Haber kapak görseli
Genel
3 dk okunma süresi
HELLO!

Paris Haute Couture Moda Haftası: Düşler & hayallerin modayla buluşması

El işçiliğinin zirveye çıktığı Paris Haute Couture Moda Haftası, 2026 İlkbahar-Yaz sezonunda modayı bir kez daha sınırların ötesine taşıdı. Duygu, zanaat ve fantezi; couture sahnesinde aynı çizgide buluştu. Couture, bu sezon sadece estetik bir gösteri değil, aynı zamanda bir duruştu. Yavaş moda, sürdürülebilir zanaat ve insan emeğinin değeri ön plandaydı. Her bir parça seri üretime karşı bir manifesto; her defile ise modanın hâlâ bir sanat dalı olduğunun güçlü bir hatırlatıcısıydı.

Hazırlayan: Sinem Kın

DIOR

Adeta bir nadire kabinesi

Jonathan Anderson’ın Dior’daki ilk haute couture koleksiyonu adeta bir nadire kabinesi... Yani ilkbahar, olağanüstü nesneler ve doğa harikalarının, sahibinin özel zevki için sergilendiği bir hazine odası gibi kurgulanıyor. Doğa ile insan yapımı olan buluşurken; eski, yeniyi karşılıyor. Dior’un eski kreatif direktörlerinden John Galliano’nun tazeyken toplayıp Anderson’a hediye ettiği siklamen demetleri, yaratıcı sürekliliğin şiirsel sembollerine dönüşüyor ve seramik sanatçısı Magdalene Odundo’nun insan formunu çağrıştıran eserleriyle birlikte ele alınıyor. Çizgiler yapılandırılmış formlar üzerinde kıvrılarak akıyor ya da bedenin etrafına yumuşakça drapelenerek eğrileri vurguluyor ve hareketleri belirginleştiriyor. Böylece, Maison’un köklerine gönderme yapılırken aynı zamanda onun estetik dilini genişleten yeni bir form grameri ortaya çıkıyor.

CHANEL

Matthieu Blazy ile ‘couture’ün yeniden yorumu

Chanel için bir dönüm noktası niteliği taşıyan 2026 İlkbahar-Yaz Haute Couture koleksiyonu, kreatif direktörlük koltuğundaki Matthieu Blazy’nin imzasını taşıyan ilk couture defilesi olarak moda tarihine geçti. Blazy, bu koleksiyonla Chanel’in köklü kodlarına saygı duruşunda bulunurken, couture’ü bugünün estetik diliyle yeniden düşünmeyi başardı. Koleksiyonun merkezinde Gabrielle Chanel’in zamansız siluetleri vardı: Tüvit ceketler, zarif elbiseler, kamelya detayları ve incelikli işlemeler… Ancak Blazy, bu klasik unsurları yumuşak hacimler, modern oranlar ve beklenmedik dokularla dönüştürerek couture’e çağdaş bir hafiflik kattı. El işçiliği yine başroldeydi; atölyelerde aylar süren nakışlar, üç boyutlu çiçek aplikeleri ve ince tüller, Chanel zanaatının gücünü gözler önüne serdi.

VALENTINO

Duygusal bir couture yorumu

Valentino’nun 2026 İlkbahar-Yaz Haute Couture koleksiyonu, markanın romantik ve duygusal DNA’sını Paris’te güçlü bir anlatıyla sahneye taşıdı. Alessandro Michele’nin dramatik hacimleri, akışkan pelerinleri ve zarif drapeler koleksiyonun heykelsi siluetlerini belirledi. Kırmızı, fildişi, siyah ve pastel tonlar, katmanlı formlar ve couture işçiliğiyle birleşti. El dikişi detaylar, ince plise teknikleri ve teatral kumaş kullanımı koleksiyonun sanatsal yönünü öne çıkardı. Valentino, bu sezon couture’ü yalnızca bir kıyafet değil, duygusal bir ifade biçimi olarak ele aldı. Böylece, Maison’un köklerine gönderme yapılırken, aynı zamanda onun estetik dilini genişleten yeni bir form grameri ortaya çıkmış oldu.

ELIE SAAB

Elie Saab’dan ışıltılı bir masal

Elie Saab, Paris’te sunduğu 2026 İlkbahar-Yaz Haute Couture koleksiyonunda romantik ve feminen estetiğini göz alıcı bir görsel dile dönüştürdü. Uçuşan etekler, transparan yüzeyler ve derin yırtmaçlar koleksiyonun temel unsurları arasında yer aldı. Pastel tonlar, şampanya rengi ve altın yansımalar; yoğun el işçiliğiyle birleşerek dramatik ama dengeli bir couture anlatısı yarattı. Boncuk işlemeler, kristal detaylar ve üç boyutlu çiçek aplikeleri Elie Saab’ın imzası olan ihtişamı tamamladı. Defile, markanın kırmızı halı dünyasındaki güçlü konumunu destekleyen, romantizmi yüksek bir couture koleksiyonu olarak öne çıktı.

GIORGIO ARMANI PRIVÉ

Armani’den sessiz bir güç

Paris’te gerçekleşen 2026 İlkbahar-Yaz Haute Couture Haftası’nda Giorgio Armani Privé, zamansız şıklığı merkeze alan bir koleksiyon sundu. Akışkan siluetler, yumuşak omuzlar ve bedeni zarifçe saran formlar defilenin ana dilini oluşturdu. Gri, inci beyazı, gece mavisi ve metalik tonlar Armani’nin rafine renk paletini yansıtırken; ipek, tül ve kristal işlemeler couture seviyesinde ince bir işçilikle sunuldu. Gösterişten uzak ama son derece kontrollü bu yaklaşım, markanın ‘sessiz lüks’ anlayışını bir kez daha vurguladı. Koleksiyon, trendlerden bağımsız bir zarafet sunarak Armani’nin Paris couture takvimindeki güçlü duruşunu ortaya koydu.

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo