
Cehennem gibi bir dünya
Ama gözünüzde yeşilliklerle dolu, biraz büyükçe bir Dünya canlandırıyorsanız yanılıyorsunuz. Burası tam bir cehennem. 55 Cancri e, yıldızının etrafında sadece 18 saatte dönüyor.
Bu da yıldızına aşırı yakın olduğu anlamına geliyor. O kadar yakın ki yıldızının kütle çekimi, gezegenin yüzeyini sürekli çekerek parçalıyor. Gezegende lav yağmurları da yağdığı düşünülüyor. Aslında bu yakınlık yüzünden gezegenin aldığı radyasyon öylesine yoğun ki bilim insanları bu gezegende atmosfer olmasına neredeyse hiç ihtimal vermiyordu. Gezegenlerin atmosferleri aşırı sıcaklıklarda genellikle kaybolur. Ama James Webb Uzay Teleskobundan gelen yeni verilere bakılırsa 55 Cancri e’de karbondioksit ve/veya karbonmonoksit içeren ince bir atmosfer var.
Tabii bu durum gök bilimcileri çok şaşırttı. Anlaşılan o ki atmosfer sürekli yenilenme sayesinde korunuyor: Yüzeydeki magma okyanuslarından buharlaşan gazlar atmosferi sürekli taze tutuyor.
Yetim gezegenler
Yetim gezegenler (ya da daha teknik adıyla serbest yüzen gezegenler) galaksimizin öksüz gezegenleri. Şimdiye kadar yaklaşık 100 tanesi keşfedildi ama Samanyolu’ndaki sayılarının bir trilyonu bulabileceği düşünülüyor. Yani yıldızlardan yaklaşık 20 kat fazla yetim gezegen olabilir.
Peki bunlar nereden geliyor? Yetim gezegenler iki şekilde oluşabiliyor. Büyük kütleli (mesela Jüpiter’in birkaç katı) olanların yıldızlar gibi oluştuğu tahmin ediliyor: Yani bir gaz bulutu kendi kütle çekimiyle çöküyor. Bu süreçte yıldız oluşabilmesi için, ortaya çıkan gaz ve toz topunun hidrojen füzyonunu başlatacak kadar sıcak ve yoğun olması gerekiyor. O kadar sıcak ve yoğun hâle gelmezse elimizde bir kahverengi cüce ya da yetim bir gaz gezegeni kalıyor. Küçük kütleli yetim gezegenlerse normalde bir sistemin parçasıyken kardeşleri tarafından tekmelenip dışarı atılmış gezegenler oluyor.
Kaynayarak yok olan gezegen
Maalesef BD+054868A b’nin ömrü uzun olmayacak. Bu kayalık gezegen, ana yıldızına fazla yaklaştığı için kelimenin tam anlamıyla kaynıyor. Gezegen o kadar sıcak ki kayaçlar buharlaşıyor ve ortaya çıkan dumanlar yıldızın etrafında kuyruklu yıldız gibi bir iz oluşturuyor.
Sistem Şubat 2025’te keşfedildi ve BD+054868A b, bu şekilde parçalandığı anlaşılan dördüncü gezegen. Ama böyle bir gezegen ilk kez bu kadar parlak bir yıldızın etrafında keşfedildi. Bu da detaylı gözlemler için büyük şans. Ancak astronomik ölçekte BD+054868A b’nin sonu yakın: Tahminlere göre yaklaşık iki milyon yıl sonra tamamen ortadan kaybolacak.
Nerede bu uydular?
PDS 70 sistemi, aslında var olması gereken ama bir türlü bulamadığımız bir şeyi barındırıyor: Öteuydulara dair bulgular. Güneş Sistemi’nde uydu bol. Sadece Satürn ve Jüpiter’in bile toplam 350 civarında uydusu var. Mars’ın iki tane, bizim bir tane, hatta cüce gezegen Plüton’un bile birkaç tane var. O hâlde diğer sistemlerde de bolca uydu olması gerekmez mi?
Ama gök bilimciler bu iddiayı destekleyen kanıtlara sahip değil. Çok sayıda “muhtemel öteuydu” var ve onları nasıl bulabileceğimize dair tonlarca makale yazıldı ama bilinen 6.000 ötegezegenden birinin etrafında döndüğü kesinleşmiş tek bir öteuydu bile yok. Ama PDS 70 sayesinde hâlâ umut var. PDS 70, oluşum süreci devam eden genç bir yıldız sistemi. Gök bilimciler uçsuz bucaksız uzayın bu gelişmemiş bölgesinde çok ilginç bir şey gördü. Bir öteuydu mu? Hayır… Ama uydu oluşturan bir disk tespit ettiler. Nasıl ki ateş olmayan yerden duman çıkmazsa uydu oluşturan diskler olmadan da uydu olmaz.
Görsel: NASA X2, ALMA/ESO/NAO/NRAO, GETTY IMAGES
Yazar: Dr. George Dransfield












