Haber kapak görseli
Genel
3 dk okunma süresi
HELLO!

Glüten gerçekten suçlu mu?

Son yıllarda glütensiz beslenme, sosyal medya tavsiyelerinden popüler diyet listelerine kadar birçok yerde adeta ‘şişkinliğin mucize çözümü’ olarak sunuluyor.

DİLARA KOÇAK

Birçok kişi glüten tükettikten sonra kendini kötü hissettiğini söyleyerek glüteni hedef gösteriyor. Oysa gerçek, düşünülenden biraz daha karmaşık. Çölyak hastaları ve glüten hassasiyeti olan bireyler için glütensiz beslenme elbette tıbbi bir zorunluluk. Ancak sağlıklı bireylerde aynı durum geçerli olmayabilir. Hatta son araştırmalar, tüm şikayetleri glütenle açıklamanın her zaman doğru olmadığını gösteriyor.

Lancet’te yayımlanan kapsamlı bir çalışmada, “Glütene duyarlıyım” diyerek glüten tüketimini bırakan bireylerin aslında düşündükleri kadar glütenle bağlantılı sorunlar yaşamadıkları görülmüş. Katılımcılara hem glüten içeren hem de glütensiz gıdalar verildiğinde; şişkinlik, gaz, karın ağrısı ve yorgunluk gibi belirtilerin yalnızca glüten alındığında anlamlı şekilde artmadığı ortaya çıkmış. Yani “Glüten yedim, şiştim” diye düşündüğümüz anların bir kısmında aslında sorun glüten olmayabilir. Araştırma, bu durumun dünya genelinde yaklaşık yüzde 10 oranında görüldüğünü ve glütene atfedilen hassasiyetin bazı kişilerde bağırsak-beyin ekseni, stres düzeyi, beslenme düzeni ve FODMAP adı verilen karbonhidratlarla ilişkili olabileceğini vurguluyor.

FODMAP nedir?

FODMAP, ‘fermente olabilen kısa zincirli karbonhidratlar’ anlamına gelir ve bazı bireylerde sindirim sisteminde tam parçalanamadığı için bağırsakta fermente olur. Bu süreç gaz, su tutulumu, şişkinlik ve karın ağrısı gibi belirtilere yol açabilir. Özellikle irritabl bağırsak sendromu (IBS) olan kişilerde bu karbonhidratların azaltılması, araştırmalara göre şikayetleri belirgin şekilde hafifletebiliyor. Bu grubun içinde buğday, arpa, sarımsak, armut gibi yaygın tüketilen besinler bulunuyor. Dolayısıyla glüten içeren ürünleri bıraktığınızda, aynı zamanda yüksek FODMAP’li birçok gıdayı da azaltmış olabiliyorsunuz. Yani rahatlamanın sebebi de çoğu zaman glüten değil, FODMAP alımının azalması olabiliyor.

Peki o zaman gerçek suçlu kim?

Bu sorunun tek bir cevabı yok. Çünkü sindirim sistemi, günlük stres düzeyimizden uyku kalitemize, psikolojik durumumuzdan bağırsak mikrobiyotamıza kadar pek çok faktörden etkileniyor. Glüten yalnızca bir oyuncu olabilir; ancak sahnede çoğu zaman başka aktörler de var. Bir diğer önemli nokta ise bağırsak-beyin ekseni. Stresin, kaygının, hızlı bir günün veya kötü bir uykunun sindirim üzerinde güçlü etkileri var. Duygusal durumlar enzim salgısını, bağırsak hareketlerini ve mikrobiyota dengesini değiştirerek “Glüten yedim, şiştim” gibi deneyimlerin bazen fizyolojik değil, psikolojik kaynaklı olabileceğini düşündürüyor. Bu nedenle iyi bir sindirim yalnızca tabakta ne olduğuyla değil, bedenin ve zihnin hangi durumda olduğuyla da ilgili.

Parmak izi gibi

Sonuç olarak herkesin sindirim sistemi kendine özgü. Bir kişide büyük rahatlama sağlayan bir beslenme modeli, bir başkasında aynı etkiyi yaratmayabilir. Bu nedenle glütensiz ya da düşük FODMAP diyetleri, kendiliğinden kısıtlama yapmak yerine mutlaka bir beslenme uzmanı eşliğinde planlanmalı. Gereksiz kısıtlamalar, besin çeşitliliğini düşürerek makro ve mikro besin eksikliklerine yol açabilir. Glüteni suçlamadan önce, bedenin bize vermeye çalıştığı mesajları doğru okumak gerekiyor.

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo