Haber kapak görseli
Genel
8 dk okunma süresi
All About Space

Mars'ta interneti nasıl kuracağız?

2030'lu yıllarda Kızıl Gezegen'de kolonistler yaşıyor olabilir ama Wi-Fi olacak mı?

1971 yılında David Bowie, Mars'ta yaşam olup olmadığını sormuştu. 2025 yılına geldiğimize bu tür heyecan dolu sorular biraz modası geçmiş gibi görünüyor. Bir zamanlar gizemli olan bu gezegen, cesur milyarderlerin ticari ganimeti haline gelirken, Mars ile ilgili sorular da pragmatik bir hal almaya başladı. Silikon Vadisi, Mars'ta yaşamın güzel olduğunu söylüyor, ama Wi-Fi olacak mı?

Bu soru, cesaret kırıcı bir şekilde dünyevi olsa da, sorulması gereken adil bir soru. Sonuçta, Elon Musk, Starship'in Mars'a giden yolcuları yakın gelecekte taşıyabileceğini belirtiyor. Ancak Instagram'da uzay yolculuğundan selfie paylaşma imkanı olmadan, kimse gitmeye tenezzül edecek mi? Neyse ki, geleceğin yıldızlararası influencer'ları için Mars'ta internet sağlayıcısı olasılığı ufukta görünüyor.

Robin Marx, “Dürüst olmak gerekirse, gezegenler arası internetin Dünya'daki internetten çok daha basit olacağını düşünüyorum” diyor. “En azından, Dünya ve Mars arasındaki gezegenler arası internet” diye açıklıyor. Belçika'daki Hasselt Üniversitesinde web performansı alanında doktora yapan Marx, zamanının çoğunu Dünya'daki internet protokollerini optimize etmekle geçiriyor, ancak uzmanlığı daha büyük hedefleri olan projeler için paha biçilmez bir değer taşıyabilir. “Örneğin, Avrupa'dan ABD'ye iletişim kuruyorsak, neredeyse tüm trafik Amsterdam'dan geçecek” diye açıklıyor. “İspanya'dan Los Angeles'a doğrudan bir bağlantımız yok, bu yüzden zaten optimal olmayan rotalardan geçiyoruz. Ancak Dünya, Mars için çok daha basit bir kurulum olabilir, çünkü sadece iki uç nokta var.”

401 milyon kilometre uzanacak bir internet bağlantısı kulağa şüpheli gelebilir, ancak Mars'a ulaştırılacak geniş bant bağlantısı, Dünya'daki sayısız çevrimiçi ağdan daha basit olabilir. Peki bu mümkün mü?

Marx, “İlk adım Starlink gibi bir şey olacak” diyor. “Mars'ta ilk hazırlık kolonilerini kurduğumuzda, Dünya'nın etrafına uydular yerleştirmiş olmalıyız.” Elon Musk'ın bitmek bilmeyen çabalarını takip etmekte zorlananlar için Starlink, SpaceX'in Dünya'nın etrafına 11.943 adet birbirine bağlı uydu yerleştirerek gezegenin her yerine yüksek hızlı internet yaymak için hazırladığı bir plan. Bu plan için şu an yörüngede dolanan uydu sayısı 8.000'in üstünde. Ancak Starlink'in büyük potansiyeli sadece Dünya tabanlı interneti kapsamıyor; doğru yönlendirmeyle uydu ağı, yüksek hızlı interneti yıldızlara da kolayca gönderebilir.

Ancak bir fenbilgisi öğretmeni tek bir bardak ile bardak telefon deneyi yapamayacağı gibi, insanlık da tek bir Starlink ile gezegenler arası internet oluşturamaz. Kızıl Gezegen ile bağlantı kurmak için oraya da uydular göndermemiz gerekecek. Marx, “Bir sonraki adım, Mars'ın etrafına benzer ancak çok daha küçük bir uydu kalkanı yerleştirmek olacak” diyor.

Mars uydu ağı fikri fütüristik görünse de, bu fikrin kökenleri aslında 2004 yılına kadar uzanıyor. O yıl NASA mühendisleri, Mars Telecommunications Orbiter adlı 500 milyon dolarlık telekomünikasyon aktarma uydusunu hazırlamak için yoğun bir şekilde çalışıyorlardı. Bu uydu, yüksek hızlı lazer ışınları kullanarak Mars gezginlerinden her gün Dünya'ya veri aktaracaktı. Ne yazık ki proje, bütçenin Hubble Uzay Teleskobu'nun yeniden servise alınmasına yardımcı olması için 2005 yılında iptal edildi, ancak NASA veya SpaceX gibi şirketlerin doğru yatırımlarıyla, bu devre dışı bırakılmış veri hayali gerçeğe dönüşebilir.

