Haber kapak görseli
Genel
6 dk okunma süresi
HELLO!

Beymen Group CEO’su Elif Çapçı: “Lüksün geleceği daha fazla sahip olmak değil, değeri korumak”

Beymen Reborn, sahip olmaktan çok değeri korumayı odağına alan yeni bir lüks anlayışını temsil ediyor. Çanta ve ayakkabıdan mobilyaya uzanan bu döngüsel model, sürdürülebilirliği yalnızca bir kavram değil, günlük yaşamın parçası haline getiriyor.

Röportaj: Gökçe Ateş Kantarcı

Lüks dünyası artık yalnızca estetik ve ayrıcalıkla değil, sorumlulukla da tanımlanıyor. Beymen Reborn, zamansız tasarımlara ikinci bir hayat vererek tüketim alışkanlıklarını yeniden düşünmeye davet eden güçlü bir dönüşüm modeli sunuyor. Döngüsel modayı şimdilerde yaşam alanlarına da taşıyan bu vizyonu Beymen Group CEO’su Elif Çapçı’dan dinliyoruz.

HELLO!: Beymen Reborn’u yaratırken temel motivasyonunuz neydi?

Elif Çapçı: Dünyamızda yaşanan krizlerin etkilerini hep birlikte derinden hissettiğimiz bir dönemin içindeyiz. İklim krizi ise iş dünyası açısından her geçen gün daha da ciddi bir sürdürülebilirlik riskine dönüşüyor. Dünyayı, hayatlarımızı ve iş modellerimizi direkt olarak etkilediği için de devletleri, kurumları, özel sektörü ve tüketicileri daha sürdürülebilir çözümler arama yoluna itiyor. Toplumun lüks sektöründen beklentileri de bu doğrultuda değişiyor. Lüks artık yalnızca yaratıcı düşünce ve inovatif tasarımla değil; toplumsal alanlarda da öncü ve yol gösterici bir rol üstleniyor. Beymen Group olarak, bu sorumluluğun ve sahip olduğumuz etki gücünün bilinciyle hareket ediyoruz. Bugüne dek attığımız tüm adımları, hayata geçirdiğimiz projeleri ve uzun vadeli stratejik hedeflerimizi ise ‘Beymen Promise – Dünyaya Sözümüz Var’ çatısı altında birleştirdik. “Moda, kendimize yakışanı giymek kadar kendimize yakışanı yapmak. Döngüsel modada öncü olmaya sözümüz var!” diyerek sürdürülebilirlik taahhütlerimizi somut, şeffaf ve ölçülebilir aksiyonlara dönüştürdük. Müşterilerimizi lüks ikinci el çanta, ayakkabı, mobilya ve ev aksesuarları satışı ile buluşturduğumuz Beymen Reborn platformunu yaratırken temel motivasyonumuz ‘ilham veren lüks moda markası olma’ vizyonumuzu, sürdürülebilirlik perspektifiyle geleceğe taşımaktı. Bu noktada bizim için kritik olan döngüsel modayı müşterinin günlük deneyimine entegre edebileceğimiz somut bir modele dönüştürmekti. Bu nedenle döngüsel moda vizyonumuzu hayata geçirebileceğimiz en güçlü alanın, Türkiye’nin ilk ve tek dijital lüks platformu olan Beymen.com olduğuna inandık. Dijital ekosistem, bu modeli hem ölçeklenebilir hem erişilebilir hem de sürdürülebilir kılmamıza imkan tanıdı. Buradan hareketle de dönüşümün temel çatısını oluşturan 3R yaklaşımımızı -Reborn, Repair ve Recycle- kurguladık.

HELLO! Bugün geldiği noktada projenin en büyük kazanımı sizce ne oldu?

E. Çapçı: Lüks moda, doğası gereği döngüselliğe son derece uygun bir alan. Zamansız tasarımlar, yüksek kaliteli malzemeler ve güçlü işçilik sayesinde bu ürünler tek bir kullanım ömrüyle sınırlı kalmıyor. Sürdürülebilirliği yalnızca çevresel bir sorumluluk olarak değil, aynı zamanda daha bilinçli ve sorumlu bir tüketim kültürü yaratma fırsatı olarak ele alıyoruz. Reborn ile en büyük kazanımımız, sürdürülebilirliği müşterinin doğrudan deneyimlediği somut bir değer önerisine dönüştürmüş olmamız. Reborn ile başlattığımız bu dönüşüm, ürünlerin yaşam döngüsünü uzatmakla kalmıyor; lüksün yeniden kullanımını güvenilir ve kolay hale getirerek bir davranış değişimine de öncülük ediyor. Bu yüzden Reborn’u bir proje olarak değil, geleceğin sürdürülebilir moda anlayışını bugünden inşa eden, uzun vadeli bir dönüşüm modeli, bir platform olarak görüyoruz.

HELLO!: İkinci el lüks çanta ve ayakkabıdan mobilyaya geçiş, Reborn’un yeni keşif alanı. Bu genişleme kararı nasıl alındı, sizi bu alana yönlendiren ne oldu?

E. Çapçı: Reborn’un kısa sürede gördüğü yoğun ilgi, aslında bize yalnızca bir talep artışını değil, müşterinin döngüsel lüks anlayışına ne kadar hazır olduğunu da net biçimde gösterdi. 2025 yılında Reborn platformuyla 10.000’in üzerinde çanta ve ayakkabının yeni sahipleriyle buluşması, bu modelin sadece niş bir girişim değil, ölçeklenebilir ve kalıcı bir değer önerisi sunduğunu ortaya koydu. Bu güçlü ivme, bizi döngüselliği moda ile sınırlı tutmak yerine, lüks yaşamın bütününe yayma fikrine yöneltti. Bu bakış açısıyla Reborn’un kapsamını genişleterek, lüks ikinci el mobilya ve ev aksesuarlarını da platforma dahil etme kararını aldık. Reborn’un yeni kategorisi olan mobilya ve ev aksesuarlarını, Türkiye’de vintage mobilya alanında uzman ve kürasyon gücü çok yüksek olan Nish Solutions iş birliğiyle hayata geçirdik. Reborn mobilya ve ev aksesuarları seçkisinde; 20 yılı aşkın süredir tasarımcı imzalı ve koleksiyon değeri taşıyan parçaların yer aldığı Nish Solutions koleksiyonuna ek olarak, yalnızca Reborn’da satışa sunulan exclusive lüks ikinci el ürünler de bulunuyor. Bu adımla aslında Reborn’u bir ‘ikinci el platformu’ olmanın ötesine taşıyarak, yüksek kaliteli ve zamansız tasarımı döngüsel bir yaşam stiline dönüştüren bütünsel bir deneyim alanı yaratıyoruz.

HELLO!: Aslında ‘sahip olmak’tan ‘değerini korumaya’ doğru bir dönüşümden bahsediyorsunuz. Sizce Türkiye’de tüketici davranışı bu dönüşüme ne kadar hazır?

E. Çapçı: Reborn’un temsil ettiği bu dönüşümün, Türkiye’de özellikle genç tüketici segmentinde karşılığını çok net gördüğümüzü söyleyebilirim. Sürdürülebilirlik yalnızca bir çevre sorunu değil; tasarımdan üretime, alışveriş alışkanlıklarından ürünlerin kullanım süresine kadar uzanan bütünsel bir dönüşümü temsil ediyor. Bu değişimin öncülüğünü ise Z ve Y kuşağı yapıyor. Yeni nesil tüketiciler ürünü sadece satın almayıp hikayesine, üretim sürecine, kaynağına ve gelecekte yaratacağı etkiye de bilinçli şekilde yatırım yapıyor. Bu da bize, lüks tüketimin geleceğinin ‘daha fazla sahip olmak’ değil, ‘daha doğru ve daha uzun süre değer yaratmak’ üzerine kurulacağını net biçimde gösteriyor. Biz bunu değer odaklı tüketim olarak tanımlıyoruz. Araştırmalar önümüzdeki dönemde lüks alışverişinin yaklaşık yüzde 75’inin bu iki nesil tarafından değer odaklı tüketim içgörüsü ile yapılacağını gösteriyor. Bu nedenle Reborn’un sunduğu model, Türkiye’de henüz yeni olsa da tüketicinin büyük bir kısmı bu dönüşüme aslında çoktan hazır.

HELLO!: Beymen Reborn’un büyümesinde bir sonraki adım ne olabilir?

E. Çapçı: Bugün lüks moda sektörü, döngüsel moda ve paylaşım ekonomisinin öne çıktığı bir dönemi yaşıyor. Biz döngüsel modayı, bu beklentilere yanıt veren stratejik bir dönüşüm alanı olarak ele alıyoruz. Bu kapsamda Beymen Group’un öncü yaklaşımının en somut örneklerinden biri Beymen Reborn platformu. Beymen Reborn’un büyümesinde, yeni kategorilere açılmaktan çok, bu genişlemeyi nasıl bir kürasyon anlayışıyla ve hangi kalite standartlarıyla yapacağımızın belirleyeceğini düşünüyoruz. Çünkü önemli olan ‘daha fazla ürün’ değil, her yeni alanı aynı seçicilik, güven ve değer odağıyla inşa edebilmek. Bu nedenle önümüzdeki dönemde Reborn’u; tasarım değeri yüksek, uzun ömürlü, koleksiyon niteliği taşıyan ve hikayesi olan ürünlerle büyütmeye devam etmeyi hedefliyoruz. Bir sonraki adım, nicelikten çok nitelik üzerinden büyüyen bir ekosistem yaratmak.

HELLO!: Kişisel olarak ‘Reborn’ sizin için ne ifade ediyor? Beymen’in geleceğinde bu projeyi nerede görüyorsunuz?

E. Çapçı: Reborn benim için, dünyanın gerçeklerine karşı hem profesyonel hem de bireysel bir sorumluluğu temsil ediyor. Tüm verilerin, raporların ve stratejilerin ötesinde, sürdürülebilirlik aslında çok insani bir noktaya dayanıyor: Nasıl bir dünyada yaşamak istiyoruz ve yaşarken nasıl bir iz bırakıyoruz? Reborn’u bu yüzden yalnızca işimin bir parçası olarak değil, bir duruş olarak görüyorum. Daha az tüketmekten çok, daha doğru tüketmeyi; sahip olmaktan çok, değeri korumayı ve paylaşmayı merkeze alan bir bakış açısı. Beymen’in geleceğinde Reborn’u, markanın yenilikçi kasını besleyen, yeni nesil tüketiciyle kurduğu bağı güçlendiren ve bizi sürekli daha iyisini düşünmeye zorlayan bir platform olarak konumlandırıyorum. Benim için de bir ‘proje’ değil, geleceğe nasıl baktığımızı anlatan bir çerçeve. Beymen Promise ile iş süreçlerimizin her aşamasında sürdürülebilirliği önceliklendirerek, faaliyetlerimizden kaynaklanan çevresel etkimizi ölçülebilir şekilde azaltmayı hedefliyoruz. Gelecek kuşaklara daha güzel bir dünya bırakma hedefiyle hareket ediyor, sürdürülebilir moda anlayışımızın; çevreye duyarlı, sosyal alanlarda adil ve eşitlikçi, kültürel açıdan saygılı ve ekonomik olarak uygulanabilir iş modellerini kapsadığını vurguluyoruz.

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo