
Hastalıklardan korunmanın en kolay yolu aşılar
Hazırlayan: Ayşegül Uyanık Örnekal
Aşılar, gerek çocuklarda gerekse yetişkinlerde ciddi hastalıkları önlemenin en etkili yollarından biri oluyor. Etkin aşılama sayesinde çocuklar; kızamık, kızamıkçık, kabakulak, difteri, tetanoz, boğmaca, çocuk felci, Hepatit B ve Hepatit A gibi çok sayıda bakteriyel ve viral enfeksiyondan korunabiliyor.
Bugün ülkemizde pek çok enfeksiyonun görülmemesi ve unutulması, aşı ve bağışıklama tarihimizin en önemli başarılarından biridir. Bununla birlikte, tarih boyunca aşılar kendi başarılarının kurbanı olmuştur. Aşı kararsızlığı/karşıtlığının aşı uygulamasında aksaklıklara yol açması, unutulan pek çok enfeksiyon hastalığının maalesef yeniden ortaya çıkmasına sebep olduğunu belirten Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Çocuk
Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. Emine Manolya Kara, “Pandemi döneminde aşılama ve sağlık hizmetlerine erişimin sekteye uğramasının yanı sıra deprem, savaş gibi afetlere bağlı olarak toplumların kütlesel göçleri ve küresel ısınma gibi pek çok sorun, dünya genelinde enfeksiyon hastalıklarının görülme sıklığını ve değişkenliğini etkiliyor. Son dönemde bunun etkisi en çok kızamık ve boğmaca gibi hastalıkların yeniden artması ile kendini gösteriyor,” diyor.
Doç. Dr. Emine Manolya Kara, bebeklik ve çocukluk çağı aşıları hakkındaki sorularımızı yanıtlayarak, konuyla ilgili bilgi verdi.

Aşılar nasıl etki ediyor?
Bir kişinin bağışıklık sistemi, onu hastalıklara ve enfeksiyonlara karşı koruyor. Bir mikrop (bakteri ya da virüs gibi) vücuda girdiğinde çoğalıyor ve hücrelere saldırarak insanlarda hastalığa neden oluyor. Bağışıklık sistemi, enfeksiyonla savaşmak ve kişinin iyileşmesine yardımcı olmak için ‘antikor’ adı verilen proteinler oluşturarak yanıt veriyor. Antikorlar ayrıca kişinin gelecekte hastalanmasını da önlüyor.
Bir kişide antikor oluştuğunda; mikropla bir sonraki karşılaşmada bağışıklık sistemi onu tanıyarak mikrobu yok etmek için gereken antikorları hızla üretiyor. Bu yanıt kişiyi hastalığın gelişmesinden koruyor. Bazı durumlarda bu koruma ömür boyu sürerken, bazı hastalıklarda bu yanıt daha kısa süreli oluyor. Örneğin; çocukluğunda kızamık geçiren bir kişinin, enfekte olmuş bir kişiyle yakın temas halinde olsa bile tekrar kızamık geçirme olasılığı düşük seyrediyor. Diğer durumlarda, bağışıklığın zamanla korunması için kişilerin düzenli olarak ‘güçlendirici’ aşılar yaptırması gerekiyor. Aşılar, tıpkı bir kişinin enfeksiyon kapması durumunda olduğu gibi bağışıklık sistemini antikor üretmesi için uyarıyor. Ancak bakteri ve virüslerden farklı olarak, aşılar insanları hasta etmiyor.
Aktif ve pasif bağışıklık kavramları neler?
Aktif ve pasif olmak üzere iki ana bağışıklık türü var. Aktif bağışıklık, kişinin belirli bir mikroba karşı antikora sahip olduğu anlamına geliyor. Bu durum, enfeksiyon hastalığını geçirerek (doğal bağışıklık) ya da aşı uygulamasına bağlı olabiliyor. Aktif bağışıklık uzun sürüyor. Pasif bağışıklık ise geniş bir donör havuzundan elde edilen serum immünglobülinleri aracılığıyla meydana geliyor. Bu yaklaşım, belirli bir mikropla karşı karşıya kalan kişilere kısa süreli koruma sağlıyor. Pasif bağışıklamanın bir örneği, Hepatit B immünglobülindir (HBIG). HBIG, annesi Hepatit B hastası olan yenidoğanlara veriliyor. Bu aşı, yenidoğana Hepatit B enfeksiyonuna karşı geçici koruma sağlıyor. Benzer şekilde, çeşitli sebeplerle aşı uygulanmayan hastalara (bağışıklık sistemi baskılı olan kanser hastaları gibi), kızamık ile temas sonrası serum immünglobülinler verilerek, kişinin geçici bir süre ile kızamıktan korunması amaçlanıyor.
Aşı türlerini anlatır mısınız?
Basit bir yaklaşımla, aşıları canlı ve ölü (inaktif) olarak iki gruba ayırabiliriz. Çeşitli teknik farklılıkları olmakla birlikte canlı aşılar, mikrobun zayıflatılmış bir formuyla yapıldığı için bu ismi alıyorlar. Bağışıklığı baskılanmış kişilere (kanser hastaları, organ nakli ve kemik iliği nakli uygulanan hastalar ile bağışıklık sistemini baskılayan ilaç kullananlar ve benzerleri) ile gebelere canlı aşılar yapılamıyor. Diğer taraftan inaktif (ölü) aşılar, öldürülmüş mikroplardan veya mikropların bir kısmından yapıldığı için bu hasta grubuna da güvenle uygulanabiliyor. Ancak bağışıklık sistemi baskılı bireyler, aşı uygulamasına yeterli antikor yanıtı veremeyebiliyor. Dolayısıyla aşıların bu hasta grubunda koruyuculuğu arzu edilenden düşük olabiliyor.

Rotavirüs, bebeklerde ve küçük çocuklarda şiddetli ishal ile sıvı kaybının gözlendiği bağırsak enfeksiyonuna neden oluyor. Bu enfeksiyon ciddi hastane yatışlarına, ağır sıvı kaybına bağlı şok tablosuna hatta yaşam kaybına yol açabiliyor.
Aşı ile korunabilen hastalıklar
T.C. Sağlık Bakanlığı Genişletilmiş Bağışıklık Sistemi çerçeveisnde, ülkemizde çok sayıda aşı ücretsiz olarak uygulanıyor. “Bunlarae kolarak, henüz ücretsiz aşı programına dahil edilmemiş rotavirü saşısı, meningokok aşıları, HPV aşısı ve influenza aşı uygulamalrı da sağlam çocuk izleminin önemli hususları arasında yer alıyor ” diyen Doç. Dr. Emine Manolya Kara, söz konusu aşılar ve korudluakrı hastalıklar hakkında bilgi verdi.
Hepatit B aşısı
Hepatit B virüsü, karaciğeri enfekte ederek kronikleşebiliyor. Siroza, karaciğer kanserine, karaciğer yetmezliğine ve ölüme neden olabiliyor. Hepatit B enfeksiyonu olan bir anneden doğan bebeğe en erken dönemde immunoglobulin (pasif bağışıklama) ve aşı (aktif bağışıklama) uygulanmadığı takdirde, bebeğin enfekte olma ve enfeksiyonun kronikleşme ihtimali yüzde 90’ın üzerinde seyrediyor. Bir ölü (inaktif) aşı olan Hepatit B aşısı, ülkemizde rutin aşı takvimi kapsamında yenidoğan döneminde, bebek bir ve altı aylık olduğunda üç doz kas içine iğne olarak uygulanıyor.
BCG (Verem) aşısı
BCG aşısı canlı bir aşı olup, ağır tüberküloz (verem) hastalığına karşı koruma sağlıyor. Bebek iki aylık olduğunda sol omuza cilt içine uygulanıyor. 0-3 ay arası bebeklik döneminde uygulanabiliyor. Bu dönemde yapılmadığı takdirde aşı uygulaması öncesi bebeğin verem mikrobuyla karşılaşıp karşılaşmadığını tespit etmek için deri testi yapılması önem taşıyor.
Pnömokok aşısı
Pnömokok aşısı, ‘streptococcus pneumonia’ adı verilen bir bakterinin neden olduğu menenjit, zatüre gibi tüm hastalıklara karşı koruma sağlıyor. Bakterinin farklı alt tiplerini içeren aşı türleri bulunuyor. İnaktif bir aşı olan pnömokok aşısı, hayatın ikinci, dördüncü ve 12. ayında toplamda üç doz olarak, kas içine uygulanıyor. Ağır hastalık açısından risk grubu altındaki çocuklara ve erişkinlere, kişiye özel aşı şeması planlanması gerekiyor.
Karma aşılar
Ülkemizde difteri, boğmaca, tetanoz, çocuk felci ve Hib bakterisini içeren beşli karma aşısı (DaBT-IPA-Hib) bebek iki, dört, altı ve 18 aylıkken, toplamda dört doz olarak uygulanıyor. 2020 yılında güncellenen aşı takvimine göre, 48. ayda da içerisinde Hib bakterisinin olmadığı dörtlü karma şeklinde (DaBT-IPA) bir doz daha hatırlatma yapılıyor.
Hib bakterisi, özellikle beş yaşın altındaki çocuklarda menenjit, zatüre, kemik-eklem enfeksiyonu gibi hayatı tehdit eden hastalıklara neden oluyor. Aşının rutin olarak uygulanması sonrasında, bu hastalıkların görülme sıklığı ve ölümcül komplikasyonları büyük ölçüde engelleniyor. Benzer şekilde, aşılama ile ölümcül difteri, tetanoz, boğmaca ve çocuk felcine karşı da korunma sağlanıyor. 10-12 yaş arasındaki çocuklara (8. sınıfta) difteri, tetanoz hastalığına karşı hatırlatma dozu öneriliyor. Karma aşılar inaktif olup, kas içine uygulanıyor.
Polio (çocuk felci) aşıları
Çocuk felci aşısı, ölü (inaktif) poliovirüs aşısı (IPA) ya da ağızdan (oral) canlı poliovirüs aşısı (OPA) olarak yapılabiliyor. Ulusal bağışıklama çizelgemizde; çocuk felci aşısı ilk iki dozu beşli karma aşı (DaBT-IPA-Hib) içinde IPA, sonraki iki dozu eş zamanlı olarak, beşli karma aşı içinde IPA ve OPA olarak uygulanıyor.
OPA, ülkemizin konumundan ötürü uygulamadaki önemini koruyor. Bu nedenle, engelleyici bir durumun olmadığı bütün çocuklara, ulusal bağışıklama çizelgemiz uyarınca iki kez OPA yapılması öneriliyor. Canlı virüs aşısı olduğu ve dışkı ile virüs atılımı meydana geldiği için OPA’nın, kendisinde veya ailesinde bağışıklık problemli birey bulunan çocuklara uygulanmaması önem taşıyor.
Kızamık-kızamıkçıkkabakulak (KKK) aşısı KKK; kızamık, kızamıkçık ve kabakulak virüslerinin neden olduğu üç hastalığa karşı koruma sağlayan canlı aşıdır. Aşılama, 12 ve 48 aylıkken iki doz şeklinde yapılıyor. Ancak güncel durumda da olduğu gibi, kızamık vakalarının arttığı dönemde dokuz aylık bebeklere erken doz KKK aşısı yapılması öneriliyor.
Kızamık; küçük bebeklerde körlük, zatürre, beyin enfeksiyonu ile yaşam kaybına neden olabilen önemli bir enfeksiyon hastalığıdır. İki doz aşılama ise hastalığa karşı yüzde 95’in üzerinde koruma sağlıyor. Aşı canlı olduğu için bağışıklık sistemi baskılı kişilere ve gebelere yapılmıyor.
