
Mantarlar bilinçli olabilir mi?
Çoğumuz için mantarlar ormanda rastladığımız garip görünümlü bitkilerdir, “mantar hastalığı” ise genellikle merhemle tedavi edilen bir şey. Ancak giderek artan sayıda bilim insanı, mantarların sandığımızdan çok daha sofistike olduğunu söylüyor. Hatta bazıları onları “zeki” olarak tanımlıyor ve birkaç araştırmacı daha da ileri giderek bilinç sahibi olabileceklerini îma ediyor. Bu teoriler uzmanlar arasında oldukça tartışmalı olsa da kahvaltı malzemelerimizin bizi düşünüp düşünmediğini merak etmiyor değiliz. Peki, bu haberleri ciddiye almak gerekir mi?
Biyologlar uzun süredir balıklar ve yarasalar gibi hayvanların bilinçli olup olmadığını tartışıyor ama artık bitkiler, sümüksü küfler ve mantarlar gibi beyni olmayan canlılar da bu tartışmaya dâhil oldu. ABD’deki Wisconsin-Madison Üniversitesinde doktora öğrencisi olan mantar araştırmacısı Cecelia Stokes’a göre mantarlar, göründüğünden çok daha fazlasına sahip. Mantarlar toprağın altında tel benzeri iplikçiklerden oluşan bir miselyum ağına bağlı yaşar. “Hif” denilen bu iplikçikler, besin aramak için toprağın içine uzanıyor. Toprağın üstündeki şapka ise meyve gövdesi; yani mantarın sporlarını yayan üreme organı.
“Mantarlar çevrelerindeki çok küçük değişimleri algılayarak oldukça verimli ve etkili şekilde hareket etmeyi öğrenmişler” diyor Stokes. “Merkezî sinir sistemi ve beyin olmadan bunu yapmaları başlı başına inanılmaz.” Stokes bu tür davranışların zekâ sayılıp sayılmayacağı konusunda emin değil ama zekâ kavramının daha geniş tanımlanmasını “değerlendirmeye değer” buluyor. Zaten bu terim, yapay zekâ gibi cansız sistemler için bile kullanılmaya başlanmış durumda.
YENİDEN DEĞERLENDİRME
Son yıllarda mantarların itibarı arttı. Bunun nedeni, hiflerinin ağaçlarla besin alışverişi yapan ve ormanı birbirine bağlayan bir ağ oluşturduğu yönündeki iddialar. Buna “wood wide web” teorisi deniyor. Ayrıca popüler oyun ve televizyon dizisi The Last of Us’ta zombi kıyametini başlatan varlıklar olarak da ünlendiler. Şimdi ise yeni araştırmalar; mantarların öğrenme, hatırlama ve karar verme gibi davranışlarda bulunabildiğini gösteriyor. Bunlar genellikle yalnızca insanlara ve diğer hayvanlara atfedilen davranışlar. Japonya’daki Tohoku Üniversitesinden Dr. Yu Fukasawa ve ekibi, topraktaki tahtalarla beslenen Phanerochaete velutina adlı mantar türüyle yaptıkları deneylerde bu davranışları gözlemledi.
2020’de yapılan bir çalışmada Fukasawa ve Birleşik Krallık’taki meslektaşları, uğruna eski parçayı “bırakmaya karar verdiğini” gözlemledi. Ayrıca mantarlar, bir tahtanın yeri değiştirildikten sonra bile o tahtayı bulmak için daha önce ne yöne doğru büyüdüklerini “hatırladı”. Fukasawa’ya göre bunlar zeki davranış göstergeleriydi. “Elbette beyinle aynı sistem değil” diyor. Büyük ihtimalle mantarların “hatırlama” yetisi, yem olarak konulan tahtaların bulunduğu tarafta mantarların daha fazla büyümüş olmasından kaynaklanıyor. “Ama bence bunun miselyum sisteminde bir çeşit yapısal hafıza olduğunu söyleyebiliriz” diyor. Cıvık mantarların da hafızaya sahip olduğu iddia ediliyor çünkü yiyecek ararken daha önce gezindikleri alanlardan kaçınıyorlar. Bunu, üzerinden geçtikleri yerlerde bıraktıkları sümüksü izleri algılayarak yapıyorlar. Geçen yıl Fukasawa’nın ekibi bu kez mantarların şekilleri “tanıyıp tanıyamayacağını” sınamak için yeni bir deney yaptı.
Dokuz tahta blok toprağa artı işareti şeklinde, dokuz tanesi de daire şeklinde dizilmişti. Deneyde mantarların merkezden dışa doğru büyüdüğü gözlemlendi. Artı şeklinde olan bloklarda mantarlar zamanla ortadaki blokları bırakıp dıştakilere yöneldi yani daha uzaklardaki tahtaları arar gibiydiler. Fukasawa’ya göre bu merkezdeki kaynakların tükenmesi sonucunda oluşan doğal bir tepki ama bunu yine de “çok zekice” bir davranış olarak görüyor. Mantarların iç ve dış yönleri ayırt edebiliyor olması onların uzamsal yönleri tanıyabildiğini gösteriyor. Araştırmacılar, yayımladıkları makalede bu davranışı “örüntü tanıma” olarak adlandırıyor. Bu, aslında belirli veri kombinasyonlarını algılayabilen sistemler için kullanılan bir bilişim terimi ama insanların yüzleri ve sesleri tanıma biçimini tanımlamak için de kullanılabiliyor.
Daire şeklinde dizilen bloklarda ise mantarlar merkezi boş bıraktı. Bu da çevrede yeterince yiyecek olduğuna “karar verip” bu bilgiyi tüm ağa ilettiklerini düşündürüyor. Fukasawa’ya göre zekâyı hareketli ölçekle (eşel mobil) değerlendirmek daha mantıklı olabilir. “Çünkü böyle bir durumda zekâyı daha geniş anlamda tartışabilir ve kendimizi diğer organizmalarla karşılaştırabiliriz” diyor. “Zekâyı yalnızca insan beyniyle sınırlandırırsak zekânın evrimini tartışamayız.”
DİĞER GÖRÜŞLER
Fukasawa’nınki gibi deneyler, bazı kişileri daha da çarpıcı teoriler üretmeye teşvik etti. Mantar biyoloğu Dr. Nicholas Money’nin ortaya attığı “mantar zihni” fikri bunlardan biri. 2021’de Psyche dergisinde yazdığı bir makalede mantarların bilinç sahibi olarak kabul edilebileceğini öne sürdü, ama bunun için bilinç kavramının biraz genişlemiş olması gerekecekti. “Şempanzelerden amiplere kadar uzanan farklı türler için farklı bilinç çeşitlerini tanımlayabilmeyiz diyordu. İlkel zihin kavramlarından bir diğeri de “sıvı beyin”. Bu kavram, cıvık mantarların ve bazı mikrobik toplulukların sinir hücreleri olmadan bilgiyi nasıl işleyebildiklerini açıklayabilir. Ayrıca mantarlarda tespit edilen elektrik sinyalleri, hayvanlardaki sinir hücreleriyle ilişkili olanlara benzetiliyor. Bu sebeple bazı uzmanlar, mantarların beyni olmasa bile bir tür sinir sistemine sahip olup olmadığını sorguluyor. Bitkiler için de öne sürülen benzer argümanlar var.
Ancak Fukasawa’ya göre mesele mantarların bilinç sahibi olup olmaması değil. “Ben, zekice davranışlar sergiliyorlar ve yaşamlarındaki sorunları çözebiliyorlar diye mantarların bilinçli olup olmadığının tartışılmasını pek önemsemiyorum” diyor. Stokes ise bilincin fazla iddialı bir kavram olduğunu düşünüyor. Mantarları insanlarla ve diğer hayvanlarla aynı kategoriye koymanın onları bize daha yakın kıldığını kabul etse de “bilimin henüz bu anlatıyı desteklemediğini” söylüyor. Bu gibi kıyaslamalar yaparak, “Onların bizden farklı ve gerçekten büyüleyici biyolojilerini göz ardı etmiş oluyoruz” diyor.
TEORİLER VE KANITLAR
Ama insanlar kıyaslama yapmayı sever. Peki ya beyni olmayan sinir sistemleriyle ilgili iddialara ne demeli? Stokes’a göre mantarlarda ve bitkilerde elektrik sinyalleri tespit edilmesi şaşırtıcı değil. “Tüm hücreler, zarlarının üzerinden iyon geçtikçe elektrik üretir” diyor. Yani hücrelerin enerji üretmek ve komşu hücrelere sinyal göndermek amacıyla iyonları (elektrik yüklü atomları veya moleküller) hareket ettirmesi olağan bir şey. Bizim sinir impulslarımızı üreten elektrik sinyalleri de bu iyonların sinir hücresi zarına ulaşmasıyla ortaya çıkıyor. Mantar zekâsı veya bilinciyle ilgili teorileri uçuk kaçık bulabilirsiniz ama bu teorilerin arkasındaki motivasyonları da düşünmekte fayda var. Çoğu zaman bu teoriler, bize çok yabancı organizmaları bize daha “yakın” kılma arzusundan doğuyor.
Bir türe insansı özellikler yüklemek o türü koruma isteğimizi artırabiliyor. Ancak bazı bilim insanları “wood wide web” teorisinin fazla ileri gittiğini savunuyor. Ağaçların mantar ağları aracılığıyla birbiriyle iletişim kurduğu fikri artık gerçekmiş gibi sunulmaya başlandı oysa bununla ilgili bilimsel kanıtlar hâlâ çok zayıf. Benzer şekilde mevcut tanımlar ışığında mantarları bilinç sahibi olarak nitelendirmek de erken bir karar olabilir ve mantarları koruma çabalarını sekteye uğratabilir. Evet, bilinç ve zekâ tanımlarını değiştirirseniz istediğinizi söyleyebilirsiniz ama buna ne gerek var? “Mantarların ne kadar havalı olduğunu anlamak için onlara insansı özellikler yüklememize gerek yok” diyor Stokes. Stokes’un özel araştırma alanı ise son derece zehirli bir tür olan köygöçüren mantarı.
“Ağaçların da mantar ağları aracılığıyla birbiriyle iletişim kurduğu fikri artık gerçekmiş gibi sunulmaya başlandı oysa bununla ilgili bilimsel kanıtlar hâlâ çok zayıf.”












