Haber kapak görseli
Gündem
8 dk okunma süresi
Start Up

Uluslararası Ekonomi Zirvesi 2026: Bakan Kacır:""Türkiye'yi yeni düzlemde küresel ticaretin merkez ülkelerinden biri olarak görüyoruz"

İçeriği Paylaş

Bu yıl “Büyük Dönüşüm” temasıyla düzenlenen Uluslararası Ekonomi Zirvesi’nde (UEZ 2026) ikinci gün devam ederken, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Uluslararası Ekonomi Zirvesi’nin (UEZ 2026) ikinci gününde Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır da konuşmacılar arasında yer aldı. Bakan Kacır, dünyadaki gelişen yeni düzenden Türkiye'nin birçok alanda yaptığı yatırımlara kadar birçok konuda önemli açıklamalarda bulundu.

"Türkiye'yi yeni düzlemde küresel ticaretin merkez ülkelerinden biri olarak görüyoruz"

Dünyada hem ekonomik, hem siyasal düzende büyük dönüşümler yaşandığına vurgu yapan Bakan Kacır, Türkiye'yi yeni düzlemde küresel ticaretin merkez ülkelerinden biri olarak gördüklerini şöyle ifade etti:

Dünyada son dönemde hem ekonomik düzende hem siyasal düzende büyük dönüşümlerin yaşanmakta olduğunu görüyoruz. 80 yıldır küresel düzenin ana parametreleri olarak kabul edilen pek çok unsur, görünen o ki önümüzdeki dönemde geçerliliğini yitirecek.

Dolayısıyla, önceki düzenin ortaya çıkardığı sonuçların, yeni düzenin nedeni olduğunu söyleyebiliriz. Dünya ekonomisindeki bu değişen denge, yeni arayışları ve yeni yaklaşımları beraberinde getirdi. Bunun ilk ve en hızlı sonuçlarını ise ticarette korumacılık eğilimleri olarak görüyoruz.

Özellikle pandemi döneminde, dünyanın tüm ülkelerinde korumacılık bir trend haline geldi. Pandemi sona ermiş olsa da bu yaklaşım terk edilmedi. Bugün dünya genelinde; daha fazla yerinde üretim, daha fazla gümrük engeli, daha fazla teknik düzenlemeyle ithalatın kısıtlanması gibi politikalar tartışılıyor. Bölgesel açıdan bakıldığında ise Asya’nın küresel ticaretteki payı artıyor. Avrupa ve Kuzey Amerika’nın payı ise azalıyor. Bu tablo, küresel ekonominin ağırlık merkezinin kuzeyden güneye ama çok daha belirgin şekilde batıdan doğuya kaymakta olduğunu gösteriyor

Çin'in dünya ekonomisindeki ağırlığı bugünküyle kıyaslandığında çok daha mütevazı bir seviyedeydi. Fakat Çin yılda ortalama yüzde sekiz buçuk büyüme gerçekleştirerek şimdi tek başına Avrupa Birliği ekonomisini geride bırakmayı başardı. Ve Avrupa Birliği ile Amerika arasındaki makas da Avrupa Birliği'nin yılda ancak yüzde 1,4 büyümesi nedeniyle bu dönemde açılmış oldu.

Türkiye'yi bu yeni denklemde bulunduğumuz konumun da getirdiği avantajları dikkate alarak küresel ticaretin merkez ülkelerinden biri olarak görüyoruz. Önümüzdeki dönemde, gelecek 25 yılda dünya ekonomisinde hangi bölgelerin daha fazla pay sahip olacağına baktığımızda, Türkiye'mizin önünde gerek ticaret bağlantıları, gerek enerji bağlantıları, gerek sahip olduğumuz birazdan biraz daha detaylı olarak ele alacağımız üretim ve teknoloji kabiliyetleriyle yeni fırsat pencereleri açılacak. Bu fırsatları değerlendirebilmenin en önemli şartı ise kritik teknolojileri kendi geliştiren, üreten ve ihraç eden bir ülke olmak yani milli teknoloji hamlesi.

"Ana sanayimizin bütün sektörlerinde üretimimizi birkaç misli büyüttük"

Türkiye'nin yaşadığı teknolojik değişimlere de işaret eden Bakan Kacır, ana sanayinin bütün sektörlerinde üretimin artığını şöyle ifade etti:

Türkiye, son 25 yılda; güçlü altyapı, nitelikli insan kaynağı ve istikrarlı kamu politikaları sayesinde üretim kabiliyetlerini ciddi şekilde geliştirdi. Sonuç olarak; küresel ticaretteki payımız yüzde 0,55’ten yüzde 1,07’ye çıktı. Küresel üretim katma değerindeki payımız yüzde 0,69’dan yüzde 1,38’e yükseldi. 2002’de 41 milyar dolar sanayi katma değeri varken, bugün bu değer 246 milyar dolara ulaştı. Yani dünya ortalamasında büyüseydik 123 milyar dolarda kalacakken bunun iki katına ulaştık.

Ana sanayimizin bütün sektörlerinde üretimimizi birkaç misli büyüttüğümüzü ifade edebiliriz. 2002 yılında yaklaşık 7 milyon beyaz eşya üretiliyordu. Geçtiğimiz yıl Türkiye'de 29 milyon beyaz eşya üretildi. Türkiye beyaz eşya üretiminde Avrupa'da bir numaralı, dünyada ikinci sıradaki üretici ülke. Yine Türkiye 2002'de ancak 350 bin otomobil üretmişken, geçtiğimiz yıl 1,5 milyon araç ürettik.

2002'de 36 milyar dolar ihracat yaparken, bu ihracatın içinde orta yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerin payı 10 milyar dolar düzeyindeydi. Geçtiğimiz yıl 112 milyar dolar teknoloji seviyesi yüksek ve orta yüksek düzeyde olan ürün ihracatı yaptık. Yani bu segmentteki ürünlerde 12 misline erişmiş bir ihracat kapasitesinden bahsediyoruz.

Türkiye bugün; 41,5 milyar dolar otomotiv ihracatı, 31,9 milyar dolar kimya ihracatı, 28,7 milyar dolar makine ihracatı gerçekleştiren bir ülke. Ayrıca küresel İHA pazarının 3’te 2’si Türk firmalarının elinde. Güneş paneli, beyaz eşya ve ticari araç üretiminde Avrupa lideriyiz.

2002 yılında milli gelirimizin ancak yüzde beşini AR-GE faaliyetlerine ayırıyorduk. Ve Türkiye'deki AR-GE faaliyetlerinin toplam büyüklüğü ancak 1,2 milyar dolar. Şimdi milli gelirimizin yüzde 1,5'unu AR-GE'ye ayırıyoruz. Bu oran Avrupa'da önde gelen sanayi ülkeleri, İtalya, İspanya gibi ülkelerle benzer seviyeler. AR-GE’ye ayırdığımız kaynak 20 milyar dolara erişti.

Bilimsel yayınlarımızın ortalama etki seviyeleri, ortalama atıf sayıları da benzer şekilde büyük bir hızla yükseldi. Zaten bütün bu parametrelerin birbirinden ayrı olması pek beklenmez. Yani bir ülke ancak bilimsel kapasitesini yükseltebilmişse, AR-GE yatırımlarını ve altyapılarını inşa edebilmişse, sanayi, teknoloji kapasitesini arttırabilir, bilgi ticaretinden ve ticaretten daha fazla faydalanabilir.

"Türkiye, rekabet gücünü en hızlı artıran ihracat ülkelerinden biri"

Türkiye'nin rekabet gücünü en hızlı artıran ihracat ülkelerinden biri haline geldiğini vurgulan Bakan Kacır, şu açıklamalarda bulundu:

Türkiye, Çin’den sonra Avrupa’nın içlerine kadar uzanan geniş coğrafyada rekabet gücünü en hızlı artıran ihracat ülkelerinden biri haline geldi. Aynı zamanda ihracat hacmimizi de önemli ölçüde büyüttük. Sonuç olarak; Türkiye bu zorlu coğrafyada, başka hiçbir ülkenin kolayca erişemediği bir ihracat kabiliyeti seviyesine ulaştı. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde istikrarımızı koruyabilir ve güçlü şekilde yolumuza devam edebilirsek bu üretim ve ihracat kabiliyeti, Türkiye ekonomisinin yeni başarı hikâyelerinin ana motoru olacak.

İmalat sanayine daha detaylı baktığımızda da benzer bir tablo görüyoruz. Farklı sektörlerde üretim seviyelerinin tamamında artış var. Özellikle son 10 yılda; tüm segmentlerde büyüme yaşanırken yüksek teknoloji ürünlerindeki artış çok daha hızlı gerçekleşti. Bunun arkasında ise Türkiye’nin kurduğu güçlü AR-GE altyapısı bulunuyor.

"Türkiye, savunma ve havacılık ihracatında dünyada 11'inci sıraya yükseldi"

Türkiye'nin savunma teknolojilerini önceliklendirdiğini ifade eden Bakan Kacır, AR-GE projeleri hakkında da şu bilgileri verdi:

Türkiye’yi benzer ülkelerden ayıran en önemli alanlardan biri de savunma sanayi. Türkiye, zorlu bir coğrafyada bulunduğu için savunma teknolojilerini önceliklendirdi. 2000’li yıllardan itibaren yerli ve milli üretim odaklı, kritik teknolojileri kendi geliştiren bir model benimsendi. Sonuç olarak 2002'de 1 milyar dolar olan sektör büyüklüğü, bugün 20 milyar doları geçti. İhracat ise 238 milyon dolardan 10 milyar dolara çıktı. Türkiye, savunma ve havacılık ihracatında dünyada 11'inci sıraya yükseldi. Ayrıca 1.400'den fazla aktif AR-GE projesiyle ve 150 milyar dolara yakın sözleşme hacmiyle sektör, önümüzdeki 20 yılı hedefleyen güçlü bir büyüme perspektifine sahip.

2000'li yılların başından itibaren savunma sanayinde yeni bir bakış açısıyla milli ve özgün üretimi önceliklendirerek savunma sanayinde yepyeni bir başarı hikayesi inşa ettik. 23 yıl öncesine döndüğümüzde Türkiye'de tüm savunma ve havacılık sektörümüzün yılda 1 milyar dolarlık bir ekonomik büyüklük taşıdığını görürken, şimdi yılda 20 milyar doların üzerinde bir satış geliri elde ediyor. Bin 400’den fazla AR-GE projesi devam ediyor. 150 milyar dolara yakın sözleşme büyüklüğüyle gelecek 50 yılı planlıyoruz.

30 milyar dolarlık yatırım programımız var. Şimdiye dek elektrikli araçlar, batarya, yarı iletkenler, veri merkezi, yapay zeka, rüzgâr enerjisi, AR-GE, kuantum ve endüstriyel robot gibi başlıklarda dokuz çağrıya çıktık ve bu çağrıların hepsinden de adım adım neticeler almaya başladık.

"İkinci, üçüncü büyük nükleer enerji santral projeleri hayata geçirilecek"

Bakan Kacır, Türkiye'nin 2026 yılında nükleer enerjiden faydalanmaya başlayacağını da şöyle anlattı:

Dünyaya yaklaşık 438 aktif nükleer reaktör olduğunu biliyoruz ve 70'ten fazla nükleer reaktör inşa ediliyor. Bazı ülkeler geçmişte nükleerden çıkma kararları aldılar. Birkaç hafta önce Almanya'dan gelen siyasetçiler, nükleer enerjiden çıkmanın Alman ekonomisi açısından son dönemde yapılmış en büyük hata olduğunu itiraf ettiler. Türkiye bu alanda önemli bir adımı Akkuyu projesiyle atmış oldu. 2026 yılı Türkiye'nin nükleer enerjiden faydalanmaya başladığı bir yıl olacak. İkinci, üçüncü büyük nükleer enerji santral projeleri hayata geçirilecek.

"115 bin KOBİ son iki yılda yaklaşık 64 milyar lira uygun koşullu finansmana erişim sağladı"

KOBİ'lere verilen desteklerden de bahseden Bakan Kacır, 15 bin KOBİ son iki yılda yaklaşık 64 milyar lira uygun koşullu finansmana erişim sağladığını belirtti:

KOSGEB’le son dönemde KOBİ'lere çok güçlü destekler vermeye başladık. 115 bin KOBİ son iki yılda yaklaşık 64 milyar lira uygun koşullu finansmana erişim sağladı. Türkiye'deki yeni girişimlere sunduğumuz destekleri birkaç misli arttırdık. Yine son iki yılda 40 bine yakın girişimciye 3,5 milyar liraya yakın kaynak sağladık.Sanayi yerlerine erişimi çok daha şeffaf hale getirdik. Bütün süreçleri dijitalleştirdik. Çalışanlarımız için OSB’lerin yakınında lojman alanları oluşturacağız. Özellikle hızlı sanayileşen şehirlerimizde yükselen kira maliyetlerinin hem çalışanlarımız hem de işverenler, sanayiciler üzerinde bir yük olmaması için bir fırsat oluşturduk.

Dünyanın en güçlü süper bilgisayar projelerinden biri olan MareNostrum 5’e doğrudan ortak olduk ve bu kapsamda Türkiye’ye özgü bir altyapı oluşturduk. Bununla birlikte, Türkiye’nin ulusal süper bilgisayar kapasitesine yatırım yapıyoruz. Ankara’da TÜBİTAK bünyesinde, merhum Cahit Arf’ın adını taşıyan süper bilgisayarın kapasitesi de geçen yıl üç katına çıkarıldı.

"100 milyar liralık bir paketi önümüzdeki ay içerisinde ilan edeceğiz"

Bakan Kacır, imalat ve sanayi sektörlerinde verilen desteklerin çeşitlendirileceğini de şu sözlerle ifade etti:

100 milyar liralık bir kredi programı ilan ettik. Bu program kapsamında tüm sanayi sektörlerinde 33 puan maliyetlerle 6 ay geri ödemesiz, 3 yıla kadar uzanan vadelerle finansman imkanlarını sanayicilerimize sunduk. Önümüzdeki dönemde bu imkanları daha da çeşitlendireceğiz.

İmalat sanayi firmalarımız piyasadaki ortalama finansman maliyetlerinin neredeyse yarı düzeyinde bir finansman yüküyle operasyonlarını devam ettirebilecek. İlk aşamada 100 milyar liralık bir paketi önümüzdeki ay içerisinde ilan edeceğiz.

"Uzay Teknopark'ını Ankara'da kuruyoruz"

2027 yılının ilk aylarında Türkiye kendi geliştirdiği ve ürettiği bir ay aracını aya yollayacağını kaydeden Bakan Mehmet Fatih Kacır, şu açıklamalarda bulundu:

Atatürk Havalimanı’nın yerine yapılan Terminal İstanbul’da binlerce teknoloji girişimi bir arada çalışacak, girişimciler uluslararası teknoloji yatırımcılarıyla buluşacak ve Türkiye'nin bu milli teknoloji hamlesi yolculuğuna çok kıymetli katkılar sağlayacak.

Uzay Teknopark'ını Ankara'da kuruyoruz. Ay araştırma programını yürütüyoruz. 2027 yılının ilk aylarında Türkiye kendi geliştirdiği ve ürettiği bir ay aracını aya eriştirecek. Uzay ekonomisi yılda 1 trilyon dolara ulaşacak. Türkiye’nin bu alanda fark yaratabilmesi lazım.

"2033 yapay zeka stratejimizi haziran ayında kamuoyuyla paylaşacağız"

Bakan Kacır, yapay zeka stratejilerini de haziran ayında kamuoyuyla paylaşacaklarını belirterek, yeni fon yapılarının da duyurulacağını belirtti:

2033 yapay zeka stratejimizi haziran ayında kamuoyuyla paylaşacağız. Biz toplumun da bu sürece katılımı için bir çağrı yapmıştık ve dün o çağrımız tamamlandı. Muazzam bir ilgi gördü. Binlerce fikir, proje paylaşıldı. Türkiye'nin yeni yapay zeka yol haritasını, altyapısını, insan kaynağı, sektörel uygulama perspektifi, özgün büyük dil modelleri gibi başlıkları içerecek, özellikle yapay zeka girişimlerini daha güçlü şekilde destekleyeceğimiz yeni fon yapılarını da kamuoyuna duyuracağız.

© 2025 bmag - Tüm hakları saklıdır.

Iyzico ile ÖdeIyzico Logo