gelindiğinde denizcilik sektöründe öncelikler değişmişti. Daha hızlı, daha verimli ve daha esnek gemiler tercih edilmeye başlanmış; devasa ve hantal tankerler ekonomik açıdan geri planda kalmıştı.
Son yolculuk
Aktif taşımacılık kariyerinin ardından gemi, Katar açıklarında yüzer depolama ünitesi olarak kullanıldı. 2009 yılında ise Hindistan’daki bir gemi söküm tesisine satıldı. Dev gövdenin tamamen parçalanması yaklaşık bir yıl sürdü. Binlerce işçi, çelik yapıyı geri dönüştürülmek üzere küçük parçalara ayırdı.
Bugün Seawise Giant’tan geriye kalan en dikkat çekici parça, Hong Kong Denizcilik Müzesi’nin önünde sergilenen 36 tonluk çapası. Bu dev çapa, bir dönemin mühendislik sınırlarını zorlayan yüzen efsanesini hatırlatmaya devam ediyor.












