
2025’in en iyi albümleri: Ana akımın ötesinde parlayan 10 albüm
.
10. Jenny Hval – Iris Silver Mist

Norveçli art-pop sanatçısı Jenny Hval, müzikte sınırların ötesine geçen isimlerden biri. Aynı zamanda romancı olan Hval, şarkılarını edebi göndermeler, deneysel vokaller ve güçlü melodilerle örüyor.
Bu albüm, pandemi döneminde kokuların yarattığı yakınlık hissine duyduğu ilgiden ilham alıyor. “Hayaletimsi” diye tanımladığı bir parfümden adını alan Iris Silver Mist, hafif duman kokusu gibi süzülen melodileri, belleği tetikleyen satırları ve sürekli dönüşen ses katmanlarıyla büyülüyor. Parlak synthesizer’lar, akustik dokular ve sahici alan kayıtları arasında Hval’in berrak sesi her zaman öne çıkıyor.
9. Fust – Big Ugly

“Burası nasıl bir ülke?” diye soruyor Aaron Dowdy, Shakespeare’den alıntı yaptığı Mountain Language parçasında. Duke Üniversitesi’nde edebiyat alanında doktora yapan Dowdy, söz yazımında da aynı derinliği taşıyor.
Big Ugly, Dowdy’nin Batı Virginia köklerinden gelen hikâyelerle dolu. Keman ağırlıklı içkili şarkılardan duygusal güney rock tınılarına kadar albüm, hem taşkın hem zarif. İspanya Vadisi’nden otoyollara, işçi sınıfının gerçekliğinden politik göndermelere kadar geniş bir yelpazeye sahip. Fust, Güneyli anlatı geleneğini günümüze taşıyan güçlü bir temsilci olarak öne çıkıyor.
8. Earl Sweatshirt – Live Laugh Love

On yıl önce depresyon ve içe kapanmışlık hissini I Don’t Like Shit, I Don’t Go Outside ile benzersiz bir şekilde anlatan Earl Sweatshirt, bu kez daha umutlu ama bir o kadar karmaşık bir albümle karşımızda.
Evlilik ve babalık fikri, Earl’ün müziğine hem bir dinginlik hem de bir tedirginlik katıyor. TOURMALINE gibi parçalar, hem kendine hem dünyaya ettiği bir tür cesaret konuşmasını andırıyor. Albümün ironik ismi ise Earl’ün erken dönem karanlık mizahını hatırlatıyor.
7. Water From Your Eyes – It’s a Beautiful Place

New Yorklu ikili Rachel Brown ve Nate Amos, bu albümde deneysel rock’ın sınırlarıyla oynayarak dinleyiciyi sürekli şaşırtıyor.
Şehirde hızlı adımlarla yürürken dinlenebilecek türden, hem günümüzün korkunç gerçekliğini hem de dünyanın hâlâ güzel bir yer olduğu gerçeğini hatırlatan bir iş. Amos’un enerjik gitar soloları ve Brown’un rap ritmine yaklaşan vokalleri albüme kendine has, havalı bir atmosfer kazandırıyor.
6. Joanne Robertson – Blurr

İngiltere yeraltı sahnesinin önemli isimlerinden Robertson, neredeyse tamamen vokal ve akustik gitarla yarattığı minimal bir dünyaya davet ediyor.
Albümün sakinliği, gecenin sessizliğini andırıyor ama his olarak güneşe bakar gibi yoğun bir etki bırakıyor. Görsel sanatçı kimliği ve annelik deneyimleri, parçaların hem soyut hem de sıcak bir his taşımasına yardımcı oluyor. Çellist Oliver Coates ile birlikte oluşturduğu dokular, minimalden maksimum duygu çıkarmayı başarıyor.
5. Bad Bunny – Debí Tirar Más Fotos

2025 tam anlamıyla Bad Bunny’nin yılı oldu. Son 10 yılın en etkili pop figürlerinden biri olarak İspanyolcayı küresel popun zirvesine taşıyan sanatçı, bu kez “en Porto Rikolu” albümünü yaptığını söylüyor.
Reggaeton ve Latin trap’i salsa, bolero, plena ve perreo gibi geleneksel ritimlerle birleştiren albüm adeta bir kültür şöleni. DtMF ve Nuevayol gibi hareketli parçalar canlı enstrümanlarla güçlendirilmiş. Bad Bunny yakın zamanda Super Bowl LX devre arasına da çıkacak ve bu kültürel patlamayı çok daha geniş bir sahneye taşıyacak.
4. Ryan Davis & The Roadhouse Band – New Threats From the Soul

David Berman’ın “rapçi olmayan en iyi söz yazarı” diye övdüğü Ryan Davis, bu albümde o iltifatı fazlasıyla hak ediyor.
New Threats From the Soul, uzun süreli ve gevşek akan şarkıları, yaratıcı kelime oyunları ve country-rock karışımı tınısıyla dinleyiciyi içine çeken bir deneyim. Sözlerindeki karmaşık duygu yoğunluğu, hip-hop’ın lirik gücüyle kıyaslanacak düzeyde.
3. Blood Orange – Essex Honey

Dev Hynes, New York’un seslerini ustalıkla birleştiren bir müzisyen olarak biliniyor ancak Essex Honey kişisel bir dönüş hikâyesi.
Annesinin hastalığı döneminde İngiltere’ye dönen Hynes, yas süreciyle birlikte çocukluk anılarını, dream-pop, R&B ve deneysel dokularla harmanlıyor. Albümde Caroline Polachek, Tirzah, Mabe Fratti gibi güçlü isimler yer alırken, Zadie Smith’in vokali ve Turnstile’dan Brendan Yates’in davulları aynı parçada buluşuyor.
Ortaya çıkan sonuç: zarif, dokunaklı ve şaşırtıcı bir duygu haritası.
2. Rosalía – LUX

Rosalía bu albümde 10 farklı dilde şarkı söylüyor, Londra Senfoni Orkestrası ile çalışıyor ve kadın azizlerin öğretilerine uzanan geniş bir kavramsal dünyayı müziğine taşıyor.
LUX, kültürler arası kutsallığı modern popun sınırlarıyla birleştiriyor. Björk ve Kate Bush gibi yenilikçi isimlere selam veren vokal performansları, güçlü deneysel altyapılarla birleşiyor. “La Perla” ve sufî esintili “La Yugular” albümün öne çıkanları arasında.
1. Geese – Getting Killed

Brooklynli dört genç müzisyenin üçüncü albümü, grubun adını bir anda hype kasırgasının merkezine taşıdı.
Getting Killed, çılgın gitar patlamaları, yıkıcı ritimler ve sivri dilli sözlerle dolu. Cameron Winter’ın “Oldukça iyi bir hayat tarafından öldürülüyorum” gibi ironik ve karanlık satırları, hem bireysel hem toplumsal çöküşün altını çiziyor. Açılış şarkısı Trinidad’daki “THERE’S A BOMB IN MY CAR” çığlığı, pasif dinleyiciyi anında elemine eden bir turnusol görevi görüyor.
Albüm, New York’un 50 yıllık gürültülü rock mirasını alıp uçurumun kenarında sallayan bir enerji taşıyor.
Benzer Haberler

Polonya’nın Wroclaw kentinde düzenlenen Avrupa’nın en büyük LEGO sergisi

Polonya’nın kış harikası: Zakopane kar labirenti

Şarkılardan bir hikâye: “Dönmek İçin Eve” albüm filmi