“Böylece bu sistemi Dünya uydularına bağlamaya başlayabiliriz,” diye devam ediyor Marx. “Gezegenler arasına verileri depolayabilen ve iletebilen ara uydular yerleştirmemiz gerekecek.” İşte burada işler karmaşıklaşıyor, çünkü San Francisco ile Sibirya arasında internet bağlantısı kurmak yeterince zor olsa da en azından bu iki yer arasındaki mesafe sabit. Ancak Dünya ile Mars arasındaki mesafe, her iki gezegenin eliptik yörüngesindeki konumuna göre değişiyor. İki gezegen en yakın noktalarında birbirlerinden yaklaşık 54,6 milyon kilometre uzaklıkta olurken, en uzak noktalarında aralarında 401 milyon kilometre mesafe oluyor. Bu değişken mesafeleri aşacak ve yine de etkili iletişim sağlayacak kadar uydu mühendisliği yapmak, gezegenler arası internetin getirdiği en göz korkutucu zorluklardan biri. Ancak, Teksas merkezli bir girişim, bu zorluktan hiç de yılmadan, şimdiden bu işin peşine düşmüş durumda. 2018 yılında kurulan Hypergiant Galactic Systems, yapay zeka ve uyduları kullanarak, Dünya ile Mars arasında internet sinyallerini iletmek için gereken tam da bu tür bir aktarma ağı oluşturmayı hedefliyor. Şirketin kurucuları, Dünya ile Ay arasındaki Lagrange noktasına bir uydu fırlatmayı planlıyor. Bu nokta, bir cismi park etmek için kütle çekim kuvvetlerinin ideal bir şekilde dengelendiği bir nokta; James Webb de benzer bir yörüngede bulunuyor. Testler, büyük miktarda veri gönderip alıp alamayacağını doğrulayacak.

Dünya ve Mars yörüngesindeki uydularla uyumlu bir şekilde iletişim kuran Hypergiant'ın uzay çağı telefon direkleri, Mars'ta internet fikrini gerçeğe dönüştürmeye yardımcı olabilir. Ancak Mars'tan canlı tweet atma düşüncesiyle heyecanlanmaya başlamadan önce, fiziğin hâlâ sınırları olduğunu unutmamak önemli. Marx, “Uydu lazerleri ışık hızında çalışır ve Dünya'da bile ışık hızı, anlık işlemler yapmak için çok yavaştır” diye açıklıyor. Saniyede 299.792 kilometre gibi muazzam bir hızla seyahat eden, Dünya'daki internet bağlantısı yavaş olarak nitelendirilemez. Ancak Mars'a yapılan uzun bir yolculukta, Whatsapp üzerinden sohbet etmeye çalışan kolonistler için Wi-Fi sinyali biraz geç kalabilir. Ne yazık ki fizik kurallarına karşı mühendislerin yapabileceği pek bir şey yok. Marx, “İnternet iletişiminde iki farklı parametre olduğunu unutmayın: gecikme ve bant genişliği” diye açıklıyor. “Bant genişliği, daha fazla uydu ekleyerek yönetilebilir, ancak gecikme asla yönetilemez; her zaman yılın zamanına ve gezegenlerin konumuna bağlı olacaktır.”

Işık hızı, gezegenler arası internetin mücadele etmesi gereken tek yasa değil. Avrupa Uzay Ajansı (ESA) ve SpaceX'e ait uydular arasında yakın zamanda yaşanan bir kaza sayesinde, uzayı yöneten yasalar her zamankinden daha fazla sorgulanıyor. ESA'nın gözlem uydularından birinin, Starlink internet uydusu ile olası bir çarpışmayı önlemek için iticilerini kullanmak zorunda kaldığı bu olay, biraz yoğun bir Güneş Sistemi'ni daha iyi yönetmek için uzay kurallarının güncellenmesi yönündeki çabaları tetikledi. Herhangi bir yüksek hızlı Mars internet hizmeti, Dünya ile Kızıl Gezegen arasında uydu filolarına ihtiyaç duyacağından, gerekli onayı almadan uzaya fırlatılacak cihaz sayısı daha da azalacak gibi görünüyor. Gezegenler arası internetin getirdiği tüm teknik ve bilimsel zorluklara rağmen, en büyük engel bürokrasi olabilir.

Elbette, Mars'ta bir yönlendirici kurmanın bu kadar çok engelle karşılaşması şaşırtıcı olmamalı. Ancak fırlatılması gereken binlerce uydu, oluşturulması gereken düzenlemeler ve işlevini engelleyecek ışık hızı sınırlamaları göz önüne alındığında, Mars internetinin geleceği o kadar zorlu görünüyor ki, bu çabaya değer olup olmadığını sorgulamak anlaşılabilir bir durum. Sonuçta, uzay ajansları 1969'dan beri insanları Ay'a gönderebiliyorlar, ancak sadece üç yıl sonrasında, Ay'ın yüzeyini incelemek için ekonomik bir yöntem olmadığından bu çabadan vazgeçildi. Peki, Mars'ta selfie çekilmesini mümkün kılmanın dışında, gezegenler arası interneti denemeye değer kılan nedir?

İnternet olmadan insanları Mars'ı ziyaret etmeye ve kolonileştirmeye göndermek, arabayı atın önüne koymak gibi olabilir, çünkü internet eğlence kaynağı olarak bilinse de, iletişim için pratik yetenekleri gelecekteki uzay uçuşları için çok önemli olabilir. ESA-SpaceX uydu vakasının mükemmel bir şekilde gösterdiği gibi, biraz iletişim felaketi önlemek için çok önemli olabilir. Bu tür kuruluşlar birbirleriyle istişare etmeden uzay araçlarını Dünya'nın etrafına yaymaya devam ederlerse, bu kıl payı kaçırılan çarpışmaların pahalıya mal olacak çarpışmalara dönüşmesi sadece an meselesi.

2018 yılında Aerospace and Electronic Systems dergisinde yayınlanan bir makalede gezegenler arası internetin oluşturulması için nedenleri kapsamlıca açıklayan bir araştırma ekibi, “hem insanlı hem de insansız görevler, paralel ve uyumsuz ağları çoğaltmak yerine, şu anda internette olduğu gibi kaynakları paylaşmaktan fayda sağlayacaktır” diyerek tam da bu mantığı öne sürüyor. Uzay yolculuğunun ilham verici yönlerini kabul eden Hong Kong Bilim ve Teknoloji Üniversitesi ve Helsinki Üniversitesi'nden yazarlar, mevcut internet bant genişliğini artırarak Mars-Dünya çevrimiçi bağlantısının Güneş Sistemimizdeki gezegenlerin ve yıldızların yüksek kaliteli görüntülerinin iletilmesine yardımcı olabileceğini, bunun da yeni nesil uzay yolcularına ilham verebileceğini iddia ediyorlar. Mars'ın ilk keşfi daha ileri uzay kolonizasyonuna dönüştükçe, araştırmacılar bunun “iletişim kaynaklarının artırılmasını gerektireceğini” belirtiyorlar. Bu nedenle, gelecekteki görevler için tüm kaynakları bir kerede kullanmak yerine, internet ağını kademeli olarak büyütmek daha mantıklı.

Marx, “Gezegenler arası bir medeniyet kurma konusunda gerçekten ciddiysek, resmi NASA veya ESA iletişim kanalları dışında gezegenler arasında iletişim kurmanın yollarını bulmamız gerekecek” diyor. “Tıpkı Dünya'da olduğu gibi, internetin herkes için bir meta olmasını isteriz.”

Bu nedenle, ironik bir şekilde, gezegenler arası internet hiç de devrim niteliği taşımayacak. Bugün bildiğimiz dünyevi internet gibi, birçok kuruluşun bir dizi proje üzerinde birlikte çalışmasını, iletişim kurmasını ve işbirliği yapmasını sağlayabilir. Tek fark, Dünya'daki internetin aksine, uzayın çevrimiçi dünyasının başlangıçta tek bir amaç için var olacağı: uzay keşiflerinin yeni çağını kolaylaştırmak, yani insanlığı yıldızlara yerleştirmek. Maliyeti, gerekli uydu sayısı veya gereken teknik beceri düzeyi ne olursa olsun, türümüzü tanımlayan bu hedefe ulaşmaya yardımcı olabilecek her türlü aracın en azından denenmesi gerektiği tartışılmaz.

Ayrıca, sadece yeni bir dünyanın sağlayabileceği radikal bakış açısına sahip yaratıcı kolonistlerin eline geçtiğinde, Mars internetinin ne gibi yeni çevrimiçi harikalar yaratacağı belli olmaz. Spacebook? Sputnify? Marstagram? Hatta belki de sayısız Mars reelleri, videoları ve orijinal içerikler? İnternetin geleceğine bakarken, belki de onu inşa edecek Silikon Vadisi CEO'larını değil, onu dolduracak yaratıcıları dinlemeliyiz.

David Bowie, 1999 yılında yaptığı karakteristik öngörülü bir röportajda, “Bence buzdağının görünen kısmını bile görmedik” demişti. “İnternetin topluma yapacağı şeylerin potansiyeli, iyi veya kötü, hayal edilemez. Aslında heyecan verici ve korkutucu bir şeyin eşiğindeyiz.” Birçok yönden hiçbir şey değişmedi. Mars'ta Wi-Fi olacak mı? Yeteri kadar cesaret edersek belki...

Leo Bear-McGuiness

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo