
Çocukluk çağında değişimin habercisi erken ergenlik
Hazırlayan: Ayşegül Uyanık Örnekal
Çocukluk çağından erişkinliğe geçişte bir köprü vazifesi gören ergenlik dönemi, gerek fiziksel gerekse psikolojik değişimleri beraberinde getiriyor. Vücudundaki değişimleri ruh halinde de de hisseden çocuklar kadar ebeveynleri için de karmaşık olan bu süreç bazen beklenenden daha erken başlayabiliyor. O zaman da süreci iyi yönetip, çocuğun yaşam kalitesini düşürmemek büyük önem taşıyor. Ebeveynlere yol göstermesi açısından hazırladığımız bu konuda, İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Çocuk Endokrinolojisi ve Diyabet Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bahar Özcabı, erken ergenlik ile ilgili sorularımızı yanıtladı.

Ruh halleri sıkça değişiyor. Bazen çok coşkulu bazen çok karamsar oluyorlar. Beden imgesindeki değişikliklere kolay uyum sağlayamıyorlar. Çocukluk döneminde duygu düzenlemeyi öğrenmemişse, duygularını çok yoğun yaşıyor ve kontrol edemiyorlar.
Erken ergenlik nedir? Kaç yaşında görülür?
Ergenlik, aslında çocukluktan erişkinliğe geçiş sürecidir ve çocukluk çağının vazgeçilmez bir gelişim basamağıdır. Kızlarda meme gelişimi, erkeklerde ise testis boyutlarının artması ve hacmin 4 ml’nin üzerine çıkması ile başlıyor. Kalıtsal, yapısal ve çevresel etmenlere bağlı olarak her çocukta farklı yaşta başlayıp, farklı şekilde seyredebiliyor. Kızlarda ergenlik 8-13 yaş, erkeklerde ise 9-14 yaş arasında başlıyor. Meme gelişiminin kızlarda sekiz yaşından önce başlaması erken, sekiz-dokuz yaş arasında başlaması ise erkence ergenlik olarak adlandırılıyor. Erkeklerde ise testislerin büyümesi dokuz yaşından önce başlamışsa, erken ergenlik olarak tanımlanıyor.
Nasıl belirti gösteriyor?
Kızlarda meme gelişimi, erkeklerde testis boyutlarının artması ile başlayan bu süreçte ergenliğin getirdiği ek bedensel ve ruhsal değişiklikler de gözlenebiliyor. Kilo alımı, vücut yağ dağılımında değişim ve boy uzamasında hızlanma görülebiliyor. Bu hızlı serpilme hali, sıklıkla ailelerin dikkatini çekiyor. Tüylenme ise çoğunlukla böbreküstü bezlerinden salınan hormonların etkisiyle gelişiyor ve ayrı olarak değerlendirilmesi gereken bir durum oluyor. Kızlarda adet, daha erken yaşta başlayabiliyor. Erkeklerde ise kas dokusunda artış, seste kalınlaşma ve sakal gelişimi gibi normalde daha ileri ergenlik aşamalarında görülen bulgular öne çıkabiliyor. Ergenlik sürecinde sıkça gördüğümüz sinirlilik, içe kapanma, vücuttaki değişikliklere tepki, ruh halinde dalgalanma ve duygusal davranma gibi ruhsal değişimler yaşanabiliyor. Ancak bu değişimlerin büyük kısmı, ergenliğin ileri aşamalarında hafifleyerek, kayboluyor.
En çok kızlarda mı, yoksa erkeklerde mi görülüyor?
Kızlarda erken ergenlik daha sık görülüyor. Bu duruma, erkeklere göre neredeyse 10 kat daha sık rastlanılıyor.
Sebepleri neler?
Kızlarda her meme gelişimi erken ergenlik anlamına gelmiyor. İzole, ergenliğin diğer bulgularının eşlik etmediği erken meme gelişimi sıklıkla iki yaşından küçük kız çocuklarında görülüyor ve çoğunlukla da nedeni bilinmiyor. Hormonal yolakların aşırı aktifleşmesi, meme dokusunun hormonlara aşırı yanıt vermesi ya da dışarıdan östrojen/östrojen benzeri maddelere maruziyet nedeniyle de ortaya çıkabiliyor. Bu gibi durumlarda yakın izlem yeterli geliyor. Gerçek erken ergenlikte isehipotalamus ve hipofiz bezindeki hormonların salınımı artıyor. Bu hormonlar gonadları (kızlarda yumurtalık, erkeklerde testis) uyararak, cinsiyet hormonlarının (kızlarda östrojen, erkeklerde testosteron) artışına neden oluyor. Yani normalde olması beklenen bir olay, erken yaşlarda meydana geliyor. Yalancı erken ergenlik ise çeşitli nedenlerle cinsiyet hormonlarının miktar ya da etkisinin artmasına bağlı olarak gelişiyor. Gerçek erken ergenlik kızlarda daha sık olmakla birlikte, çoğu zaman belirli bir nedene bağlı olmuyor. Ailede benzer öykünün varlığı büyük önem taşıyor. Daha nadir olarak altta yatan ek tıbbi bir neden de saptanabiliyor. Erkek çocuklarında ise biraz daha şüpheyle yaklaşmak ve incelemek gerekiyor. Genetik bazı sendromlarda, hematolojik ve onkolojik tedavi görme gibi bazı özel durumlarda erken ergenlik daha sık görülebiliyor. Bu çocukların, çocuk endokrinoloji hekimleri tarafından düzenli izlenmesi uygun oluyor.
Erken ergenliğin çocuğun gelişimiyle ilgili sakıncaları var mı? Bu durum nasıl etkiliyor?
Erken ergenliğe giren çocukların kemiklerindeki büyüme noktaları, yaşıtlarına göre daha önce kapanabiliyor ve erişkin boyları anne-baba boyu doğrultusunda alacakları hedef boydan kısa kalabiliyor. Yaşıtlarından daha gelişkin görünmek psikososyal sorunlara yol açabiliyor. Kız çocuklarının erken adet ile baş etmeleri zor olabiliyor. Ayrıca altta yatan bir başka hastalık varsa tanı konması gecikilmemesi gerekiyor.
Tanı nasıl konuluyor?
Öncelikle çocuğun büyüme ve boy uzama paterni, alışkanlıkları, kullandığı ilaçlar, maruz kaldığı, hormonal etkilenmeye neden olabilecek maddeler ve aile öyküsü sorularla değerlendiriliyor. Ardından özel bölgelerin muayenesini de içeren ayrıntılı bir fizik inceleme yapılıyor. Anne-baba boyları değerlendiriliyor. Sıklıkla hormon düzeylerine bakılıyor. Kemik yaşını belirlemek için sol el bilek grafisi çekiliyor. Kız çocuklarına rahim ve yumurtalık boyutlarını değerlendirmek için ultrasonografi yapılıyor. Özel durumlarda ek tetkikler ve hormon uyarı testleri uygulanabiliyor. Beyin ve hipofizin MR görüntülemesi yapılarak değerlendirilmesi gerekebiliyor.
Erken ergenlik saptanan her çocuk tedavi edilmeli mi?
Bu durumun görüldüğü her çocuğun mutlaka tedavi alması gerekmiyor. Başlangıç yaşı, klinik bulgular ve bulguların seyri, çocuğun kemik yaşı ile boyu doğrultusunda hesapladığımız öngörülen boyun hedef boyun altında kalması, kızlarda adetin öne kayması gibi etmenlere bağlı olarak tedavi kararı veriliyor. Dolayısıyla bu çocukların çocuk endokrinoloji uzmanı tarafından izlemi büyük önem taşıyır. İlaçlar (GnRH analogları) ayda bir kez ya da üç aylık enjeksiyonlar halinde uygulanmakta olup, etkileri sadece kullanıldıkları süre içinde geçerli oluyor. Çocuk, ergenlik için uygun yaşa geldiğinde (kızlarda 11, erkeklerde 12 yaş ya da kemik yaşına göre) enjeksiyonların kesilmesiyle gelişim kaldığı yerden devam edebiliyor. Özel durumlarda ek bazı ilaçlar da kullanılabiliyor.
Bu durum önlenebilir mi?
Erken ergenlik, altta yatan nedene göre değişiyor. Günümüzde enerji fazlalığı ile yüksek kalorili beslenmenin şişmanlığa neden olduğunu ve erken ergenliği tetiklediğini biliyoruz. Bu nedenle sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve doğru uyku alışkanlıklarının erken kazandırılması büyük önem taşıyor. Doğal ve bitkisel diye düşünülen bazı maddelerin de istenmeyen etkileri olabileceğinin unutulmaması gerekiyor. Örneğin, lavanta ve soya iyi bilinen östrojen benzeri bitkiler olsa da çocuklarda meme büyümesine yol açabiliyor. Ayrıca propolis ve keçiboynuzu ile ilgili yayınlar da bulunuyor. Hayvan deneylerinde mavi ekran ışığına fazla maruz kalmanın da erken ergenliğe neden olduğu gösteriliyor.

Bazı araştırmacılar, erken erinliğin endüstrileşmeye bağlı olarak 20. yüzyılda arttığını söylüyor. Bazıları ise genetik olduğunu ileri sürüyor. Nedeni ne olursa olsun, bu konuda ebeveynlere büyük sorumluluk düşüyor.
Erken erinlik ile tanışma vakti
Erinlik ya da puberte, bireyin ergenlik dediğimiz sürecin tetiğini çeken fizyolojik bir yapı değişikliğini ifade ediyor. Ergenlik ise fizyolojik tetiklemeyle başlayan bilişsel, psikososyal, ahlaki gelişimlerin olduğu bir süreç oluyor. Erinliğin, hipofiz bezinin büyüme ve ganotropik (cinsel) hormonlarını üretmeye başlamasıyla gerçekleştiğini belirten İstanbul Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hacer Nermin Çelen, “Kızların doğduğu anda sahip olduğu yumurta hücreleri olgunlaşarak salınıyor ve üremeye hazır hale geliyor. Erkeklerde ise kızlardan farklı olarak önce semen sıvısı, sonra sperm üretiliyor” diyor.
Değişim başlıyor!
Merkezi sinir sisteminin en önemli organı olan beyinde büyük değişiklikler oluyor. Düşünce, problem çözme, akıl yürütme, iki işi aynı anda yürütme gibi üst düzey zihinsel süreçler çocukluktan farklı ilerliyor, yetişkin düzeyine yaklaşıyor. Böyle denilmesinin nedenini, “Soyut düşünme gelişmiş ama siyah ve beyazda takılarak, aradaki grileri görme şansını henüz kazanmamış olmaları” şeklinde açıklayan Prof. Dr. Çelen, şöyle devam ediyor: “Yetişkinlerle iletişim zorlukları yaşamasının bir nedeni de bu oluyor. İsteklerini erteleyemiyorlar. Ruh halleri sıkça değişiyor. Bazen çok coşkulu bazen çok karamsar oluyorlar. Beden imgesindeki değişikliklere kolay uyum sağlayamıyorlar. Çocukluk döneminde duygu düzenlemeyi öğrenmemişse, duygularını çok yoğun yaşıyor ve kontrol edemiyorlar. Yüz bebeksi yapıdan yetişkin görünümüne dönüyor. Kollar ve bacaklar gövdenin büyümesinden önce uzuyor. Bu nedenle sakarlıkları çok oluyor. Arkadaşları, anne ve babadan daha önce geliyor. Cinsel partner seçimi de bu dönemde gerçekleşiyor. Bu dönem, aynı zamanda özerklik ve kimliklerini belirleyecekleri yani kendi başına karar alacakları ve kararın arkasında duracakları bir sürece karşılık geliyor. Özerklik çok erken yaşta kazanılmaya başlıyor. Burada ebeveynlere büyük rol düşüyor. Eğer çocuğun her hatası yüzüne vurulup ‘Sen zaten yapamazsın, bırak ben yapayım’ gibi cümleler çocuğun özerkliğini sınırlıyor ve ebeveynlerin güdümüne giriyorlar. Ergenlik çağına geldiğinde ise ondan çok şey bekleniyor. Ebeveyn yardımını kestiğinde ise başka yetişkinlerin peşine düşebiliyor. Bu da ergenin hayatının ipoteklenmesi anlamına geliyor. Anoreksiya, blumia ve obezite gibi yeme bozuklukları, geçmişteki bu kısıtlamaların bir çıktısı olarak görülüyor. Ancak tabii ki tek neden bu durum olmuyor. Ayrıca narsist özellikler de sergileyebiliyorlar.”
Pandemi sonrası görülme sıklığı arttı
Bulgular, kızların erinliğe ulaşmasının 10-14 yaş arasında gerçekleştiğini gösteriyor. Erkeklerinki ise daha geç başlayabiliyor. Ancak son yıllarda ve pandemi döneminden sonra sözü edilen yaşlardan daha önce bazı çocuklarda pubik kılları, koltuk altı kılları, beden kokusu, hızlı büyüme ve kemik olgunluğu gibi erinlik belirtilerinin sözü edilen yaşlardan önce görülme sıklığının arttığı belirtiliyor. Erkeklerde de testis hacmi artıyor. Yani bir başka deyişle beden, çocuk sahibi olmaya hazırlanıyor. Erinliğe girişi etkileyen ırk faktörlerinden de söz ediliyor. Örneğin siyah ırk, Kızılderililer ve Hispaniklerin daha erken ergenliğe girdiği söylense de bu net bir durum değildir.
Çevresel etkenlerin rolü büyük
Ergenlik döneminin başlangıcı, tüm çalışmalara rağmen cevaplanmayan sorularla dolu. Endokrinoloji uzmanları, kendilerine başvuran kişilere öncelikle tiroit ya da yumurtalıkta kütle bulgusu kontrol edilmesi önerisiyle yola çıkıyor ve bu durum söz konusu değilse, başka araştırmalar yapılması gerektiğini tavsiye ediyor. Özellikle son yıllarda ‘kisspeptin’ adlı proteinin bu durumun ortaya çıkmasında etkili olabileceğine ilişkin çalışmalar yapıldığını belirten Prof. Dr. Çelen, “Hamilelikte kisspeptinin merkezi sinir sistemi ile birlikte testis, ovaryum, pankreas, bağırsaklar, kalp, akciğer, kas, böbrek ve en yoğun plasentada sentezlendiği izlenmiş. Ovaryumda sentezlendiği, ovülasyonda katkısı olduğu da ileri sürülüyor. Ayrıca bazı genetik hastalıkların, örneğin, konjenital hypoplasia veya tiroidin yetersiz salınımının da katkısı olabileceği düşünülüyor. Yaşam stili, çevresel faktörler ve yedikleri besinlerin, özellikle fazla tüketilen hayvansal protein ve yağ oranı yüksek besinlerin de bu duruma neden olduğu öngörülüyor. Araştırmalara göre, yağ hücreleri bir fabrikaya benzetiliyor. Aşırı yağ yüklenmesi östrojeni artırıyor, bu durum kilo almaya, bazen de obeziteye yol açabiliyor. Sonuç da erken erinlik olabiliyor. Östrojen, insülin, leptin üretiyor ve östrojen düzeyini artırıyor. Bunların yanı sıra hareketsizlik, düşük melatonin düzeyi ve hızlı yağlanmanın da erken erinliğin tetiğini çektiği üzerinde duruluyor. Öte yandan televizyon, tablet ve akıllı telefonlardan yayılan mavi ışıktan da şüphe ediliyor” diyor.
