Haber kapak görseli
Genel
8 dk okunma süresi
Formsante

Mobilite: Performansın görünmeyen gücü

İçeriği Paylaş

Tüm dünyada yeni bir uzun yaşam trendi konuşuluyor: “Mobility is the new anti-aging”. Antrenör Adil Ayvaz, mobilitenin neden her antrenmanın temeli olması gerektiğini ve uzun yaşamla olan güçlü bağını anlatıyor.

Hazırlayan: Selen Tanyeri Fotoğraflar: Adil Ayvaz arşivi

Modern yaşamın temposu arttıkça, vücudumuzun sessizce ödediği bedeller de artıyor. Masa başında çalışmak, saatlerce oturmak, eklemleri sınırlayan alışkanlıklar ve hareketten uzak bir rutin… Tüm bunlar zamanla yalnızca performansı değil, yaşam kalitesini de etkiliyor. Uzun yaşamın sırrı sadece sağlıklı beslenmek ya da doğru takviyeler almakla sınırlı değil. Bedenimize hareketi katarken onu hırpalamadan, sürdürülebilir bir sistem içinde beslemek gerekiyor. Artık meselenin sadece fit görünmek olmadığını biliyoruz; bugün yaptığımız her doğru hareket, yarının yaşam kalitesini belirliyor. Mobilite, vücudu bütüncül olarak ele alan bir sistem ve üzerine ekleyeceğiniz her branş için güçlü bir temel oluşturuyor. Bu yaklaşımı daha yakından anlamak için Antrenör Adil Ayvaz’a merak ettiklerimizi sorduk. Her sabah sadece 10 dakika da olsa mobiliteyi hayatınıza katmaya hazır mısınız?

Sporla ilişkiniz nasıl başladı?

Aslında bu işi bilinçli olarak “seçtiğimi” söylemek zor; daha çok hayat beni buraya getirdi. Yıllarca profesyonel spor yaptım ve bu süreçte sayısız sakatlık yaşadım. Bu sakatlıklar beni sorgulamaya, araştırmaya ve bedenin nasıl çalıştığını gerçekten anlamaya itti. Bu arayış zamanla beni hayvan arketipleri, hareket anatomisi ve biyomekanik eğitimlerine götürdü. O eğitimler adeta gözlerimi açtı. Hareketin ne kadar derin, ne kadar içgüdüsel ve ne kadar dönüştürücü olabileceğini ilk kez orada gerçekten fark ettim. Bugün yaptığım mobilite ve hareket çalışmaları da aslında bu farkındalığın üzerine inşa edildi. Bir noktada şunu fark ettim: İnsanlara sadece egzersiz öğretmiyorum; onlara kendi bedenleriyle yeniden bağ kurmanın yollarını gösteriyorum.

Mobilite tam olarak nedir ve esneklikten farkı nedir?

Mobilite son yıllarda hem dünyada hem de Türkiye’de çok konuşulan bir konu haline geldi ve bu tesadüf değil. Ben bu alanda Türkiye’de öncülük eden isimlerden biriyim. Yaklaşık altı yıl önce FRC, yani Functional Range Conditioning sistemi eğitimi aldım. Bu sistem Türkiye’de henüz çok az kişi tarafından bilinirken, ben bu alanda çalışmaya başlamıştım. Esneklik pasif bir özelliktir; kasın ne kadar uzayabildiğini gösterir. Mobilite ise aktif bir beceridir. Eklemin, kendi kontrolü altında ve güçle desteklenerek tam hareket açıklığında hareket edebilmesidir. Ben mobiliteyi, eklemleri “yağlamak” gibi görüyorum. Eklem sağlıklıysa ve tam açıklıkta hareket edebiliyorsa, kas ve bağ dokusu arasındaki bağlantı da güçlenir; vücut bir bütün olarak çalışmaya başlar. Çok esnek ama mobil olmayan insanlar var. Bacağını çok yüksek kaldırabilen ama koşarken dizine yük bindiren kişiler bunun en net örneği. Mobilite, güç ve esnekliğin birleşimidir. Esneklik sizi gerer, mobilite ise sizi özgür kılar.

Bir kişinin mobilite seviyesinin iyi olup olmadığını anlaması için evde yapabileceği basit bir test var mı?

Evet, iki test öneririm. İlki çok basit: çömelme pozisyonu. Ayaklarınız omuz genişliğinde açık, topuklar yerde ve dizler dışa doğru açık olacak şekilde tam çömelin. Topuklarınız yerden kalkmadan ve öne devrilmeden 30 saniye bu pozisyonda kalabiliyorsanız, kalça, diz ve ayak bileği mobiliteniz temel düzeyde iyi demektir. Kulağa kolay geliyor ama çoğu insan ilk denemede bunu yapamıyor. Bu kadar temel bir hareket günlük hayatımızdan bu kadar çıktı. İkincisi Sitting-Rising Test. Yere kolsuz ve desteksiz bir şekilde oturun, ardından yine desteksiz şekilde ayağa kalkın. Her el veya diz yere değdiğinde bir puan kaybedersiniz; maksimum puan 10’dur. Araştırmalar, düşük skorun uzun vadeli sağlık riskleriyle bağlantılı olduğunu gösteriyor. Basit ama çarpıcı. Sadece esnekliği değil, güç, denge ve koordinasyonu da aynı anda ölçüyor. Adeta biyolojik yaşınızın gerçek bir aynası.

Modern yaşamda uzun saatler oturmak, telefona bakmak ve hareketsiz kalmak vücudumuzu nasıl etkiliyor?

Modern yaşam vücudumuza sessiz ama çok ciddi bir bedel ödetiyor. Masa başında geçen her saat kalça fleksörlerini kısaltıyor, torasik omurgayı kilitliyor, boyun ve omuz kaslarını aşırı yüklüyor. Telefona bakarken baş öne eğildikçe boyuna binen yük dramatik biçimde artıyor. Bu, “text neck” dediğimiz tabloya yol açıyor ve zamanla omurga yapısını kalıcı olarak etkileyebiliyor. Ama en çok ihmal edilen bölge torasik omurga, yani sırt bölgesi. Torasik mobilite azaldığında vücut bu hareketi başka bölgelerden kompanse etmeye çalışıyor: Bel, boyun, omuz… Ağrıların kaynağı çoğu zaman tam olarak burası. Dahası, torasik bölge solunum mekaniğini de doğrudan etkiliyor. Omurga kilitlendiğinde nefes sığlaşıyor, oksijen alımı azalıyor ve enerji düşüyor.

Mobilite çalışmaları bu etkileri gerçekten tersine çevirebilir mi?

Evet, ama bir şartla; bunu tek seferlik bir çözüm olarak değil, diş fırçalamak gibi günlük bir rutin olarak görmek gerekiyor. Vücut adapte olan bir sistem; ona ne verirseniz ona göre şekillenir. Hasar birikiyorsa, iyileşme de birikir. Günde 10 dakika bile düzenli mobilite çalışması, zamanla omurga farkındalığını, postürü ve enerji seviyesini belirgin şekilde değiştirir.

Sosyal medyada “Mobility is the new anti-aging” diyorsunuz. Sizce gerçekten genç kalmanın en önemli göstergelerinden biri vücudun hareket kabiliyeti mi?

Uzun ve kaliteli yaşamın sırrı dengede. Mobilite bu dengenin zeminini hazırlıyor. Ancak buna uyku kalitesi, stresle başa çıkma yeteneği ve beslenme de eklendiğinde tablo tamamlanıyor. Hepsi birbirini besleyen bir ekip gibi çalışıyor. Mobilite olmadan diğerleri tam anlamıyla işlev görmüyor; diğerleri olmadan da mobilite tek başına yeterli olmuyor. Yaşın rakamı değil, vücudunuzun size nasıl davrandığı önemli. Yere elinizi koymadan çömelebiliyor musunuz? Ağrısız bir şekilde yerden kalkabiliyor musunuz? Eğilip bükülürken rahat mısınız? Verdiğiniz yanıtlar, biyolojik yaşınızın en gerçek göstergesi. Vücut her şeyi hatırlar. Ona nasıl davrandığınızı, ne kadar hareket ettiğinizi ve ne kadar dinlendirdiğinizi… Mobilite çalışmaları, bu hafızayı yeniden yazmak için en güçlü uzun yaşam araçlarından biridir.

Güne başlarken yapılabilecek 5-10 dakikalık kısa bir mobilite rutini önerir misiniz?

Dört hareket, dört amaç. İlk olarak 90/90 hip mobility. Kalçayı her iki rotasyonda da açıyor ve sabahın ilk hareketlerinden biri olarak eklemleri uyandırıyor. Ardından torasik spine CARs. Omurganın tam hareket açıklığında, kontrollü rotasyonunu sağlıyor. Torasik bölge gün içinde en çok kilitlenen alanlardan biri; sabah bunu açmak hem postürü hem de nefesi doğrudan etkiliyor. Sonra deep squat twist. Derin çömelme pozisyonunda kalça, diz ve ayak bileğini çalıştırırken, torasik rotasyonu da devreye alıyor. Tek bir hareketle vücudun alt ve üst zincirini bir araya getiriyor. Son olarak, Tai Chi’nin temel prensiplerinden gelen lenfatik akış hareketleri yapıyorum. Bu hareketler kastan önce fasyaya ulaşmak için oldukça değerli. Lenf sistemi bir pompa mekanizmasına sahip değil; hareketle aktive oluyor. Sabah bu akışı başlatmak, bağışıklık sistemi ve enerji seviyeleri için çok kıymetli. Bu 10 dakika benim için kahveden önce geliyor.

Bugün spor yapan insanların en sık yaptığı hata nedir?

En büyük hata, daha fazlasının her zaman daha iyi olduğunu düşünmek. Her gün ağır antrenman, her gün yüksek yoğunluk… Oysa vücut adapte olmak için zamana ihtiyaç duyar. Toparlanma, antrenmanın zayıf noktası değil; tam tersine en kritik parçasıdır. Ancak sosyal medya trendleri konusunda gerçekten rahatsız olduğum noktalar var. “Ağırlık çalışmak kalınlaştırır” gibi söylemler, skinny estetik üzerine kurulu içerikler ve kadınları güçlenmekten uzaklaştıran mesajlar… Bunları gördükçe içim sıkışıyor. Bu trendler, insanları sağlıklı yaşamdan giderek daha fazla uzaklaştırıyor. Oysa güç kazanmak, kas inşa etmek ve fonksiyonel hareket kapasitesini geliştirmek, estetik kaygının çok ötesinde; uzun ve kaliteli yaşamın temel taşlarıdır. Sosyal medya size ilham versin, reçete olmasın. Birinin 10 yıllık antrenman altyapısıyla yaptığı bir hareketi, siz ilk haftanızda denemeye çalışırsanız sakatlık kaçınılmazdır. Her bedenin kendi hikayesi, kendi ritmi vardır. Sağlıklı yaşam bir görüntü değil, bir histir. Ve o hissi takipçi sayısıyla ölçemezsiniz.

Günümüzde birçok kişi performansa odaklanıyor. Sizce hareketin uzun vadede sağlıklı yaşlanma üzerindeki rolü nedir?

Performans güzel bir hedef ama tek başına yeterli değil. Ben performansı uzun yaşamın bir aracı olarak görüyorum, amacı olarak değil. Çünkü 60 yaşında hala koşabiliyor, 70 yaşında yere elinizi koymadan oturup kalkabiliyor, 80 yaşında bağımsız hareket edebiliyorsanız; işte bu gerçek performanstır. Longevity araştırmaları oldukça net. Düzenli hareket, kaliteli uyku ve sosyal bağlantılar uzun ve sağlıklı yaşamın üç temel direği. Hareket yalnızca kilo kontrolü ya da estetik değil; hücresel düzeyde yaşlanmayı da yavaşlatıyor. Kas kütlesini korumak, eklem sağlığını sürdürmek, denge ve koordinasyonu canlı tutmak… Bunların hepsi yaş aldıkça bağımsız ve kaliteli bir hayat sürdürmenin anahtarı. Performansa odaklanmak güzel ancak burada bir risk var; çoğu insan bugünün performansı için yarının sağlığını harcıyor. Aşırı yüklenme, yetersiz uyku, toparlanmaya yeterince zaman vermemek… Oysa uzun yaşam bir sprint değil, bir maraton. Ve bu maratonda en önemli strateji sürdürülebilirlik. Ben bunu hareket platformum olan longavita.studio’da her gün hayata geçirmeye çalışıyorum. Yoga, mobilite ve kuvveti bir araya getirerek… Çünkü uzun yaşam bir hedef değil; her gün yapılan küçük seçimlerin toplamı.

Hyrox İstanbul yarışına siz de katıldınız. Dayanıklılık ve güç gerektiren bu tür yarışlarda mobilite çalışmalarının performans üzerindeki etkisi nedir?

Hyrox benim için çok özel bir deneyimdi. Hem sporcu olarak hem demobilite çalışmalarının ne kadar değerli olduğunu bizzat hissettiğim bir süreçti. Hyrox, dayanıklılık ve güç gerektiriyor ancak aslında bunların temelinde eklem kapasitesi yatıyor. Her istasyonda farklı eklemler, farklı açılar ve farklı yükler devreye giriyor. Mobilite tam da burada belirleyici oluyor. Eklemleriniz tam hareket açıklığında çalışamıyorsa güç üretemezsiniz; güç üretemediğiniz noktada ise dayanıklılığınız da düşmeye başlar. Ben bu yarışa kısa sürede hazırlandım ama mobilite çalışmalarının faydasını bu süreçte çok net gördüm. Şimdiki hedefim, önce Pro kategorisinde yarışmak, ardından Elite seviyeye doğru ilerlemek. Bu kapasiteyi inşa ederken mobilite çalışmaları her zamankinden daha fazla antrenmanımın merkezinde olacak. En keyif aldığım ve hiç unutamayacağım an ise son koşu turuna girdiğimde tribünde anne ve babamı görmekti. Gözlerindeki o destek, o gurur… Tüm antrenmanların, sabah koşularının ve mobilite seanslarının tek bir noktada anlam kazandığı andı. Ve tabii ki finish line’ı geçtiğim o an. Sporu sadece performans için değil, tam da bu tür anlar için yapıyorum.

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo