
Bejh&Co. kurucusu Burcu Akça: “Trendler gelir geçer, karakter sahibi tasarımlar kalır”
Hazırlayan: Sinem Kın
Bazı markalar trendleri takip eder, bazıları ise kendi çizgisini oluşturur. Bejh&Co. da tam olarak ikinci grupta yer alıyor. Kendi dilini yaratan bir marka olan Bejh&Co., sade ama güçlü siluetleri, zamana meydan okuyan tasarım anlayışı ve kadınlara kendilerini iyi hissettiren parçalarıyla kısa sürede dikkat çekti; bugün stil sahibi isimlerin gardıroplarında sağlam bir yer edindi. Markanın kurucusu Burcu Akça ile estetiğin peşinde başlayan moda yolculuğunu, duyguların şekillendirdiği yeni koleksiyonunu ve markanın gelecek hedeflerini konuştuk.
HELLO!: Önce sizi tanıyalım... Moda yolculuğunuz nasıl başladı? Bugün Bejh&Co’yu kurmaya uzanan hikayede dönüm noktası neydi?
Burcu Akça: Hayatım boyunca beni en çok estetik besledi. Sanat, mimari, moda... İyi düşünülmüş ve karakteri olan her şey ilgimi çekti. Zamanla bu estetik anlayış, tasarladığım her parçanın ortak noktası haline geldi. Bu yüzden tasarımlarımızın sadece güzel görünmesini değil, kendi karakterini taşımasını önemsiyorum. Bence insanlar da bunu hissediyor.
Modaya hep büyük bir ilgim vardı. Ama benim için moda, hiçbir zaman sadece güzel görünen kıyafetler giymek ya da tasarlamak olmadı. Tasarımı değerli kılan, giydiğiniz parçanın size nasıl hissettirdiği. Doğru kıyafet sadece görünüşünüzü değil, ruh halinizi, kendinize olan güveninizi de değiştirmeli. Bence bir parçanın tamamlandığı an, tam da o andır. Bejh de bu bakış acısıyla doğdu. 2020 yılında Bejh&Co.’yu kurduğumda dünya pandemiyle mücadele ediyordu. Hepimiz evlerimize kapanmıştık. Benim için o dönem duygusal olarak en zor zamanlarımdan biriydi ve ilk kez bu kadar durup kendimi dinleme fırsatı buldum. Kendimi daha özgür ifade edebileceğim, gerçekten bana ait bir şey yaratmak
istediğimi hep biliyordum. Bugün dönüp baktığımda, ihtiyacım olan şeyin daha fazla zaman ya da daha mükemmel şartlar değil, sadece ilk adımı atacak cesaret olduğunu görüyorum. Pandemi, tüm zorluklarına rağmen bugün hâlâ inandığım bu hikayenin ilk adımı oldu.
Asıl dönüm noktalarımdan biri de tasarladığım bir parçanın başkası tarafından beğenildiğini ve kendine ait bir yer bulduğunu görmekti. O an bu hissin peşinden gitmek istediğimi anladım. Sanırım o günden sonra beni motive eden şey hep aynı kaldı. Her koleksiyonda, zamana karşı duran parçalar bırakabilmek... Bence bir tasarımı gerçekten özel yapan şey, ilk anda yarattığı etki kadar, aradan zaman geçse bile onu yeniden giymek, ona tekrar dönmek istemeniz.

HELLO!: Bejh&Co. ismi nasıl ortaya çıktı? Markayı kurarken vermek istediğiniz mesaj ve hayalini kurduğunuz kadın kimdi?
B. Akça: O dönem uzun süredir markam için doğru bir isim arıyordum ve bu, aylarca sürdü. Hiçbir şey kanıtlama ihtiyacı duymayan bir isim olsun istiyordum. Sade, akılda kalan ve ilk duyulduğu anda tanıdık hissettiren bir isim. Katıldığım bir davette, daha önce hiç tanımadığım ve sonrasında da bir daha hiç karşılaşmadığım biri sohbet arasında “Bejh mi olsa?” dedi. O an başka hiçbir ismin şansı kalmadı. O günden beri de bu ismin markayı en doğru şekilde temsil ettiğine inanıyorum.
Markayı kurarken belirli bir profil çizmek yerine, bir tavır düşündüm. Bejh kadını ne giyeceğine başkalarının karar vermesine ihtiyaç duymayan biri. Trendleri takip edebilir ama onlara bağımlı değildir. Kendi stilini oluştururken rahat davranır. Dikkat çekmeye çalışmaz, zaten girdiği yerde fark edilir. Bejh’in tasarımları da tam olarak bu düşünceyi yansıtıyor.
HELLO!: Kendi stilinizi üç kelimeyle tanımlayacak olsanız bunlar ne olurdu? Günlük hayatınızda da tasarım diliniz gardırobunuza yansıyor mu?
B. Akça: Feminen, dengeli, zamansız… Günlük hayatımda da benzer bir çizgideyim. Fazla detaydan kaçınırım ama tamamen sade de olmam. Tasarım yaparken detayların içinde kaybolmak yerine, bir kıyafetin duruşunu değiştiren en doğru ve en minimal dokunuşa odaklanmayı seviyorum. Bence güçlü tasarımlar, gösterişli detaylardan çok, dengeyle öne çıkmalı. En çok ilgimi çeken ise aradan zaman geçse de dolabın içinden kendini yeniden seçtiren parçalar oluyor. Sanırım bu yüzden Bejh için koleksiyon hazırlarken hiçbir zaman kendimden çok uzaklaşmıyorum. Tasarladığım her parçayla kişisel bir bağ kurmam gerekiyor. Bir tasarım bana ait hissettirmiyorsa, koleksiyonun da bir parçası haline gelmiyor.
HELLO!: Bu sezon koleksiyonunuzu hazırlarken sizi en çok besleyen ilham kaynakları nelerdi? Bir şehir, bir sanat akımı, bir dönem ya da tamamen bir duygu mu koleksiyonun çıkış noktasını oluşturdu?
B. Akça: Bu sezonun çıkış noktası aslında tek bir şehir, sanat akımı ya da dönem değil; tamamen yaşadığım duygulardı. Son dönemde hayatımda deneyimlediğim yoğun duygusal geçişler koleksiyonun temelini oluşturan en güçlü ilham kaynağı oldu. Mutluluk, belirsizlik, heyecan ve kırılganlık gibi birbirinden farklı hislerin aynı anda var olabilmesi tasarım dilimde güçlü bir karşılık buldu ve bu kontrastın tasarımlarıma yansımaması mümkün değildi. Koleksiyonu hazırlarken beni en çok etkileyen kavramlardan biri güç ve zarafet arasındaki hassas dengeydi. Bir kadının aynı anda hem güçlü hem de kırılgan olabilmesi bana her zaman ilham veren bir denge oldu. Tasarım sürecinde bazı parçalar anlık bir ilhamla ve çok hızlı ortaya çıktı, bazıları ise zaman içinde gelişerek kendi hikayesini buldu. Benim için önemli olan yalnızca estetik açıdan iyi görünen bir koleksiyon yaratmak değildi; her parçanın o dönemde hissettiklerimi ve yaşadığım dönüşümü de taşımasıydı.












