
Titanik’ten daha kısa süren bir felaket: Vasa’nın 10 dakikalık dramı
Dünyanın en bilinen deniz felaketi sorulduğunda çoğu kişinin aklına Titanik gelir. Oysa Baltık Denizi’nin soğuk sularında yatan Vasa, çok daha kısa sürede ve çok daha talihsiz bir sona sürüklendi. İsveç donanmasının gururu olması beklenen bu dev savaş gemisi, ilk yolculuğuna çıktıktan yalnızca birkaç dakika sonra sulara gömüldü.
Üstelik Vasa, arkasında hâlâ çözülemeyen sorular bırakarak… Bilim insanlarını meşgul eden iskeletler, gemiden çıkarılan on binlerce eşya ve dönemin mühendislik sınırlarını zorlayan hatalarla dolu bir hikâye.
İsveç’in Gururu Olması Beklenen Savaş Gemisi

17'nci yüzyılın başlarında İsveç, Baltık Denizi’nde askeri gücünü göstermek istiyordu. Bu hedef doğrultusunda inşa edilen Vasa, dönemin en pahalı ve en ağır silahlarla donatılmış savaş gemisi olarak tasarlandı. Üzerinde onlarca bronz top bulunan gemi, gücü ve ihtişamıyla İsveç donanmasının simgesi olacaktı.
Ancak 10 Ağustos 1628’de başlayan bu görkemli hikâye, beklenmedik şekilde sona erdi.
İlk Sefer, Son Yolculuk

Vasa, o gün öğleden sonra oldukça sakin bir havada Stockholm limanından ayrıldı. Tegelviken açıklarına geldiğinde hafif bir rüzgâr yelkenleri doldurdu. Normal koşullarda bu tür bir rüzgâr, büyük bir savaş gemisi için tehlike oluşturmazdı.
Ancak Vasa yan yattı ve kısa sürede dengesini kaybetti. Alt güvertedeki top kapakları açık olduğu için içeri hızla su dolmaya başladı. Kaptan kapakların kapatılması emrini verdiğinde artık çok geçti. Tonlarca su gemiyi aşağı çekti ve Vasa, kıyıdan yalnızca birkaç yüz metre uzaklıkta, 32 metre derinliğe battı.
Gemide bulunan yaklaşık 150 kişiden 30’u, içeride mahsur kalarak yaşamını yitirdi. Vasa, henüz bir deniz mili bile yol almadan tarihe karıştı.
Felaketin Ardındaki Tasarım Hatası

Bu dev gemi nasıl bu kadar kolay devrildi? Sorunun yanıtı, dönemin mühendislik sınırlarında gizliydi. Vasa’nın tasarımından sorumlu gemi yapımcısı Henrik Hybertsson, modern denge ve stabilite hesaplamalarının henüz bilinmediği bir çağda çalışıyordu.
Geminin suyun altındaki gövdesi, üst bölümdeki ağır toplar ve süslemeler için yeterince geniş değildi. Bu durum ağırlık merkezini yukarı taşıdı ve Vasa’yı son derece dengesiz hale getirdi. Hızlı ve güçlü olması planlanan gemi, en ufak rüzgârda devrilmeye hazır bir yapıya dönüştü.
Baltık Denizi’nde Geçen 333 Sessiz Yıl

Vasa, tam 333 yıl boyunca deniz tabanında sessizce yattı. 1956 yılında deniz mühendisi Anders Franzén, enkazın yerini yeniden keşfettiğinde tarihin en büyük deniz kurtarma operasyonlarından biri başladı.
Gemiyi yüzeye çıkarmak için pek çok sıra dışı fikir ortaya atıldı. Gövdeyi pinpon toplarıyla doldurmak bile öneriler arasındaydı. Sonunda yüksek basınçlı su jetleriyle deniz tabanı temizlendi, çelik halatlar yerleştirildi ve Vasa 1961 yılında yeniden gün ışığına çıkarıldı.
Baltık Denizi’nin soğuk ve düşük tuz oranına sahip suları, gemiyi adeta bir zaman kapsülüne dönüştürmüştü. Çamurla kaplı olmasına rağmen ahşap gövde ve hatta bazı yelken parçaları şaşırtıcı derecede sağlamdı.
İskeletler, Eşyalar ve Cevapsız Sorular

Bugün Stockholm’deki Vasa Müzesi’nde sergilenen gemi, 17. yüzyıldan günümüze ulaşan tek eksiksiz savaş gemisi olma özelliğini taşıyor. Enkazdan çıkarılan 17 iskelet ve 40 binden fazla eşya, dönemin denizcilik yaşamına dair benzersiz bilgiler sunuyor.
Bilim insanları hâlâ gemide bulunan kemikleri inceleyerek kimlikleri belirlemeye çalışıyor. Yaş, cinsiyet ve yaşam koşullarına dair elde edilen veriler, Vasa’nın yalnızca bir gemi değil, aynı zamanda donmuş bir tarih belgesi olduğunu gösteriyor.
Zamana Karşı Bir Koruma Mücadelesi

Vasa’nın kurtarılması büyük bir başarı olsa da, korunması hâlâ ciddi bir sorun. Ahşabı muhafaza etmek için özel kimyasallar kullanılsa da, geminin su yüzüne çıkarıldıktan sonra yapısının yaklaşık yüzde 80 oranında zayıfladığı biliniyor.
Restoratörler ve bilim insanları, bu eşsiz mirasın tamamen yok olmaması için zamana karşı yarışıyor. Vasa, yüzyıllar sonra bile insan hatasının ve mühendisliğin sınırlarının ne kadar ağır sonuçlar doğurabileceğini hatırlatmaya devam ediyor.












