
Bu 5 hastalığa dikkat!
Hazırlayan: Ayşegül Uyanık Örnekal
Sağlık, en kıymetli hediye! Söz konusu çocuklar olduğunda bu durum daha da önem kazanıyor. Çünkü bebeklikten çocukluğa yaşadığı sıkıntıları rahatlıkla dile getiremeyen küçük hastaların doğru tanı ve tedaviye hızlıca ulaşması gerekiyor. Bu noktada ebeveynlerin ve bakım verenlerin sık görülen hastalıklar hakkında bilgi sahibi olması, gerekli hallerde de bir sağlık kurumuna başvurması büyük önem taşıyor. Acıbadem Ataşehir Tıp Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Funda Yıldız’dan bebeklik ve çocukluk çağında en sık görülen beş hastalık hakkında bilgi aldık.

Yatar pozisyonda beslenen çocuklar, 45 derece eğik pozisyonda beslenenlere göre daha sık orta kulak iltihabı geçiriyor. Bu nedenle süt çocuklarının yatarak beslenmemesi, beslenirken yaklaşık 45 derecelik açıyla tutulması öneriliyor.
El ayak ağız hastalığı
10 yaş altı çocuklarda sık görülen bu bulaşığı hastalığa virüsler neden oluyor. Hastalık, adını el ve ayaklarda oluşan kabarcıklar ile ağızda gelişen ağrılı yaralardan alıyor. Yıl boyu görülebilse de özellikle yaz aylarında ve sonbahar başında salgınlara neden olabiliyor. Öksürük, hapşırık ve dışkı yoluyla çocuktan çocuğa kalabalık ortamlarda bulaşabiliyor. İçi virüs dolu salgıların herhangi bir yüzeye temasından sonra bu yüzeylere eliyle dokunup, elini ağzına götüren her çocuk hastalığı kolayca kapabiliyor.
Belirtileri: Enfeksiyon bulaştıktan sonra ilk birkaç gün belirti göstermeyebiliyor. Genel olarak üçüncü günden itibaren ateş, boğaz ağrısı, iştahsızlık, burun akıntısı, huzursuzluk ve halsizlik ilk gözleniyor. Bu şikayetleri takip eden iki ya da üçüncü günde ağız içinde ve çevresinde yaralar, el ve ayaklarda içi su dolu kabarcıklar şeklinde döküntüler oluşuyor. Bu döküntüler ağrılı ve kaşıntılı oluyor.
Tedavi yöntemleri: Viral bir hastalık olduğundan tedavide antibiyotiklerin yeri yok. Bir hafta içerisinde kendiliğinden iyileşiyor. Tedavide; ateş düşürücü ilaçlar, yeterli sıvı tüketilmesi, ağız yaraları beslenmeyi zorlaştıracağından suluyumuşak gıdalara ağırlık verilmesi, istirahat edilmesi öneriliyor. El ve ayaklardaki kabarcıklar ağrılı olduğu için banyo sırasında lif ya da sünger kullanılmaması tahrişi önlemede fayda sağlıyor. Kaşıntının aşırı olduğu çocuklarda hafifletmek için lokal olarak uygulanan ilaçlar ve karbonatlı ağız bakımı veriliyor. Hastalık bulaşıcı olduğundan, evde izolasyon uygulanması gerekiyor. Çocuğun okula ya da kalabalık ortamlara girmesi önerilmiyor.
Ebeveynlere düşen görevler neler?
- El hijyenine önem verilmesi gerekiyor. Yemek yemeden, burun silinmeden önce ve tuvaleti kullandıktan sonra mutlaka en az 20 saniye süreyle ellerin yıkanması ve çocuğun da aynı şeyi yaptığından emin olunması önem taşıyor. Su ve sabunun bulunmadığı ortamlarda ise el dezenfektanı kullanılması gerekiyor.
- Ateşi olan ya da hastalığın herhangi bir bulgusunu taşıdığı düşünülen kişiyle yakın temastan kaçınmak gerekiyor. El ayak ağız hastalığı olan çocuklar ateşi düşene ve ağız yaraları geçene kadar (ortalama bir hafta) okul ve kreş gibi ortamlardan uzak tutulması önem taşıyor.
- Ortak kullanım alanları sık sık temizlenmesi ve havalandırılması gerekiyor.
Çocuğunuz hastalandığında ne yapmalısınız?
- Viral bir hastalık olduğundan tedavi semptomlara yönelik oluyor. Üzerine bir bakteriyel enfeksiyon gelişmediği müddetçe antibiyotik kullanmamak gerekiyor. Ateş düşürücülerin çocuğun kilosuna göre, doğru dozda ve sayıda kullanması önem taşıyor.
- Çocuğun yeterli miktarda sıvı ve besin aldığından emin olmak gerekiyor. Ağız yaralarından dolayı beslenemeyen ve sıvı kaybeden çocuklarda, bazı durumlarda damar yolundan sıvı tedavisi yapılması gerekebiliyor.
- Çocuğun kreşten, okuldan ya da varsa evdeki kardeşinden izole edilmesi önem taşıyor.
Akut otitis media (Orta kulak iltihabı)
Bu hastalık; kulak zarının arkasındaki içi hava dolu boşluk olan orta kulağın enfeksiyonu sonucu kulak zarının arkasında sıvı birikmesi, kızarıklık ve şişme oluşması sonucu oluşuyor. Orta kulak iltihabına, orta kulaktaki bir bakteri veya virüs neden oluyor. Bu enfeksiyon genellikle soğuk algınlığı, grip veya alerji gibi bir hastalıktan kaynaklanıyor. Hava, geniz bölgesinden ‘östaki tüpü’ adı verilen dar bir kanal ile orta kulağa taşınıyor. Östaki tüpü; orta kulak boşluğundaki havanın basıncını dış ortamdaki atmosfer basıncı ile eşitlemek ve orta kulaktan salgıların boşaltılmasına yardım ediyor. Bu tüp; çocuklarda daha kısa, daha yatay ve daha dar oluyor. Bu durum tüplerin boşaltılmasını zorlaştırıyor ve tıkanma olasılıklarını yükseltiyor. Dolayısıyla küçük çocuklarda (özellikle 6-24 ay) orta kulak iltihabı daha sık görülüyor.
Belirtileri: Kulakta ağrı, ateş, işitme güçlüğü, dolgunluk hissi, kulaktan sıvı gelmesi, çınlama, ve huzursuzluk en sık görülen belirtiler arasında yer alıyor.
Tedavi yöntemleri: Bakteriyel enfeksiyonun neden olduğu düşünülen orta kulak iltihabının tedavisinde antibiyotikler kullanılıyor. Ancak viral enfeksiyonlarda ya da alerjinin sebep olduğu durumlarda antibiyotik kullanılmasına gerek olmuyor. Altta yatan nedene göre belirlenen tedaviye başlandıktan sonra belirtiler genellikle birkaç gün içinde azalmaya başlıyor ve bir-iki haftada tamamen düzeliyor. Bu süreçte yaşa ve kiloya uygun ağrı kesici ile ateş düşürücü ilaçlar kullanılıyor. Doktorun belirlediği gereklilik durumuna göre kulak damlaları da kullanılabiliyor. Kulaktan akan sıvıların dışarıdan pamuklu bir bez ile silinmesi öneriliyor. Asla kulak temizleme çubuğu ya da parmağın kulak içine sokulmaması gerekiyor. Banyo sırasında su ya da şampuanın kulağa kaçmamasına özen gösterilmesi önem taşıyor. İlaç tedavilerinin yetersiz kaldığı çocuklarda ise kulak tüpü kullanılıyor.
Orta kulak enfeksiyonlarının birçoğu ciddi komplikasyona neden olmuyor. Ancak sık sık tekrarlayan ve tedavi edilmeyen orta kulak enfeksiyonları kulak zarının yırtılması, kalıcı işitme kaybı, kulak çevresindeki kemiklerde enfeksiyon, menenjit ve yüz felcine yol açabiliyor.
Ebeveynlere düşen görevler neler?
- Orta kulak iltihabı, genellikle üst solunum yolu enfeksiyonlarından sonra geliştiğinden üst solunum yolu enfeksiyonlarına yönelik önlemler öneriliyor.
- Bebekler mümkün olduğunca anne sütü ile emzirilmeli. Anne sütü, kulak enfeksiyonlarından korunma sağlayan antikorlar içeriyor.
- Yatar pozisyonda beslenen çocuklar, 45 derece eğik pozisyonda beslenenlere göre daha sık orta kulak iltihabı geçiriyor. Bu nedenle süt çocuklarının yatarak beslenmemesi, beslenirken yaklaşık 45 derecelik açıyla tutulması öneriliyor.
- Çocukları sigara dumanı maruziyetinden uzak tutmak gerekiyor. Sigara dumanı östaki borusundaki tüycüklerin yapısını bozarak, orta kulak iltihabına zemin hazırlıyor.
Çocuğunuz hastalandığında ne yapmalısınız?
- Orta kulak iltihabının bulaşıcı olmadığının unutulmaması gerekiyor. Çocuklar veya yetişkinler, birbirlerine orta kulak iltihabı bulaştırmıyor. Bu nedenle izolasyon gerekmiyor.
- Kulak ağrısı ve ateşe yönelik evde ağrı kesici ve ateş düşürücü ilaçla çocuğa ilk müdahale yapıldıktan sonra, bir çocuk sağlığı hastalıklarına başvurulması gerekiyor. Hasta öyküsü ve fizik muayene ile iltihabın nedeni belirlenip, tedavi edilmesi önem taşıyor.
- Sık enfeksiyon geçiren ve kulağında sürekli sıvı olan çocukların kulak burun boğaz enfeksiyonu tarafından yakından izlenmesi gerekiyor.
İshalde ana tedavi, yeterli sıvı alınması oluyor. Genellikle hafif ishallerde yeterli sıvı alımı ve dengeli beslenmeyle birkaç gün içerisinde şikayetler geçebiliyor. Ancak ağızdan sıvı alımının yeterli olmadığı ya da şiddetli kusmanın eşlik ettiği durumlarda damar yolundan hidrasyon öneriliyor.
İdrar yolu enfeksiyonu
Bu enfeksiyonlar; idrar yolunun herhangi bir bölümünde, böbrekler, mesane ve idrar kanallarına kadar olan bölgedeki enfeksiyonları tanımlıyor. İdrar yolu enfeksiyonları içinde en sık görülen, mesanenin enfeksiyonu olan sistittir. Sağlıklı bir insanın idrarında virüs, bakteri ya da mantar bulunmuyor. Çocuklarda en sık görülen idrar yolu enfeksiyonu nedeni, bağırsak kökenli bakteriler oluyor. Bu bakteriler, idrar kanalları yoluyla mesaneye yerleşip, burada çoğalıyor ve enfeksiyon oluşturuyor. Küçük yaşlarda tedavi edilmeyen ve sık tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları halen gelişmekte olan böbreklerde kalıcı hasarlara neden olabiliyor. İdrar yolu enfeksiyonları kız çocuklarında daha sık görülüyor. Bu durum; üretra adı verilen ve idrarı mesaneden dış ortama taşıyan idrar kanalının kızlarda, erkeklere göre daha kısa olmasından kaynaklanıyor.
Belirtileri: Sık idrara çıkma, idrar yaparken ağrı veya yanma, ateş, mide bulantısı, karın ağrısı, idrarda kötü koku, sıkışıklık hissine rağmen az miktarda idrar yapma, bebeklerde idrarını yaparken ağlama ve huzursuzluk, ishal, kanlı ya da bulanık renkte idrar en sık görülen bulgular oluyor.
Tedavi yöntemleri: Tedaviye başlamadan önce mutlaka tam idrar tahlili ve idrar kültürü alınması gerekiyor. Tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonlarında farklı ileri tetkikler de istenebiliyor. Antibiyotikler ilk tercih olarak kullanılan tedavi yöntemi oluyor. Beraberinde su tüketimini artırmak ve probiyotik kullanımı da öneriliyor.
Ebeveynlere düşen görevler neler?
- Çocuğun günlük yeterli miktarda su tükettiğinden emin olmak gerekiyor.
- Çocuğa tuvalet eğitimi verilmeye başlandığı dönemde aceleci olmamak ve eğitimlerde asla baskı kurmamak önem taşıyor.
- Genital bölge temizliğini doğru öğretmek gerekiyor. Genital bölge temizliğinin; tuvalet kağıdıyla önden arkaya doğru yapılması, ardından bölgenin suyla yıkanması ve kağıt havluyla kurulanması şeklinde olması önem taşıyor.
- Çocuğa düzenli tuvalete gitme alışkanlığı kazandırarak, idrarın mesanede uzun süre kalmasının önlenmesi gerekiyor.
- Pamuklu iç çamaşırlarının tercih edilmesi gerekiyor.
- El hijyenine dikkat etmek büyük önem taşıyor.
Çocuğunuz hastalandığında ne yapmalısınız?
İdrar yolu enfeksiyonu tanısı ne kadar erken konulursa, böbreklerde hasar oluşma ihtimali o kadar düşüyor. Mevcut şikayetlerin varlığında, hemen bir çocuk hekimine muayene olunması gerekiyor.
Akut ishaller
Ani bir şekilde başlayan, günde üç veya daha fazla kez sulu ya da yumuşak dışkılama durumu olaan akut ishal, genellikle 14 günden kısa sürüyor. Akut ishale neden olabilen durumlar; bakteriyel enfeksiyonlar, virüsler, parazitler, gıda intoleransı ve gıda zehirlenmesi, besin alerjileri, laktoz intoleransı, bağırsak hastalıkları ile antibiyotik kullanımı olarak sayılabiliyor. Çocukluk çağında çoğunlukla virüsler ya da besin zehirlenmelerinde kaynaklanan akut ishaller, kendiliğinden geçiyor.
Belirtileri: Karında kramp, ağrı, halsizlik, baş dönmesi, susuzluk hissi, mide bulantısı, karında şişlik, ani gelen tuvalete çıkma hissi ve bazı durumlarda dışkıyı kaçırma, ateş, kanlı ya da mukuslu olabilen sulu dışkılama, sık karşılaşılan belirtiler arasında yer alıyor.
Tedavi yöntemleri: İshalde ana tedavi, yeterli sıvı alınması oluyor. Genellikle hafif ishallerde yeterli sıvı alımı ve dengeli beslenmeyle birkaç gün içerisinde şikayetler geçebiliyor. Ancak ağızdan sıvı alımının yeterli olmadığı ya da şiddetli kusmanın eşlik ettiği durumlarda damar yolundan hidrasyon öneriliyor. İshalin nedenine göre antibiyotik ya da parazit ilaçları kullanılması gerekebiliyor. Ancak çocukluk çağındaki çoğu ishal viral kaynaklı olduğundan, buna gerek kalmıyor. Tedavide probiyotik kullanımı da mikrobiyata sağlığı açısından öneriliyor. İshal belirtileri kaybolduktan sonra düşük lifli yiyeceklerin, diyete yavaş yavaş eklenmesi gerekiyor. Süt ürünleri, işlenmiş paketli ürünler, yağlı yiyecekler, yüksek lifli yiyecekler veya çok şekerli yiyecekler gibi bazı gıdalardan birkaç gün uzak durulması gerekiyor.
Ebeveynlere düşen görevler neler?
- El hijyenine özen göstermek önem taşıyor. Yemek yemeden önce ve tuvaletten sonra çocukların ellerini her zaman en az 20 saniye süreyle su ve sabunla yıkaması gerekiyor.
- Dışarıda, hangi şartlarda hazırlandığından emin olunmayan yiyeceklerin çocuk tarafından tüketilmemesi gerekiyor.
- Uzun süre açıkta kalmış yemeklerin yenmemesi önem taşıyor.
- İshali olan kişiyle mümkünse aynı tuvaleti kullanmamak gerekiyor. Eğer kullanılması gerekiyorsa da her tuvalet kullanımından sonra klozet, sifon, kapı kolu gibi yüzeyleri dezenfekte edilmesi önem taşıyor.
- Temizliğinden emin olunmayan havuza girmemek, havuzda veya denizde çocuğun su yutmasının önlenmesi gerekiyor.
Çocuğunuz hastalandığında ne yapmalısınız?
- Ateş ve karın ağrısı için çocuğun yaşı ve kilosuna uygun ateş düşürücüler kullanılabiliyor.
- Viral enfeksiyonlarda şikayetlerin derecesi ne olursa olsun, antibiyotiklerin tedavide yeri olmadığının unutulmaması gerekiyor.
- Probiyotik kullanımı önem taşıyor.
- Çocuğun yeterli miktarda sıvı ve vitamin aldığından emin olmak gerekiyor.
- Kanlı veya uzamış ishallerde, ateşin düşürülemediği durumlarda, çok şiddetli karın ağrısı varlığında ve çocuğun ağızdan sıvı alamayacak kadar kusması olduğu durumlarda mutlaka çocuk hekimine muayene olmak büyük önem taşıyor.
Küçük yaşlarda tedavi edilmeyen ve sık tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları halen gelişmekte olan böbreklerde kalıcı hasarlara neden olabiliyor.
Grip (İnfluenza)
İnfluenza virüsünün neden olduğu hastalık tablosuna grip deniliyor. Bu virüsün üç tipi bulunuyor: A, B ve C. Soğuk algınlığı ve grip, çocuklarda benzer şikayetlere yol açtığı için bu iki hastalık birbiriyle sıkça karıştırılabiliyor. Oysa birbirinden tamamen farklı iki durum yaşanıyor. Gripten söz edebilmek için vücudun influenza virüsüne maruz kalması ve hücrelerin bu virüs tarafından enfekte olması gerekiyor ve enfeksiyon nispeten daha ağır geçiyor.
Belirtileri: Çocukta ciddi bir halsizlik, 39-41 derece arasında ateş, yaygın vücut ağrısı, baş ağrısı, boğaz ağrısı, kuru öksürük, kusma, şeffaf burun akıntısı, titreme-terleme yaygın görülen bulgular arasında yer alıyor. Kronik hastalığı olan çocuklarda çok daha ağır seyrederek; göğüs ağrısı, nefes darlığı, nöbet geçirme, düşmeyen ateş tablosuna sebep olabiliyor. Belirtiler ilk iki gün daha şiddetli olup, üçüncü günde azalmaya başlayıp, ortalama beşyedi günde kayboluyor.
Tedavi yöntemleri: Grip tedavisinde istirahat büyük önem taşıyor. Mümkünse beş gün evde dinlenilmesi öneriliyor. Ayrıca ilk beş gün bulaşıcılık yüksek olduğundan, okuldan da izole etmek gerekiyor. Kronik bir hastalığı bulunmayan, bağışıklık sisteminde sorun olmayan çocuklarda grip, bir hafta içine kendiliğinden iyileşebiliyor. Bu süreçte yatak istirahati, dengeli beslenme ve yeterli sıvı alınması, C vitamini takviyeleri, ateş düşürücü ve ağrı kesiciler, çoğu çocuk için yeterli oluyor. Ancak kronik hastalığı olan, gribi ağır geçiren, ateşi düşürülemeyen, nöbet riski olan çocuklarda ve bazı durumlarda çocuk hekimleri tarafından antiviral tedaviler öneriliyor. Bu tedaviler, hastalığın ilk iki gününde başlandığında yüksek fayda sağlanıyor. Ağır hastalık durumlarında hastanede yatarak tedavi de öneriliyor.
Ebeveynlere düşen görevler neler?
- Altı ay ve üzeri çocuklarda her yıl ekim ayından itibaren aşılama öneriliyor.
- Gribe yakalanmış kişilerle temas etmekten kaçınılması gerekiyor.
- Ebeveynlerin grip mevsiminde kalabalık ortamlardan çocuğunu uzak tutması veya böyle ortamlara girmeden önce maske takması, evde hasta kişiler bulunduğunda ev içinde sıkça kullanılan yüzeyleri veya nesneleri dezenfekte etmesi, kullanılmış mendilleri çöp kutusuna atıp, kutunun ağzını kapalı tutması gerekiyor.
- Bağışıklık sistemini güçlü tutmak için çocukların her gün en az sekiz saat uyumasına, meyve, sebze ve su tüketimine özen gösterilmesi önem taşıyor.
- Varsa vitamin-mineral eksikliklerinin tedavi ettirilmesi gerekiyor.
Çocuğunuz hastalandığında ne yapmalısınız?
- Okul ya da kreşten alıp, başka çocuklarla temas etmesinin önlenmesi gerekiyor.
- Ev içinde kronik hastalığı olan başka bir çocuk, yaşlı ya da gebe kimselerle temasından kaçınılması önem taşıyor.
- Çocuğun düzenli uyku uyuduğundan, bu süreçte yeterli beslenip iyi sıvı aldığından emin olmak gerekiyor.
- Ateş düşürücü ve ağrı kesicilerin, çocuğun yaşına ve kilosuna uygun şekilde kullanılması önem taşıyor.
- C vitamininden zengin beslenilmesi ya da bu süreçte dışarıdan ağız yoluyla takviye verilmesi iyi oluyor.
- Kronik hastalık varlığında, gribin çok ağır geçirilmesi durumunda, çocuğun beslenememesi ya da ateşin düşürülememesi halinde mutlaka çocuk hekimine başvurulması gerekiyor.
Benzer Haberler

Kalabalık iftar davetlerinde bebeğin konforunu nasıl sağlarız?

Emzirme sürecindeki yanlış bilgiler anne kaygısını artırıyor olabilir mi?

Çocuğumun yürüyüşü normal mi? İlk adımlarda dikkat edilmesi gerekenler













