Haber kapak görseli
Genel
3 dk okunma süresi
All About Space

Çarpışan uzay çöpleri Dünya'dan duyulabilecek sesler çıkarıyor

Bu, araştırmacıların giderek büyüyen yörünge enkazını takip etmelerine yardımcı olabilir.

Yeni bir araştırmaya göre, çarpışmalar küçük uzay çöplerinin Dünya'dan tespit edilebilecek sinyaller yaymasına neden oluyor. Uzay çöpleri giderek büyüyen bir sorun. Kasım 2023 itibariyle, dünyanın uzay izleme ağları on santimetreden daha büyük yaklaşık 35.610 uzay çöpü parçasını takip ediyordu. Bu parçalar eski uydular, kullanılmış roket aşamaları ve yörüngedeki çarpışma ve patlamalarda ortaya çıkan parçalardan oluşuyor. Ancak takip edilen bu nesneler buzdağının sadece görünen kısmı. Boyutları bir ila on santimetre arasında değişen yaklaşık bir milyon parçanın Dünya'nın etrafında muazzam hızlarda savrulduğuna inanılıyor. Yörüngedeki bundan daha küçük parçaların sayısının 130 milyon olduğu tahmin ediliyor. Bu parçalar, yer tabanlı radarlar ve optik teleskoplar gibi mevcut enkaz izleme yöntemleri tarafından çoğunlukla görülemiyor. Yine de çarpmaları halinde çalışan uyduları yok edebilecek ya da onlara ciddi zarar verebilecek kadar güçlüler.

Michigan Üniversitesinden araştırmacılar tarafından geliştirilen yeni bir yöntem sorunun çözümüne yardımcı olabilir. Bilgisayar simülasyonları kullanan araştırmacılar, iki nesne yörünge hızlarında (saatte 30.000 kilometreye varan hızlar) çarpıştığında, Dünya merkezli radyo teleskopları tarafından tespit edilebilen elektrik patlamaları ürettiklerini buldular.

Uzay çok büyük, bu yüzden yukarıdaki onca karmaşaya rağmen nesneler çok sık çarpışmıyor. Ancak bir çarpışma olduğunda, bunun sonucunda ortaya çıkan küçük parçalar elektriksel olarak yüklenir. Bu yüklü parçalardan ikisi birbirine yaklaştığında, tespit edilebilir kıvılcımlar yayarlar. Araştırmacılar bu etkiyi, balonun saçınıza sürtünmesi gibi, belirli türden malzemelerin birbirine sürtünmesiyle oluşan statik elektriğe benzetiyor.

Araştırmacılar bu sinyallerin kısa ömürlü ve oldukça zayıf olduğunu kabul ediyor. Ancak bu yöntemin, üzerinde biraz daha çalışılması halinde, gezegenimizin etrafında dolanan ve şimdiye kadar görünmeyen, ancak tehlikeli küçük uzay enkaz parçalarının izlenmesine yardımcı olabileceğini düşünüyorlar. Michigan Üniversitesinde iklim, uzay bilimleri ve havacılık mühendisliği profesörü olan , aynı zamanda araştırmanın baş araştırmacısı Nilton Renno, “Şu anda uzay enkazlarını ışık ya da radar sinyallerini yansıtan nesneleri arayarak tespit ediyoruz” diyor. Nesneler küçüldükçe, onları yerden tespit etmek için yeterince güçlü güneş ışığı veya radar sinyalleri almak zorlaşıyor.

Ekibin modelleme çalışması, yüklü enkaz parçaları tarafından yayılan sinyalin doğasının, nesnenin yapıldığı malzemeye ve çarpışmanın gerçekleştiği hıza bağlı olduğunu gösteriyor. Daha zayıf sinyallerin tespiti, tespit antenleri tarafından üretilen elektriksel gürültü tarafından engellenebilir. Buna ek olarak, çok zayıf olan sinyaller Dünya'nın atmosferinden geçemeyebilir. Ancak araştırmacılar yöntemin eninde sonunda bir milimetre kadar küçük enkaz parçalarını saptayabileceğini düşünüyor.

Ekip daha fazla bilgisayar simülasyonu yapmayı ve elde ettikleri sonuçları, NASA'nın uzaktaki uzay sondalarıyla iletişim kurmasına yardımcı olan dünya çapında bir anten ağı olan Derin Uzay Ağı tarafından ölçülen gerçek sinyallerle karşılaştırmayı planlıyor. Sinyallerin doğasının, enkaz parçaları hakkında konumlarından çok daha fazlasını ortaya çıkarabileceğini umuyorlar. Araştırmacılar ölçümlerden bir parçanın şeklini ve durumunu çıkarabileceklerini düşünüyorlar. Michigan Üniversitesinde araştırmacı bilim insanı olan Mojtaba Akhavan-Tafti, “Bir nesnenin sert mi yoksa yumuşak mı olduğunu bilmek istiyoruz, çünkü bu yörüngede nasıl döndüğünü ve ne kadar zarar verebileceğini etkileyebilir” diyor.

Yörünge enkazındaki artış uzay camiası için büyük bir endişe kaynağı. Yörünge enkazının miktarı artarken, operasyonel uyduların sayısı da artıyor. Bu sebeple yıkıcı çarpışma olasılıkları giderek artıyor. Araştırmacılar, birkaç talihsiz yörünge çarpışmasının Kessler sendromu adı verilen kontrol dışı bir duruma yol açabileceğinden korkuyor. NASA fizikçisi Donald Kessler tarafından 1970'lerin sonunda öngörülen sendrom, her yeni çarpışmanın diğer uzay araçlarını tehdit eden parçalar ürettiği durdurulamaz bir çarpışmalar zinciridir. Sendrom ancak yok edilecek büyük nesneler kalmadığında durur.

Tereza Pultarova

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo