
Yeniden başlayabilmek: Hayatta yeni bir sayfa açmanın gücü
Yazan: Erhan Kolbaşı
Yaşam nedir? Elbette pek çok tanımı var var ama şimdilik iki temel tanım yapalım… Birincisi; (bedenli) yaşam sonsuz varoluşumuzun belli bir kesitinde, adına hayat planı dediğimiz belli bir taslak program dahilinde, organik bedenle irtibat kurduğumuz nokta ile bu irtibatı kestiğimiz nokta arasındaki süreçtir. İkincisi; bu kesitteki sürecin içini dolduran sebep-sonuçlar zinciri, bir “adımlar” ve “olaylar” dizisidir.
Her birimiz yaşam içinde pek çok sebep yaratır ve pek çok olaylar dizisi meydana getiririz. Bunlar doğum-ölüm kesiti içerisindeki dev bir zincirin halkaları gibidir. Doğru halkayı, doğru sırayla, yerli yerine koyabilmekse hayatın en çetin zorluklarından biridir. Örnekle ilerleyelim: Model uçak hobisi çok keyifli bir uğraştır. Başlattığımız bu sebep-sonuç zincirinin halkalarını kabaca, demonte şekilde satılan model uçakların çeşitli parçalarına benzetelim. Yeni hobinizin ilk girişimini yaptınız. Kendinize güveniyorsunuz ve zorlu bir modelden başlamaya karar verdiniz. Sabırsızlıkla ambalajı açıp parçaları önünüzdeki masaya dizdiniz. Ama bir problem var… Model uçağın yapımına doğru parça ve doğru sırayla başlamadığınız zaman, belli bir aşamaya geldiğinizde, elinizde, doğru zamanda doğru noktaya yapıştırılmamış parçalar kalacağı gibi, finalde ortaya çıkacak model de hedeflediğiniz tasarımdan hayli uzak olacaktır. Heyecanla başladığınız yeni hobinizin ilk ürününün “havalı” bir uçak modeli yerine, zorlukla uçağı andıran, tuhaf görünümlü bir kitle olması elbette oldukça heves kırıcıdır. Model uçakta hiçbir parça bağımsız değildir. Her bir parça bir diğeri için zemin hazırlar. Yaşam da böyledir.

Modeliniz niye başarılı olamadı?
Kendi kendinizi gözlemlemediniz, eleştirmediniz. İlerlediğiniz yolun nereye çıkabileceğini düşünmediniz. Model uçak yapım aşamalarına dair size verilen yol ve yöntem kitapçığına uymadınız. Hatayı fark ettiğiniz halde, kendi zihninizde oluşturduğunuz doğrultuda ilerlemeyi tercih ettiniz. Hatayı fark ettiğiniz noktada “sil baştan” yapma cesaretini göstermediniz. Bunu yapabilseydiniz, şimdi elinizde yeni hobinizin ilk ve mükemmel ürünü olacaktı.
Hayata gelişimiz, adına “enkarnasyon” dediğimiz beden irtibatı yolu ile olur. Genel bir planımız vardır ve bu plan zayıf olan yönlerimizin geliştirilmesi ve geçmiş eylemlerimizin telafi edilmesine yönelik şekilde düzenlenmiştir. Yani bu, hem bir gelişim planı hem de bir karmik dengeleme programıdır. Belli bir yaşamdan istenen verimin sağlanması, bu planın mümkün olduğunca yerli yerinde uygulanmasıyla doğrudan bağlantılıdır.

Yerli yerinde uygulanmasının anahtarı nedir?
Plan dahilinde karşımıza çıkarılan olayların analizinin iyi yapılması ve bu analizden elde edilecek idrakle, yeni sebep-sonuç zincirinin doğru kurgulanmasıdır. Peki bu analizin anahtarı nedir? Kendi kendini objektif şekilde gözlemleyebilmektir.
Gurdjieff sisteminde en temel pratik, kişinin kendini yargısız, çıplak ve objektif biçimde gözlemlemesidir. Amaç; şuursuz, idraksiz ve otomatik tepkileri önce fark etmek, ardından bunları yok etmektir. Kendini gözlem; zihnin kendi işleyişini seyretmesi, eylemlerinin şuura dayanmayan otomatikliğini fark etmesi ve olaylar karşısında duygularının dalgalanmalarını izlemesinden oluşan bir süreçtir. Kişi bilinçli bir farkındalık oluşturma yoluna bu şekilde girer. Hem dünyayı görür hem de “ben varım” hissini korur. Bu, “uyanık” halin ilk giriş kapısıdır.
Kendisini objektif şekilde gözlemleyemeyen insanın sebep-sonuç zincirindeki yanlış halkaları fark etmesi çok zordur. Bunu yapamayan insanın “sil baştan” diyebilmesi de pek olası değildir. Kişinin benliğindeki başat bir ego hakimiyetinin iki sonucu vardır: Birincisi; kişi, egonun bulanıklaştırdığı sisli ortamda, yanlış ilerleyen bir halka dizisini göremez. İkincisi; görse dahi, bu fark etme hali ego tarafından dönüştürülür ve rasyonel hale getirilir.
Savunma mekanizmalarının şuurundaki baskısını azaltmayan bir bireyin, yanlış başlayan bir sebep-sonuç zincirini devam ettirmesi, onun gerçeklikle bağının giderek zayıflatmasına, yanlış ilerlediğini şuuraltı düzeyde bildiği halde iç dengesini korumak üzere giderek daha fantastik, daha akıl dışı bahaneler üretmesine yol açar.
Obsedör bir varlıktan yalan-yanlış kanal bilgileri aldığı ve bunu fark ettiği halde, sadece ego basıncıyla bu eylemine ısrarla devam eden bir kişiyi düşünelim. Aktardığı bilgiler dünya gerçekliğine uymayınca, ‘dünya’yı kendi kişisel gerçekliğine uydurma çabasına girecek ve sonucunda tamamen sanal ve yapay bir halin içine düşecektir. Oysa, durumunu fark ettiği anda egosunu dizginleyip “sil baştan” yapabilme cesaretini gösterebilirse, kendisine daha saf ve arı bir yola girme fırsatı ruhsal sistem tarafından sunulacaktır.

Baştan başlamayı bilen insan
“Sil baştan” yapabilmek, eski ve bozuk ilerleyen bir sebep-sonuç dizilimini, korkusuzca, inançla, elinin tersiyle vurup yıkabilmektir. “Sil baştan” diyebilen insan, yanlış başlamış ve yanlış devam eden bir dizilimin olası sonuçlarını sezebilen ve bu dizilime şiddetli itirazı olan insandır. Kendi kendisine muhalefet edebilen insandır. Bu dizilimi yıkıp bir yenisine başlayabilecek kudreti gösteren insandır.
“Sil baştan” diyebilmek her şeyden önce bir irade beyanıdır. “Ben elimdeki kirli ve defolu kumaşlarla artık yeni bir elbise dikmek istemiyorum. Yeni dokunmuş temiz kumaşlardan yepyeni bir elbise yapmak istiyorum” diyebilmektir. “Sil baştan” diyebilen insan, yüce bir ruhsal sistemin, onun bu yeni ve temiz niyetine karşılık olarak karşısına daima yeni imkanlar çıkaracağını bilen insandır. “Sil baştan” diyebilmek, ruhsal sistemden yeni tekamül imkanları, yepyeni deneyim fırsatları talep etmektir. “Ben eskiyi çöp torbasına koydum, yeni için hazırım” demektir.
“Sil baştan” demek zaman kaybetmek değildir. Sonsuz bir varoluş içinde zaman kaybı diye bir şey yoktur. Zaman bizim boyutumuza ait bir kavramdır. Varoluşun sonsuz katmanları içinde anlam ve değer taşımaz. “Sil baştan” olgusu varoluşun doğasında vardır. Evrenler doğar, evrenler çöker, yeniden başlar. Güneşler meydana gelir, söner, başka bir forma dönüşür, yeni vazifesini yüklenir. Devreler kapanır, devreler açılır. Dünya gezegeni defalarca kepenk kapatmış, sıfırlanmış, temizlenmiş, arınmış, yeniden kepenk açmıştır. Eski olan bitmiş, yeni olan başlamıştır. Model uçağınızı yanlış yapmaya başlamışsanız, sökün ve yeniden takın. Bitirmiş olsanız bile…
Kendini gözlem; zihnin kendi işleyişini seyretmesi, eylemlerinin şuura dayanmayan otomatikliğini fark etmesi ve olaylar karşısında duygularının dalgalanmalarını izlemesinden oluşan bir süreçtir.












