
Gebelik ve lohusalık döneminde psikolojik olarak ne yaşanır, nasıl baş edilir?
Yeni bir bebeğin dünyaya gelişi, anne olmak isteyen adaylar için güzel bir sürecin başlangıcı olarak görülürken, bu süreç aynı zamanda beklenmedik zorlukları da beraberinde getirebilir. Gebelik ve lohusalık dönemleri, kadının hayatında hem fizyolojik hem de psikolojik açıdan yoğun değişikliklerin yaşandığı dönemlerdir.
Gebelikte görülen psikolojik değişiklikler neler?
Hormonal etkiler ve ruh hali dalgalanmaları
Gebelikte artan östrojen ve progesteron hormonları duygusal dalgalanmalara yol açabilir. Anne adayı kolayca ağlayabilir, öfkelenebilir veya kaygılanabilir.
Beden imajı ve özgüven
Değişen vücut şekli, kilo artışı ve fiziksel rahatsızlıklar (bulantı, yorgunluk vb.) anne adayının beden algısını ve özgüvenini etkileyebilir.
Kaygı ve korkular
Doğumun nasıl gerçekleşeceği, bebeğin sağlığı, anne olma sorumluluğu gibi konular sıkça kaygı yaratır. Özellikle ilk gebeliklerde belirsizlik duygusu daha baskındır.
Anne olmaya hazırlık
Anne adayı bebeğiyle zihinsel bağ kurmaya başlar. Bu dönemde bebekle konuşmak, ona isim seçmek gibi davranışlar duygusal bağlanmanın işaretleridir.
Lohusalıkta görülen psikolojik değişiklikler neler?
Annelik hüznü (Doğum sonrası hüzün )
Doğumdan sonraki ilk 1–2 haftada annelerin %50–80’inde görülebilen, hafif depresif duygudurum, ağlama krizleri, huzursuzluk ve uyku sorunları ile kendini gösterir. Genellikle kısa sürede kendiliğinden düzelir. Lohusalık hüznünün şiddetlenmesi ve sürede uzama doğum sonrası depresyonu (postpartum depresyon) riskini attırabilir.
Postpartum depresyon (Doğum sonrası depresyon)
Daha uzun süren ve günlük yaşamı etkileyen bir durumdur. Umutsuzluk, isteksizlik, yalnızlık, değersizlik, suçluluk duyguları, aşırı kaygı, uyku ve iştahta problemler, sıklıkla ağlama, yerinde duramama ya da yavaşlık, huzursuzluk, bebeğe karşı ilgisizlik, bebeğe ve yakın çevreye yönelik öfke ya da düşmanca duyguların olması, kendine bakım ve bebeğe bakımda azalma şeklinde kendini gösteren, tedavi edilmesi gereken ciddi bir psikolojik durumdur. Doğum sonrası depresyon genellikle doğumu izleyen ilk 6 haftada başlar ve doğum sonrası 1 yıla kadar sürebilir.
Annelik rolüne uyum
Anne olmanın getirdiği sorumluluk, bebeğin bakımı ve uyku düzensizlikleri yorgunluk ve stres yaratır. Destek sistemleri (eş, aile, arkadaşlar) bu noktada çok önemlidir.
Doğum deneyiminin etkisi
Zor, travmatik veya beklenmedik şekilde gelişen doğumlar lohusalık döneminde psikolojik iyilik halini olumsuz etkileyebilir.
Anne ve baba açısından psikolojik etkiler
Anne açısından
Sorumluluk ve kaygı: Anne, bebeğin sağlığı, beslenmesi ve gelişimi için yoğun sorumluluk hisseder. Bu, bazen “yetersizlik duygusu” ile birleşerek kaygıyı artırabilir.
Kimlik değişimi: Kadın artık sadece “eş” ya da “çalışan” değil, “anne” rolünü de üstlenir. Bu rol çatışmaları zaman zaman stres yaratabilir.
Yorgunluk ve uyku düzeni: Özellikle ilk aylarda sık emzirme ve uykusuzluk psikolojik dayanıklılığı zorlayabilir.
Baba açısından
Eş desteği rolü: Baba, eşinin hem fiziksel hem de duygusal açıdan yanında olma ihtiyacını hisseder. Bu yeni rol, onun için de stres kaynağı olabilir.
Kıskançlık ve ihmal edilme duygusu: Bazen babalar, annenin bütün ilgisini bebeğe vermesi nedeniyle geri planda kaldığını hissedebilir.
Ekonomik ve sorumluluk kaygıları: Aileye yeni bir bireyin katılması maddi ve manevi sorumlulukları artırır.
Ortak etkiler
İlişkide rol değişimi ve yeni düzen, çiftler arasında iletişim sorunlarına yol açabilir.
Ancak bu dönem, birlikte iş birliği ve empati ile atlatılırsa, çiftin bağını güçlendiren bir süreç de olabilir.
Nasıl baş edebilirsiniz?
Aile ve eş desteği çok değerlidir. Anne adayının duygularını paylaşması, yalnız hissetmemesi gerekir. Dinlenmeye fırsat bulmak ve küçük de olsa kişisel zaman ayırmak önemlidir. Gerekirse psikolojik danışmanlık veya profesyonel destek alınmalıdır.
Açık iletişim: Eşler duygu ve beklentilerini birbirleriyle paylaşmalıdır. “Ben çok yorgunum” ya da “Kaygılı hissediyorum” gibi basit paylaşımlar bile rahatlatıcıdır.
Görev paylaşımı: Bebeğin bakımında sadece annenin değil, babanın da aktif rol alması önemlidir. Bu hem annenin yükünü hafifletir hem de babanın bebekle bağ kurmasını kolaylaştırır.
Destek ağını kullanma: Anneanne, babaanne, arkadaş veya profesyonel destek sistemlerinden faydalanmak, yalnızlık hissini azaltır.
Kendine zaman ayırma: Annenin küçük de olsa kişisel zaman dilimleri (banyo yapmak, kısa yürüyüş, hobiler) psikolojik dengeyi korur.
Gerçekçi Beklentiler: Her şeyin mükemmel olamayacağını kabul etmek ve küçük adımları değerli görmek kaygıyı azaltır.
Ne zaman profesyonel destek alınmalı?
Aşağıdaki durumlarda psikolog veya psikiyatristten yardım almak gerekir:
Üzüntü, kaygı veya öfke duygularının 2 haftadan uzun sürmesi
Günlük işlevlerde (bebeğe bakmak, ev işleri, işe dönmek) ciddi aksama yaşanması
Bebeğe karşı bağ kuramama, ilgisizlik ya da aşırı kaygı hissetme
Uyku ve iştah sorunlarının uzun süre devam etmesi
İntihar düşüncesi ya da bebeğe zarar verme düşüncesi gibi acil durumlar
Erken başvurulan profesyonel destek, hem anne-baba hem de bebek için süreci çok daha sağlıklı hale getirir.
Benzer Haberler

Kalabalık iftar davetlerinde bebeğin konforunu nasıl sağlarız?

Emzirme sürecindeki yanlış bilgiler anne kaygısını artırıyor olabilir mi?

Çocuğumun yürüyüşü normal mi? İlk adımlarda dikkat edilmesi gerekenler









