Haber kapak görseli
Genel
5 dk okunma süresi
Pozitif

Rüyaların ötesinde: Hayatın belirsizliği ve zihnimizi dönüştürmenin gücü

İçeriği Paylaş

Rüyaları gerçekleştirmenin yolu uyanmaktan geçiyor. Prof. Dr. Sinan Canan, belirsizlikten korkan modern zihnimizdeki ve hayatın öngörülemezliğindeki o gizli “hediyeyi” keşfetmeye ve bu baharda gerçek bir uyanışa davet ediyor.

Yazan: Prof. Dr. Sinan Canan

Hayatta işler her zaman yolunda gitmiyor değil mi? Çok şükür, bu satırları okuyorsak (ve ben yazabiliyorsam) hala nefes alıyor, hala yaşamımıza devam ediyor, hala böyle okumak gibi lükslere ayırabilecek enerji bulabiliyor ve temel yaşamsal sorunlarla şimdilik pek uğraşmıyoruz demektir. Ama şimdilik; belki çok yakın bir gelecekte, belki hemen birkaç dakika sonra her şey değişebilir. Değişmeye de bilir. Bilemeyiz ama genelde biz değişmeyecekmiş gibi yaşıyoruz, başka şansımız yok. Fakat işte hayatta sıklıkla karşımıza çıkan o beklenmedik değişimler de çoğu zaman canımızı pek sıkıyor. Çünkü planlarımızı bozuyor, bizi sekteye uğratıyor, belirsizliğe ve endişeye düşürebiliyor.

Çok uzak gelecek ve planları

Bunu sadece insan değil, hiçbir canlı sevmez. Tüm hayvanlar belirsizlikten ürker, ani ve alışılmadık değişimlere ürkerek tepki verir, tehdidin olduğu yerde ya kaçar yahut donakalır. Bizde de durum aynı; yalnız bir farkla: Çok uzak geleceği ve geçmişi şimdi şu anda düşünebilme yeteneğine sahip insan, bu gelişmiş beyni nedeniyle muhtemelen hiçbir hayvanda görmediğimiz ve göremeyeceğimiz kadar çok endişe ve kaygı kaynağına sahiptir. Hayvanlar birkaç dakikalık bir gelecek planı ile rahatlıkla yaşayabilirken, insan onlarca yıl öncesinin ve bazen onlarca, bazen yüzlerce yıl sonrasının endişelerini şimdi, şu anda buraya taşıyabilir. Ve bu bizim için uzun vadede hiç de güzel bir şey değildir. Zira eğer bu zihinsel kaynaklı stres, bir şekilde yönetilmez ise yıllar içinde son derece öldürücü bir “kronik stres hastalığına” da zemin hazırlar. Bu nedenle günümüz şehirli insanı büyük oranda stresten dolayı hasta olup ölüyor.

Bir gergedan hız trenine binmekten keyif alır mı?

Öte yandan insan zihinsel senaryolarını dönüştürebilir. Bu hayvanların yapamadığı bir şeydir. Mesela bir gergedan, bizim gibi dehşetli bir hız trenine binmekten keyif alamaz. Zira o hız ve belirsizliğin kontrollü bir alanda eğlence amaçlı olarak kurgulanabileceğini ona anlatamazsınız. Hiçbir şey bilmeden kendini bir anda çılgınlar gibi raylarda sarsılarak giden bir hız treni içinde bulan insanın panik ve ürküntüsüne benzer şekilde, bu hareketlilikten ürken tüm hayvanlarda da benzer bir tepki görürsünüz. Fakat insan aynı zamanda bunun (belli riskleri olsa da) eğlence amaçlı bir oyun olduğunu da anlayıp, normal hayatında hiç yapmayacağı şeyleri de yapabilir hale gelir.

Bunu zihinsel hikayemizi, dünyaya anlam vermek için kullandığımız öyküleri dönüştürerek ve değiştirerek yaparız. Siz de hayatınızda yaşamışsınızdır: Bir zamanlar size çok cazip ve ilgi çekici gelen bazı şeyler şimdilerde size itici ve gereksiz, öte yandan daha dün korkunç ve akıl almaz gözüken birçok şey sizin için takdire şayan, hatta arzu edilen şeylere dönüşmüş olabilir. Bu dönüşüm, dışarıdaki olaylar değiştiği için değil, biz dönüştüğümüz için gerçekleşir. Bir türlü istediğimiz gibi gitmeyen şu hayatın can sıkıcılığı da aslında böyle bir takım zihinsel öyküler eşliğinde yaptığımız değerlendirmelerin sonucunda hissettiğimiz bir duygudur.

Düzen ve öngörülebilirliği arzularız

Hayatımızda “beklenmeyen durumların sayısız faydalarını” görmüş olsak da, beklenmeyen gelişmeleri çoğumuz sevmeyiz. Sürprizleri değil, düzen ve öngörülebilirliği arzularız. Neden? Hayvani zihnimizin bir yeri “ucunda ölüm olabilir” diye tüm belirsizliklere kırmızı alarm çalar da ondan. Milyonlarca yıllık evrimsel program bunu gerektirir. Ta ki insanı insan yapan o üstbiliş ve akıl yürütme yetenekleri devreye girene kadar.

Alan Watts diyor ki…

Geçenlerde bir sabah yürüyüşü esnasında YouTube’dan Alan Watts’ın bir konuşmasına kulak misafiri oldum. Daha önce yine dinlemiştim ama o gün, o sabah, aynı konuşma bana çok daha anlamlı geldi. Şimdi özetle Watts’ın “belirsizlik ve öngörülemezlik” zerine verdiği örneği aklımda kaldığı kadarıyla size aktarayım… Watts diyordu ki özetle: “İnsan üstü bir güçle ödüllendirildiğinizi düşünün. Bu gücü size veren, uyurken istediğiniz kadar rüya görmenizi ve bu rüyalarınızda istediğiniz senaryoları yaşamanızı mümkün kılsın. Biliyorsunuz, rüyalarda yaratıcılığın sınırı yoktur. Fizik ve mantık kurallarının geçmediği rüya aleminde, dünyada bile yaşayamayacağınız nice senaryoyu gönlünüzce yaşayabilirsiniz; hem de yaralanma, sakatlanma ve ölüm korkusu da olmadan. Rüyalar içindeyken pek gerçek gelir, bilirsiniz; işte öyle yüksek çözünürlüklü bir gerçeklikle istediğiniz senaryoyu yaşayabiliyorsunuz. İstediğiniz zaman da uykuya dalabiliyorsunuz, bu da işin ilave ödülü olsun. Şimdi düşünelim: Neler yapabilirsiniz o rüyalarda? Her şeyi! Her türlü tadı tadabiliyor, her macerayı yaşayabiliyor, casus filmlerin, romantik destanları, korku filmlerini solda sıfır bırakacak sayısız senaryoyu gönlünüzce ve istediğiniz kadar yaşayabiliyorsunuz. Rüyalarınızda adeta bir Tanrı gibisiniz!

Sıradan hayatlarımız yeni arzu nesnesi olabilir mi?

Yıllarca çok eğlenebilirsiniz. Ama bir yere kadar. Bir yerden sonra, artık tüm senaryoları yaşayıp tüm zevkleri tattıktan sonra, bu kadar bilindik, sonu belli ve tahmin edilebilir senaryoları yaşamak size keyif vermemeye başlayacak. Bu aşamadan sonra tek bir şey isteyeceksiniz muhtemelen: Benim senaryolarım sürprizlerle değişse, öngörülemeyen şeyler olsa ve olaya biraz heyecan gelse? Nasıl olurdu? Düşünürseniz, insanın varoluşsal ihtiyaçları böyle bir arzuyu kendiliğinden gündeme getirir. Ama bu noktaya dikkat: Tüm hayallerini rüyalarında gerçekleştirmek gibi bir yeteneğe sahip “insanüstü” bir varlığın nihai isteği ne oluyor? Diğer insanlar, sizin, benim gibi, öngörülemez bir şeyler yaşamak. Bir an sonra ne olacağını bilmemenin heyecanını bir kez olsun tadabilmek. Yani bizim normal, sıradan hayatlarımız, artık böyle bir insan için yeni arzu nesnesi oldu.

Farkında mısınız, şu anda yaşadığımız hayat, tüm rüyaların üzerinde arzu edilebilir bir hedef haline geliyor. Bu bizim hayatımız; her an her şeyin olabileceği bir garip belirsizlik hali…”

Bu kısa metafor, bana kendi hayatım, isteklerim ve korkularımla ilgili çok şey anlattı; size anlatırken de içimde daha başka etkilerini keşfetmeye devam ediyorum. İnsan böyle işte, bazen elindeki en sıradan şeye biraz başka açıdan bakınca, adeta hayatı değişebiliyor. Belki ben de bundan sonra, bu ne olacağı bilinmeyen hayat macerasında önümüzdeki seçeneklerden korkarak yaşamayı bırakıp, hayatın bana neler getireceğini, babasının seyahatten dönerken getireceği hediyeleri bekleyen bir çocuk merakı ve neşesi içinde beklemeyi öğreneceğim. Ama bunu ancak bakış açımı, iç inançlarımı ve dünya algımı değiştirince becerebileceğim.

Dolayısıyla bir kez daha anlıyorum ki rüyaları gerçekleştirmenin yolu uyanmaktan geçiyormuş… Belki de bu bahar, hayata böyle bir uyanışla yeniden başlarız, kim bilir? Çalışınca olur bence…

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo