
Çocuğunuzla sohbet içinde olmak
Yazı: Doğan Cüceloğlu
Aç olduğunuzu, susuz olduğunuzu, yorgun ya da dinlenmiş olduğunuzu hissettiğiniz gibi, bir ilişki içinde ne kadar var olduğunuzu da hissedersiniz. Bir sosyal ortamda ilişki boyutları olumlu ise ilişki besleyici olur; kendinizi önemli, kabul edilmiş, değerli, güvenilir, sevgi ve saygıya layık hissedersiniz.
Çocuklar bir ilişki içinde ne kadar kendileri olarak var olabildiklerini hissederler. Azarlanan, aşağılanan, alay edilen, utandırılan çocuk kendisi olarak gelişemez; kendini sevmeyi öğrenemez. Hatalarıyla olduğu gibi kabul edilen çocuk kendini olduğu gibi kabul etmeyi öğrenir. Kendisi olmaktan utanmaz; aksine kendisi olmaktan haz duyar.
Korku-kaygı kültüründe aileler utandırarak, saygı-güven kültüründe yüreklendirerek terbiye ederler. Bu yüreklendirme işi çocukla sohbet etmekle olur.
Sohbet, nasihat etmek değildir. Sohbet, konuşmak demek değildir. Sohbet, tek başına dinlemek anlamına da gelmez. Sohbet etmek ilişkide bir tavır alıştır. Bu tavır alış içinde can cana ilişki ve paylaşım vardır. Sohbetin sonunda öğretme veya öğrenme olabilir, ama esas amaç paylaşımdır.

Sohbeti engelleyen nedenler
Anne-babanın mükemmeliyetçi olması, çocuğun hata yapmasına izin vermemesi
“Hayatımda hiç hata yapmadım, ben mükemmel biri olarak doğdum ve mükemmel biri olarak yaşadım,” diyen birinin yaşam öyküsünü okumak ister misiniz? Ben istemem. Hatta bu insanın öğretmenim olmasını da istemem. Hata yapmayan insan gelişmek için risk almamış insandır; hata yapmayan insanın hayatı aslında yaşanmamış bir hayattır.
Yaşamın belirsizlik ortamında yapılan sohbet, gerçeği keşfetme yolculuğunun en güçlü yöntemidir. Yaşama yönelik ilgimiz, onun barındırdığı belirsizlikten gelir. Her şey hakkında tümüyle emin olsaydık, bilinecek her şeyi bilseydik daha fazla keşif ya da buluş olmazdı; bilim son bulurdu. Etrafımızı saran evren daha önce izlenmiş bir filmden başka bir şey olmazdı. Bizlere ulaşılacak bir ülkü sağlayan sanat ve din artık anlam taşımazdı.
Çocuğun kendi başına yapabileceği şeyleri bir başkasının onun için yapması onun gelişmesini engeller. Çocuğunu bilinçli olarak gerçekten seven bir anne-baba onun yapabileceği şeyleri onun için yapmaz. Gerekirse onun hata yapmasına ve bu hatasından öğrenmesine olanak sağlayan bir ortam hazırlar.
Yaşamın meydan okumalarının tükenmez olması bizim şansımızdır. İnsan çabası sonsuzdur ve bu çaba içinde insan mutlaka hata yapacaktır. Hata yapan çocuğun anne ve babası hata yapma cesareti gösteren çocuğu alkışlayan bir tavır içinde sohbete girmeli ve sürdürmelidir. Korku-kaygı kültüründe yetişmiş insanların çoğu hata yapılmasına izin vermeyen, mükemmeliyetçi insanlardır. Bu mükemmeliyetçi insanların çoğu evhamlıdır. Evhamlı insanın gelişimi daha en başından engellenmiştir, yaşamın sorunlarına yönelik çözümleri yüzeysel olup kişisel güçlükleri aynı ölçüde büyüktür. Evhamlı insanların anne-babaları da korku-kaygı kültüründe büyümüş kaygı dolu, evhamlı kişilerdir.
Çocuğun yaşamdan ders alacağı olaylarla karşı karşıya gelmesi için hata yapmasına izin verirken, ona zarar verebilecek şeylerden nasıl koruyacaksınız?
Bu soru her çocukta, her yaşta ve her durumda karşınıza çıkacak bir sorudur. Kaygı ve korku dolu anne-baba çocuğa hiç hata fırsatı tanımadan kendine bağımlı bir insan yetiştirirken, hiç umursamaz bir anne-baba çocuğunu hiç korumadığı için onun bedenen ve ruhen sakat kalmasına yol açabilir.
Geliştiren anne-baba çocuğun gelişim aşamasını ve içinde bulunduğu koşulları iyi değerlendirir ve dengeli gelişim deneyimleri için fırsatlar yaratır. Çocuğun uçurumun kenarında yürümesine izin vermezsiniz, ama merdivenleri kendi başına çıkmasına izin verebilirsiniz. Zaten çocuk gerçekten tehlikeli durumları hissedecek bir duyarlılığa sahiptir; sizin ve onun duyarlılığı birlikte sağlıklı deneyim alanları oluşturur. Çocuğa güvenmezseniz özgüveni düşük, kaygılı biri olarak yetişir; çocuğa sağlıklı bir güven içinde yaklaşırsanız o da özgüveni yüksek, sağlıklı biri olarak yetişir.
Çocuğun en güçlü eğitimi onun kendi yaşam deneyimleri hakkında kendi mahrem dünyasında kendi tanıklığı içinde yaptığı gözlemlerle oluşur. Bu deneyimleri edinmesini engellediğiniz zaman en güçlü eğitim alanını çocuğa kapatmış olursunuz. Çocuk hata yapmadan, yaptığı hata sonucu acı çekmeden büyüyüp olgunlaşamaz. Çocuğunu gerçekten seven anne-baba onun bu acısına saygı duyar, bu acıdan onu korumaz. Çocuğa hata yapma özgürlüğü verdikten sonra o hata yapınca ona kızmak ya da yargılamak sahtekârlıktır. Çocuk hata yapınca onunla sohbet etmeye devam etmek ise dürüstlüktür.
“Çocuğum hiç hata yapmadan, hiç acı yaşamadan, sarsılmadan büyüse ne güzel olur,” diye düşünen anne-babalar çoğunluktadır. Doğumlarından itibaren anne-babalarının sözlerini dinleseler, doğru davranışlarda bulunsalar, istenilen sonuçları alsalar, öğrenilmesi gereken şeyleri hiç hata yapmadan hemen öğrenseler ne kadar hoşumuza gider. “Benim yaptığım hataları onun yapmasını istemiyorum,” sözünü anne-babalardan ne kadar sıklıkta işittik. “Böyle ahmakça bir hatayı benim çocuğum nasıl yapar? Neden bana sormaz! Neden benim sözümü dinlemez! Sorsa, dediğimi dinlese şimdi bu berbat durumda olmazdı!” veya “Evladım sana kaç kere söyleyeceğim; dilimde tüy bitti, ama sen hâlâ öğrenmedin!” gibi sözlerin hiçbir eğitici, geliştirici değeri yoktur.
Bütün ebeveynlerin çocuklarına günün sonunda şunu sormasını isterdim; “Bugün hangi zorluklarla karşılaştın? Nasıl üstesinden geldin?” Ebeveynin kendisi de aynı konudaki deneyimlerini çocuğuyla paylaşırsa bu, iki katı değerli olur.
Çocuğunuzun hata yapmasına izin veren bir sohbet ortamı oluşturun; hata yapma olasılığı olmayan çocuk gerçekten kalıcı bir biçimde öğrenemez. Kendi seçimlerini yapacak ve yaptığı seçimlerin sonucunu görecek ve yaşayacak. Her davranışın bir sonucu vardır; davranışının sonucunu yaşamayan çocuk davranışından sorumluluk almayı öğrenemez.

Anne-babanın temel değerlerden yoksun, tutarsız bir tavır içinde olması
Çocuğunuzla ilişkiniz, ailenizde yaşayan değerlerle tutarlı mı? Tutarlıysa güven gelişir, tutarsızsa kaygı gelişir. Güvenin olduğu ilişkide kaygı olmaz. Değerli sosyolog Emre Kongar bir sohbetimizde, “İnsanın ulaşabileceği en yüksek mertebe güvenilir bir insan olmaktır,” demişti. Güvenilir olmanın temelinde tutarlı olmak yatar. İnsanın kendisiyle tutarlı olabilmesi için önce “evet”ini keşfetmesi, sonra da “hayır” deme iradesine sahip olması gerekir.
Her şeyi bilmeniz mümkün değildir; nerede durduğunuz konusunda dürüstlüğünüzü korursanız çocuklarınızın size güveni artacaktır. Onlar mükemmelliği değil, tutarlılığı önemserler.
Çocuğuyla sohbetinde tutarlı olmak için anne-baba şu ilkeleri kullanabilir:
- Uygulaması sizin gücünüzü aşan kurallar koymayın.Uygulama aşamasında sonuç almanın kolay olmadığını siz de kabul edin. Çocuklarınız kadar siz de gelişme ve olgunlaşma aşamasındasınız.
- Gerçek niyetinizi yansıtan kurallar koyun. Kuralları koyan siz misiniz, yoksa sizin korku ve kaygılarınız mı? Niyetiniz çocuğun yaşama hazırlanmasına yardımcı olmak mı, yoksa kendi kaygılarınızı sıfırlamak mı?
- Sadece çocuğunuzun değil, kendinizin de uyabileceği kurallar koyun. Anne-baba, ailede yaşayan değerleri göz önüne alıp, iyice düşünüp taşınıp makul, gerçekçi ve gelişimi teşvik edici kurallar koymalıdır.
Anne-babanın istek ve ihtiyaç arasındaki farkı önemsememesi
Çocuğu kendi ayakları üzerinde var olan ve yaşamla dans edebilen biri olarak yetiştirmek için onun istekleri ile onun ihtiyaçlarını ayırt etmek gerekir. Sevgi onun ihtiyacıdır ama telefon onun isteğidir. Sevgi vermeyi koşulsuz sürdürün, çünkü bu ihtiyaç karşılanmazsa çocuk sağlıklı büyüyemez. Ama isteklerin karşılanması birçok koşula bağlıdır. Bunlardan en önemlisi bu isteğin yerine geldiği zaman çocuğun gelişmesine olumlu bir katkıda bulunmasıdır. İhtiyaçları karşılanan, istekleri de dikkatle değerlendirilen çocuk sorumluluk almayı, sınırlarını, bağımsız ama iş birliği içinde olmayı öğrenir.
İhtiyaçların karşılanması için hiçbir koşul konmaz; ihtiyaçlar çocuk o ailenin çocuğu olduğu için karşılanacaktır. Çocuğun altı tanıklık boyutunu aile içinde yaşaması ve kendini önemli, doğal, değerli, güvenilir, sevilmeye ve saygı duyulmaya layık hissetmesi doğuştan onun hakkıdır. Bu, koşullara bağlanamaz. Ama telefon veya bisiklet alınması gibi isteklerin karşılanması zamana, paraya, ilişkiye göre koşullara bağlanabilir ve bu koşullara bağlama çocuk için öğretici ve geliştirici olur.

Anne-babanın gerekli ölçüde güçlü, güvenilir bir otorite olamaması
Çocuğun doğumdan itibaren güven duyduğu bir kucağa, güven duyduğu bir sese, güven duyduğu bir yüze ve bir ortama ihtiyacı vardır. Kendini güvende hissetmeyen çocuk ne bedensel ne zihinsel ne de duygusal olarak gelişebilir. Çocuk güven duyduğu bir ortamda yavaş yavaş gelişerek kendine güven duyan bir insan haline gelmeye başlar. Çocuğunuzla sohbetinizde çocuğunuzun size güvenilecek bir otorite olarak bakması önemlidir. Bu güven duyulan otorite zamanla çocuğa sorumluluk verip ona güvenmeye başlayınca, çocuk kendine ve kendi yetkinliğine inanmaya başlar.
Anne-baba ailede yaşayan değerlerle tutarlı kararlar alıp sağlam bir şekilde bu kararları uygulamalıdır. Çocuğun anne-baba otoritesine ihtiyacı vardır. Otorite ve sevginin bir arada olduğu bir aile, çocuğun gelişimi için en uygun ortamı yaratır. Korku-kaygı kültüründe otoritenin gücü vereceği cezadan gelir. Saygı-güven kültüründe otoritenin gücü tanıklığından gelir. Çocuk sevdiği, saydığı, değer verdiği otoritenin kendini görmesini, beğenmesini, takdir etmesini ister; hem de çok! O nedenle anne-baba hiçbir zaman çocuğun arkadaşı, akranı değildir, olmamalıdır. Anne annedir, baba babadır. Çocuklarınızı annesiz ve babasız bırakmayın. Onların zaten okulda ve mahallede arkadaşları, akranları vardır.
Anne-babanın kendini geliştirip çocuk için bir rol model olmaya özen göstermemesi
Yeniden hatırlatalım; sizin yaşamınızla çocuğun yaşamının kesiştiği sohbet anında, geçmiş vardır, şimdi vardır, burası vardır ve gelecek vardır. Suçluluk ve pişmanlık duygusuyla dolu bir insan geçmişe takılıp şimdi ve buradayı göremez hale gelir. Böyle bir anne-babanın ağzı çocuğuyla konuşur ama aklı geçmiştedir. Çocuk bunu hisseder.
Aynı şekilde, kaygı duygusuyla geleceğe takılıp kalan biri de şimdi ve buradayı olduğu gibi algılayamaz. Böyle bir anne-baba da çocuğuyla şimdi ve burada sohbet edemez; çocuk bunu da hisseder.
Sağlıklı gelişmiş kişinin gözlemleyen bilinci güçlüdür. Gözlemleyen bilinç, olayları algılamada şimdi ve burada etkili olan unsurların farkındadır. Bu unsurlar nelerdir? Bu önemli bir soru. İnsan geliştikçe bu liste büyür:
- Geçmişinin kendisini nasıl etkilediğinin farkındadır. Şimdi ve buradaya kendi geçmişinden neler getirdiğinin farkındadır. Bu suçluluk, pişmanlık gibi olumsuz ya da üstünlük, başarı gibi olumlu duygular olabilir. Geçmişin şimdi ve buradayı nasıl etkilediğinin farkında olmak önemlidir.
- İçinde bulunduğu sosyal ortamın şimdi ve buradaya getirdiği beklentilerin farkındadır. Şimdi ve buradayı etkileyen biyolojik, psikolojik, toplumsal etkenlerin farkındadır. Bu ortamda seçimlerinin ne olabileceğinin farkındadır.
- Gözlemleyen bilinci gelişmiş insan şimdi ve burada etki alanı içerisine giren önceliklerinin bilincindedir. Bunu yapabilmesi için şimdi kim olduğunu, gelecekte kim olmak istediğini bilmesi gerekir. Böylece gelecek şimdi ve burada potansiyel olarak görülür ve kişinin önceliklerini belirler.
Bu söylediklerimizin önemini kavrayan anne-babalar, çocukla sohbet anı olan şimdi ve buradayı en etkili ve en verimli şekilde kullanmak için sürekli kendilerini geliştirirler.
Kendine değer verip geliştirenin ait olduğu ekip de kaçınılmaz olarak gelişir. Akıllı anne-baba bilir ki sevdiği ve değer verdiği insanlara verebileceği en büyük hediye, kendini geliştirerek olabileceği en iyi insan olmaktır.

Sohbeti engelleyen nedenler
Sohbeti engelleyen en temel nedenler şunlardır:
Anne-babanın,
- Mükemmeliyetçi olması, çocuğun hata yapmasına izin vermemesi;
- Temel değerlerden yoksun, tutarsız bir tavır içinde olması;
- İstek ve ihtiyaç arasındaki farkı önemsememesi;
- Güçlü, güvenilir bir otorite olamaması;
- Kendini geliştirip çocuk için bir rol model olmaya özen göstermemesi.