Su çiçeği aşısı
Su çiçeği hastalığına karşı koruyan bu canlı aşı, ulusal aşı takvimimizde 12. ayda bir kez uygulanıyor. Aşıya bağlı koruyucu yanıt okul öncesi dönemde azalabildiğinden, dünyada ağırlıkla benimsenen öneri ve uygulama, aşılamanın 12-15. aylarda (>1 yaş) ve dört-altıncı yaşta, toplam iki kez yapılması şeklinde oluyor.
Hepatit A aşısı
Hepatit A, Hepatit A virüsünün (HAV) neden olduğu bir karaciğer hastalığıdır. Bu virüs herkesi etkileyebiliyor. Hastalık çoğu zaman hafif-orta klinik bulgularla seyretse de bazı olgularda akut karaciğer yetmezliği gelişebiliyor. Ülkemiz aşı önerileri doğrultusunda 18. ve 24. aylarda iki doz Hepatit A aşısı rutin olarak uygulanıyor.
Rotavirüs aşısı
Rotavirüs, bebeklerde ve küçük çocuklarda şiddetli ishal ile sıvı kaybının gözlendiği bağırsak enfeksiyonuna neden oluyor. Bu enfeksiyon ciddi hastane yatışlarına, ağır sıvı kaybına bağlı şok tablosuna hatta yaşam kaybına yol açabiliyor. Rotavirüs aşısı, çocukları ağır ishal tablosundan büyük ölçüde koruyor. Aşı, ağızdan damla olarak uygulanıyor. Kullanılan aşının markasına bağlı olarak iki veya üç doz rotavirüs aşısı yapılması önem taşıyor. İlk doz aşının bebek 15 haftalık olmadan, son dozun da sekiz aylıktan önce uygulanması gerekiyor.
Meningokok aşıları
Meningokok hastalığı, ‘neisseria meningitidis’ isimli bir bakterinin çeşitli alt türlerinin yol açtığı hastalık tablosudur. Dünya genelinde tahmini olarak yılda 1.2 milyon meningokok enfeksiyonu gözleniyor. Bu olguların 135 bin kadarı da yaşamını kaybediyor. Bireyler hastalık bulguları göstermeden bu bakteriyi taşıyıp bulaştırabildiği gibi, bakteri ile karşılaşan bazı kişilerde (özellikle de çocuklarda) hayatı tehdit eden, saatler içinde ölümle sonuçlanabilen ağır bir hastalık tablosu oluşuyor. Hastalıkta uygun tedaviye rağmen yaşam kaybı oranı yaklaşık yüzde 15-20 oranında seyrediyor. İyileşen hastalarda ise sağırlık, zeka geriliği, havale, uzuv kaybı gibi kalıcı hasarlar ortaya çıkabiliyor. Ülkemizde de uygulanabilen konjuge meningokok (Men ACWY) aşıları ve Meningokok B aşısı olmak üzere temel olarak iki tip meningokok aşısı bulunuyor. Bu aşıların farklı firmalar tarafından oluşturulmuş, piyasa isimleri farklı olan çeşitleri var. Bebek en erken altı haftalık olduğunda aşılamaya başlanabiliyor. Etkin bir koruma sağlamak için aşılamaya mümkün olduğunca erken başlanması ve her iki tip aşının da birlikte uygulanması önem taşıyor.
HPV aşısı
Human papilloma virüsü (HPV), yılda yaklaşık 14 milyon insanı enfekte ediyor. Çoğu HPV enfeksiyonu kendiliğinden geçerken, geçmeyen enfeksiyonlar genital siğillere ve belirli kanser türlerine yol açabiliyor. Her yıl yaklaşık 32 bin 500 kişide HPV’nin neden olduğu bir kanser gelişiyor.
HPV aşısı; kadınlarda servikal (rahim ağzı) kanseri, vajinal ve vulvar kanserler, kadınlarda ve erkeklerde anal kanser, boğaz kanseri ile erkeklerde penis kanseri gibi çok sayıda hastalığın gelişmesini önlüyor. Bununla birlikte, HPV aşısı kadın ve erkeklerde genital siğillere neden olan HPV tipleri ile enfeksiyonu da önlüyor.
Kız ve erkek çocuklarına dokuz yaşından itibaren HPV aşısı yapılabiliyor. Önerilen aşı şeması, 11-12 yaş civarında 6-12 ay ara ile iki doz aşı uygulanması oluyor. 15 yaşın üzerinde uygulandığında ise altı aylık süre içerisinde üç doz aşı uygulaması öneriliyor (0-1/2. ay-6. ay).
İnfluenza (grip) aşısı Araştırmalar sonucunda önümüzdeki sezonda en yaygın olacağı öngörülen dört influenza virüsü tipine karşı koruma sağlayan aşılar, ‘influenza aşıları’ olarak adlandırılıyor. Grip aşısının etkinliği mevsimsel virüs tipine ve aşı olan kişinin bağışıklık sistemi gibi çeşitli faktörlere bağlı olarak değişkenlik gösterebiliyor.
Bu aşı, kişileri özellikle ağır hastalık tablosundan ve hastane yatışından koruyor. Örneğin; COVID-19 salgını öncesindeki son grip sezonu olan 2019-2020’de grip aşısının, tahmini 7.5 milyon grip hastalığını, 3.7 milyon griple ilişkili hastane ziyaretini, 105 bin griple ilişkili hastaneye yatışı ve 6300 griple ilişkili yaşam kaybını önlediği tahmin ediliyor.
Altı ayın üzerindeki herkese yıllık grip aşısı yapılması öneriliyor. Bununla birlikte grip hastalığına bağlı komplikasyon (ağır hastalık) gelişme riski yüksek olan kişilere mutlaka grip aşısı yapılması gerekiyor.
Ergenlik döneminde de aşılara devam
Hayatın ilk aylarında ve erken çocukluk döneminde olduğu kadar ergenlik döneminde de aşılamanın devamı büyük önem taşıyor. Bu yaş grubundaki çocuklar sıklıkla hastalandıkları zaman doktora gittiğinden, aşı uygulamaları bu dönemde sekteye uğrayabiliyor. Sağlık Bakanlığı önerileri doğrultusunda sekizinci sınıfta yani 10-12 yaş aralığında, erişkin tip difteri tetanoz aşısının hatırlatma olarak tek doz uygulanması gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Emine Manolya Kara, şöyle bilgi veriyor: “Bu dönemde aşılama, erişkin tip boğmaca, difteri, tetanoz aşısı (dTap) şeklinde de uygulanabiliyor. Ergenlik döneminde boğmaca sıklığının arttığı göz önüne alındığında, bu uygulama ile boğmaca hastalığından da korunma sağlanmış oluyor. Ayrıca dokuz yaşından itibaren erkek ve kız çocuklarına HPV aşısı yapılması, meningokok hastalığı açısından bağışıklama ve özellikle risk grubundaki ergenlere yıllık influenza aşısı uygulaması öneriliyor.”
Grip Aşısının Önemi...
Grip aşısının etkinliği mevsimsel virüs tipine ve aşı olan kişinin bağışıklık sistemi gibi çeşitli faktörlere bağlı olarak değişkenlik gösterebiliyor. Bu aşı, kişileri özellikle ağır hastalık tablosundan ve hastane yatışından koruyor. Altı ayın üzerindeki herkese yıllık grip aşısı yapılması öneriliyor. Grip hastalığına bağlı komplikasyon gelişme riski yüksek olan kişilere de mutlaka grip aşısı yapılması gerekiyor.
Benzer Haberler

Kalabalık iftar davetlerinde bebeğin konforunu nasıl sağlarız?

Emzirme sürecindeki yanlış bilgiler anne kaygısını artırıyor olabilir mi?

Çocuğumun yürüyüşü normal mi? İlk adımlarda dikkat edilmesi gerekenler









