
Oturma odası dekorasyonunda herkesin yaptığı hatalar
Oturma odası dekorasyonu söz konusu olduğunda, doğru sanılan pek çok yanlışla karşılaşmak mümkün. Tüm eşyalar tamamlandığı hâlde mekân hâlâ boş hissi veriyorsa ya da tam tersine ihtiyaç kadar mobilya olmasına rağmen oda sıkışık görünüyorsa, sorun büyük ihtimalle dekorasyon aşamasında gözden kaçan detaylardan kaynaklanıyordur.
Mobilyaları tamamen duvara yaslamak

Oturma odalarında en yaygın hatalardan biri mobilyaları bütünüyle duvara dayamaktır. Odayı geniş göstermek için yapılan bu hamle, çoğu zaman tam tersi bir etki yaratır. Ortadaki alan fazla boş kalırken, mobilyalar birbiriyle bağlantısızmış gibi algılanır.
Bunun yerine koltukları ve kanepeleri duvardan birkaç santimetre ayırmak, mekânda daha dengeli bir yerleşim sağlar. Bu küçük boşluk, sohbet alanını daha samimi kılar ve odanın bütünlüğünü güçlendirir.
Doğal ışığı kesmek

Doğal ışık, oturma odasının atmosferini doğrudan etkiler. Mobilya yerleşimi sırasında pencere önlerini kapatmamak ve ışığın oda içinde rahatça dolaşmasını sağlamak gerekir. Işığın önü kesildiğinde mekân olduğundan daha küçük ve karanlık görünür.
Aydınlık bir oturma odası, hem ferahlık hissini artırır hem de dekorasyonun tüm detaylarını daha iyi ortaya çıkarır.
Sohbet alanını göz ardı etmek
Oturma odasının en önemli işlevlerinden biri, insanların bir araya gelip rahatça sohbet edebilmesidir. Bu nedenle koltuk ve kanepelerin yerleşimi büyük önem taşır. Oturma elemanlarının birbirine dönük olması, konuşurken bağırmayı ya da öne eğilmeyi gereksiz kılar.
Geniş salonlarda bu düzeni kurmak zor gibi görünse de, alanı birden fazla sohbet köşesine ayırarak mobilyaları gruplamak oldukça işlevsel bir çözüm sunar.
Birden fazla odak noktası yaratmak

Her mekânın bir odak noktası olmalıdır. Bu çoğu zaman televizyon ünitesi ya da ana oturma grubudur. Birden fazla odak noktası oluşturmak, gözün sürekli farklı yerlere yönelmesine neden olur ve mekânı daha kalabalık gösterir.
Sade ve net bir odak noktası, oturma odasının daha düzenli ve huzurlu algılanmasını sağlar.
Denge unsurunu ihmal etmek
Mobilya ve aksesuarların, odanın ölçüleriyle uyumlu olması gerekir. Fazla eşya, boğucu bir etki yaratırken; az eşya da mekânı soğuk ve eksik gösterebilir. Burada önemli olan, parçalar arasında görsel bir denge kurmaktır.
Örneğin bir kanepeyi iki berjerle dengelemek ya da kanepeyi bir koltuk ve orta sehpa ile tamamlamak, daha uyumlu bir görünüm sağlar.
Dekorasyona başlamadan önce kendinize sorun

Bir oturma odasını dekore etmeden önce, yaşam tarzınızı netleştirmeniz büyük fark yaratır. Aşağıdaki sorular bu noktada yol gösterici olabilir:
- Kaç kişiyi rahatça ağırlamak istiyorsunuz?
- Alan yalnızca dinlenme için mi, yoksa ailece vakit geçirilen bir mekân mı olacak?
- Çocuklarınız ya da evcil hayvanlarınız var mı?
- Odayı daha çok gündüz mü, akşam mı kullanacaksınız?
- Çalışma, sanat ya da hobi gibi aktiviteler bu alanda yer alacak mı?
- Televizyonu ön planda mı görmek istiyorsunuz, yoksa gizlemeyi mi tercih edersiniz?
Bu sorulara dürüst cevaplar vermek, yalnızca şık değil aynı zamanda gerçekten kullanılan bir oturma odası yaratmanızı sağlar.
Unutmayın, sergi salonu gibi görünen ama kimsenin kullanmak istemediği bir oda, en başarısız dekorasyon örneklerinden biridir. Mekân, size nasıl yaşamanız gerektiğini dikte etmemeli; tam tersine sizin yaşam tarzınıza uyum sağlamalıdır.
Sık yapılan 7 renk hatası

Renk seçimi, dekorasyonun en kritik aşamalarından biridir. İşte en sık karşılaşılan hatalar ve doğru yaklaşımlar:
Doğal renkleri yalnızca bej sanmak
Bej doğal bir renktir; ancak tek seçenek değildir. Yumuşak yeşiller, sıcak toprak tonları ya da doğru kullanıldığında kırmızı gibi iddialı renkler de doğal ve dengeli bir atmosfer yaratabilir.
Ana renkleri göz ardı etmek
Renk seçerken yalnızca tek bir tona odaklanmak yerine ana ve ara renkleri birlikte değerlendirmek gerekir. Renk geçişlerini görmeden karar vermek, uyumsuz sonuçlara yol açabilir.
60-30-10 kuralını uygulamamak
Dengeli bir renk dağılımı için bu kural oldukça etkilidir. Ana renk yüzde 60, tamamlayıcı renk yüzde 30 ve vurgu rengi yüzde 10 oranında kullanılmalıdır.
Renk kullanımında dozu kaçırmak
Farklı tonları bir araya getirmek mekâna hareket katar; ancak yanlış kombinler boğucu bir etki yaratır. Monokrom paletler ya da hazır renk skalaları bu noktada güvenli bir tercih olabilir.
Trend renkleri kalıcı mobilyalarda kullanmak
Moda renkleri duvarlarda ve aksesuarlarda denemek kolaydır. Ancak mobilya seçiminde zamansız tonlara yönelmek, uzun vadede daha doğru bir karardır.
Renklerde cinsiyet kalıplarına takılmak
Renkleri kadın-erkek ayrımıyla değerlendirmek yaratıcılığı sınırlar. Klasik tonları farklı dokular ve kontrastlarla bir araya getirerek çok daha çarpıcı sonuçlar elde edilebilir.
Işık ve aydınlatmayı hesaba katmamak
Bir rengin algısı, mekânın aldığı gün ışığına ve kullanılan aydınlatmaya göre değişir. Boya ya da tekstil seçmeden önce renklerin günün farklı saatlerinde nasıl göründüğünü mutlaka gözlemleyin.












