
Orta Çağ metninin altından çıkan gökyüzü: 2000 yıllık yıldız haritası ortaya çıktı
Bilim insanları, X-ışınları kullanarak bir el yazmasının altında gizlenen antik bir metni ortaya çıkardı. Metnin, yaklaşık 2000 yıl önce hazırlanmış bir yıldız haritasının parçalarını içerdiği düşünülüyor.
Araştırmacılar bu metnin, astronominin öncülerinden kabul edilen Hipparchus’a ait olabileceğini belirtiyor. İznik doğumlu gökbilimcinin hazırladığı düşünülen koordinatlar, teleskopun icadından çok önce yapılan gökyüzü ölçümlerine ışık tutuyor. Çalışma, antik çağda insanların yalnızca çıplak gözle gökyüzünü nasıl kayda geçirdiğini gösteren önemli bir kaynak olarak görülüyor.
Orta Çağ el yazmasının altında saklanan metin
Araştırmanın başlangıcı, Mısır’daki Saint Catherine's Monastery’nden getirilen bir el yazmasının incelenmesine dayanıyor. 6. yüzyıla ait bu metin, parşömenin altına gizlenmiş daha eski bir yazının izlerini taşıyordu.
Orta Çağ’da parşömen pahalı bir malzemeydi. Bu nedenle eski yazılar kazınır ve aynı yüzey yeniden kullanılırdı. Bu tür metinlere “palimpsest” adı verilir. İncelenen el yazması da bu yöntemle oluşturulmuştu.
Araştırmacılar, metnin alt katmanını okumak için SLAC National Accelerator Laboratory’de özel bir tarama çalışması yürüttü. Kullanılan X-ışını yöntemi, parşömene zarar vermeden farklı mürekkep türlerini ayırt edebiliyor.
Antik metinde kullanılan mürekkebin kalsiyum izleri taşıdığı belirlendi. Üst katmanda yer alan daha yeni yazının mürekkebi ise demir açısından zengindi. Bu kimyasal fark, iki yazı katmanının ayrılmasını sağladı.
Antik Yunanca yıldız kayıtları
Laboratuvarda satır satır taranan 11 sayfa, Antik Yunanca astronomi terimleriyle dolu bir metni ortaya çıkardı. Araştırmacılar metinde bazı takımyıldızların isimlerini ve yıldız tanımlarını tespit etti.
Şimdiye kadar belirlenen ifadeler arasında Aquarius takımyıldızına ait açıklamalar da bulunuyor. Metin, bu takımyıldızdaki parlak yıldızların konumlarını ve özelliklerini tarif ediyor.
Araştırma ekibine göre bulunan koordinatlar, çıplak gözle yapılan ölçümler için dikkat çekici bir doğruluk seviyesine sahip. Bu durum, antik çağ gözlemcilerinin uzun süreli gözlemlerle gökyüzünü sistemli biçimde kaydettiğini gösteriyor.
İznikli gökbilimcinin mirası
Hipparchus’un antik kent Nicaea’de doğduğu biliniyor. Günümüzde Türkiye sınırları içinde yer alan bu kent, antik çağda önemli bilim merkezlerinden biriydi.
Gökbilimcinin yazdığı eserlerin büyük bölümü zaman içinde kayboldu. Bu nedenle ortaya çıkarılan metin parçaları, Hipparchus’un çalışmalarına dair nadir kanıtlar arasında kabul ediliyor.
Müze uzmanları ve araştırmacılar, bu hassas sayfaları korumak için özel yöntemler uyguluyor. Parşömenler nem kontrollü kasalarda saklanıyor. Tarama işlemi sırasında ışık seviyesi de mürekkebin zarar görmemesi için dikkatle ayarlanıyor.
Ortaya çıkarılan metin, antik dünyanın bilimsel birikimine dair yeni bir pencere açıyor. Babil, Mısır ve Yunan astronomi geleneğinin birleştiği bu çalışma, gökyüzünü anlamaya yönelik en eski girişimlerden biri olarak değerlendiriliyor.
Benzer Haberler

Bilim insanları önce şaka sandı: Yumurtlayan, süt veren ve zehirli ornitorenkler

Solakların gizli avantajı: Kazanma isteği genlere mi yazıldı?

Çekmecedeki süpersonik deney: Koli bandı açarken ses duvarını aşıyoruz









