
İklim krizi kovanların içine taşındı
Yeni bir araştırma, giderek şiddetlenen sıcak hava dalgalarının bal arılarının kovan içi sıcaklığı dengeleme becerisini aşındırdığını ortaya koyuyor. Bu durum, koloni kayıplarına yol açarak küresel ölçekte tozlaşma hizmetlerini riske atabilir.
12 Ocak’ta Ecological and Evolutionary Physiology dergisinde yayımlanan çalışma, doğal ısı dalgalarının bal arısı kolonilerinin sıcaklık kontrolü ve sağlıklı nüfuslarını sürdürebilme kapasitesi üzerindeki etkisini inceleyen ilk araştırma olma özelliğini taşıyor.
Araştırma, Kuzey Amerika’daki ticari arıcıların son yıllarda yüzde 60 ila 70’e varan koloni kayıpları yaşadığı bir dönemde yayımlandı. Uzmanlara göre bu tablo, iklim değişikliğinin mevcut tehditleri nasıl ağırlaştırdığını anlamanın ne kadar kritik olduğunu gösteriyor.
Kovan içinde tehlikeli sıcaklık dalgalanmaları
Araştırmacılar, Arizona’da geçen bir yaz boyunca dokuz bal arısı kolonisini yakından takip etti. Hava sıcaklığının sık sık 40°C’nin üzerine çıktığı bu dönemde koloniler, yavru arıların sağlıklı gelişimi için gerekli olan 34–36°C aralığını ortalama olarak korumayı başardı. Ancak gün içinde ciddi sıcaklık dalgalanmaları yaşandı.
Kovanın merkezindeki gelişmekte olan arılar, günde ortalama 1,7 saat ideal sıcaklığın altında ve 1,6 saat üstünde kaldı. Kovanın kenar bölgelerinde ise durum çok daha ağırdı. Bu alanlardaki genç arılar, günde yaklaşık sekiz saat boyunca güvenli sıcaklık aralığının dışında kaldı.
Araştırmacılara göre 40°C’yi aşan aşırı sıcaklıklar, yavru arıların sıcaklık düzenlemesini bozarak ya da yetişkin arıları ömürlerini kısaltan koşullara maruz bırakarak koloni nüfusunun azalmasına neden olabiliyor.
Koloni büyüklüğü hayatta kalmada belirleyici

Çalışma, koloni büyüklüğünün sıcaklık stresine karşı dayanıklılıkta kritik bir rol oynadığını gösteriyor. En küçük kovanlarda, dış bölgelerdeki günlük sıcaklık farkı 11°C’ye kadar çıkarken, en büyük kolonilerde bu fark yaklaşık 6°C ile sınırlı kaldı.
Bu görece istikrar sayesinde büyük kolonilerde hem yetişkin işçi arılar hem de gelişmekte olan yavrular, ölümcül sıcaklık uçlarına çok daha kısa süre maruz kaldı.
Arizona State University’den Jun Chen liderliğindeki ekip, bal arılarının sıcakla başa çıkmak için bilinen pek çok mekanizmaya sahip olduğunu ancak bu sistemlerin sınırlarının ve doğal ısı dalgalarının etkilerinin bugüne kadar yeterince incelenmediğini vurguluyor.
Tarım ve arıcılık için ne anlama geliyor?
Araştırmanın etkileri yalnızca kovanlarla sınırlı değil. Bal arıları, ABD’de yılda yaklaşık 15 milyar dolar değerindeki tarım ürününün tozlaşmasını sağlıyor. Bu ürünler arasında 130’dan fazla meyve, kuruyemiş ve sebze türü bulunuyor.
Bilim insanları, Arizona’da gözlemlenen koşulların küresel sıcaklık artışıyla birlikte dünyanın birçok bölgesinde daha yaygın hale gelebileceği uyarısında bulunuyor. Yüzyıl sonuna kadar ortalama sıcaklık artışının 2,7°C’ye ulaşması, yüksek salım senaryolarında ise 4°C’yi aşması bekleniyor. Yüksek nem oranı da arıların temel serinleme yöntemi olan buharlaşmalı soğutmayı daha az etkili hale getirebilir.
Araştırma, arıcılar için bazı önlemleri de gündeme getiriyor. Kovanlara ek su kaynakları sağlamak, gölgeli alanlar tercih etmek, kovan yalıtımını iyileştirmek ve arıların kaliteli besin kaynaklarına erişimini güvence altına almak, artan sıcaklıklar karşısında giderek daha önemli hale geliyor.












