Haber kapak görseli
Genel
3 dk okunma süresi
How It Works

Kan-beyin bariyeri nedir?

Beyindeki hücrelerle kaplı kan damarları bu organa neyin girdiğini nasıl kontrol ediyor?

Kan-beyin bariyeri, beyniniz için bir güvenlik görevlisi gibi çalışan, içeri neyin girebileceğini kontrol ederek sağlıklı kalmasını ve verimli çalışmasını sağlayan yarı geçirgen bir zardır. Bu bariyer, kan dolaşımına girebilen çoğu toksin ve patojenin beyne girmesini engeller. Üstelik son derece önemli bir role sahiptir çünkü beyin dokusunda meydana gelen hasar, kişinin sağlığına vücuttaki diğer organlarda meydana gelen hasardan daha fazla zarar verebilir ve uzun vadeli etkileri olabilir.

Beyin, nasıl hareket ettiğinizi, konuştuğunuzu, düşündüğünüzü, davrandığınızı ve hatırladığınızı kontrol eder; bu nedenle bu bariyer sizi “siz” olarak tutmaya yardımcı olur. Bu güvenlik sistemi bariyer olarak adlandırılsa da aslında bir filtre görevi görür ve nelerin geçtiğini kontrol eder. Oksijen ve glikoz gibi hayati besinler beyne bariyer aracılığıyla iletilir.

Kafatası önemli darbeler için fiziksel koruma görevi görür, meninksler beyin ve merkezi sinir sisteminde travma hasarını önlemeye yardımcı olan bir zardır ve kan-beyin bariyeri de biyokimyasal savunmayla ilgilenir.

Beyin her zaman aynı ihtiyaçlara sahip olmadığından kan-beyin bariyeri de uyarlanabilir. Örneğin iltihaplanma olduğunda, bariyer çözünen maddelere ve bağışıklık hücreleri gibi moleküllere karşı daha geçirgen hale gelir. Kan-beyin bariyeri etkili bir şekilde çalışmıyorsa veya bozulmaya başlarsa, hastalıklar ve beyin rahatsızlıkları ortaya çıkabilir. Bilim insanları Alzheimer hastalığı, felç ve bazı beyin enfeksiyonlarının işlevsiz bir kan-beyin bariyeri ile ilişkili olduğunu bulmuşlardır.

Alzheimer gibi hastalıklarda, bariyerin seçici yapısı, tedavi olarak geliştirilen birçok ilacın bariyere sızamadıkları için kan yoluyla beyne ulaştırılamayacağı anlamına gelir. Şu anda kan-beyin bariyeriyle ilgili sorunları doğrudan çözebilecek herhangi bir tedavi bulunmamaktadır. Bariyeri sağlıklı tutmanın en iyi yolu, gerilemeyi yavaşlatmaya yardımcı olabilecek önleyici tedaviler ve yaşam tarzı seçimleridir. Bu, dolaşım sisteminin iyi çalışmasını sağlamak için sağlıklı bir diyet ve kilonun yanı sıra diyabet ve epilepsi gibi kronik durumların ilaçlarla kontrol altında tutulmasını içerir.

SAVUNMANIN KEŞFİ

Kan-beyin bariyeri 19. yüzyılın sonlarına doğru Alman bilim insanı Paul Ehrlich tarafından keşfedildi. Bariyerin çalışmasını ilk kez bir farenin kan dolaşımına boya enjekte ettikten sonra gözlemledi. Vücuda pompalandıktan sonra boya her yerde mevcuttu, ancak beyin ve omuriliğe girmedi. Ehrlich buradan, bir şeyin beyni yabancı maddelerden koruduğu sonucunu çıkardı.

Ancak teknolojik sınırlamalar nedeniyle bariyerin fiziksel yapısını göremiyordu. 1960'larda, bariyerin yapısını ortaya çıkarabilecek kadar güçlü mikroskoplar, bilim insanlarının kan-beyin bariyerinin nelerden oluştuğunu öğrenmelerini sağladı.

NE ZAMAN OLUŞUYOR?

İnsanlarda kan-beyin bariyeri hamileliğin ikinci üç aylık döneminde gelişmeye başlar; bu nedenle bebek doğmadan önce beyni korumak için çalışır. Ancak kan-beyin bariyeri, bebeğin yaşamının ilk yılında hâlâ olgunlaşmaya devam etmektedir. Bu, yeni doğmuş bir bebeğin bariyerinin daha geçirgen olduğu ve beyne daha fazla maddenin geçebileceği anlamına gelir.

Beyni hedef alan bir enfeksiyon olan menenjit, kan-beyin bariyeri tam olarak olgunlaşmadan önce daha yaygın görülür. Bazı ilaçlar yenidoğanlara verilemez çünkü içeriklerinin bir kısmı beyne geçebilir; ancak bu durum daha büyük çocuklarda ve yetişkinlerde gerçekleşmez. Bu ilaçlara örnek olarak kloramfenikol adlı bir antibiyotik verilebilir.

Bir bebeğin kan-beyin bariyerinin hızlı ve sağlıklı bir şekilde gelişmesi için anne sütünde sağlanan besinlere ihtiyacı vardır. Omega-3 yağ asitleri, A vitamini ve D vitamini beyin sağlığını ve büyümesini destekler. Kolin ise bariyerin hücre zarlarının fosfolipit üretmesi için kullanılan bir besindir.

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo