
Ozempic Face nedir? Zayıflama iğneleri yüzü nasıl değiştiriyor?
Hazırlayan: Deran Çetinsaraç
Kilo verme konusunda hiç kuşkusuz en çok zayıflama iğneleri konuşuluyor. Tablet formu olarak da çıkan GLP-1 reseptör agonisti kullanan kişilerde hızlı kilo kaybı sonrası yüzde yağ doku azalırken, aynı zamanda cilt elastikiyetinde azalma, bağ dokusunda zayıflama ve kolajen desteğinde yetersizlik hissi de ortaya çıkabiliyor. Kişi inceliyor ancak daha yorgun, daha gevşek ve daha çökük bir görünüme sahip olabiliyor. Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ebru Şen, bu etkilerin karşılığı olarak “Ozempic Face” denen bir kavram çıktığını belirtiyor. Op. Dr. Şen’den zayıflama iğnesi kullanmaya düşünenlere yüzlerinde oluşabilecek değişimlerle ilgili oldukça faydalı bilgiler edindik.

Zayıflama iğneleri son dönemin en popüler konularından biri. GLP-1 iğneleriyle zayıflayanlardan sonra şimdi de “zayıflama iğnesi yüzü” kavramı ortaya çıktı. Sizce bu tanım ne anlama geliyor?
Bu tanım, yüzde hızlı yağ doku kaybına bağlı çökme ve deri elastikiyetinin azalmasıyla cildin gevşeyip sarkması durumu için kullanılıyor. Bu kavram karşımıza sıklıkla çıkıyor çünkü GLP-1 agonistlerini kullanan kişi sıklığı arttı. Aslında bu çok hızlı ve kontrolsüz kilo veren bireylerde oluşan bir durum. Yani sadece GLP-1 agonistleri için değil obezite cerrahisi geçirenler için de durum aynı.
Hızlı kilo kaybı erkekte ve kadında aynı etkileri gösterir mi?
Elbette, kadın-erkek fark etmez yüzümüzde oluşan durum aynı. Ama erkekler sakalla alt yüzü kamufle edebilme şansına sahip...
Bu iğneler yüzdeki yağ dokusunu vücudun diğer bölgelerinden daha farklı mı etkiliyor? Neden bazı yüzler çökmüş görünürken diğerleri etkilenmiyor?
Aslında tüm vücutta yarattığı etki aynı. Bazı kimseler genetik olarak küçük yüzlü bazıları daha dolgun yüze sahip olabilir. Tabii ki bu küçük yüzlü bireylerde daha belirgin bir fark görülüyor. Ama asıl sebep ne şekilde zayıflarsak zayıflayalım; diyet, GLP-1, obezite cerrahisi fark etmez, gerekli besin (protein ve yeşil sebzeler içeren), supplement takviyesi almak ve sporu hayatımıza eklemek gibi kurallara uymamaktan kaynaklanıyor. Bu yüzden birileri sağlıklı zayıflarken birileri sadece inceliyor.
Kırışmaya yatkın bir yüzle sarkmaya meyilli bir yüzde yaşanan hızlı kilo kaybının etkilerinde farklılık olur mu?
Biri diğerinden daha iyi ya da daha kötü olur demek mümkün değil. Ama bu kişide hem sarkma hem kırışma bir aradaysa deformite daha fazla olur.
Zayıflama iğnesi kullanımında hangi yaş grubundaki kişiler daha çok etkileniyor?
Genç bireyler her türlü değişimi çok daha kolay kompanse eder. Çünkü yapım çok fazladır. İleri yaşta ciltte ve yüzde hem yaş almanın getirdiği yıpranma hem metabolik hastalıkların varlığı hem yavaşlayan metabolizma, yıkımın yapımın önüne geçmiş olması gibi birçok nedenle hem deformasyon fazladır hem yeni duruma uyumlanma yavaştır.
Hızlı kilo kaybı sadece hacim kaybı mı yaratıyor, yoksa cildin elastikiyetini ve kolajen yapısını da bozuyor mu?
Hayır, bu süreç sadece hacim kaybı olarak değerlendirilmemeli. GLP-1 reseptör agonisti kullanan hastalarda hızlı kilo kaybı sonrası yüzde yağ doku azalırken, aynı zamanda cilt elastikiyetinde azalma, bağ dokusunda zayıflama ve kolajen desteğinde yetersizlik hissi de ortaya çıkabiliyor. Yani kişi sadece daha ince görünmüyor; bazen daha yorgun, daha gevşek ve daha çökük bir görünüm de gelişebiliyor. Bu nedenle yaklaşım yalnızca volume kaybını doldurmak olmamalı; cilt kalitesi, bağ dokusu desteği ve rejeneratif sistem yaklaşımı birlikte düşünülmeli. Bu noktada biyostimülasyon ve Aminoasit Replasman Terapisi önemli hale geliyor. Çünkü amaç sadece boşluğu doldurmak değil, dokunun biyolojik altyapısını desteklemek. Fibroblastların ihtiyaç duyduğu aminoasit desteği verilerek kolajen üretimi, bağ dokusu kalitesi ve cilt yapısının dayanıklılığı desteklenmeli.

Zayıflama iğnesi kullanımı sonrası olanı bir tablo halinde anlatın desem bunları nasıl sıralardınız?
Etrafı boşalmış bir göz küresi, çökmüş şakaklar ve ön yüz, boşalmış bir yanak, nasolabial ve çene hattında yığılmış deri ve kuru, mat, kırışık, incelmiş, gevşek bir cilt.
Bu durumu yaşamamak için alınabilecek önlemler var mı? Yani önlenebilir mi?
Tamamen engellemek her zaman mümkün olmayabilir ama büyük ölçüde yönetilebilir. Çünkü “zayıflama iğnesi yüzü” dediğimiz görünüm çoğunlukla ilacın kendisinden değil, hızlı kilo kaybının yüz yağ dokusunda azalma yaratması ve buna cildin yeterince hızlı adapte olamamasından kaynaklanır. Güncel derlemeler de bunun esas olarak hızlı volüm kaybı ve ciltte eş zamanlı kolajen yeniden yapılanmasının yetersiz kalması ile ilişkili olduğunu söylüyor. Bu nedenle en önemli önlem, süreci yalnızca “kilo vermek” olarak değil, doku kalitesini koruyarak kilo vermek olarak yönetmektir. Yani mümkün olduğunca kontrollü ilerlemek, yeterli protein alımını, direnç egzersizini ve kas kütlesini koruyan yaşam tarzı desteğini sürdürmek çok önemli. GLP-1 tedavilerinde beslenme ve egzersiz desteğinin özellikle “lean mass” kaybını azaltmak ve daha dengeli vücut kompozisyonu sağlamak için gerekli olduğu vurgulanıyor. Estetik açıdan bakarsak, önleme yaklaşımı sadece hacim kaybını bekleyip sonra doldurmak olmamalı. Daha erken dönemde cilt kalitesini, bağ dokusunu ve rejeneratif sistemi desteklemek önemli. Çünkü hızlı kilo kaybı yalnızca hacim kaybı yaratmıyor; bazı hastalarda elastikiyet azalması, gevşeme, ince çizgilerin belirginleşmesi ve bağ dokusu desteğinde zayıflama da oluşturabiliyor. GLP-1’lerle ilgili güncel deri yaşlanması derlemeleri bu etkinin yalnızca yağ kaybıyla sınırlı olmadığını, cilt biyolojisinin de bu süreçten etkilenebileceğini tartışıyor. Bu noktada Aminoasit Replasman Terapisi yaklaşımı, bu hasta grubunda anlamlı bir destek olarak konumlanabilir. Amaç burada sadece “dolgu yapmak” değil; fibroblastların ihtiyaç duyduğu aminoasit desteğiyle kolajen üretimini, bağ dokusu kalitesini ve cilt yapısının dayanıklılığını desteklemek ve gereken durumlarda hacim kayıpları için dolgu ile volüm vermek, yani bütünsel yaklaşmak olmalı. Yani özetle, bu durum tamamen “kaçınılmaz” değil ama doğru yönetilmezse daha görünür hale gelir. En iyi yaklaşım; kontrollü kilo kaybı, protein ve egzersiz desteği, cilt kalitesini koruyan biyostimülasyon uygulamaları ve gerekiyorsa daha sonra planlanan, doğal görünümlü hacim restorasyonudur.
Kişi bu iğneleri kullanırken eş zamanlı olarak estetik müdahalelere başlamalı mı, yoksa hedef kiloya ulaşmayı mı beklemeli?
Burada tek bir doğru cevap yok; bu tamamen hangi estetik müdahaleden söz ettiğimize bağlı. Eğer konu cilt kalitesi, biyostimülasyon, bağ dokusu desteği ve rejeneratif sistem yaklaşımıysa, hedef kiloyu beklemek gerekmez. Hatta güncel uluslararası konsensüs, hızlı ilaç ilişkili kilo kaybı yaşayan hastalarda biyostimülatör tedavilerin kilo kaybı süreciyle eş zamanlı başlamasının uygun olabileceğini söylüyor. Çünkü bu dönemde yalnızca yağ dokusu değil, cilt kalitesi ve doku desteği de etkileniyor. Ama eğer konu hacim restorasyonu, yüzü yeniden şekillendirme ya da daha “definitif” volumizasyon ise, o zaman daha temkinli olmak gerekir. Çünkü kişi hala aktif şekilde kilo veriyorsa, bugün yapılan hacim planı birkaç ay sonra yetersiz kalabilir. Hızlı kilo kaybı olan hastalarda yüz bölgelerinde daha yaygın volüm kaybı görüldüğünü ve tedavi alanı ile gereken hacmin yaş, kilo kaybı miktarı ve hızına göre arttığını gösteriyor. Yani hasta aktif kilo verirken yüz hala değişmeye devam eder. Yine de kilo verme sürecinde volum desteği sarkmayı azaltacağından beklenmemelidir. Hedef kiloya ulaştığında tekrar ihtiyaç olacağı bilgisi verilerek süreçte de volüm desteklenmelidir. Zaten toplam ihtiyaç bölünmüş oluyor aslında daha fazla yapılmış olmuyor. Ama konu cerrahi ameliyatlarsa beklenmeli. Özellikle cerrahi vücut şekillendirme tarafında, büyük estetik dernekler sonuçların daha öngörülebilir olması için kilonun en az altı ay stabil olmasını öneriyor. Kilo kaybı sürerken cilt kalitesini, kolajen desteğini, bağ dokusunu ve biyolojik zemini ve volumü desteklemek; ardından kilo daha stabil hale geldiğinde gerekiyorsa cerrahi restorasyonu planlamak. Bu hasta grubunda amaç sadece boşalan alanı doldurmak değil; Aminoasit Replasman Terapisi ile fibroblastların ihtiyaç duyduğu yapı taşlarını destekleyerek kolajen üretimini, cilt kalitesini ve bağ dokusu dayanıklılığını güçlendirmek olmalı. Yani özetle; biyostimülasyon ve rejeneratif destek tedavileri için hedef kiloyu beklemek şart değil; hatta eş zamanlı başlamak çoğu zaman daha akıllıca. Dolgunun sürece eklenmesi sonucu iyileştirir ve daha net yüz şekillendirme işlemlerinde, hasta hedef kilosuna ya da en azından daha stabil bir kiloya yaklaştığında plan yapmak genellikle daha doğru.
Dolgu uygulamaları mı yoksa biyostimülatörler (akıllı dolgular) mi bu durumda daha etkili oluyor?
Volüm kaybı için dolgu, doku ve cilt kalitesini artırmak için biostümülatörler. Ya o ya bu değil, beraber uygulanmalı.
Hangi noktada dolgular yetersiz kalır ve yüz germe (facelift) veya orta yüz germe operasyonları zorunlu hale gelir?
Cilt kalitesi artırılmış, biostimulatörlerle doku ve cilt güçlenmiş, dolgu uygulanmış ama hala yüzü sarkıksa, deri fazlalığı bu işlemlerle toparlanmamışsa cerrahi yapılmalı. Ya da baştan ileri derecede bir sarkma söz konusuysa cerrahi ile başlanıp eş zamanlı cilt kalitesi artırma teknikleri yapılmalı.
Kişinin kendi yağıyla yapılan transferler, dışarıdan verilen dolgulara göre daha kalıcı ve doğal bir sonuç verir mi?
Dolgu ya da yağ enjeksiyonu, ikisinin de artıları eksileri var. Bir plastik cerrah olarak söyleyebilirim ki, yüz germe yapıyorsam yağ enjeksiyonu ve SVF ile volüm ve cilt düzeltme tercih ederim. Ama ameliyat yapılmayan bir hastada yağ enjeksiyonu cerrahisine hiç gerek duymuyorum. Hızlı, kontrollü şekilde dolgu ve mezoterapilerle tedavi ediyorum. İki tedavi seçeceği de uygun hastada çok etkili, birini diğerinin önüne koymak doğru değil.
Süreç sırasında kolajen takviyeleri veya özel cilt bakımları bu çökme etkisini minimize edebilir mi?
Çökme etkisini en çok beslenme ve spor etkiler. Ama kolajen ve cilt terapileri uygulamak sarkmayı önemli ölçüde azaltacaktır.
Benzer Haberler

Bitter çikolatanın 7 faydası: Her gün birkaç kare tüketirseniz ne olur?

Menopozda kalp sağlığı: Kalp krizi riskini azaltmak için nelere dikkat etmeli?

Tüm vücudu çalıştıran 'Nordic Walking' trendi