Aileye de görevler düşüyor
Bazı araştırmacılar, bu problemin endüstrileşmeye bağlı olarak 20. yüzyılda arttığını söylüyor. Bazıları ise genetik olduğunu ileri sürüyor. Nedeni ne olursa olsun, bu konuda ebeveynlere büyük sorumluluk düştüğünü belirten Prof. Dr. Çelen, şöyle devam ediyor: “Çocuğun akademik başarısızlığının altında bu tür bir fizyolojik aktivitenin olduğunu öğrendiklerinde doğru ve basit açıklamalar yapmaları gerekiyor. Onlar, sorunla baş etme mekanizmalarını yeterince uygun kullanamayabiliyor. Küçük yaşta beklenmedik bu gelişmeleri tolere edemeyebiliyorlar. Sağlıklı beden imgesi ve güçlü benlik yapısı için çocuğun görüntüsüne ilişkin konuşma yapmamaya dikkat edilmesi ve bu konudan uzak kalmasının sağlanması gerekiyor. Bazı ergenliğe erken girenler, yaşlarına göre davranmayabiliyor. Ebeveynlerin bu durumu olumsuz karşılamaması, durumu açık ve basit bir biçimde anlatması önem taşıyor. Ayrıca aile içi iletişimin de açık tutulması gerekiyor. Hareketsizlik bu dönem için uygun bir durum olmadığından, hareketin desteklenmesi (spor gibi) ve çocuğun ilgi alanlarına yönlendirilmesi önem taşıyor. Ayrıca çocukların paketlenmiş ürünlerden hatta bozulmuş kimyasallardan (kişisel bakım ürünleri ve plastikler) uzak tutulması gerekiyor. Dikkat edilmediği takdirde ileride meme ve testis kanseri, obezite gibi yeme bozuklukları ve Tip 2 diyabet riskleriyle karşılaşılabiliyor. Sosyal, duygusal problemleri (stres) olabiliyor. Hoşlandıkları şeylere ilgisiz kalabiliyorlar. Dolayısıyla ebeveynler mutlaka konuda uzman olan bir hekimin kontrolü doğrultusunda hareket etmesi gerekiyor.
Ebeveynler dikkat!
Erken ergenlik, günümüzün en sık gündeme gelen konularından biri. Dolayısıyla ebeveynlerin de bu konu hakkında bilgi sahibi olması ve süreci iyi yönetmesi gerekiyor. Öncelikle çocuklara ergenliğin, gelişimin önemli ve normal bir parçası olduğunu anlatmak gerektiğine dikkat çeken Doç. Dr. Bahar Özcabı, “Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve doğru uyku alışkanlıklarının erken kazandırılması büyük önem taşıyor. Ekran bağımlılığının kesinlikle önlenmesi ve evdeki sorumlulukların artırılması gerekiyor. Ailelerin şüphelendikleri durumlarda uzman görüşü alması, takip ve gerekliyse tedavinin yapılması için çocuk endokrinoloji hekimlerine başvurmaları uygun oluyor” diyor.
Farklı sorunlara yol açabiliyor
Erken erinlik, bedenin fiziksel özellikleri ile bedene ilişkin algıları arasında ilişkiyi ortaya çıkartıyor. Çocuk kendine ilişkin negatif duygular geliştiriyor. Utanma duyguları artıyor. Başkalarından farklı olma, arkadaşları arasında dikkat çektiği ve hakkında olumsuz konuşmalar yapıldığı için yalnızlığı tercih edebiliyor. Kaygı yüksek seviyede oluyor. Depresyon belirtileri gösterebiliyor hatta depresyon yaşayabiliyor. Kendine güveni ve benlik saygısı düşüyor. Başkalarının dikkatini çekme, duygusal olarak yorabiliyor.
Benzer Haberler

Kalabalık iftar davetlerinde bebeğin konforunu nasıl sağlarız?

Emzirme sürecindeki yanlış bilgiler anne kaygısını artırıyor olabilir mi?

Çocuğumun yürüyüşü normal mi? İlk adımlarda dikkat edilmesi gerekenler









